Cumhuriyet Güçbirliği İzmir 1. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Emekli Hava Korgeneneral Yaşar Müjdeci, "Tüm İzmir halkından oy istiyorum. Yıllardır bana oy vermek istediklerini söyleyen ama oylarının boşa gideceği endişesini taşıyan birçok insan vardı. Siyasi partiler yasasındaki düzenleme yüzünden partiler yüzde 10 barajını geçemeyeceği için vatandaşlar sıkıntıdaydı. Cumhuriyet Güçbirliği adayı olarak bağımsız adayım. İzmir halkı bağımsız aday olarak benim önümde yüzde 10 barajı olmadığını bilsinler. Seçim listesinde siyasi partilerden sonra yer alan bağımsızlar bölümünde 1. Bölge 3. sırada adımı görecekler. Hem parti hem de bağımsız adaya basılmıyor. O yüzden sadece bağımsız adaya oy vermeleri gerekiyor" diyor.

İzmir'e ilk kez 1959 yılında İzmir Güzelyalı Hava Harp Okulu'na gelen Yaşar Müjdeci ardından Gaziemir'de 1 yıl süre ile Uçuş Okulu'nda kaldı. Yurtiçi ve dışında görev yapan Yaşar Müjdeci, Kadifekale Hava Şehitliği'nin projelendirilmesinde görev üstlendi. Şehitliğin aydınlatılması, koruma duvarlarının çevrilmesi ve su getirilmesini sağladı. Diyarbakır şehrine yaptığı hizmetler nedeniyle Atatürk'ten sonra ikinci hemşehrilik beratını alan Müjdeci, ağalık sistemini reddeden Diyarbakır Cumhuriyet Köylülerinin toprak ve özgürlük için verdikleri mücadeleyi destekledi. Diyarbakır Hava Limanı'nın yapılmasını ve ilin başka illerle havadan ulaşımının sağlanmasında öncü oldu. Adana merkezinde kırsal kesimde doğan Müjdeci, ilk ve ortaokulu Adana'da tamamladı. 6 çocuklu bir ailenin üyesi olan Müjdeci, büyük bir başarı göstererek İstanbul Kuleli Askeri Lisesi'nin sınavlarını kazandı. 1961'de Hava Harp Okulu'nu, 1963'te uçuş eğitimini tamamlayarak teğmen rütbesiyle ilk kıta görevi için Balıkesir'e tayin oldu. 1974'te Hava Harp Akademisi'nden mezun oldu. 1976-79 yılları arasında Belçika'da NATO'nun Askeri Karargahı'nda görev yaptı. 1987'de Tuğgenerel, 1991'de Tümgeneral, 1995'te ise Korgeneral oldu. 1999 yılı Ağustos ayında 2. Taktik Hava Kuvvet Komutanı olarak ve kadrosuzluk nedeniyle emekli oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri Üstün Hizmet ve Cesaret Madalyası sahibi.

Emekli olduktan sonra Cumhuriyet Halk Partisi Bilim Yönetim ve Kültür Platformunda görev üstlenen Yaşar Müjdeci zaman içinde CHP eski lideri Deniz Baykal ile anlaşamayıp yollarını ayırdı. CHP ve AKP'nin tembel topluluklar yaratmak için çaba harcadığına dikkat çeken Müjdeci, "Aç adama balık vermek onun 1 günlük ihtiyacını karşılar. Biz Cumhuriyet Güçbirliği olarak olta ve yem verelim istiyoruz. Bir ömür boyu doymasını sağlayalım. Ülke kaynakları neden yatırımlara dönüşmüyor? Yatırım ve üretim istihdamı da beraberinde getirir. Böyle olunca piyasa da şenlenir. CHP Aile Sigortası adı altında kişilerin hesabına 600 liradan bin 250 liraya para yatıracağını vadediyor. AKP daha önceki yıllarda kömür, erzak, 250 milyonluk maaş bağlama, yeşil kart gibi uygulamalarla bunun önünü açtı zaten. AKP, CHP'den fazla oy almak için bu hesaba yatacak paraları arttıracağını vadediyor. Bu vaatlerin gerçekleşmesi için CHP'nin hesabına göre 10.5 milyar dolar, AKP hesabına göre ise 15 milyar dolar lazım. En az 3 iş bulma kurumunda başvuran ve çağrılması halinde 15 gün içerisinde çalışabilecek durumda olan kişilere işsiz denir. Diğerleri evinde oturup başkasından birşey bekleyen insanlar işsiz olarak tanımlamanaz. Peki siz hesabına para yatırırsanız ya da yatırmaya alıştırsanız diğer insanlar niye çalışsın?" diye konuştu.

"Alacaklı borçlunun sağlığına duacıdır"
Türkiye'ye bağımsız başı dik güçlü bir hükümet lazım diyen Müjdeci, AKP Hükümeti'nin mecburen ABD'ye angaje olduğunu istese de bu durumdan ayrılamayacağını söyledi. Türkiye'nin gelirinin yarıdan fazlasının borçların faizlerine gittiğine işaret eden Müjdeci, "AKP Hükümeti hiç birşey yapmadan semiren bir yandaş zengin grubu yarattı. Doğan çocuklarımız borçla dünyaya merhaba diyor. Alacaklı borçlunun sağlığına duacıdır. Borçlunun ölüp hiç ödememesi yerine yavaş yavaş ödemesini tercih eder. Zaten faiz ile istediği kazancı elde ediyor. Arjantin ve Brezilya bunu yaptı. Geçmişte de Atatürk bunu yaptı. Tüm borcunu ödedi ama yıllara yayarak ödedi. Benim ekonomimi yaşatırsan bu parayı alırsın denilecek. Cumhuriyet Güçbirliğini destleyenler borç boyunduruğundan kurtulmak için cesur bir hamle ile karşılaşacaklar" dedi. Devlet Destekli Karma Ekonomi modelini savunan Müjdeci, "Özel sektörün ulaşamayacağı gücünün yetmediği yerde devlet desteğiyle yatırım yapılacak. Devlet kuracak işletmeye devam edecek. Türkiye tarımda kendi kendine yeten bir ülke iken bugün herşeyi dışardan ithal eder hale geldi. Avrupa Birliği büyük fon desteği verdiği Yunan çiftçisi çalışmamaya başladı. Ama desteklenen bu çiftçiler Türkiye'den daha ucuza pamuk, buğday, tütün ürettiler. Bugün tarım alanında çalışanlar büyük bir sıkıntı içindeler. Ancak milli onur hariç hiçbir kayıp yerine koyulamaz değildir. Yatırımlar devam ettiği sürece ekonomi döner ve istihdam yaratılır. Teknoloji ve üretime hakim olursan hiçbir uluslarası güce bağımlı olmazsın" diyor.

"AKP'yi de biz kurtarırız"
16. yüzyılda yaşayan Nefi'nin bir şiirini okuyan Müjdeci, 'Müftü efendi bize kafir demiş/Tutalım ben deyem ona müselman/Yarın vardık da ruz'u Hüdaya/ İkimiz çıkarız anda yalan. Dizelerinin açıklamasını da yapıyor. Müftü bize kafir demiş biz de ona müslüman diyelim. Allah'ın huzuruna vardığımızda ikimiz de yalancı çıkarız. Bu kararı verecek olan Allah'tır. Ne ben kafirim ne de müftü müslümandır ironisini çok beğeniyorum. İslamiyet AKP ve benzeri partilerin tekelinde değil. Ben hacca gidebilme şansına sahip oldum. Orucumu da hiç aksatmadan tutabiliyorum. Laiklik ile din birarada gayet güzel yaşayabilir. Laiklik olmadan cumhuriyet, demokrasi olmaz. Demokrasi cumhuriyetin soyadıdır. Laik demokratik sosyal hukuk devleti ilkelerine sahip olan Türkiye bu niteliklerinden uzaklaştırılmaya çalışıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi'ni Amerika kurdu geliştirdi. Yine oluşturduğu medya ile destekledi. Yapılan taraflı haberler ile halk tarafından tutulan bir parti haline getirildi. Öte yandan şeyh, şıh, ağa, aşiret reisi tarafından oylar AKP'ye mecburi yandaşlar oluşturuldu. Recep Tayyip Erdoğan'ın seçilmesi de Amerika'nın isteği doğrultusundadır. Bugün Amerika'nın işine AKP az yararsa ülke menfaatleri için onları da desteklemeyi bırakırlar. Amerika kendi milli menfaatlerini takip ediyor. Buna kimse birşey diyemez. Benim anlamadığım Türkiye dahil diğer ülkelere ne oluyor?" diyor. Türkiye'nin risk altında olduğunu vurgulayan Müjdeci, "Varşova Paktı işlevsiz kalınca Nato da kuruluş amacından uzaklaştı. Günümüzde Nato ve Birleşmiş Milletler demek Amerika demektir. Dünyadaki ekonomik kriz nedeniyle Birleşmiş Milletler'in bütçesinin yüzde 60'ından fazlasını, Nato'nun bütçesinin de yüzde 70'ni ABD ödüyor. Bizim bir deyişimiz vardır. Parayı veren düdüğü çalar. Yani parayı veren Amerika uluslarası alanda da düdüğü çalıyor. Paranın satın alamayacağı manevi değerler vardır. Tehdit'in tarifi olmalı. Üslerimizi, topraklarımızı vermişiz. Risk altındayız. Atatürk 'Sözkonusu vatan ise gerisi teferruattır' sözünü bugün AKP teferruata dalıp vatanın menfaatlerini gözardı ediyor. Bomba ve nükleer başlıklı füzelere karşı kaç para bu riski karşılar?" diye soruyor.