Kruvaziyerde kayıp 700 milyon lira

Türkiye'nin 2017'de kruvaziyerdeki zararı, zirve yaptığı 2013 yılına göre 180 milyon dolara (700 milyon lira) ulaştı. Türkiye’nin yaşadığı zararı ise sektörün önde gelen isimleri sürpriz olarak görmüyor. MSC Türkiye Sorumlusu Savaş Ercan, gerekirse ödün verilerek konunun çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtirken, DTO İzmir Şube Başkanı Yusuf Öztürk, ‘Türkiye, 2020 yılında kruvaziyerdeki yükseliş dalgasına hazırlanmalı’ dedi

Kruvaziyerde kayıp 700 milyon lira

Ali Budak- Türkiye’de 2013 yılında zirve yapan kruvaziyer turizmi, özellikle 2015 yılının ardından ciddi bir düşüş yaşadı. Milyonlardan, yüz binlere, ardından binlere kadar düşen yolcu sayısı, Türk kruvaziyer turizmine ekonomik olarak da büyük bir kayıp yaşattı. 2013 yılında kruvaziyer turizmi zirve yapmış ve Türkiye’ye 2 milyon 240 bin yolcu gelmişti. Her yolcunun ortalama 80 dolar harcadığı hesaplanırken,  bu durum çeşitli liman masrafları ile beraber toplamda 200 milyon dolara (754 milyon lira)  yakın bir ticari hacim oluşturmuştu. 2017’de ise durum pek parlak değil. 2017 yılının Eylül ayına kadar kruvaziyerle Türkiye’ye gelen yolcu sayısı 267 bin olarak tespit edildi. Böylece Türkiye, 2017 yılında, 21 milyon dolar (80 milyon lira ) gelirle kruvaziyerde en parlak dönemi olan 2013 rakamlarının anca yüzde 10’una ulaşabildi ve yaklaşık olarak 180 milyon dolar (yaklaşık 700 milyon lira) ekonomik kayba uğradı.


İzmir’de çok kayıp yaşadı


İzmir’de de durum pek farklı değil. İzmir, kruvaziyerde zirveyi 552 bin 776 yolcuyla 2012 yılında yaşarken, Alsancak Limanı’na gelen yolcu sayısı 2017 yılında 5 bin 697’ye kadar geriledi. 2012 yılında İzmir ekonomisi kruvaziyerden 45 milyon dolar (170 milyon lira) kazanırken, 2017’de bu rakam 455 bin dolarlara (1 milyon 715 bin lira) kadar düşmüş oldu. Türkiye’nin kruvaziyerdeki kan kaybı devam ederken, dünyanın en büyük kruvaziyer şirketlerinin birer birer Türkiye’yi rotalarından çıkarması, gelecek senelerin de pek parlak geçmeyeceğini gösterdi. Türkiye’ye en çok kruvaziyer seferini düzenleyen ama son senelerde güvenlik gerekçesiyle Türkiye’yi rotalarından çıkaran kruvaziyer şirketlerinin kararını ve kruvaziyer turizmini alanının uzmanlarıyla konuştuk.


‘2019’da zora girdi’


MSC’nin 2018’de de Türkiye’ye kruvaziyer seferi yapmasının gözükmediğini belirten MSC Türkiye Sorumlusu Savaş Ercan, ‘Ama bu iş sabır işi. Pek çok etken var. Cruise gemileri birden yön değiştirdiği zaman onları geri getirmek çok kolay değil. Bir sürü faktör var, sınırlarımızdaki durum ortada. İnsanlar yurt dışından baktıkları zaman, Türkiye’yi batısından, doğusundan bir bütün görüyorlar. Sonuç olarak kruvaziyeri getiren yolcudur. Yani şirketin talep olmayan bir yere gemiyi getirmesinin hiçbir anlamı yok. İki tane alternatifi var. Ya yurt dışından buraya yolcu talep edecek ya da Türkiye’den her harta 2-3 bin tane yolcu bindireceğiz. Bugün Türkiye’den bir talep olsun 2 - 3 bin yolcu. Gemiler buraya gelir. Yine bu sene gelmez, iki sene sonra gelir. Sonuç olarak 2019’un planları bile yapıldı, yapılıyor. Yine 2019 soru işareti ama 2018 çoğu şirketin takviminde yok’ dedi.


Teşvik, işletmecilere verilmeli


Ercan, ‘Teşvik, kruvaziyer sektöründe zarar gören turizm şirketlerine destek ise doğru. Bugün teşvik ya da desteği, ya kruvaziyer gemi hatlarına ya da işletmecilerine vermelisiniz. Siz kruvaziyer gemisi kiralayıp, işletiyorsanız size yapılmalı. Çünkü vermeden almak çok kolay değil. Devletin birinci önceliği istihdam ve halkın istikrarı değil midir? O yüzden buralarda teşvik vermeli. Sonuç itibariyle hedef kruvaziyer gemiyi buraya getirmekse, seyahat acentelerinin bunu yapma şansı yok. Yani tespit doğru, ama tedavi yanlış’ ifadelerini kullandı.
 

Dünyaya ‘güvenli’ olduğumuzu anlatmalıyız


‘Önce gemi gelecek. Gemi gelmedikten sonra gemi acentesi de, tur acenteleri de iş yapamaz’ diyen Ercan, şöyle devam etti: Devlet bugün üst düzey firmalara belli taahhütleri verirse, özellikle güvenlik alanında taahhütleri o zaman yeniden firmalar gelmeye başlar. Zamanında İzmir’e gemi gelmezken 1 dolarlık, 2 dolarlık ayakbastı ücretlerinin İTO tarafından ödenmesi ve devletin plotaj ve römorkaj tarifelerinde indirimler yapmanın da etkisiyle yeri geldi 500 bin yolculara ulaştık. Yolcu başına yüzde 30 destek veriyoruz diye ikna edemeyiz o gemileri! Oraya gidip güvenli olduğumuzu ve onları beklediğimizi söylemeliyiz. Ülkemizin ne kadar güvenli olduğunu anlatmalıyız. Yani öncelik Türkiye’nin güvenli bir ülke olduğunun mesajını vermekte. İkincisi de karşılıklı kazan-kazan prensibinde anlaşma sağlamalıyız. Örneğin, firmalardan sefer taahhüdü alın ve onlara da sağlayacağınız kolaylıkların garantisini verin. Gerekirse liman tarifelerinde de düzenlemeye gidebilmeliyiz. Sonuç itibariyle liman işletmesi de bir ticari kuruluş’ dedi.
 

‘Gemiler, İstanbul’da nereye yanaşacak?’


Kruvaziyerde  Türkiye’de bir İstanbul gerçeği olduğunu ve İstanbul’un ana taşıyıcı rolünü üstlendiğini belirten Ercan, ‘Türkiye’de kruvaziyer sektöründe İstanbul ana taşıyıcı kolondur. Liman inşaatımız var ve ikinci bir alternatifimiz yok. Bugün siz İstanbul’a gemi getirseniz, nereye yanaştıracaksınız? Bunların hepsini planlamak gerekiyor. Farklı alternatifler yaratmamız lazım. Kruvaziyer şimdi İstanbul’a geliyorum dese yanaşacak limanı yok. Çünkü inşaat halinde. Nasıl İzmir’e gelen gemi, Kuşadası’na gelebiliyor, İzmir’e de gelebiliyor. Yani İzmir’de değişik tercihler sunabiliyoruz. Antalya’ya gelen Alanya’ya, Alanya’ya gelen Antalya’ya gelebiliyor. İstanbul ya da o bölgeye de ikinci bir kruvaziyer limanı yaratmak lazım. Çünkü rekabet kaliteyi getirir’ dedi.
 

‘İzmir’le ilgili şikâyet yok’


Kruvaziyer ile İzmir’e gelen turistlerin, İzmir’de gezecek yer bulamadığı ile ilgili eleştirilere de yanıt veren Ercan, şunları söyledi: Öyle bir şikâyet hiçbir zaman almadık. 3 bin kişilik gemilerimiz geliyordu. 3 bin kişilik gemiden tura gidenler, maksimum bin kişiyi geçmiyor. Hadi bunların 500’ü de hiç çıkmayan olsun. Üçte bir de personel var, 4 bin kişi. Onun da yarısı çıkmasın, 500 kişi de oradan çıkıyor. 2 bin kişi kendi imkânlarıyla şehre çıkıyor. Ve bu insanlar yoldaki satıcıdan alışveriş yapıyor, lüks restorandan yemek yiyor. Yani herkes kendi ekonomisi ve zevkine göre hareket ediyor. Yoksa turla Kemeraltı’na ya da Efes’e gitmiyorlar. Önemli olan bizim bu insanları nasıl yönlendirdiğimiz. Yani satmak, pazarlamak ya da yönlendirmek aslında şehre düşüyor.


‘Liman, vitrindir’


İzmir Limanı’nın iyileştirme çalışmaları hakkında da konuşan Ercan, ‘İzmir Limanı, yolcunun ilk karşılaştığı yer. Sizin evinizin içi müthiş olabilir ama evinizin kapısının önü kirli ve çöp varsa karşılaşacağınız algıyı düşünün. İzmir’in kruvaziyerde kazanan şehir olması için şehrin kendini nasıl tanıttığı önemli. Sizin kapınızın önü süslü ve farklı olacak ki şehrin içine insanları çekeceksiniz. Liman biraz da vitrindir. Yukarıdan baktığınızda eski bir ambar ve çatısı farklı renkte. Yani karmakarışık. Bu da şehir hakkında düzensiz bir izlenim yaratıyor. Bunlar mutlaka düzelmeli. Bugüne kadar hep panolar yapıldı, düzenlendi ancak hepsi makyajdı. Yani detaylı bir düzenleme yapılamadı. Misafirin haber vermesiyle temizlik yapılmasıyla bu işler olacak şey değil. Böyle dar zamanlarda da bütün pislik en fazla kilimin altına süpürülür. Bu da ona benziyor’ ifadelerini kullandı.

‘İlk MSC döner’

MSC’nin Türkiye’ye çok önem verdiğini dile getiren Ercan, sözlerini şöyle tamamladı: MSC olarak kruvaziyerde, Türkiye’ye en çok sefer yapan, yolcu getiren, hareket sağlayan bir şirkettik. Emin olun ki bir dönüş olursa da ilk dönüşü yapan şirket MSC olacaktır. Çünkü Türkiye’ye inancı çok fazla. Yeter ki, orkestrada da aynı müziği çalalım ve karşıdan da aynı müziğin dinlenmesini sağlayalım.

‘2020’ye hazırlanmalıyız’

Kruvaziyer firmalarının 2018 rotalarından Türk limanlarını çıkarmasının sürpriz bir gelişme olmadığını belirten İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, ‘Bu haberler üzücü ancak beklenmedik gelişmeler değildi. Biz moralimizi bozmadan ülkemizi tanıtmaya, gemileri yeniden limanlarımıza getirmeye yönelik çalışmalarımıza etmeliyiz. Kruvaziyer turizminde ülkemiz 2010’lı yılların başında Akdeniz’in cazibe merkezi olma noktasına kısa sürede gelmedi. 2013’te ülkemiz limanları 2,2 milyon yolcuyu ağırladıysa, bunu uzun soluklu çaba ile başardık. Şimdi de dipten zirveye çıkmak için uzun bir soluğa ihtiyacımız var. Dünya kruvaziyer sektöründe 2020’den sonra yeni bir yükseliş dalgası bekleniyor. Sektörün dev firmaları 20 yeni gemi siparişi verdi. Dünya pazarına girecek bu yeni gemiler ve seyahate çıkacak yeni yolcular, 2020 yılından sonra Akdeniz’e ve ülkemiz limanlarına yönelecektir. Biz bu yükseliş dalgasını hesap ederek altyapı hazırlıklarımızı tamamlamalıyız’ dedi.

Teşvikler önemli

Kruvaziyer limanlara yolcu getiren acentelere turist başına verilen 30 dolarlık desteğin ise çok önem taşıdığına vurgu yapan Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: Yeni teşvik ve destek mekanizmalarıyla kruvaziyer gemilerine Türkiye’yi cazip hale getirmeliyiz. Ülkemize yönelik olumlu algıları yerleştirmek için daha çok çalışmalıyız. Limanlarımızı yeni gelecek gemiler için hazır hale getirmeliyiz.

Turist sayısı her yıl azalıyor

Kruvaziyerdeki zor sürecin devam ettiğini belirten Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler ise, ‘Son olarak ABD ile yaşadığımız siyasi nedenler dolayısıyla Royal Caribbean da önümüzdeki sene Türkiye’yi rotasından çıkardı. 2017 rakamları da iç açıcı değil. Zaten 2015’e oranla iki senedir pek gemi gelmiyordu. Önümüzdeki yıl da tablo pek parlak değil. Bu yıl İzmir’e gelen turist sayısı 5 bin 697. Önümüzdeki yıl, bu senenin rakamlarını bile muhafaza etmemiz zor. Hatta geriye gidiş olabilir’ şeklinde konuştu.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.