E-GAZETE
RÖPORTAJLAR

Başarısız olsaydık Tariş'in tasfiye kurulu olurduk

13 Aralık 2010, 21:17
Emine Kantarcı

Ege Ovası'nın beyaz altını  pamuk eski görkemli günlerine dönüyor. Dünyanın pamuk üretiminin yüzde 5'i Türkiye karşılıyor. Genel üretim kapasitesi bakımından çok adı geçmeyen Türkiye'nin pamuk kalitesi ise büyük önem taşıyor. Ege Bölgesi pamuğu Amerikan Memphis'ten sonra 2. kalite olarak büyük beğeni kazanıyor. Tariş Pamuk ve Yağlı Tohumlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Beliğ Azbazdar, Eylül 2009'da göreve geldiğinde birlik büyük bir ekonomik çöküntü yaşıyordu. Azbazdar bu göreve aslında 2006'da aday olmak istedi. O dönemde adaylık sürecinde yaşanan sıkıntılar ve teknik bazı eksiklikler nedeniyle resmen aday olamadı. Tariş Pamuk ve Yağlı Tohumlar Birliği'nin Söke delegesi olan Mehmet Beliğ Azbazdar ve benzer düşüncedeki arkadaşları 4 Nisan 2009'da Aydın-Söke-Koçarlı Kooperatif üyeleri olarak sıkıntılarını yönetime iletmek istemişlerdi. Öncelikle üretici olduğunu belirten Azbazdar, "Üreticinin sesini dinlemeyenlerin başarısızlığa mahkumdurlar. O günkü yönetime görüşmek için bazı sorularımız olmuştu. Üreticilerin 1 yıl önceki ürün alacakları ve çalışan personelin birikmiş alacakları ne oldu? Tariş Pamuk Birliği'nin itibarı ne durumdadır? Pamuk Birliği'nin bankalar arasında kredibilitesi ne durumdadır? Borçlar yapılandırılmış mıdır? İşletmelerin durumu nedir? Yan işletmeler ne olacak? Bu temel sorunlara bile tam yanıt alamamıştık. Delegeye verdiğimiz sözleri tutup seçildiğimizde yol haritamızı eski yönetime sorduğumuz bu sorular oluşturdu" diye konuştu.  

"Elimizi taşın altına koyduk"

Yönetime geldiğimizde birlikte büyük  bir çöküş vardı diyen Azbazdar, yaptıkları çalışmaları ana hatlarıyla şöyle anlattı: "Korkmadık, ürkmedik. Önde olana saldırılır. Üreticilerden seçilen insanların yönetime gelmesi gerekiyordu. Başarısız olsaydık Tariş'in tasfiye kurulu olurduk. Üretici olarak ben de bu sıkıntıları yaşayan kesimin üyesiyim. Üretici hakkını alamadığı için 6 yıldır pamuktan kaçıyordu. Tariş'e güvenen üreticinin malları iyi fiyatla değerlendirildi. Üretici alacakları 11.5 milyon lira idi. Bu yıl peşin ödeme yaptık. Ödemelerde 10 gün geriden geliyoruz. Pamuk Birliği kredi alamaz durumdaydı. Alacaklılar biz makama gelmeden gelmiş yerimize oturmuşlardı. Seçildikten sonra 8 ay içinde kredibilite imkanına kavuştuk. 2010 yılında 5 banka ile kredi anlaşmamız var. Kredi imkanımız da 70 trilyon civarında. Birliğin bütün bankalara olan borçları yapılandırıldı. Ana borçlar 7'şer yıllık diğerleri de 20 ay vadelendirildi. Zararına yapılan deterjan ve margarin üretiminden vazgeçtik. Pamukyağ Kombinesi zararına çalışıyordu kapattık. 2009-2010 yılları arasında 600-700 bin lira karımız oldu. Geçmiş yıllarda bu alanlarda yıllık 15 milyon zararırımız oluyordu. Şimdi deterjan üretimini fason olarak piyasaya yaptırıyoruz" diye konuştu.  



"Kalitede ikinciyiz"

Eylül 2009'da yapılan seçim sonucunda Tariş Pamuk ve Yağlı Tohumlar  Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı'na  Mehmet Beliğ Azbazdar göreve aldı. Söke Ovası'nda üreticinin 60 yıldır üç nesildir tecrübesi olduğunu söyleyen Azbazdar, "Malın sahibi sahip olduğu kurumdan daha fakirse gereği yapılmamış demektir. Tariş bir dönem üreticiden kopmuştu. Yeniden bağ kuruldu. Çünkü ben de öncelikle bir üreticiyim. Yaptığımız çalışmaları görenler söylediğimiz sözlerin samimiyetine inanıyor. Pamuk üreticisine alışterinin karşılığı hak ettiği şekilde geri dönmeye başlıyor. Elbette ekonomik dengeler de gözönüne alınarak yol haritamızı belirliyoruz. Azimle hedeflediğimiz önce üreticiyi sonra da birliği ve en sonunda Tariş'i güçlü hale getirmektir" diye konuştu.
Türkiye'nin pamuk üretiminde özel bir noktada durduğuna işaret eden Azbazdar, "Dünya pamuk üretiminin yüzde 5'ni Türkiye sağlıyor. Ancak hektar başına verime baktığımızda elyaf üzerinden Avustralya, İsrail'de sonra Türkiye 3.  ülke olarak geliyor. Yine Söke Ovası'nın pamuğu elyaf kalitesi, renk tutma özelliği nedeniyle de ABD'den sonra 2. kalitede. ABD Memphis'ten sonra en başarılı 2. kalite  pamuk Söke Ovası'nda yetişiyor" dedi.
Pamuk üretiminin artması gerektiğine dikkat çeken Azbazdar, son iki sezondur pamuk üretimini arttırmak için ciddi bir çalışma yapıldığını üreticinin Tariş'e güvendiğini söyledi.

Tariş çare araştırıyor

En büyük sıkıntının pamuk üreticilerinin makine ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Azbazdar, Ege Bölgesi'nde 2 miyon dekara yakın alanda pamuk ekilebilme imkanı olduğunu söyledi. Ancak bu alanın henüz 1/3'ü ekiliyor. Bu alanın en azından 2/3'e çıkarılması gerekiyor. Ancak geçmiş yıllarda Söke Ovası ve birçok bölgede pamuk üreticisi mısır, domates, sebze, meyve ağaçları gibi pamuğa alternatif ürünler ekti. Çiftçiler pamuktan para kazanamayınca sattığı pamuğun bedelini zamanında alamayınca çok yıllık bitki ekmeye başladılar. Ege Bölgesi'nin pamuk üretiminden vazgeçtiğini söyleyen Azbazdar, "Ege Bölgesi'nin başta olmak üzere çiftçinin tansiyonu bozuldu. Anayasa'nın 171. Maddesine bakılırsa tarımsal üretimin desteklenmesi gerektiği toplumun tüm kesimleri tarafından anlaşılır. AKP Hükümeti'nin pamuk üreticilerini yaşadığı gübre ve zirai ilaç gibi temel kalemlerde alınan yüksek vergileri aşağı çekmesini bekliyoruz. Üreticilerin rahatlaması içingirdi maliyetlerinin azaltılması gerekiyor" diye konuştu. Üreticilerin makine edinmesi için Tariş fiyat araştırması yapıyor. İthalat için en uygun fiyat araştırılıyor. İkinci el makine ithalatı için Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü'ne yazılı başvuru yapıldı. Banka kredisi alınarak üreticiler adına toplu pazarlık yapılması gündeme gelebilir.

4 milyon ton pamuk açık

Dünya genelinde her yıl yapılan ürün stok envanterlerinin gerçekçi olmadığını ileri süren Azbazdar, "Pamuk konusundaki envanterlerin gerçek rakamları yansıtmadığı anlaşıldı. Dünya genelinde pamuk konusunda talep çok ancak arz yok. Amerikan ölçü birimi olan balya aşağı yukarı 220 kg pamuğa denk geliyor. Kağıtlardaki stok balyalar ile depolardaki balyalar örtüşmüyor. 2009 bahar döneminde dünya genelinde 4 milyon ton pamuk açığı olduğu ortaya çıktı. Hindistan ile  Çin'in sanayi alanında gelişmesi bunun temel nedeni. Bu ülkeler ürettikleri pamukları kendileri kullanıyor. Çin'in gelişim sürecinde birçok ülke işadamı orada yatırım yaparak tesis kurdu. Çin'in hammadde ihtiyacı o yüzden çok büyük. Türkiye'de her yıl 800-900 bin ton pamuk ithal ediyor" dedi.
Ege Bölgesi'nde de yüzde 30 rekolte düşüklüğü bekleniyor. Manisa, Bakırçay-Gediz Havzası'nda yaşanan aşırı sıcak, rutubetli ortam beraberinde yeşilkurt ya  da bozkurt tabir edilen hastalığı getirdi. Geçen yıla göre üretici Tariş'e güvenerek pamuk rekoltesinde yüzde 40 artış olmuştu. Ancak hastalık nedeniyle bu rekolte artışı tam da üretime yansımayacak. En büyük üzüntülerinin bu hastalık olduğunu dile getiren Azbazdar, "Uzun süredir pamuk ekme konusunda pratiği kaybeden üretici hastalığı erken fark edemedi. Haberimiz olduğunda hastalık ilerlemişti. İlaçlama yapıldı, ama birçok ürün kurtarılamadı. Gelecek yıldan itibaren Tariş Ar-Ge mühendisleri üretim sahalarında sondaj yapacak. Ar-Ge mühendislerinin önerilerine göre  hareket edilecek" diye konuştu.   



İlk başkanlık Söke Belediyesi

Teknik olarak İzmirli olduğunu gülümseyerek anlatan Azbazdar, "Ailem Sökeli ama doğum için İzmir'e gelmişler. Sökeliyim. Beydere Tarım Meslek Lisesi'nden 1978 yılında mezun oldum. Ülkenin karışık olduğu dönemlerdi üniversiteye gitmedim. Gitsem Ziraat Mühendisliği okurdum. Alanında uzman kişilerden kaliteli bir teknik eğitim aldık. Bu altyapı sayesinde yaşamımda görev aldığım birçok alanda hızlı karar verebildim" dedi.
Azbazdar, ilk kez başkanlık koltuğuna Anavatan Partisi'nden belediye başkanı seçilince oturdu. 1994-2002 yılları arasında Anavatan Parti üyesi Söke Belediye Başkanı olarak görev yaptı. Azbazdar, belediye başkanlığı döneminde 5  yıl Söke Ovası Sulama Birliği Başkanlığı'nı da üstlendi. Hizmet verebilmek için iktidara gelmek gerektiğini ifade eden Azbazdar, "Tarımda makinalaşmayı yaygınlaştırmak için çalıştık. Su kaynaklarının yerinde kullanılması için kurulan Sulama Birlikleri Tüzüğü'nü hazırladım. O dönemde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü görevini su kaynaklarının yerinde kullanılması için köy muhtarlıkları ve belediyelere devretmişti. Üreticilerin ihtiyaçlarını karşılamak için hızlı karar veren bir kuruluş yapısı oluşturduk. Hazırladığım tüzük 2 cümle değişiklikle kanuna da dönüştürüldü" diye konuştu.
Örgütlü hareket etmenin önemini vurgulayan Azbazdar, "Söke Belediye Başkanı iken Büyükmenderes Havzası Belediyeler Birliği'ni kurduk. Yerel yönetimlerin güçlerini birleştirmek ve havza bazında sıkıntıların çözümü için harekete geçtik. Büyük Menderes Afyon Dinar'dan başlıyor. Uşak, Muğla, Aydın, Denizli'den geçiyor. Söke Ovası'ndan 45 km geçiyor. Büyük Menderes'in izlediği yol 80 kilometreyi buluyor. Söke'nin içmesuyu hat yenilenmesini sağladık. Yağmursuyu hatları ile kanalizasyon hatlarını ayırdık. Söke'de 1978'de başlayan arıtma tesisini 1999'da bitirdik. Böylece Söke'yi su basması önlendi" diye anlattı.

"Yönetime geldiğimizde birlikte büyük  bir çöküş vardı. Korkmadık, ürkmedik. Önde olana saldırılır. Üreticilerden seçilen insanların yönetime gelmesi gerekiyordu. Başarısız olsaydık Tariş'in tasfiye kurulu olurduk. Üretici olarak ben de bu sıkıntıları yaşayan kesimin üyesiyim. Üretici hakkını alamadığı için 6 yıldır pamuktan kaçıyordu. Tariş'e güvenen üreticinin malları iyi fiyatla değerlendirildi. Üretici alacakları 11.5 milyon lira idi. Bu yıl peşin ödeme yaptık. Ödemelerde 10 gün geriden geliyoruz. Pamuk Birliği kredi alamaz durumdaydı. Alacaklılar biz makama gelmeden gelmiş yerimize oturmuşlardı. Seçildikten sonra 8 ay içinde kredibilite imkanına kavuştuk. 2010 yılında 5 banka ile kredi anlaşmamız var. Kredi imkanımız da 70 trilyon civarında. Birliğin bütün bankalara olan borçları yapılandırıldı. Ana borçlar 7'şer yıllık diğerleri de 20 ay vadelendirildi. Zararına yapılan deterjan ve margarin üretiminden vazgeçtik. Pamukyağ Kombinesi zararına çalışıyordu, kapattık. 2009-2010 yılları arasında 600-700 bin lira karımız oldu. Geçmiş yıllarda bu alanlarda yıllık 15 milyon zararırımız oluyordu. Şimdi deterjan üretimini fason olarak piyasaya yaptırıyoruz" diye konuştu.  

"Pamuk üretiminden vazgeçince Ege Bölgesi'nin tansiyonu bozuldu. Anayasa'nın 171. Maddesine bakılırsa tarımsal üretimin desteklenmesi gerektiği toplumun tüm kesimleri tarafından anlaşılır. AKP Hükümeti'nin pamuk üreticilerini yaşadığı gübre ve zirai ilaç gibi temel kalemlerde alınan yüksek vergileri aşağı çekmesini bekliyoruz. Üreticilerin rahatlaması için girdi maliyetlerinin azaltılması gerekiyor". 

"Malın sahibi sahip olduğu kurumdan daha fakirse gereği yapılmamış demektir. Tariş bir dönem üreticiden kopmuştu. Yeniden bağ kuruldu. Çünkü ben de öncelikle bir üreticiyim. Yaptığımız çalışmaları görenler söylediğimiz sözlerin samimiyetine inanıyor. Pamuk üreticisine alınterinin karşılığı hak ettiği şekilde geri  dönmeye başlıyor. Elbette ekonomik dengeler de göz önüne alınarak yol haritamızı belirliyoruz. Azimle hedeflediğimiz önce üreticiyi sonra da birliği ve en sonunda Tariş'i güçlü hale getirmektir"

Yükleniyor...

YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI