İŞYERİNDE EN SAÇMA YASAKLAR
DÜNYA ALARM VERİYOR
MUHTEŞEM YÜZYIL'A SÜRPRİZ KONUK
ÇOK OTURANLAR DİKKAT!
17 Mayıs 2012 Perşembe
RÖPORTAJLAR
Boyun eğmeyen kentin CHP gönüllüsü
"Bugün gelinen noktada Türkiye'nin kurtuluş reçetesinin CHP'nin ilkeleri olduğunu görerek, bu ilkeleri benimsemiş, iyi bir siyasetçi profili çizmek iddiasıyla CHP'den milletvekili aday adaylığında bulunuyorum. Ben bir parti emekçisiyim. Partinin her kademesinde görev yapmış, hiçbir karşılık beklemeden yüzlerce parti çalışmasında rol almış bir parti emekçisi. Ben bir köşe yazarıyım. Altı yıldır yolsuzluğa, yoksulluğa ve yandaşlığa Haber Ekspres gazetesindeki köşesinde yüzlerce yazıyla meydan okumuş, onurlu, dürüst bir gazete köşe yazarı. Bir basın emekçisiyim. Ben bir İzmirliyim. Sadece İzmir doğumlu biri değil, İzmir'in gelişimi için onlarca yıldır emek veren bir İzmir gönüllüsüyüm. Ben bir demokratım, bir demokrasi uygulayıcısıyım." **Zafer Bey sizi tanıyabilir miyiz? Yaşamınızda önem taşıyan bugünkü kişiliğinizin oluşmasında etken olan kişi ve olaylar nelerdir? İzmirliyim. Şirinyerliyim. Bayraklı'da geçti çocukluğum. Liseyi Mithatpaşa Sanat Enstitüsü'nde okudum. Mithatpaşa Teknisyen Okulu makine bölümünü bitirdim. Başarılı bir öğrenciydim. Sabahları erken kalkıp en dinç olduğum vakitlerde ders çalışmanın doğal sonucuydu bu başarı. Erken dediğim sabahın körü! Beş, hadi bilemediniz altı. Aslında bu saatte kalkmak bir zorunluluktu benim için. Kendi yarattığım bir zorunluluk. Babam Devlet Demir Yolları'nda marangozdu. Halktandı, halkçıydı, halk adamıydı. Dünyanın en dürüst adamıydı. Maaşını bizlere harcardı, ama geliri sınırlıydı. İlk gençlik yıllarımız haftasonlarında sinemaya, tiyatroya gidebilmek için para biriktirmem gerekiyordu. Ben de hafta içi ulaşım masrafımdan kısarak hafta sonu sinema biletimi alırdım. Ya da çok merak ettiğim bir dünya klasiğini. Hafta içi dersimi, açık havada denize karşı Bayraklı-Mithatpaşa arasında yürürken çalışırdım. Elinde bir kitapla ağır adımlarla ve kimi zaman yüksek sesle ders çalışan bir genç adam görüntüsü hiç aklımdan çıkmaz. Bugünkü kişiliğimin oluşmasında etken olan kişilerin başında babam Kadir Yapıcı gelir. Birkaç ay önce kaybettik onu. Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmemeyi, dürüstlüğü, çok çalışmayı, insan sevgisini ailede ondan öğrendik ilk. Sonrasında iş yaşamıma da siyaset yaşamıma da bu ilkeler damgasını vurdu. Bir de İzmir etkiledi beni. İzmir kent kültürü olan bir şehirdir. Demokrattır, özgürlükçüdür, aykırıdır. İzmir boyun eğmeyendir. İzmir akıntıya kapılmayan, akıntıya karşı kürek çeken, akıntının yönünü değiştirendir. Benim kişiliğim, doğduğum, yaşadığım, kültürel açıdan beslendiğim ve hayatımın sonuna kadar bir parçası olmayı düşündüğüm şehirle bütünleşti. Liseyi bitirdikten uzunca bir zaman sonra Anadolu Üniversitesi Yönetim ve Organizasyon Bölümü'nü tamamladım. Bu arada bilgisayar programcısıyım. Devlet Su İşleri'nin bilgi işlem merkezinde barajlar üzerine bir veritabanı kurulma sürecinde yer aldım. Spor yöneticiliği yaptım. İzmir'de amatör sporların geliştirilmesi konusunda faaliyetler yürüttüm. İzmir DSİ Spor yönetim kurulu üyeliği, Voleybol Şube Başkanlığı, İzmir Beden Terbiyesi İl Müdürlüğü Voleybol Tertip Komitesi Sekreterliği görevlerinde bulundum.
Siyaset, ülke, devlet ve insan yönetimidir diyen tanım yeterli değil bence. Toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin bulunduğu bir ülkede, siyaseti bu eşitsizliklerin giderilmesi yönünde katkı sağlamak, proje üretmek için yapıyorum. Adaletin yok edilmeye çalışıldığı bir ülkede, siyaseti adaletin yeniden tesis edilmesine katkı sağlamak için yapıyorum. Siyasal çürümüşlüğün, yolsuzluğun, yandaşlığın, rantçılığın olduğu bir ülkede, siyaseti merkezinde ahlak olan yeni bir siyaset anlayışını kurumsallaştırmak için yapıyorum. Bir memnuniyetsizliğim, bir itirazım var. Bu itirazımı özgür birey ve yurttaş bilinciyle siyaset düzleminde seslendiriyorum. Ancak siyaset düzleminde seslendirdiğim şey sadece bir itirazdan ibaret değil. Örgütümle birlikte, sivil toplum örgütleriyle birlikte, alanında uzman bilim adamlarıyla birlikte, üniversite gençliğiyle birlikte, işçilerle, memurlarla, emeklilerle birlikte, gençlikle birlikte bir değişim iddiasına, değiştirme iddiasına sahibiz. Siyasette kurallar yeniden belirlenmeli diyoruz. Roma'da Seneca diye bir siyaset felsefecisi vardı. Seneca'nın önerisi şu idi: Eğer bir devlette yönetim çürümekteyse, bilgeler, erdemli insanlar siyasete katılmamalılar. Siyaset dışı kalmalılar. Çünkü çürüme ortamında erdemliler iktidara gelse bile onlar da zaman içinde çürümeye ortak olurlar. Seneca'nın sözlerine uyan erdemliler siyasete girmeyince ne mi oldu? Kişisel çıkar peşinde koşan siyasetçiler, rantçılar memnun oldular. Bu ülkede dürüstlerin, namusluların ve ezilenlerin Seneca gibi hareket edip rantçı siyasal düzene dolaylı bir destek vermeye hakları yok diye düşünüyorum. Bu düzen İsmet İnönü'nün söylediği gibi ancak namuslular, namussuzlar kadar cesaretli olurlarsa düzelebilir. **Siyaset ilginiz ne zaman başladı? Siyasi alanda örnek aldığınız bir olay ya da kişi var mı? İşçi ailesiydik. O yüzden henüz lise yıllarında siyasete ilgi duymaya başladım. Siyasal düşüncemin şekillenmeye başladığı yıllar Türkiye'de emek hareketinin filizlenmeye başladığı döneme rastlar. Dolayısıyla sol literatürle ilgili temel yayınları bu yıllarda okudum. Eşzamanlı olarak Mustafa Kemal'in düşün sistematiği ile okulda öğretilenlerin ötesinde tanışma fırsatım oldu. Atatürk ile ilgili basılmış hemen her kitabı, hemen her dergi makalesini takip etmeye çalıştım. Sorguladım, karşılaştırdım. Evet, ailem de Atatürkçüydü; ama benim Atatürkçülüğüm, bir aile geleneğinden ibaret değildi. Elbette rehberim Mustafa Kemal'dir. İş yaşantımda Karayolları'nda, Çiğli İplik Fabrikası'nda, özel sektörlerde yöneticilik yaptım. İzmir DSİ'de Etüd ve Kontrol Teknisyenliği görevlerinde bulundum. Ben de bir işçiydim. Bugün bir işçi emeklisiyim. Bu yıllarda da sendikal hareket içinde yer aldım. **Aktif siyasete ne zaman ve nerede başladınız? Aktif siyasete 1997'de oğlumun gördüğü bir gazete ilanından yola çıkarak başladım. Oğlum o sene üniversite birinci sınıf öğrencisiydi. Şimdi bir siyaset bilimci, bir uluslararası ilişkiler uzmanı. Adnan Menderes Üniversitesi'nde öğretim üyesi. İlan CHP'nin parti içi eğitim çalışmaları ile ilgiliydi. Eğitim çalışmalarına, "eğitim alan" olarak katıldım. Kader bu ki, aynı parti içi eğitim çalışmalarını aktif bir biçimde 1999 yılından günümüze kadar yürüten kişilerden biri oldum. Eşim Zeynep Yapıcı uluslararası ilişkiler okuyor. İkinci sınıfta. Eşim aynı zamanda bir parti emekçisi. Emekli bankacı. Uzun yıllar CHP Buca İlçe Kadın Kolları Başkanlığı, İl Kadın Kolları Sekreterliği gibi görevler yürüttü. Halen İl Genel Meclis Üyeliği görevini sürdürüyor. **Buca CHP'nin çalışmalarında aktif rol aldınız. Bu görevler sırasında unutamadığınız olaylar, kişiler var mı? 18 Nisan 1999 seçimlerinde CHP baraj altında kalmıştı. Siyasetin yazılmamış bir yasasıdır: Bir parti baraj altında kalmışsa yavaş yavaş binaları sessizleşir, gelenleri azalır. Çünkü partiye her gelen kişi, partiye bir katkı vermek amacıyla gelmez. Kimileri de bir şeyler alabilme niyetiyle gelirler. İşte iktidara erişimin olamayacağının anlaşıldığı bu dönemlerde parti binaları deyim yerindeyse terk edilirler. Biz bu dönemde CHP'ye sahip çıktık. 1999-2001 yılları arasında CHP Buca İlçe Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyeliği, Örgütten Sorumlu Başkan Yardımcılığı, Basından Sorumlu Başkan Yardımcılığı, Eğitim Sekreterliği görevlerini yürüttüm. Sadece bu görevleri mi? Yeri geldi hep birlikte çoluk çocuk parti binasını temizledik. Yeri geldi parti flamalarını, bayraklarını yıkadık, ütüledik. **Milletvekili olmaya ilk kez mi karar veriyorsunuz? Bu kararı almanızda temel etmen nedir? İlk kez 2002 genel seçimlerinde İzmir 1. bölgeden 12. sıra milletvekili adayı oldum. 2007 genel seçimlerinde aday adaylığında bulundum. Ancak listeye alınmadım. Bu üçüncü ve son adaylığım. Son diyorum çünkü milletvekili seçilsem de seçilmesem de bir kez daha aday olmayı düşünmüyorum. Evet, siyasette ömrümün sonuna kadar var olacağım ama "aday" olmayı planlamıyorum. Çünkü her ne kadar siyasetin içinde olsam da "profesyonel siyasetçi" değilim. Büyük bir amacım var. Siyaseti, parlamentoya hakim siyaset anlayışını dönüştürmek hedefiyle yapıyorum. Siyasetten rant sağlamak için, kişisel çıkar peşinde koşmak için, ömrümü mecliste geçirip gençlerin önünü tıkamak için değil. **CHP'de eğitmenlik göreviniz var... Bu görev kapsamında yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız? CHP Genel Merkezi'nin parti eğitmeni olmak yaşamımın en önemli görevlerinden biridir. İzmir'in tüm ilçelerinde 12 yıldır hiçbir maddi karşılık almadan CHP parti içi eğitim çalışmalarını yürütüyorum. Siyaset bilimi, siyaset felsefesi, demokrasi, sosyal demokrasinin evrensel değerleri, CHP tarihi, Kemalizm, beden dili, siyasal iletişim gibi konularda sayıları yüzlerle ifade edilen ders verdim. Bunun dışında Türkiye genelinde birçok ilde CHP örgütleri tarafından eğitim çalışmalarına katıldım, bu illerde eğitim çalışmalarını yönlendirdim. Parti içi eğitim, siyasal örgütlenme ve bilinç açısından vazgeçilmez bir kurumdur. Siyasetin düzeyinin yükseltilmesi açısından da vazgeçilmezdir. Bu önemine rağmen ne yazık ki Türk siyasetinde genellikle ihmal edilegelmiştir. CHP içinde bu konuda ufak da olsa bir katkım olmuşsa ne mutlu bana.
Yıllarca Cumhuriyet Halk Partisi'nin kökenini, ilkelerini, Türk siyasi hayatı açısından taşıyageldiği önemi ve iyi bir siyasetçinin sahip olması gereken özellikleri, CHP'nin Parti Eğitmeni olarak yüzlerce konferansta, panelde ve parti içi eğitim çalışmasında yurttaşlarımıza anlattım. Bugün gelinen noktada Türkiye'nin kurtuluş reçetesinin CHP'nin ilkeleri olduğunu görerek, bu ilkeleri benimsemiş iyi bir siyasetçi profili çizmek iddiasıyla CHP'den milletvekili aday adaylığında bulunuyorum. Ben bir parti emekçisiyim. Partinin her kademesinde görev yapmış, hiçbir karşılık beklemeden yüzlerce parti çalışmasında rol almış bir parti emekçisi. Ben bir köşe yazarıyım. Altı yıldır yolsuzluğa, yoksulluğa ve yandaşlığa Haber Ekspres gazetesindeki köşesinde yüzlerce yazıyla meydan okumuş, onurlu, dürüst bir gazete köşe yazarı. Bir basın emekçisiyim. Ben bir spor adamıyım. İzmir'de amatör sporların gelişmesine büyük katkı verdiği söylenen bir spor yöneticisi. Ben bir İzmirliyim. Sadece İzmir doğumlu biri değil, İzmir'in gelişimi için onlarca yıldır emek veren bir İzmir gönüllüsüyüm. Ben bir demokratım. Çekirdek aileden başlayarak "önce demokrasi" diyen, demokrasiyi bir yaşam biçimi olarak benimseyen; iş yaşamındaki yöneticiliğini demokrasi üzerine oturtan bir demokrasi uygulayıcısıyım.
Kentimin tüm ilçelerini dolaşıyorum. Gerek örgütten gerek toplumdan son derece olumlu tepkiler alıyorum. Milletvekili adayı kişilerin kendileri gibi yaşadığını, kendileri gibi dolmuşa bindiğini, belediye otobüsünden inip seçim çalışmasına geldiğini gören halk biraz yadırgıyor ilk başta. Bunun bir "imaj çalışması" olup olmadığını ya da bu kişinin "yalan atıp atmadığını" sorguluyor. Milletvekilliğini zengin işi, milletvekillerini erişilmez olarak tanımlamış bilinçaltında. Afallıyor. Milletvekilinin yanında yandaş ordusu arıyor, ya da koruma ordusu. Sorguluyor dedim ya hatta takip ediyor bir süre. Sonra bakıyor ki, yine aynı durağa gidiyor, aynı belediye otobüsüne biniyor. Kimseye yukarıdan bakmıyor. Herkesle konuşuyor ama hep konuşmuyor, dinliyor da. Ve o kişi gerçekten milletvekili adayı. Sonra görüyor ki pazarda, pazar arabasını çekiştiriyor, emekli maaş kuyruğunda bekliyor. Sonra görüyor ki onun sorunlarını Haber Ekspres'te köşesinde yazmış. Ha, anlıyor ki her şey "sahici". Sorun onun sorunuyken, aynı zamanda milletvekili adayının da sorunuymuş... **Sizce bir milletvekilinin taşıması gereken özellikler nelerdir? Dürüstlük, adalet, erdem. Milletinin sadece vekili olduğu konusunda bir bilinç. **Seçim sonuçlarına ilişkin bir tahmininiz var mı? CHP'yi iktidara taşıyacak bir sonuç bekliyorum. Bunun için de İzmir'de alınacak sonuç belirleyici olacak kanaatindeyim. İzmir'de % 40-50 bandından yukarılara çıkmak CHP'nin iktidara yürüyüşünü kolaylaştıracak. Bir İzmirli olarak söylüyorum ki % 60-65 bandı (hatta daha yukarıları); sürecin iyi yönetilmesi ve halkın ve parti örgütünün sahipleneceği; halktan ve parti örgütünden kişilerin aday gösterilmesi koşullarıyla mümkün... İthal adaylık, hemşehri lobiciliğine dayanan adaylık, mezhep vurgusuyla adaylık; akla değil maddi olanaklara dayanarak adaylık konularında bir algı İzmirlilerde oluşursa bu rakamlara ulaşmak güçleşir. Çünkü İzmir, dünyayı Atatürk'ün algıladığı bir biçimde algılıyor ve Türkiye'ye bu özelliğiyle örnek olmak istiyor. Etnikçilik ve mezhepçilik gibi kimlik unsurlarının siyasette milli kimliği aşan bir biçimde belirleyici olmasına tepki gösteriyor. Elbette bir de parti genel merkezinin bu süreçte iç ve dış politikada takınacağı tavır oldukça belirleyici olacak. İzmirli CHP'yi yeniden şekillenen dünyada, emperyalizm karşıtı bir direnç noktası olarak görmek istiyor. İzmir Atatürk'ü her gün biraz daha özlüyor. Ve küresel çağda gerek iç gerek dış politikada çözümün Atatürk ilke ve devrimlerini sahiplenmekten geçtiğini biliyor. **Yaptığınız çalışmalarda halka ulaşmak için kullandığınız bilgiler ve dökümanlar nelerdir? Sadece son günlerdeki çalışmalarımı ve kullandığım dokumanları söyleyeyim. Aile Sigortası, 41 Madde, Sosyal Devlet, Çevre, Kadın, Esnaf, Genç, Bilgi Toplumu, Çalışan, Engelli, Emekli, Çiftçi, Öğrenci gibi konu başlıkları halinde CHP'nin projelerini derledim. Bunları resimli slayt haline getirdim. Bu slaytlar seçime yönelik parti çalışmalarında kullanılıyor.
"Her ne kadar siyasetin içinde olsam da "profesyonel siyasetçi" değilim. Büyük bir amacım var. Siyaseti, parlamentoya hakim siyaset anlayışını dönüştürmek hedefiyle yapıyorum. Siyasetten rant sağlamak için, kişisel çıkar peşinde koşmak için, ömrümü mecliste geçirip gençlerin önünü tıkamak için değil. Milletvekili olsam da; bakan olsam da aynı pazardan alışveriş yapacağım, aynı arabayı kullanacağım, aynı evde; eşimle alınterimizle yaptığımız kooperatif evimizde oturacağım. Bir makamım olacaksa, o makamı sadece halk için, halkın çıkarına kullanacağım" "Siyasette kurallar yeniden belirlenmeli. Siyaset felsefecisi Seneca; eğer bir devlette yönetim çürümekteyse, bilgeler, erdemli insanlar siyasete katılmamalılar. Siyaset dışı kalmalılar. Çünkü çürüme ortamında erdemliler iktidara gelse bile onlar da zaman içinde çürümeye ortak olurlar. Seneca'nın sözlerine uyan erdemliler siyasete girmeyince ne mi oldu? Kişisel çıkar peşinde koşan siyasetçiler, rantçılar memnun oldular. Bu ülkede dürüstlerin, namusluların ve ezilenlerin Seneca gibi hareket edip rantçı siyasal düzene dolaylı bir destek vermeye hakları yok diye düşünüyorum. Bu düzen İsmet İnönü'nün söylediği gibi ancak namuslular, namussuzlar kadar cesaretli olurlarsa düzelebilir".
"Kişiliğimin oluşmasında işçi emeklisi, halkçı babamın; 'Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilme' görüşü etkiledi beni. Benim karakterimi bir de İzmir etkiledi. İzmir kent kültürü olan bir şehirdir. Demokrattır, özgürlükçüdür, aykırıdır. İzmir boyun eğmeyendir. İzmir akıntıya kapılmayan, akıntıya karşı kürek çeken, akıntının yönünü değiştirendir. Benim kişiliğim, doğduğum, yaşadığım, kültürel açıdan beslendiğim ve hayatımın sonuna kadar bir parçası olmayı düşündüğüm şehirle bütünleşti." Yükleniyor...
YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI |
|