'5 yılda 100 bin mahkuma iş bulacağız'

Tutuklu ve Hükümlü Hakları Federasyonu Genel Başkanı Hayrullah Eligül

Tutuklu ve Hükümlü Hakları Federasyonu Genel Başkanı Hayrullah Eligül



16 Haziran 2018, 12:32

Ali Budak- Türkiye genelindeki cezaevlerinde 274 bin mahkumun bulunduğunu belirten Tutuklu ve Hükümlü Hakları Federasyonu Genel Başkanı Hayrullah Eligül, 'Bu mahkumların 5'te biri mahkumiyetleri süresince herhangi bir eğitim faaliyetine katılıyor. Sadece yüzde 3'ü cezaevlerinden tahliye edildiklerinde düzenli iş bulabiliyor. İş piyasasına yönelik eğitim eksikliği ve kimlik karmaşası sivil topluma aidiyet duygusunun kaybetme hissiyatı, bu kişileri yeniden suç işlemeye teşvik ediyor. Yeni kurulan Tutuklu ve Hükümlü Hakları Federasyonu olarak da yapacağımız çalışmalarla farkındalık yaratıp bu alandaki sivil toplum eksikliğini gidermeye çalışacağız. 24 Haziran genel seçimlerinden sonra üç ay içinde İstanbul'da iki tane il başkanlığı olmak üzere Ankara, İzmir ve Antalya'nın da dahil olduğu toplam 10 ilde il başkanlıklarımızı açacağız. 3 yılda 81 ilde il başkanlıklarımız olacak. Projemiz Avrupa İnsan Hakları Komisyonu tarafından da istedi. Biz durmadan çalışmaya devam edeceğiz ve daha iyisini yapacağız' diye konuştu.

 

Federasyonun kader mahkumu olan kadınları, çocukları ve gençleri topluma kazandırmayı çalıştığını belirterek, Tutuklu ve Hükümlü Hakları Federasyonu Genel Başkanı Hayrullah Eligül, federasyonun kuruluş amacını, faaliyetleri ve yapacakları projeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

3 bin çocuk annesi ile cezaevinde kalıyor

Öncelikle Türkiye'de 274 bin mahkum olduğu belirtiliyor. Bu sayının 0-6 yaş arasında olan çocuk sayısı kaç. Federasyon olarak suç işleyen bireylerin tamamına gerekli destekleri sağlıyor musunuz?

Federasyon olarak, devlete karşı işlenmiş suçlar, terör suçları ve istismar suçlarını kabul etmediğini ve bu suçlarla ilgili yardımcı olmuyoruz. Bunun dışında cezaevlerinde şu anda 274 bin mahkum var. Avrupa ülkelerine göre rekor seviyede mahkum sayısına sahibiz. Bu noktada da her şeyi devlete bırakmamak gerekiyor. 274 bin kişinin içinde en can acıtan konu 0-6 yaş grubu çocuklardan anneleri ile birlikte yatan 3 bin çocuğun olmasıdır. 11-17 yaş arası kız ve erkek olmak kaydı ile daha ergenliğe ve seçme seçilme yaşına ulaşmamış 3500 çocuğumuz var. 274 bin mahkumun içinde mübalağasız söylüyorum 174 bini kader mahkumu. Ayrıca bu çocukların eğitim olanakları da kısıtlı.

Federasyon olarak hükümetten destek görebiliyor musunuz? Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Hükümetimiz, sorunların çözümünü götürüp çare üreten herkese kapılarını açıyor. Bu noktada federasyon olarak her konuda canı gönülden destekleniyoruz. Federasyonumuzun en önemli amacı ise, tamamen topluma insanları geri kazandırmak. Suç oranları AB'ye göre rekor olan bir ülkede bunları yapmak mümkün müdür? Gayet mümkün. STK'lar gerek resmi toplum örgütleri ve halkımıza doğru anlatılarak çalışmalar yapılırsa muvaffak olunur ancak her şeyi devletten beklersek de olmaz. Şu anda hizmete aldığımız 24 saat hizmet veren bir çağrı merkezimiz var. Her an bilgi almak mümkün. İletişim merkezi tüm Türkiye'den ücretsiz olarak aranabiliyor. Bu konuda ciddi de rağbet görüyoruz. Bizim amacımız hapishanedeki kader mahkumlarının sorunlarını gidermek ve bütün ihtiyaçlarına cevap verebilmek.

Cezaevlerindeki yoğunluk arttı

Özellikle kamuoyu tarafından 15 Temmuz FETÖ Darbesi diye bilinen darbe girişiminden sonra hapishanelerde ciddi yoğunluk oluştu. Bu süreç nasıl ilerliyor. Çoğu mahkumun hapishanelerde yatacak yer bulamadığı yönündeki iddialar hakkında neler söyleyeceksiniz?

Evet, FETÖ terör örgütünden dolayı cezaevlerindeki yoğunluğun çok arttığı doğru. Devlet bu konu ile ilgili bir şeyler yapmalıyız dedi ve 20 ay denetimli serbestlik yasasını çıkardı. Ancak bu yoğunluğun üstesinden denetimli serbestlikle de gelinemedi. Halkımız af istiyor ancak bundan önce Türkiye'de verilen aflarda hükümet ve vatandaş arasında sorun oluştu. Kimse doğru bir çözüm götürmediği için herkes kararsız. Ama lakin her şeyin doğru çözümleri mevcut. Devletin ve hükümetin değerleri muhafaza edilerek vatandaşı da önemi vurgulanarak bu çalışmalar daha da geliştirilerek herkesin menfaatine olan kanunlar yapılabilir. Bu noktada da gereken çalışmaların yapıldığını biliyoruz.

'Hapishanedekilerin yüzde 50'si geri kazanılabilir'

Şu an hapishanede cezasını çeken vatandaşların geri kazanımı için yapılan çalışmaların yeterli olduğu söylenebilir mi? Gereken çalışmalar yapılmadığında ne gibi sorunlara yol açabilir?

Bu süreçte öncelikle suç ve suça karışan insanların profilinin çok iyi tanımlanması gerekiyor. Örneğin, bir vatandaş trafik kazasından dolayı 5 sene içeride yattı ve çıktığında artık o bir hükümlü. Kimlik karmaşası içinde iş bulamıyor ve bu insan kötü niyetli insanların eline düşüyor. Bir suçla hapse giren bir insan çıktığında 8 suçu daha öğreniyor ve suç örgütlerine karışıyor. Türkiye'de kader mahkumlarının içinde suça meyilli her şartta suç işleyecek kişi sayısı yüzde 20. Ne yapsanız bu insanlar geri dönmezler. Yaşları geçmiş ve ıslah edilmezler. Yüzde 30'luk bölümü bir kere düşmüş ve aileleri ve çevreleri ile desteklenen ve bir daha düşmeyecek ve suç işlemeyecek insanlar. Diğer kalan yüzde 50'si de bu yüzde 20'lik azınlığın elinde kimliksiz kalıp o yüzde 20'lik orana dahil olanlar. Biz bu yüzde 50'lik kısmı kimliklendirip, eğitim veriyor ve çıktıklarında hayatlarını sürdürmeleri için çabalıyoruz. Bu sayede topluma kazandırırsak; halkımızın, devletimizin ve milletimizin gelecek güvencesini de mükemmel bir şekilde sağlamış olabiliriz.

Kayıp genç nüfusu kazanalım

Cezaevinde cezasını çektikten sonra yeniden suça bulaşan kişi sayısı artıyor mu? Bunun için yapılması gerekenler nelerdir?

Kötü niyetli her türlü suçu işleyen insanlar belirli bir karakter oluşturmaya başlıyor. Cezaevinden çıktıktan sonra iş bulamamış, atılmış, kimliksiz kalmış gençler, belirli konumda kötü amaçlarla isimli insanların yanında sahipleniyor. Onları kim sahipleniyorsa bu kişiler onların yanında kalıyor. Bir kişinin yanında 50 tane genç olduğunu görüyoruz. Bu kişilerin çoğu da maalesef 11-30 yaş arası gençlerden oluşuyor. Cumhurbaşkanımız haklı olarak genç nüfusun azaldığını söylüyor. Cezaevlerinde 300 bine yakın mahkûm var. 300 bin insanı dünyaya getirmek için 600 bin kişiye ihtiyaç var. 600 bin kişi ile dünyaya gelen 300 bin kişiyi yetiştirip hayata kazandırmak içinde 25 yıl lazım. İnsanın en verimli olduğu yıl 25 yıldır. Genç nüfusu arttıralım ama kayıp olan bu genç nüfusu da geri kazanalım. Bu nedenle de gerekli çalışmaları başlatmalıyız. Bu gençleri yeniden hayata kazandırmalı ve bir daha o hataları tekrarlamamalarını sağlamalıyız.

Bu kadar ciddi sayıda insanın geri kazanılması için yapılanlar yeterli midir? Daha başka neler yapılabilir?

Dünya genelinde metal, bakır, plastik ve naylon atıklardan yüzde 17'si geri dönüşümle geri kazanılıyor. Ancak var oldukları halde bilinmeyen, sesleri duyulmayan 300 bin insan geri kazanılamıyor. Avrupa'da İnsan Hakları Konfederasyonu Türkiye'de olmayan ödülü bize layık gördü. Bizim projemiz sayesinde 10 bin çocuktan 6500 tanesi topluma geri döndürüldü. Yüzde 65 oranında bir başarı sağlandı. Bu projenin 25 yıllık süreçte imarı da mimarı da oldum. Çok çalıştık. 2019'da Türkiye'ye böyle bir ödülle geleceğiz. Devletimiz ve Avrupa İnsan Hakları Konfederasyonu bize gereken desteği verecek. Projemiz 2019 programına dahil olacağı için kendi gücümüzle o zamana kadar hizmet vermeye devam edeceğiz. Projemize göre Avrupa İnsan Hakları Konfederasyonu 2019'da 5 milyon Euro hibe desteği de verecek. Bu destekle de özellikle bu çocuklar için gereken her şeyi yapacağız.

Kitapsız, kütüphanesiz cezaevi kalmayacak

Bir dönem özellikle cezaevlerinde anneleriyle birlikte kalan 0-6 yaş çocuklar için kreş hizmeti verilmesini çok fazla dile getirmiştiniz. Şu anda bu konudaki son durumları öğrenebilir miyiz?

Resmi açılışımızdan sonraki ilk hedefimiz, cezaevinde anneleri ile birlikte yatan 0-6 yaş gruba 3 bin çocuğa kreş imkanı yaratmak olacak. Bazı kadın cezaevlerinin yanında kreş var ama yetersiz. Bazılarında da yok. Yetersiz olanlara destek verip, çocukların cezaevi psikolojisinde değil, vakitlerini kreşte geçirmelerini sağlamak adına çalışacağız. Şu anda bir diğer en büyük problem kitap yetersizliği. Kitapsız, kütüphanesiz cezaevi kalmayacak. Boş vakitlerde kitap okumak insanların stresini azaltır ve kültürünü geliştirir. İşbirliği içinde üniversitelerden psikologlar ile uyuşturucudan giren çocukları rehabilite ettik ve etmeye devam edeceğiz. Yine devletin çalışma kontenjanında olan hükümlü kontenjanı yüzde 2 ve bu yüzde 2 kontenjan kullanılmıyor. Belediyelere bağlı bulunduğu partiler buraya kendi elemanlarını alıyor ve bu da haksızlığa yol açıyor. Onlara iş edindirme konusunda komisyonlar oluşturduk ve bu işin takipçisi olacağız. Bu kişilerin verimli olup olmadıklarını takip edeceğiz yeni bir iş ağı oluşturacağız. Hükümlü kontenjanlarının yasalar çerçevesinde kişilerin geçimini sağlaması için kullanılmasını sağlayacağız.


Yüzde 17 avukat ihmalinden yatıyor

Bir de yine sizin dile getirdiğiniz avukat sorunları var. Bazı avukatların müvekkilleriyle yeteri kadar ilgilenmediği için cezaevinde olduğu yönünde açıklamanız olmuştu. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Türkiye'deki hukuk sisteminde iki türlü avukat var. Biri avıkap diğeri de avukattır. Avukat olanlar; müvekkillerinin mesuliyetlerini yerine getirip işini tam olarak yerine getirenlerdir. Avıkap olanlar ise aman suç işledi elime düştü deyip hizmetini tam olarak yapmayanlardır. Benim tespitlerime göre, üyelerimden gelen şikâyetleri de inceleyince cezaevinde yüzde 17 gibi bir mahkum avukat ihmalinden yatıyor. Bu kader mahkumları işlemleri yapılmamış durumda. Ve bu insanlar şikayet edecekleri merciyi de bilmiyor. Ancak bizim bu konuda hukuk komisyonumuz var. Türkiye'de şu anda 4 milyon 762 bin dosya var. Biz diyoruz ki bizden fikir almadan avukat tutmayın. Hiç menfaatsiz hukuk hizmeti sağlıyoruz. Avukat ile müvekkil arasında bizim yanımızda sözleşme yapılıyor ve biz bu işin gözlemcisi oluyoruz. Bu soruna da bu şekilde çözüm geliştirmek için çalışıyoruz.  Zaten yanlış işlemden ve ihmalden dolayı mahkemeye verdiğimiz barosuna şikayet ettiğimiz avukatlar da var.


'Bir mahkumun devlete olan günlük masrafı 93 TL'

Bir de mahkumların devlete olan masrafı sürekli dile getiriliyor. Mahkumun ceza süresi boyunca bütün masraflarını devlet mi ödüyor? Bu sürecin nasıl işlediğiyle ilgili bilgi alabilir miyiz?

Bir mahkumun devlete günlük masrafı 93 TL ve devlet her gün 23 milyon TL parayı cezaevlerinde harcamak zorunda kalıyor. Bu paralarda mahkumların yemek ve temizlikleri için harcanıyor. 'Bana bir sorun getirip bir çare üretmiyorsan sende o sorunun içindesindir' diyor Mevlana. Bizim 5 yıl içinde 100 bin mahkuma istihdam sağlama hedefimiz var. Bizim için bu iş kolay. Cezaevlerindeki kişi sayısı 3'te bir oranında azaltılabilir. Devletin ve özel sektörün de 100 bin kişilik mahkum kontenjanı var. Yani 5 yılda 200 bin kişiyi hayata döndürüp iş güç sahibi yapabiliriz. Yeter ki bu iş için bütün kurumlar gerekli çalışmaya destek versin.


Tutuklu ve Hükümlü Hakları Federasyonu Kader mahkumlarını, çocukları, kadınları ve gençleri, topluma geri kazandırma ilkesi ile yola çıktıklarını ve bu doğrultuda hizmet etmeyi amaçladıklarını belirten Tutuklu ve Hükümlü Hakları Federasyonu İzmir İl Başkanlığı geçtiğimiz ay kuruldu. Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşıyan federasyon, Türkiye çapındaki örgütlenmesini tamamladıktan sonra ülke genelindeki bütün cezaevlerinde yatan mahkumları yeniden topluma kazandırmak için çalışmalarına başlayacak.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.