Şerif Vurmaz, Manisa'nın Kula ilçesinde, çocukluk yıllarında, halasının eşinin lokantasıyla tanıştı ilk yemek işiyle. Babasının acı kaybı ile ayakkabı sektöründen ayrılarak, 2004 yılında yemek işine giren Şerif Vurmaz, bir arkadaşının ortaklık teklifiyle gönlünü kaptırıyor bu sektöre. Derken eşi, oğlu ve kızı da onun bu sevdasına ortak oluyor ve ailecek yeniden isim hakkını da alarak Titizce mutfağında güleryüzle misafirlerini karşılıyorlar.

- Yemek işine nasıl başladınız ?

1965'ten 2003 yılına kadar ayakkabıcılık mesleğini, babamla birlikte yaptım. 2003 senesinde babamı kaybettikten sonra bu meslekten soğumaya başladım. (Babasıyla ilgili konudaki hassasiyeti çok belli olduğu ve hüzünlendiği için konuyu geçiştiriyoruz) Anladım ki yapamayacağım. Esnaflıktan geldiğim için, Titizce Çankaya'nın sahibi olan arkadaşım bana ortaklık teklif etti ve yemek işine ilk adımımı 2004' te attım.

- Ailede yemekle ilgisi olan birileri var mıydı ?

Memleketimiz Manisa Kula'da, halamın eşi lokanta işiyle uğraşıyordu. Çocukken yarı tatil ve yaz tatiil dönemlerinde memlekete giderdim. Lokantada yemek yer, orada vakit geçirmekten mutluluk duyardım. O zamanlar bu meslek ilgimi çekerdi, yapmak istediğim bir meslekti. Yeni insanlar tanımayı ve insanlarla dostluk kurmayı seviyorum. Arkadaşımın teklifi bu anlamda babamın da kaybından sonra ilaç gibi geldi.

Ailemle çalışmak performansı arttırıyor

- Ailece çalışıyorsunuz, bunun avantajlarını ve dezavantajlarını sorsak ne dersiniz ?

Eşim Nevin temizlik ve denetim, oğlum Mustafa servis, kızım Sabiha ise müşterilerin ihtiyaçları ve istekleriyle ilgileniyor. Çocuklarımın yerine başka birileriyle çalışsam, bu performansı ve kaliteyi yakalamazdım. Çocuklarım burada büyük bir titizlikle çalışıyor, örneğin masada boş tuzluk veya peçetelik olduğunda içleri rahat etmez. Bunu hemen görür ve önlemini alırlar.
Dezavantajları ise; biz burada 24 saat işle birlikte gibiyiz. Akşam eve gidince yemek yiyoruz,yemekten sonra eşim evin işleri ile ilgileniyor. Ancak 1-2 saat birbirimize vakit ayırabiliyoruz tek dezavantajımız bu olsun.



- Herkesin tatlı, tuzlu anlayışı farklı, aşçınız insanların damak tadına uygun dengeyi nasıl sağlıyor ?


Genelde çok az tuz kullanmaya özen gösteriyoruz. Kolesterol ve kalp hastalığı riski taşıyanlar ve diyet yapan insanlar var. Bunu da göz önünde bulundurarak tuz kullanımına dikkat ediyoruz. Tuzsuz yemeğin telafisi oluyor, ama tuzlu yemeğin olmuyor.
 
- Yemeklerin taze olması için ne gibi yöntemler uyguluyorsunuz ?


En önem verdiğimiz konulardan biri tazelik. Kendim günlük olarak alışveriş yapıyorum. Seçim yaparken son kullanma tarihine ve taze olmasına özen gösteriyorum. Ayrıca donmuş ürünler kullanmamaya dikkat ediyoruz.

-Sizin için burada en zevkli aktivite nedir? Paraları toplamak mı? Yemekle ilgili iltifatlar mı ? Alışveriş yapmak mı ?

(Kahkaha atıyor) Yemekle ilgili iltifatlarla, para toplama kısmı birbirini izliyor aslında. Önce memnuniyet ardından alın teri.

- Ailece çalıştığınız için cevap vermek zor olabilir, ama en çok kimden memnunsunuz?

Önce eşim Nevin Hanım gelir. Çocuklarımın okulu olduğu için her zaman gelemiyorlar. Eşimi ne zaman çağırsam evdeki bütün işlerini bırakıp yardıma geliyor. Biz bu yola beraber çıktık, beraber de devam edeceğiz. (Güleryüzlü Nevin Hanım ile birbirlerine bakıp biz ekibiz dediklerini tüm beden hareketlerinden anlıyorsunuz.)

- Bize biraz da leziz yemekleri misafirlerinize sunan aşçınızdan söz eder misiniz ?


Aşçımız işine aşık ve bağlı biri. Küçük yaşlardan beri yemeğe ilgisi olan aşçımız yemek yapmaktan büyük zevk alıyor. Yemeğiyle ilgili en ufak bir iltifat aldığında çocuklar kadar şen oluyor. Ona iltifat edin, dünyalar onun olsun, tüm yorgunluğu silinsin. Çocukken annesi tarlaya gittiği için evde yemek yapmaya başlayan ustamız, bu hobisini mesleğe dönüştürmüş. Emekli olduktan sonra kitap yazmayı çok istiyor.