Bornova'dan çıkanlar...


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

17 Temmuz 2017, 09:07

Hafta sonu misafirim Bornovalı Gülten- Mehmet Gülperçin ikilisi idi.
Mehmet Gülperçin İzmir'in en eski tornacı ve balatacısı...
1945 yılında Boşnak 'Parmaksız Mehmet Yokeş' idi...
Onun ustası da Büyük Mahmut idi...
1938 yılında onun yanından ayrılmıştı...
Çocukluğu Bornova ile 'Kale Arkası' denilen Şehit Fethi Bey Caddesi'nde geçti.
O zamanlar İzmir'de böyle sanayi bölgeleri yoktu...
Kale Arkası'nın bulunduğu alanda aynı tip binalar vardı, hepsi de 'sarı' 'renkli olduğu için İzmir halkı buraya 'sarı binalar' adını takmıştı.
Rum ustalardan ayrı olarak zamanın ünlü ustaları İsmail Atik vardı...
İsmail Atik'in iki oğlu sonra, 'Atikler' olarak, 'Akdöküm'ü kurdular...
Tahsin Morava yedek parça yapıyordu, İsmail Erbaş, Mehmek Ege, Eyüp Cemal hepsi yaratıcı torna ustaları idi...
İkinci Kordon'da İtalyan Ogüst vardı.
İtalyan Tiyüs'ün atölyesi de ondan aşağı değildi...
Ege Bölgesi'nin en büyük atölyesi onundu...
Mehmet Usta, soyadını 'Yokeş' olarak seçmişti...
Nedenini soranlara ise 'Türkiye'de benim üzerime usta yok!' diyordu.
O zamanlar, 'alet işler el övünür' atasözü bile yoktu...
Eşrefpaşalı Cemal Dirin de, Kalearkası'nda Mehmet Yokeş'in yanında geçti.
Sonra İzmir'in önemli sanayicilerinden oldu..
Son olarak onlar Cemal Dirin'in çocukları hepimizin bildiği gibi Levent Marina'nın işletmesini aldılar.
Şimdi Topçu ya da Servet'in yeri olarak bildiğimiz alana 'Sarı Binalar'dan önce ise 'Maltızlar' deniliyordu...
Halkın neden bu ismi taktığı bilinmiyor...
Bu arada Eşrefpaşa'nın bıçkın delikanlıları da 10-15 kişilik bir grup kurmuşlardı.
Onlar toplu halde belli günlerde aşağıya inerler, Gümrük'e gelirler, gelen yabancı gemilerden, gemicilerden temin ettikleri viskileri satarlardı.
Topçu da bunlardan biri idi...
Topçu önce seyyar bir köfte arabası ile hizmet verirken, küçük bir dükkan açtı ve sonraki yıllarda ise başta Zeki Müren olmak üzere tüm sanatçıların ve elit tabakanın müşterisi olmasını sağladı.
1950'ye kadar burayı mesken tutan bu seyyarlar, esnafın 'yangınlık' adını verdiği kamışlar arasında taş oynarlardı.
Ya da çeşitli isimleri olan oyunları...
Bu oyunlara 'kumar' diyenler de vardı...
'Yangınlık' adı verilen, şu anki Sosyal Sigortalar Kurumu binasının arkasındaki alan tuvalet olarak da kullanılıyordu.
Bir ara nakliyecilerin, daha sonraları ESHOT baş ve son duraklarının merkezi halinde kullanılan Kale Arkası böyle bir yerdi...

Sadece ısmarlayın!

Eski günleri, eski İzmir'i konuşurken Mehmet Gülperçin, Kale Arkası'ndan ayrıldı ve tesadüfen Sebahattin Beşerler'in iş ortağı oldu...
Şimdi oğlu Makine Mühendisi Fırat Gülperçin ise baba mesleğini Birinci Sanayi'de sürdürüyor.
Sanayici Fırat Gülperçin'in de yapamayacağı bir makine yok...
Her gün en azından 10 kilometre yürüyen Mehmet Gülperçin elinde bir kitapla geziyor...
'Sen de oku!' dediği kitaba göz attım...
Özyeğin Üniversitesi yayını idi...
Rıdvan Akar, Hüsnü Özyeğin'in yaşam öyküsünü 'Bir Dünya Kurmak' başlığı ile ele almıştı...
Yani 537 sayfalık bir eser ortaya çıkarılmıştı...
Mehmet Gülperçin, 'Hüsnü Özyeğin Bornovalı, haberin var mı?' dedi.
Ve bu nedenle yaşam öyküsünü okuduğunu anlattı....
Ama aralarında bir bağ yok...
Mehmet Gülperçin 1933 doğumlu, yine Bornovalı Hüsnü Özyeğin ise 1945 doğumlu....
Ama neredeyse tüm Büyük Çarşı'nın, iki büyük hanın sahibi Mustabey'in (Mustafa İnce) kiracıları olduğunu anımsıyor.
Hüsnü Özyeğin'in dedesi ile babası İbrahim Efendi'yi tanıyor.
Buz sattıkları ve Girit kökenlilerin 'Standaki' adını verdikleri zeytinleri satıyorlardı.
Zeytinlikleri ise şu anki Topçu Tugayı'nın üst kısmındaydı...
Geçenlerde kaybettiğimiz Bornovalı Doktor Abidin Bayraktaroğlu, İzmirli Eczacıbaşılarla dosttular.
Büyük kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk İzmir'e geldiğinde Özyeğin'lerin aracını kullanıyordu...
Bu arada unutmadan söyleyeyim; İzmirliler, ya da İzmir'in ileri gelenleri Özyeğin'lerin Avrupa'dan getirttiği 'İngiliz kumaşı' giysileri tercih ediyordu.
Yaşam öyküsünü 9 yılda zorlukla bitirdiğini anlatan Bornovalı Hüsnü Özyeğin, 'Bir Dünya Kurmak' sonunda bitirince; meslek olarak yazarlığı değil, bankacılık ve iş adamlığını seçtiğimden dolayı çok mutlu olduğumu anladım' diyor.
Özetle;
Başarının arkasında; her ne kadar herkes 'Bir kadın var!' deseler de, genel olarak ele aldığımızda; Bir yaşam biçimi, bir kültür, bir iş yapma tarzı, yaratıcılığa verilen önem, kişisel özellikler, ailevi konum, rastlantılar ve eğitim vardır.

Altın bilezik eğitim...

Bu arada bir anımsatma yapayım:
Bornovalı Hüsnü Özyeğin'in ilk sermayesi diplomaları idi.
Kolundaki biricik altın bilezik, aldığı eğitim idi.
Hüsnü Özyeğin, o 'sermayeden' bir dünya kurdu.
Türkiye'nin en zengin iş adamları sıralamasında ilk sıralarda yer aldı.
İş hayatına profesyonel olarak başladı.
Bankacılıkta en genç genel müdür olarak yükseldi.
Banka yöneticiliğinden banka sahipliğine dönüşen meslek yaşamında, bu terakkiyi sonuna kadar başarı ile tamamlayan bir isimdi.
Kurduğu ve büyüttüğü Finansbank'ı 19 yılın sonunda sattığında, Türkiye'ye yapılan en büyük yabancı yatırımı gerçekleştirmiş oldu.
Özyeğin, bankasını sattıktan sonra da FİBA Holding ile yatırımlarına devam etti.
Sosyal Sorumluluk Projeleri, Özyeğin Üniversitesi'nin kuruluşu ile baş döndüren temposu hiç dinmedi.
İşin güzel ve bizi ilgilendiren yanı Bornovalı yani İzmirli olmasının yanı sıra, 'gönlü zenginler' sıralamasında yer almasıydı.
Zaten kendisi de yakınlarından ve Torna- Balatacı Mehmet Gülperçin'den öğrendiğime göre, 'gönlü zenginler' arasında yer almayı yeğliyor, önemsiyordu.
Benim hoşuma giden yanı ise, 'Başarımda; birlikte çalıştığım sayısız insanın katkısı var!' demesi...
İş yaşamını 'Hayırsever' olarak sürdürmesi...
Bornova'dan Hüsnü Özyeğin gibi çok önemli kişi çıktı...
Hatta Fransa ve İngiltere, hatta Amerika'da da çok büyük iş adamı, sanayici, politikacı Bornovalı var...
Bir ara Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila, ayaküstü sohbetimizde 'Bu isimleri bir araya getireceğiz' demişti...
Belki ikinci döneminde buna daha fazla zaman ayıracaktır...
Düşünebiliyor musunuz, sadece Hüsnü Özyeğin, iş yaşamında 50 binin üzerinde insanımızı istihdam etti.
Ama şimdi Bornovalı gençler işsiz...
Çevredeki fabrikalara gidin, işyerlerini ziyaret edin, en büyük işveren üniversiteye, hatta belediyeye bakın yılların verdiği bir sıkıntıyı gireceksiniz.
Bornova ya da İzmirli gençler yok denecek kadar azlar...
Bir yetkili geliyor...
Hoş geliyor...
İzmirli ona sahip çıkıyor, o da hemşerilerine....
Bilmem anlatabiliyor muyum?
Bırakın Anadolu'yu, dünyanın neresine giderseniz gidin, büyük bir işyeri, kurulma aşamasından önce de sonra da 'Öncelik yöre halkına' açıklamasın yapar...
Neden?
Çok çeşitli nedenleri var...
Ayrı bir konu olduğu için şimdilik yazmaya gerek yok!

*- Öğrencilerimiz nedense mutsuz!

OECD'nin uluslararası öğrenci değerlendirme programı, PISA, 3. raporunu yayınladı.
72 ülkeden 540 bin öğrencinin katıldığı çalışmaya göre, en mutsuz öğrenciler Türkiye'de.
Habere göre, 'Öğrenci refahı' temalı rapor için 72 ülkede 540 bin öğrencinin okul performansları, arkadaşları ve öğretmenleri ile ilişkilerini, okul dışında nasıl zaman geçirdiklerini ve aile ortamları mercek altına alındı.

'En mutlu' Meksika

Buna göre, Türkiye; 'Yaşam Memnuniyeti' sıralamasında 10 üzerinden 6.12 puanla son sırada yer aldı.
En mutlu öğrencilere sahip ülke ise 8.27 puanla Meksika oldu. Avrupa'nın PISA'da en iyi performans gösteren ülkelerinden biri olan Finlandiya 7.89 ile ikinci sıraya yerleşirken, Hollanda 7.83 ile üçüncü oldu.

OECD: Çocuklara yalan haber dersi verilsin

PISA verilerine göre, Türkiye'de 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin 28.6'si hayatından hiç memnun değil.
Bu oran yüzde 11.8'lik ortalamanın neredeyse üç katı.
Hayatından çok memnun olduğunu söyleyen öğrenci oranı da yüzde 26,3 ile yüzde 34'lük OECD ortalamasının gerisinde.

Türkiye'de öğrencilerin 'kaygısı' da zirvede

Sınava iyi hazırlanmasına rağmen çok kaygı duyduğunu' söyleyen öğrenci orani 58.8 olurken, yüzde 56 'ders çalışırken stres yaşadığını' belirtti. Türkiye, İtalya'nın ardından öğrencilerin ders çalışırken en fazla kaygı duyduğu ikinci ülke oldu.
Türkiye'de 'Bir ayda birkaç kez herhangi bir zorbalığa maruz kaldığını' söyleyen öğrenci oranı yüzde 18.6 oldu.
Bu oran ise OECD ortalamasının altında.


KURDELA

Engelliler için duba uygulaması başlatıldı


Özellikle yaz ayalarında artan nüfus ile birlikte çok fazla ihmal edilen konulardan biri olan engelli geçişlerin önüne park edilmesi konusunda Burhaniye Belediyesi Zabıta ekipleri duba ile önlem alıyor. Kaldırımların tüm engelli geçişlerinin önüne duba koyarak araç park edilmesini engelleyen Zabıta ekipleri çalışmalarına Burhaniye merkezden başladı.

Vali Ersin Yazıcı projeleri inceledi

Burhaniye'de yapımı devam eden Burhaniye Devlet Hastanesi inşaatını, Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı, Burhaniye Kaymakamı Hüseyin Öner ve Burhaniye Belediye Başkanı Necdet Uysal ile birlikte ziyaret etti.
Burhaniye Yat limanında yapılan yenilikler hakkında Vali Ersin Yazıcı'ya bilgi veren Burhaniye Belediye Başkanı Necdet Uysal devam eden çalışmalar konusunda da Yazıcı ile istişarede bulundu.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.