E-GAZETE
RÖPORTAJLAR

AKP'ye oy verenler bile bizi sevdi

25 Şubat 2011, 22:01
Emine Kantarcı

Bornova'da doğup büyüyen zorunlu eğitim ve çalışmalar dışında ilçeden ayrılmayan  Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır ilçenin belediye başkanı olarak halkla iç içe yerinden yönetim anlayışını benimsiyor. Ege Çevre Platformu'nun kurucusu olarak çevre örgütlerinde ve sivil toplum örgütlerinde yoğun çalışmalar içinde yeralan Sındır, Ziraat Odası Başkanı olarak da Emek Örgütleri'nde yıllardır mücadele içinde varolan bir isim. Sındır'ın çalışmalarını takip eden partili kişilerin teklifi ile politikaya adım attı. Akademisyen olarak uzun yıllar Ziraat Fakültesi'nde görev yapan Prof. Dr. Sındır, Bornova'nın Bucak olduğu 1947-52 arasında Nahiye Müdürü olarak görev yapan Kamil Aray'ın torunu. Ailesinin Bornova sevgisini belediye başkanı olarak yaptığı görevde kendisine rehber ediniyor.

Öğrencileri ile kurduğu yakın iletişimi şimdi her kesimden vatandaş ile paylaşıyor. Türkiye'nin yönetici kadrolarını yetiştirmek için kurulan ve başarılı öğrencileri kabul eden Bornova Marif Koleji'ne giden Sındır, bu okul yıllarının yaşama ve ilişkilere bakışını değiştirdiğini paylaşıyor. Türkiye genelinde az sayıda Maarif  Koleji olduğunu anlatan Sındır, "Ben sınavı kazandığımda Maarif Koleji'ydi. 1973-80 yılları arasında öğrenim gördüm. Mezun olurken adı Bornova Anadolu Lisesi olarak değiştirildi. O okulda biz saygıyı, arkadaşlık bağını ve bunu da koşulsuz önşartsız olarak ağabey-kardeş ilişkisiyle yaşadık.  Biz hazırlıktayken üst sınıflardaki ağabey ve ablalar bizi tanıyordu. Biz de küçük sınıflara ağabeylik ablalık yaptık. Öğretmenlerimiz gerçek birer eğitimci ve alanlarında çok yetkin insanlardı. Okul yıllarında özgüven ve toplumsal sorumluluk kazandık. Mezun olurken okulumuzun adı Bornova Anadolu Lisesi oldu.  Topluma karşı görevimizi var. Sadece kendimizi düşünerek yaşayamayız" diye özetliyor.



"Nota hiç önem vermedim"


Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde uzun yıllar eğitimci olarak görev yapan Sındır, "Başarıyı notla kıyaslamak çok yanlış. Nota hiç önem vermedim. 15 almış bir öğrenciyi 60 ile geçirdiğim oldu. Ben seni geçireceğim ama sen konuyu lütfen öğren dedim. Öğretmek diye bir kelime benim sözlüğümde yoktur. Esas fiil öğrenmektir. Öğrenci öğrenmeye açıksa, size inanıyor ve kendini öğrenme sürecine açmışsa öğrenir" diyor. İyi niyetin kötüye kullanılmasına ilişkin sorduğum soruya karşın gülümseyen Sındır, tüm ilişkilerde sevgiye ve hoşgörüye dayalı bir yaklaşımı, paylaşımı kabul ediyor.  Sinirlenip sesini yükseltmiyor musunuz? Soruma  "Asıp, kesmek, insanların haysiyetiyle oynamak veya dalga geçmek benim tarzım değil. Benim misyonum güvenilir, açık ve kalıcı iletişimler kurmak.  Karşınızdaki size güvenirse iletişim kolaylaşıyor. Sizin ona anlattıklarınızı  paylaşıyor. Tabii ki bu iyi niyeti suistimal eden de bu davranış şekli olmasın diye isteyenler de var. Benim tarzımın dışında sert, asıp kesen yıkıp savuran tarzdan nemalanan kişiler  toplumun her yerinde oluyor. Ben hep çalıştığım alanda insanlarla hep  iç içeydim. Kültürümüzde otoriter yani yumruğunu masaya vuran sert mizaçlı bir idare yönetim anlayışı daha çok benimsenen bir anlayış. Ben istesem de istemesem de öyle davranamıyorum. O kişilerin benim yapmak istediklerimi başarısız kılmak için çaba içinde olduklarını da biliyorum.  İnsanları sindirmek ya da kırmak çok kolay. İnsanlığının sevgiye ve hoşgörüye dayalı yaşam tarzının mümkün olabileceğini ispat etmeye çalışıyorum. Artık nereye kadar gidebilirim bilmiyorum? Ama ben zaten yükseklerde farklı makamlarda gözü olan bir insan değilim. Yaşam nereye gitmeme izin verirse oraya kadar giderim" diye anlatıyor.

"Siyasetteki itiş kakış bana zor geliyor

Mütevazi bir ailede büyüdüğü için maddi değerlere çok önem vermeyen Sındır, "Benim hayatımda paranın hiç önemi olmamıştır. Siz üretir ve dürüstçe çalışırsanız. Mutlaka geçinmeniz için gereken parayı kazanırsınız. Önemli olan insani ilişkiler, dostluklar ve  insanı kırmamaktır. Siyasete başlayıncaya kadar benim hayatımda hiç düşmanım olmamıştır. Siyaset öncesinde benim hakkımda hiç kötü söz söyleyecek kimse de olmamıştır. Olamaz çünkü. Ancak belediye başkanı olduktan sonra asgari minimum düzeyde tutmaya çalışıyorum. Bana kızgınlık, kin ve nefret tutmaya çalışan her kim varsa onları da inanılmaz bir eforla uzlaşıya çekmeye çalışıyorum. Olmuyor ama. Siyasetin doğasında rekabet itiş kakış var. Bu nedenle bana en zor gelen şeylerden birisi de bu tür yaklaşımlar" diyor. İlçedeki 33 mahalleyi tek tek dolaşan vatandaşların ayağına giden Başkan Sındır, "Yerinden mahalleden yönetim anlayışını benimsiyoruz. Haftanın iki günü öğleden sonra mahalle ziyaretlerimiz oluyor. Haritalarımızı açıyoruz. Vatandaşlarımızın isteklerini, şikayetlerini dinliyoruz. Çözüm üretmek için çalışma arkadaşım bürokratlar da benimle beraber geliyor. En büyük kazanım vatandaşın sevgisi. Vatandaşların bana olan inancı benim için en büyük kazanım. Ne yapsam nereye gitsem diyen kadınlarımız şikayetlerini komşusuna değil doğrudan belediye başkanına anlatıyor. Doğrudan belediye başkanı ile diyalog kurabiliyor olmak onları çok etkiliyor. Lider olayım hevesim olmamıştır. Her zaman hayatımda hep doğru yapmak hep iyi yapmak güzel şeyler yapmak gayreti içerisinde oldum. Bunu çok iyi biliyorum ki...Siyaset yapmak kötü şeyleri değil iyi şeyleri yapmak olmalı. Yaklaşımım bugün bana zarar verebilir. Ama doğrular mutlaka sonunda hedefe ulaşır. Ben kişisel yaşamımda adım adım doğru bildiklerimle geldim buraya kadar" diye konuşuyor



"Başkanların eğitimi de seçimle başlıyor"

Belediye Başkanlığı  diye bir meslek eğitimi olmadığına işaret eden Sındır, "Belediye Başkanı'nın eğitimi seçilip koltuğa oturduktan sonra başlıyor. Siyasi  siyasi , ekonomik ve sosyal bilgi birikimi olarak her şeyi bilebilirsiniz. Bilerek bu koltuğa oturabilirsiniz.  Ama bir belediye başkanı her şeyin, herkesin, her konunun belediye başkanıdır. Sağlık, eğitim, ulaşım, trafik, kanalizasyon, su, ticaret vb aklınaza gelen birçok konuda. Yaşamla ilgili bir bireyin ihtiyaç duyduğu her şeyle doğrudan bilgi sahibi ve karar yetisi olan kişi olmak zorundasınız. Yaşayarak öğreniyorsunuz. Bunların arasındaki ilişkileri öğreniyorsunuz. Bu ilişkileri yaşamadan öğrenmek mümkün değil. Kitabi bilgilerle öğrenmek mümkün değil. Ancak tecrübelerle bilgiler kalıcı oluyor. Belediye Başkanı olarak bunları öğrenerek bu çerçevede daha iyiyi bilme bulma arayışı içinde oluyorsunuz" diye anlatıyor. En çok sıkıntıları dinleyen kişinin Belediye Başkanı olduğunu söyleyen Sındır, "Her zaman ve her yerde vatandaş doğal olarak  sizi en yetkili kişi olarak gördüğü için şikayetlerini öfkesini size ifade ediyor. Çözüm noktası olarak sadece sizi görüyor. Siz belediye başkanı olarak çok nadir memnuniyet ifadeleriyle moral buluyorsunuz. Hatta ben üniversiteden geldiğim için üniversite veya hastane ile ilgili sıkıntısı olanlar benim üzerimden üniversiteye ulaşarak sorunlarını çözmeye çalışıyorlar. Bunlar moral ve sağlık olarak etkinlenmeden göğüslemeniz gereken durumlar" diye anlatıyor.

"Kazma kürek ile biz çalışmıyoruz"

Büyük projeler hazırlamak kazandırmak çok zor değil diyen Sındır, "Doğru karar verin mantıklı olsun akılcı olsun. Belediye Başkanı olarak bir imza atıyorsunuz. Ekipler oluşturuluyor, projeler çiziliyor, ihaleler açılıyor. Orda gidip kazma kürek sallamıyorsunuz. Esas olan doğru ve zamanında karar vermek. Her kesimden vatandaşın esnaf, memur,  köylü, işadamına taleplerine sıkıntılarına derman olmak. Yaradılışım gereği ben kolay kolay hayır diyemiyorum. İnsanları kıramıyorum.. Onun yerine bir CV verin, çevremizden bir fırsat yaratılır genç bir insana diyorum. Belki bir deniz yıldızı kurtarırız şeklinde düşünüyorum. Ama ülkenin en önemli sorunu işsizlik çözmek için yerel yönetimlerin elinde yetki yok. Ama bazen teşekkür mektupları geliyor. Bunun mutluluğu morali bana bir hafta 10 gün gidiyor.Kentin geleceği üzerinde değiştirme yetisine sorumluluğuna sahip olmak. Ağır bir sorumluluk...Çok büyük bir haz veren gerçek. Makam ve mevki.Bu koltuktan yarın öbürgün kalkıp sizin oturduğunuz yerde oturacağım. Burada başkası oturacak. Dünyanın malı mülkü makamı kimseye kalmıyor...Önemli olan bu görevi yetkiyi sorumluluğu aldığınızda layıkıyla bitirebilmek. En azından daha bilimsel konuşmak gerekirse standardın  üzerinde bir başarı elde edebilmek. Baki kalan bu kubbede bir hoş seda" diye anlatıyor.


Koltuk insanı etkiler mi?

"Koltuğa oturan gerçekten  ne oldum delisi olabilir?"...Beni hiç etkilemiyor. Etkilemesine izin vermiyorum. İzin vermiyorum.  Her ne olursa olsun bundan vazgeçmem diyorum. Buna beni zorlayan çok şey var. Ne oldum delisi gibi bir belediye başkanı olmama neden olacak, beni buna zorlayan çok kişi ve durum var....Koltuğu nasıl doldurucaz? Ben onu bilmiyorum(gülüşmeler)... İnsanların bir  belediye başkanlarına o kadar büyük şeyler yüklüyorlar ki üzerinize. Ben insanım, bunları alamam üstüme diyorum. Hakikaten beni zorluyorlar....Siyasette, partide, örgütte, belediye çalışanlarının, vatandaşların görmek istedikleri belediye başkanına sen uyuyor musun? Uymuyor musun? Beni bütün doğru bildiklerimden şaşırtmaya çalışan saatler ve dönemler oluyor. O faktörleri bir kenara iktirdiğim dönemler oluyor. Ben tek başıma ya da çocuğumla tek başıma özgürce hareket etmekten hoşlanıyorum. İstemiyorum. Yalnız adam deseler de ben böyle davranıyorum. Mahalleden yönetimde halkın arasında vatandaşların yaşam alanına konuk oluyorum.Esnafın, seyyar satıcının, kadınların görüşlerini soruyor. Kadınların gününe gidiyorum. Çarşıya gittiğimde tek başıma ya da çocuğumu alıp bir kafeye oturabilmeliyim. Öylesine geldim diye gidilmiyor. Oradaki insanların istekleri ile yasalar imkanlar arasında paralellik araştırılıyor.elektriği, kanalizasyonu ile ilgili sorunları iletiyor. Ya da sizi tanıdığım için çok memnunum diye geldi.



"Çocuklarıma mahçubum"

Siyasetle birlikte ailesine zaman ayıramayan Sındır, "Yaşamı yorumlarken sorduğum sorular vardır. 'Kendime karşı sorumluluklarım neler? Nefsime, sağlığıma, bedenime karşı?', 'Aileme karşı sorumluluklarım neler? Çocuklarıma ve eşi Rana  karşı..., Topluma karşı sorumluluklarım neler?' diye..Kızım ve oğlumun fotoğrafları cep telefonumda duvarkağıdı. Onlara zaman ayıramıyorum. Kızım İdil de benim okulumda BAL'da Lise 3 sınıfta. 'Kızım benden baba gibi baba olmamı' bekliyor. Oğlum Cem henüz 10 yaşında. Onun benim yoğunluğuma alışmışlığı beni daha çok üzüyor. 'Babacım gidiyor musun?' deyip öpüyor. 'Babacım burdasın yaşasın' deyip öpüyor. Ama AKP'ye oy veren bir vatandaşın bana teşekkür etmesi ve samimiyetle görüşlerini paylaşması da bana moral veriyor.Bornova Belediyesi Başkanlık makamına başörtülü  bir kadın bir gülle geldi. 'Başkanım ben AKP'ye oy verdim. Ailecek öyleyiz. Ama yaptığınız hizmetler bize yakınlığınız nedeniyle sizi çok seviyorum. Sizi o kadar çok seviyoruz ki bu gülü size verme ihtiyacı duydum'  dedi. Oturup çay içmesini teklif ettim. Evde işi olduğunu söyleyip ayrıldı. Mahallelerde güzel anlar yaşıyoruz. Ürettiğimiz projelerin insanlara ulaşması çok güzel" diyor.

Sosyal belediyecilik anlayışı

Bornova Belediyesi evde hareket kabiliyeti olmayan,  yöncelikle maddi durumu yetersiz olan yaşlılara kendi evinde bakım hizmeti veriyor. Yatak bakımı, ev bakımı yapılıyor. Kuaför  hizmeti veriyorlar. Belediye bu konuda çalıştırdığı iki ekibi 2011 hizmet alımıyla 4'e çıkardı. Evde de ayrıca hamile ve loğusa bakım hizmeti veriliyor. Eğitimler hamilelik öncesi,sonrası evlerine gidilerek veriliyor. Kadın Sığınma Evi bitti. Ege Üniversitesi ile işbirliğiyle Lider Kadın Eğitimini sürekli yapıyoruz. Aile Planlaması ve Anne Çocuk Sağlığı eğitimlerinde kadınları sosyal yaşama kazandırmak için çalışıyoruz. Lider Kadın eğitimde kendilerini bulmalarını, özgüven sahibi olmalarını, yaşamın dört duvar arasından çıkarak öğrenmelerini sağlamaya çalışılıyor. Burası sadece bir konukevi, misafirhane olmayacak. Psikolojik danışmanlık da verilecek. Öte yandan Naldöken Toplum Merkezi  sosyal kültürel birçok alanda hizmet verecek. Biraz da Naldöken Halkımız büyük oranda Alevi Bektaşi yoğunlukta bir halk. Biraz Cemevi mimarisinde tarzında yapıldı. Cemevi olarak da hizmet verecek. İbadethane niteliğinden çok sosyal hizmet merkezi olarak da hizmet verecek.


Bornova Belediyesi taşeron işçi sorunun çözecek önemli bir adım attı. Belediye şirketi İZBAŞ'ta çalışan işçiler sendikalı oldu. Belediye-İş Sendikası'nın İZBAŞ için İçişleri Bakanlığı'na yaptığı 'iş Kolu Tespit' çalışması tamamlandı. Resmi yazı sendikaya ulaştı. Şimdi toplu iş sözleşmesi yetkisinin de gelmesinin ardından görüşmelere başlanacak. Göreve geldiği günden itibaren işçiler ve memurlarla yakın diyalog içinde olan Bornova Belediye Başkanı Kamil Okyay Sındır, "Hedefimiz, kölelik düzenini bitirmek. CHP'li belediyeler olarak üretenden yana bir politika izliyoruz. İZBAŞ güçlendikçe, Bornova Belediyesi'nde güvenlik hizmetleri dışındaki tüm işçi ihalelerine gireceğiz. Kazanırsa, belediye bünyesindeki tüm taşeron işçiler doğal olarak sendikalı olacak" diyor.

Yükleniyor...

YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI