E-GAZETE
RÖPORTAJLAR

10 bin kişilik istihdam yaratacağız

07 Şubat 2011, 20:50
Emine Kantarcı

Hemen her çalışanın kabusudur "Pazartesi Sendromu." Haftanın ilk günü işe gelmek, hafta sonunun rehavetini üzerinizden etmek zordur. Bu sendrom, Petkim çalışanları için geçerli değil. Başta şirketin en tepe yöneticisi Genel Müdür  Hayati Öztürk için. Hayati Bey için çoğu Petkimli üst düzey yöneticilerde olduğu gibi, çalışma günü hafta içi ile sınırlı olmasa da, her gün işine severek geldiğini söylüyor. Dile kolay, tam 35 yıllık Petkimli Hayati Öztürk. Çalışma yaşamının tümü Petkim'de geçmiş. Genel müdürlük koltuğuna oturduğu  2010 yılına dek, şirketin hemen her basamağında çalışmış, değişik birimlerde görev almış.
Kişisel olarak Petkim'den ayrı bir yaşamı olmadığını belirten Öztürk, "Kimya Mühendisliği eğitimi aldım. Kimya Mühendisliği denince mezun olduğumuz yıllarda çalışacak yerler sınırlıydı. Petkim, rafineriler, birkaç demir çelik tesisi ve gübre fabrikaları vardı. Ben üniversiteden mezun olunca ilk olarak Petkim'in İzmit-Yarımca Kompleksi'nde çalışmaya başladım. O dönemde Aliağa Kompleksi daha yeni planlanıyordu. Petkim'in kurulmasını ve gelişmesini takip ettim. 2000'den itibaren de Aliağa Kompleksi'nde çalışmaya başladım. Petkim olgunlaşmıştı. Emeği geçen arkadaşlara teşekkür ediyoruz. Petkim düzgün kurulmuş, yapısı itibariyle ölçek ve teknoloji açısından çok başarılı işler yapılmış bir kurum. Burada ciddi bir emek ve bilgi birikimi var. Kurulan yapı bugün de güncelliğini yitirmeyen bir yapı olmuş. Emeği geçenleri eski yöneticilerimizi şükranla anmak lazım" diyor.

"Petkim'i sadece genel müdür yönetemez"

İnsanların görevlerini yerine getirmesinin önemine dikkat çeken Öztürk, 35 yıllık profesyonel çalışma hayatını şöyle özetliyor:
"Hayatımız burası, Petkim ve çok sevdiğim ailem dışında fazla bir hayatımız yok. Okulu bitirip askere gitmeden işe başladım. Askerden yine Petkim'e geldim. Hayatımız burada geçti diyebilirim. Petkim ile yaşadım ve işimle büyüdüm. Petkim içinde proje, Ar-Ge, pazarlama, finans gibi şirketin çok değişik birimlerinde görev aldım. Bu benim için önemli bir avantaj ve deneyim oldu. Şirketi ve operasyonlarını tanıma imkanı verdi. Petkim gibi bir organizasyonun her noktası önemli. Herkesin görevini sağlıklı ve doğru yapması gerekiyor. Petkim'i bir insan gibi düşünün. İçinde pek çok organ var hepsinin görevi ayrı gibi görünse de birbirine çok bağlı. Birinde yaşanacak sorun, tüm sistemi bir anda kilitleyebiliyor. Dolayısıyla Petkim'i sadece genel müdür yönetemez. Hata da yapabiliriz. Ancak hata yapmaktan da korkmamak lazım. Bu ölçekteki şirketlerde sihirli sözcükler ekip çalışması, tecrübe ve takım ruhudur. Bu üç unsur da Petkim'in yönetim ve personel yapısında bulunuyor. Ailemize yeni katılan genç arkadaşlarımız da bu açıdan çok şanslı. Yaptıkları işte 20-25 yıllık deneyime sahip büyüklerinin yanında, çalıştıkları üretim proseslerine çok daha kısa sürede alışarak, uyum süreçlerini kısaltıyorlar.  Organizasyon olarak yetkinliğimizi arttırır ve  öğrenen organizasyon olursak o zaman başarılı oluruz. Operatör, satış müdürü, alım görevlisi, bakım personeli gibi çalışanlarımız çok önemli fonksiyonlar icra eder. Bir organ düzgün olmazsa en ufak bir aksamada sistem teklemeye başlıyor"



"Durma lüksümüz yok"

Kimya sektörünün rekabete çok açık olduğunu ifade eden Öztürk, her yöneticinin geçmişte hatalı kararları da olmuşsa da önemli olanın toplamda yaratılan değerin olumlu yönde gidip gitmemesine bakılması gerektiğini vurguluyor. Petrokimya sektörünün petrol ve petrol bazlı ürünlerdeki fiyat oynaklığından çok fazla etkilendiğine dikkat çeken Hayati Öztürk, Türkiye'de üretim yapmanın zorluklarını şöyle özetliyor: "Bizim sektörümüz  rekabete açık, piyasanın çok oynak olduğu bir sektör. Verilen karar her zaman doğru olamıyor. Dinamik bir sektör, belirsizlik yoğun oluyor. 2008 krizini birlikte yaşadık. Dünyayı darmadağın etti. Binlerce fabrika kapandı, on binlerce insan işsiz kaldı. Büyüyen ve kar getiren bir şirket, yöneticisinin çalışmak isteyeceği bir kurumdur. Öbür taraftan sürekli yaşam savaşı veren bir şirket var. Yönetici olarak sırtınızda büyük bir sorumluluk var. Türkiye'de rekabetin en yoğun yaşandığı bir sektörün tek yerli üreticisiyiz.  Size şunu çok net söyleyebilirim: Dünyada petrokimya üreticisi olup da Petkim ile yarışmayan, rekabet etmeyen tek bir şirket  yoktur. Suudi Arabistan'dan Tayvan'a; Çin'den Hindistan'a kadar. Avrupa zaten kapı komşunuz. Yarış hiç bitmiyor. Çünkü adam geçiyor seni. Enerji ve hammadde maliyeti senin onda birin kadar. Ve onlarla rakipsin. Petkim'in bulunduğu nokta kritik, her dakika dünyayı izlememiz gerekiyor. "Ben çok iyiyim" diyemezsin. "Ben artık seni geçtim" deyip, dinlenebileceğin bir zamanın yok. Öyle büyük, hızlı ve kıran kırana bir yarış ki, geride bıraktığınız rakiplere bakıp rahatlayamıyorsunuz. Durma lüksünüz yok. O nedenle sürdürülebilir biçimde büyümeyi çok önemsiyoruz."

Özelleştirme süreci gereğinden çok uzadı

1987'de başlayan ve 2008 yılında SOCAR & TURCAS Grubu'nun Petkim'in yeni sahıbı olmasıyla biten özelleştirme sürecinin çok uzun sürmesinin, şirket için büyük bir handikap oluşturduğunun altını önemle çiziyor Öztürk. 21 yıl süren bu dönemin şirkete en önemli faturası, gerekli yatırımların zamanında yapılmaması olmuş. Bu süreci bir "zaman kaybı" olarak betimliyor genel müdür. "Tam 21 yıllık bir özelleştirme sürecinden bahsediyoruz. Çünkü siz özelleştirme süreci ile uğraşırken rakiplerimiz yerinde durmuyor, büyüyorlar. Petkim kamu yönetiminde iken 2005-2006'da yıllarında nefeslenme dönemi yaşandı. Tekrar adım atma anlamında ciddi katkısı olan yatırımlar devreye alındı. 500 milyon dolarlık bir yatırım yaptık ve toplam kapasitemizi yüzde 21 oranında artırdık. İnşallah önümüzdeki süreçte yeni ve büyük yatırımlarla rekabetçi ve ölçek ekonomisi olarak kuvvetli noktalara getireceğiz" diyor.

"Dünya ile kendimizi kıyaslıyoruz"

Petkim'in başlı başına bir şehir olduğunu dile getiren Hayati Öztürk, kendi deyimi ile sabah gözünü açınca, "Bugün neler yapacağız" diye düşünen bir yönetici. "Çok iyiyiz, mükemmel değiliz ve daha iyi olmamız lazım" diyor. Gerçeklerle yüzleşmenin her zaman başarıyı getireceği konusunda çalışanlarıyla hemfikir. Şirket yönetiminin çalışanlarla birlikte sürekli özdeğerlendirme yaptığını vurgulayan Öztürk, "Kalite"  kavramının Petkim'e yansımasını şöyle özetliyor: "Toplam kalite açısından sadece Türkiye'ye değil dünyaya da bakıyoruz. Ana fabrikamız olan Etilen Fabrikamızı, dünyanın bu alanda bir numarası olan Solomon firmasının veri tabanındaki, dünyanın çeşitli yerlerinde kurulu Etilen fabrikaları ile kıyaslıyoruz. Karlılığımız, birim maliyetimizi, verimliliğimizi ölçüyoruz. Neredeyiz? Boyumuz ne? Kilomuz ne? Bunu görüyoruz. İyileştirmeye açık alanlarımızı sürekli izliyoruz. Sürekli iyileşme peşindeyiz. Gerçeklerle yüzleşmiş, daha iyisi olmak için uğraşıyoruz. Petkim'in SOCAR & TURCAS  Grubu ile bu yeni yapılanma sürecinde ortaya koyduğu stratejiler çok önemli. Petkim'in kurumsal birikimi yeni sahiplerinin de onayıyla belli bir noktaya gidiyor. Gerçekten Türkiye kimya sanayisi için önemli bir dönüm noktasındayız. Bir yanda doğalgaz ve petrol rezervlerine sahip SOCAR, öbür yanda  Türkiye'nin petrol sektöründe en köklü şirketi Turcas. Tam ortalarında da Petkim var. Tam bir uyum ile mükemmel bir sinerji modeli yaratıldı. Ancak karşınızda Çin, Hindistan, Brezilya var. Yüzde 8-9 büyüyorlar... Buna karşılık Türkiye pazarı kadar ithalata açık bir ülke yok. Petrokimyasal ürünlerin yüzde 75-80'ini ithal ediyor. Türk pazarında muazzam bir potansiyel var. Biz bu potansiyeli belli oranda yerli üretimle doldurabilmek adına sürekli projeler yapıyoruz. Rafineri bu çalışmanın birinci adımı, anahtarı ve olmazsa olmazı. Sonrasında Rüzgar Enerjisi Santrali geliyor. Temel sorumuz şu: Burada gördüğünüz işletmelerde kapasitemizi nasıl maksimize ederiz."



SOCAR & TURCAS Ege Rafinerisi Türkiye'ye çok şey kazandıracak"


SOCAR & TURCAS Grubu'nun Petkim'de yapmayı planladığı Ege Rafinerisi'nin Türkiye ve kimya sanayi için çok büyük önem taşıdığına vurgu yapan Hayati Öztürk, kimya sektörünün sürdürülebilir şekilde büyüyebilmesi için öncelikle hammadde güvencesinin önemine işaret ediyor. "Hammaddenizi tanımlayamazsanız ithalata dayalı hammadde ile üretim yapma yolunu seçerseniz. Petkim 1.8 milyon ton arasında Nafta kullanıyor. Temel hammaddemiz bu. Büyük bölümünü ithal ediliyor. 2009'da yüzde 90'ını, 2010'da ise ise yüzde 75'ini ithal etmişiz. Lojistik, kalite, zamanlama, depolama, işletme sermayesi açısından bu durum ciddi bir tehdit. Zaten bugün dünyada yeni yapılan büyük petrokimya tesislerine baktığınızda ya rafinerilere entegre ya da Ortadoğu'da olduğu gibi doğalgazın yanında konumlandığını görüyoruz. Gazı ayırıp içindeki etan ve propanı alıp petrokimyaya yönlendiriyorlar. Suudi Arabistan ve  İran çok önemli bir yatırımları devreye alıyorlar. Petrokimya sanayinde baktığımızda temelde iki ana hammadde var: Nafta ve doğalgaz. Türkiye gibi doğalgazı olmayan ülkeler nafta bazlı üretim yapıyor. Bugün dünya genelinde üretimin yüzde 55'i nafta bazlı. Naftanın da üretildiği tesisler, rafineriler. Dolayısıyla Rafineri-Petrokimya entegrasyonu olursa, hem iki taraf bu sinerjiden değer yaratıyorlar" diye konuşuyor.
Türkiye petrokimya sektörünün rekabeti için Ege Rafinerisi'nin büyük önem kazandığını ifade eden Öztürk, Türkiye'de rekabet gücü kazanmanın yolunun özellikle gaz bazlı üreticiler karşısında mutlaka entegre bir yapıyı kurmaktan geçtiğini söylüyor. Çünkü bahsettiği entegre yapı, hem hammadde güvenilirliği, hem da rekabetçi maliyet sağlıyor. Ayrıca ölçek ekonomisine gidişte bir temel oluşturuyor. Yatırımın Petkim'i daha rekabetçi kılacağına bu anlamda şüphe yok. Şirket bugün yüzde 75 oranında dışa bağımlı olduğu hammaddesini, rafinerinin devreye alındığı 2014 yılında kendisi üretmeye başlayacak. Bağımlılık sıfır noktasına inecek.

5 yıllık istihdam imkanı

Ege Rafinerisi'nde inşaat aşamasında ciddi bir istihdam beklentisi de var. 2011-2014 yılları arasında 4 milyar dolardan fazla bir yatırım sözkonusu. Bu rakam Türkiye'de tek noktaya yapılan en büyük yatırım tutarı olarak kayıtlara geçecek. İnşaat aşamasında yaklaşık 10 bin kişilik bir istihdam demek bu. Faaliyet aşamasında ise yaklaşık 800 kişi kadrolu olarak yeni rafinerinin çatısı altına girecek. Yeni rafineride bugün dünyada bilinen en üst düzey teknolojiler kullanılacak. Yarattığı değer ve kimya sanayine katacağı güç açısından Türkiye ve İzmir için çok önemli bir proje olacak. Türkiye'de önümüzdeki yıllarda bu örneklerin çoğalması gerekiyor.

"Çevreye duyarlı üretim anlayışı"

Petkim çevrenin korunmasını ve yaşanabilir bir çevre bilincini öncelik olarak kabul ediyor. Hayati Öztürk, şirket bünyesinde tehlikeli atıkları bertaraf etmek üzere 24 milyon dolarlık bir tesis kurduklarını, bunun Türkiye'de sanayide kurulan bu alandaki tek örnek olduğunun altını çiziyor. Hem Petkim'in hem de kimya sanayisinde birçok şirketin atığını yok ettiklerini belirten Öztürk, çevreye bakışlarını şöyle özetliyor: "Mevcut mevzuatı ciddi bir titizlikle takip ediyor ve uyuyoruz. 2000'li yıllarda dönüşüm projesi olarak çevre konusunda 42 milyon dolarlık yatırım yaptık. Şu anda bile Avrupa'da klor üretiminin yüzde 40'ı civalı olarak yapılıyor. Petkim, çevre dostu membranlı cell teknolojisine 2000 yılında geçti. 2006'da mevcut buhar  kazanlarımızda fueloilden doğalgaza geçtik. 80-90 milyon dolarlık bir yatırım yaptık. Her yıl çevre için düzenli yaptığımız yatırımlar dışında büyük montanlı yatırımlar yapıyoruz. Rafineride de seçilen teknolojiler dünyada enerjiyi daha az kullanan, çevreyi daha az kirleten, sürdürülebilir büyüme konusunda güvenli çevre dostu teknolojiler olacak. Bizim ürünlerimiz çevreye büyük katkı sağlıyor. Plastikleri ele alalım. Bir plastik üretirken 1 birim karbondioksit yayıyorsanız. Bu ürünü kullandığınız zaman, kullanım ömrü boyunca en az 3-4 katı karbondioksit tasarrufu ile size katkı sağlıyor. İşim bitti, artık atacağım dediğiniz plastiklerin enerji ve yakıt değeri var. Petrole eşdeğer hem de. Plastikleri yaktığınız zaman kağıt ve tahtanın iki katı enerji veriyor. Sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı bence plastik ürünlerdir"

Rüzgar Enerjisi yatırımı lisansı aldı bu yıl başlıyor

Petkim gelişme alanı içinde 25 megavatlık bir Rüzgar Santrali kurmak için çalışmalar devam ediyor. EPDK'dan alınan lisans sonrasında yatırımın temeli bu yıl atılacak ve bir yıl içinde işletmeye alınacak. Temiz enerji kullanımının Petkim için büyük önem taşıdığını ifade eden Genel Müdür Hayati Öztürk, rüzgardan elde edilecek enerjinin kendi bünyelerinde tüketeceklerini Kyoto Protokolü açısından karbon ticaretinde yenilebilir enerjinin getireceği kredinin önem taşıdığını ifade etti. Rüzgar güllerinin kurulacağı alanın, teknik, lokasyon ve iklim olarak çok uygun olduğunun altını çizen Hayati Öztürk, "İnşallah bu projeyi bir yıl içinde gerçekleştireceğiz. Petrokimya sektörü enerji yoğun bir sektör. Biz enerjiyi sürekli ithal ediyoruz. Sürdürülebilir enerji kaynakları Petkim'in gündeminde olmak zorunda. Rüzgar da bu bölge için önemli bir avantaj. Bunu da kullanmak istiyoruz..." diyor..

Petkim'in insan kaynakları politikasında büyük önem taşıyan İstihdam Garantili İşgücü Yetiştirme Programı'na bu yıl da devam edeceklerini belirten Petkim Genel Müdürü Hayati Öztürk, geçen kasım ayında kurs sürecine başlayan 200 kursiyerin, şubat ayı içinde işbaşı yaparak Petkim ailesine katılacaklarını söyledi. Programı Ege Üniversitesi ve Türkiye İş Kurumu işbirliği ile sürdürdüklerini, bu yılın ikinci yarısında 200 teknisyenin daha kurs sürecini başlatmayı planladıklarını kaydeden Öztürk, Petkim'in önümüzdeki yıllarda yapacağı yatırımlarda çalışacak insan kaynağını şimdiden yetiştirdiklerini sözlerine ekledi.



Türkiye'nin en büyük 14.'üncü şirketi Petkim

Petkim, Türkiye Petrolleri  Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) öncülüğünde 3 Nisan 1965 tarihinde kuruldu. Kocaeli'deki Yarımca Kompleksi'nde 1970 yılında önce 5 fabrikayı işletmeye açtı. Daha sonra diğer fabrikalar bunu izledi. Petkim'in ikinci kompleksi, en ileri teknolojiler ve optimum kapasitelere sahip olarak 1985 yılında İzmir-Aliağa'da işletmeye açıldı. Petkim Petrokimya Holding A.Ş'nin sermayesindeki yüzde 51 oranındaki kamu hissesi; blok satış yönetimi ile özelleştirilmesine ilişkin ihale süreci sonucunda, 30 Mayıs 2008 tarihinde 2 milyar 40 milyon dolar bedelle SOCAR & TURCAS Grubu'na geçti.
50'yi aşan petrokimyasal ürün yelpazesiyle Türkiye sanayisinin vazgeçilmez bir hammadde üreticisi konumunda olan Petkim'in ürettiği petrokimyasal ürünler; inşaat, tarım, otomotiv, elektrik, elektronik, ambalaj, tekstil sektörlerinin en önemli girdileri arasında yer alıyor. Petkim ayrıca, ilaç, boya, deterjan, kozmetik gibi birçok sanayi kolu için girdi üretiyor. 2010'un ilk  dokuz ayında net karını geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 45.16 oranında oranında artırarak 94.4 milyon TL'ye çıkaran şirket, bir önceki yılın aynı döneminde 65 milyon TL kar açıklamıştı. 2009'da 347 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, bu yılın 2010'un ilk dokuz ayında 366 milyon dolar ihracat yaptı. 2010 yılının ilk dokuz ayda net satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51 artarak 1 milyar 412 milyon dolar oldu. Petkim 2009 yılı rakamlarıyla İstanbul Sanayi Odası'nın "İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" sıralamasında bir basamak yükselerek 14'üncü; Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin "En Çok İhracat Yapan 1000 Firma" sıralamasında ise 4'üncü sırada yerini aldı.

 
Hayati Öztürk kimdir?

1952'de Kırıkkale'nin Keskin ilçesinde dünyaya gelen Mehmet Hayati Öztürk, 1976'da Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu. 1977'de PETKİM'in Yarımca kompleksinde Proje Mühendisi olarak göreve başlayan Öztürk, Teknik Kontrol Müdürlüğü'nde Şef ve Başmühendis; Ar-Ge Müdür Yardımcılığı ve Grup Müdürlüğü görevlerini sürdürdü. 2001'de PETKİM Petrokimya Holding A.Ş'nin Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirilen ve genel müdür olana dek bu görevini sürdüren Hayati Öztürk, şirketin Ar-Ge, Finans, Proje, Yatırım, Planlama, Satış ve Pazarlama  birimlerinin tüm iş akışlarının sorumluluğunu üstlendi. 8 Ocak 2010 tarihi itibarıyla PETKİM'in Genel Müdürlük koltuğuna oturan Öztürk, İngilizce ve Fransızca biliyor, evli ve iki çocuk babası.

Yükleniyor...

YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI