E-GAZETE
RÖPORTAJLAR

Eski fuarlar denilince ondan sorulur

09 Eylül 2011, 10:34
İzmir Fuarı kapılarını bu sene 80. kez İzmirlilere açıyor. Türkiye'nin ve İzmir'in en önemli Fuar organizasyonu olan İzmir Enternasyonel Fuarı'nın dününü bugününü ve yarınını 45 yıllık fuarcı, stratejik iletişim organizasyon sistem uzmanı Sancar Maruflu ile konuştuk. Ben bu ropörtajı yaparken çok keyif aldım, siz okuyucuların da aynı keyfi alacağını umuyorum.      





İzmir Fuarı'nın tarihçesini, oluşum aşamasını ve ortaya çıkış sürecini bizimle paylaşır mısınız?

İzmir Fuarı Atatürk Cumhuriyeti'nin eseri ve bizim vazgeçilmez değerimizdir. İzmir halkının ve Türkiye'nin onuru ve gururudur. İzmir Fuarı'nın tarihine bakacak olursak Atatürk'ün Milli Mücadele'den 6 ay sonra Cumhuriyet'in ilanından 9 ay önce İzmir'de topladığı 1923 İzmir İktisat Kongresi esnasında kongrenin yapıldığı iş merkezinde Şerif Remzi Reyend'e ait bu incir üzüm işletmesinde açılışın paralelinde bir de sergi açılıyor Atatürk'ün talimatıyla. Atatürk "harpten çıktık, bakalım ne durumdayız görelim" diyor. Büyük bir iştirak oluyor sergiye herkes o sıkıntılı günlere rağmen elindeki mamülleri sergiliyor. İlk başta daha çok tarım ürünleri, tarıma dayalı bazı sanayi ürünleri; bez kumaş, halılar, ahşap işleri, küçük tarım aletleri vs. sergileniyor. Ayrıca gıda ürünleri; ayran, peynir, et kavurma, tarhana, makarna gibi geleneksel ürünlerimiz de sergide yer alıyor. Atatürk tabii bunları görünce çok hoşlanıyor ve beğeniyor. Bu kadar sıkıntıya rağmen hiçte fena değilmişiz diyor ve orada talimat veriyor: "Bu şehirde fuarlar kurun, kongreler düzenleyin bu şehri kalkındırın" diyor. Bunun üzerine kongre bitiyor ve Cumhuriyet kuruluyor. Cumhuriyet'in kurulması ile beraber "Atatürk'ün talimatını yerine getirelim ve Fuarı tekrar düzenleyelim" diyorlar. Bunun üzerine en uygun alan Mithatpaşa semtinde bulunan Mithatpaşa Sanat Enstitüsü bunlara uygun geliyor. Aşağı yukarı 5 veya 6 yıl kadar enstitünün olduğu yerde fuar düzenleniyor. Daha sonra şimdiki Cumhuriyet Meydanı'nda Gazi Heykeli'nin arkasında Efes Oteli'nin bulunduğu alanda da aşağı yukarı 7 yıl düzenleniyor. İzmir Fuarı artık yavaş yavaş 9 Eylül panayırı haline geliyor. Daha sonra 9 Eylül beynelmilel panayırı haline geliyor. Ve derken İzmir Enternasyonel Fuarı ortaya çıkıyor. Fuar için yer arayışları var. Yangın alanı denilen düşmanın kaçarken yakıp yıktığı şimdiki Kültürpark alanı fuar için seçiliyor. Yabancılar diyorlar ki Behçet Uz'a "Siz bu enkazı 40 yılda kaldıramazsınız." Behçet Uz, bir ekip kuruyor o ekiple beraber 23 ay gibi kısa bir zamanda Kültürpark alanını ortaya çıkartıyor. Hatta Kültürpark'ın yapımında ölen atlar var. (68 tane) O atların anısına da yıllar sonra Dr. Behçet Uz'a vefa örneği olarak bir Dünya Hayvan Dostları anıtı yapılıyor ve üzerinde Kültürpark'ın yapımında ölen atlar içindir diye yazar. Bu heykeli de yapan Heykeltıraş Prof. Şadi Çalık'tır ve bunun gibi daha birçok heykeli de Kültürpark'a kazandırmıştır.

-Sancar Bey sizce eski fuar ve şimdiki fuar arasında nasıl bir fark var, zamanla sizce Fuar'da ne gibi değişiklikler oldu?   
         
Eskiden fuarlarda ticari, sanayi ve teknolojik unsurların yanında eğlence ve kültür-sanat unsuru da vardı. Eskiden Ankara'dan devlet tiyatroları, İstanbul'dan şehir tiyatroları, baleler, sirkler, akrobasi toplulukları, sportif gösteri yapan topluluklar da gelirlerdi. Şimdi gelmiyor mu? Şimdi de geliyor ama o zamanki heyecan çok başka idi. Fuar çok farklı bir heyecan olayıydı. Türkiye'de ilk ve tek yapılan uluslararası fuar organizasyonu olarak şöyle örnek verebiliriz: İlk defa Türkiye'de bir lunapark İzmir Fuarı'nda inşa edildi. Türk halkı ilk dönme dolabı İzmir Fuarı'nda gördü ve bunu yapan da Fuar'da atölyelerde çalışan bir usta Ali Fahri Usta'dır. Ali Fahri Usta'yı yurtdışına götürüyorlar, dünyadaki lunaparkları geziyor ve orada fotoğraflar çekiyor, çizimler yapıp buraya geliyor. Bunları burada tatbik ediyor. Atlıkarıncalar, dönme dolaplar, tahterevalliler, salıncaklar yapıyor. Sonra tabi İtalyan oyuncakları falan gelmiş buraya onlar tarihe karışmış ama eğer ilkse ilk lunapark ilk enternasyonel organizasyon ve birçok yeniliğin olduğu yer İzmir Fuarı'dır. Fuar öyle bir heyecan ki Türkiye'nin 1923'ten 1933'e kadar olan bölümde alınan mesafeyi görmek mümkün. Daha sonra da Fuar her on yılda bir Türkiye'nin aldığı mesafeyi simgelemektedir. Bakın şimdi Fuar'ın 80. yılına geliyoruz. Burada ne göreceğiz biz? Türkiye Cumhuriyeti'nin 89 yılda aldığı mesafeyi göreceğiz. Ondan bu seneki fuar çok önemli.

  -Zaman geçtikçe her şeyde olduğu gibi İzmir Fuarı'nda da değişimler oldu. Sizce bu değişimi oluşturan faktörler nedir?

 Tabi eski fuarlarda şu anda olması mümkün olmayan birtakım değerler vardı. Şimdi kültür dersen sanat dersen bir Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses, Neşe Can, Ahmet Gazi Ayhan, Yıldız Ayhan, Gönül Yazar, Tanju Okan, Nükhet Duru, Emel Sayın... Fuarda Nilüfer, Hülya Avşar, İbrahim Tatlıses gibi isimler o zaman heyecan yaratan isimlerdi. Şimdi bu saydığımız isimler Fuar'da yok. Şimdi nostalji gazinoları var. Bunu yapmaya çalışıyor belediyeler. Ama o heyecanı  ve canlılığı yaşayamıyoruz. Eskiden Fuar'da sahneye çıkmak büyük mesele idi. Bir sanatçı için büyük onurdu, şimdi artık o durumlar kalmadı. Ama buna etki eden nedenler elbette ki var. Televizyonun çok büyük etkisi oldu. Ama genede Fuar'da birtakım heyecanlar yaratılabilir ki bunu da yaratmaya çalışıyorlar.

Eskiden çok devlet katılırdı. Neden katılırdı? Fuar bir kota sistemi ile yönetiliyordu. Türkiye'nin normal bir ithalat ve ihracat kotası vardı ve bu kota kısıtlıydı. Bu kotadan faydalanamayan ülkeler ve Türkiye'deki ihtiyaç sahipleri Fuar'ı bir ek kontenjan ithalat kotası olarak görüyorlardı ve Fuar yoluyla alışveriş yapıyorlardı. Mesela yabancı devletler Fuar'a bazı malları getirip sergiliyorlardı. O malları da bizler satın alıyorduk. Sonra Özal döneminde ithalat serbestleştirildi. Bu sefer ne oldu? Fuar'ın bir fonksiyonu kalmadı. Artık fuar daha çok tanıtıma, teknolojik yeniliklere, organizasyonlara ve yerli sanayiye dönük bir hal almaya başladı. Bu da güzel bir şey. Tabi bir de eskiden hükümetler Fuar'a çok önem verirlerdi. Fuar'la ilgili açılış törenlerinde hükümet başkanları, önemli iktisadi bilgileri ilk defa Fuar'da verirlerdi. Başbakanların, Cumhurbaşkanlarının fuara gelmeleri bir gelenekti. Şimdi bu gelenekte ortadan kalktı. Ama gene de bu gelenek bir taraftan yaşatılmaya çalışılıyor en azından sanayi bakanları, ticaret bakanları geliyor ve fuara katılıyorlar.
      
 -Fuar zamanı başınızdan geçen iyi veya kötü anılarınız var mı? Varsa bizimle bu anılarınızı paylaşabilir misiniz?

Var tabii ki. Şimdi Zeki Müren farklı bir sanatçı. Herkes onun hususiyetlerini biliyor. Ama Zeki Müren'in davranışları bizim normal ahlaki standartlarımıza uygun olmasa bile hoş karşılanıyordu. Mesela ben Zeki Müren'i ilk defa mini etek giyerek sahneye çıktığını Fuar'da gördüm bunu orada yaşadım. İlk başta şaşırdım ama sonra kabullendim. Mesela ben bir gece kulübünde bir atın sahne aldığını gördüm. At sahnede gösteri yaptı. Lüküs Hayat Opereti'ni fuarda gördüm, bunları hep Fuar'da yaşadık. Birçok ünlü sanatçıyı Fuar'da tanıdık. Halikarnas Balıkçısı'nı Fuar'da gördüm. Dr. Behçet Uz'u orada tanıdım. Mesela biz yıllar önce Fuar'da Amerika ile Rusya arasındaki uzay çekişmelerini izledik. O zaman Ay'a gitme modası vardı. Ruslar'ın Cosmos Roketleri, Amerikalılar'ın Apollo Roketleri'ni hep burada gördük. Hep görkemli muhteşem olaylar yaşadık Fuar'da.

Tabii Fuar'da yaşadığım kötü anılar da var. Mesela Zeki Müren'i Fuar'da kaybettik. Ünlü piyanist Necdet Karar (Şopen Necdet) onu da Fuar'da sahnede kaybettik. Ünlü gazeteci Çetin Esen Kaftan, Fuar Kokteyli'nde öldü. Çok sevdiğimiz bazı işçilerimiz vardı. Fuar çalışmalarında elektirik çarpması sonucu onları da kaybettik.

 -Eskiden Fuar 30 günlüktü, Şimdi ise Fuar'ı 10 günlük bir zamana sığdırmaya çalışıyoruz. Sizce bu 10 günlük süre İzmir için yeterli mi?

Bir İzmirli olarak tabii ki yetersiz. Yani biz 30 günlük 20 günlük fuarları arıyoruz. Fuar'da biz o günleri keyifle geçirirdik. Ama şimdi Fuar'da bazı eksikler var. Bazı değerlerimiz Fuar'da kayboldu. Mesela Fuar'da çay bahçesi yok. Şimdi yanlış anlaşılmasın, propogandasını yapmıyorum ama bir nargile kültürü ve semaver kültürü vardı. Villa çaylar, Akasyalar Çaybahçesi, Lunapark Gazinosu, Menekşe Çaybahçesi, Kahramanlar  Çaybahçesi, Manolya, Safiye Ayla Çaybahçesi bunlar vardı biz buralarda büyük keyifler yaşıyorduk. Bütün Egeliler yaşıyordu. Bu keyifler yok şu anda. Bu nedenle 10 günde çok az yani bence 15-20 günlük bir süre olmalı insanlar doya doya fuardan istifade etmeli ve Fuar'ın zevkini keyfini yaşamalı.


 -İzmir Fuarı'na katkısı olan duayen isimler kimlerdi, bizlere kimlerin adını sayabilirsiniz?

Tabii ki en başta Atatürk sonra İsmet Paşa, Celal Bayar, Adnan Menderes, fuarın kurucusu ve yaratıcısı Dr. Behçet Uz, ilk Fuar Müdürü Ferruh Örel, unutulmaz Fuar Müdürü Arkeolog Ahmet Dönmez bunlar önemli şahsiyetlerdi. Sanat uğraşılarıyla bir Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses, Muammer Karaca, İsmail Dümbüllü, ünlü unutulmaz valilerden Kazım Dirik, bunun gibi daha birçok emsalsiz insan sayılabilir. Tabi Fuar'ı, fuar yapan değerler var; heykeltraş Prof. Şadi Çalık, gene bir heykeltıraş vardı Şeytan İsmail derdik biz ona, uzun saçlı böyle Tarzan gibi bir adamdı, Fuar'da heykeller yapardı mesela ilk lunaparkçı Ali Fahri Usta hep bunlar birer değer Fuar için.

-Fuar'a katılan firmaların Fuar'a olan ilgisi sizce geçmiş fuarları da göz önüne aldığımızda yeterli mi ve Fuar'dan gerekli verimi alabiliyorlar mı?

Yeterince değerlendiremiyorlar onu söyleyeyim. Esasında İzmir Fuarı dünyanın en eski fuarı, bütün dünya fuar dönemi geldiği zaman, Fuar'ın kendi kendine bir duyurusunu ve tanıtımını yapar. Yani buraya da sırf Fuar'ı görmek için meraktan da olsa insanlar gelir. Onun için ben maalesef yerli sanayinin ve tüccarların TOBB'a kayıtlı Türk iş adamlarının İzmir Fuarı'nı yeterince değerlendiremediklerini görüyorum. Halbuki böyle bir fuarda çok yönlü etkinlikler düzenleyip, çok güzel ticari faaliyetler gerçekleştirebilirler. Dünyada genel statülü her türlü mamülün sergilendiği rakipsiz bir fuar İzmir Fuarı'dır ve bence bir numaradır. O kadar güzel bir alanda kuruluyor ki yani her şeyi ile dört dörtlük bir fuar. Sonra, İzmir yabancılara çok cazip geliyor. Yurtdışından gelenler İzmir'de konaklamaya bayılıyorlar. Kordonboyu onlara enteresan geliyor. İzmir'deki yeme-içme köşeleri, balık yemek, kordonda oturmak, fayton keyfi, vapurla Konak'tan Karşıyaka'ya gidip gelmek onlara çok zevkli geliyor. Bence böyle bir potansiyeli iş adamları değerlendiremiyorlar. Yani ben sağlıklı bir değerlendirmenin olmadığını görüyorum. İsteseler değerlendirebilirler.

-İzmir Fuarı'nın düzenlendiği yer olarak son iki senesi, sizce taşınması fikri doğru bir karar mı, destekliyor musunuz?

Yeni Fuar alanı kurulmasını yürekten destekliyorum. Ama bakın uluslararası standartlarda yepyeni bir fuarcılık anlayışı geliştirmeleri şartı ile. Her türlü altyapısı ve her türlü komünikasyon sistemi yapılmış olması gerekir. Böyle bir fuar alanı yaratabilirlerse muhteşem bir durum olur. Dr. Behçet Uz ve arkadaşları Fuar'ı kültürparka taşırken geçici olarak orada kalmasını öngörmüşlerdi. Fuara daha iyi bir yer bulunduğunda Fuar'ı o yerde geliştirme düşünceleri vardı ve böylece Kültürpark'ın da daha iyi korunması sağlanacaktı. Behçet Uz'un son anına kadar tek düşüncesi Kültürpark ve Fuar'ı birbirinden ayırmaktı. Onun zamanında olmadı şimdi bundan sonra olacak bu inşallah. Olursa da çok iyi olacağına inanıyorum. Kültürpark ayrı bir değerdir ve bir doğa zenginliğidir. Bir botanik bahçesidir. Bu haliyle değerlendirilmeli, Fuar'da ayrı bir yerde modern fuarcılığın gerektirdiği donelerle geliştirilmelidir. Orada çağdaş fuarcılık anlayışıyla yepyeni bir Fuar Merkezi inşa edilsin. Ama Kültürpark da eski değerlerine kavuşturulsun. Kültürpark'ta belki 30 günlük, belki 20 günlük veya 15 günlük olur ama yine bir İzmir Fuarı günleri yaşatılsın. İçine 30 Ağustos kutlamalarını da alarak festival gibi kutlansın. 9 Eylül'ü de alsın. Yine öbür tarafta yılın 12 ayı aktif bir fuarcılık yapılsın, kongreler düzenlensin. Sayın Aziz Kocaoğlu "Fuar'ın bir bölümünü Kongre Merkezi yapacağım" diyor. O da yapılabilir. Hatta Kongre Merkezi'nin yanı sıra bir Spor Merkezi de yapılabilir. Çünkü bizim sporda kapalı alanlarımız yetersiz. Özellikle kapalı alanda salon atletizmi yapılabilecek alanlara ihtiyacımız var. O da orada canlandırılabilir.
 
-İzmir Fuarı orta halli vatandaşın en önemli eğlence yerlerinden biriydi, şimdi biraz değişti, fakat eskiden beri İzmir Fuarı'nın bu şekilde gözükmesinin nedenleri sizce neydi?

O fuarlarda bülbüller öterdi. Herkes evinden yiyeceğini içeceğini getirir, orada yerdi. Evin beyi nargilesini içerdi, çocuklar lunaparkta eğlenirdi, semaverlerde çaylar içilirdi, bedava eğlence yerleri vardı. Fuar'a gelen insanlar herkesin büyük paralar vererek izlediği sanatçıları fuarda görürlerdi. Ticaret, sanayi ve teknoloji faaliyetleri ile beraber yeterince kültür sanat etkinlikleri vardı.

-İzmir Büyükşehir Belediyesi, Valilik, Sivil Toplum Örgütleri ve İzmir'in iş dünyası Fuar'a yeteri kadar sahip çıkıyor mu, eski fuarları da göz önüne alarak bunu değerlendirir misiniz?
   
İşin doğrusunu söylemek gerekirse belediyenin Fuar'la ilgili çalışmalarda çok sıcak bir yaklaşımı var. Neden sıcak? Çünkü İzmir'in en önemli varlığı Fuar'dır. Her belediye başkanı Fuar'a sahip çıkmak zorundadır. Çünkü Fuar büyük bir prestij ve imaj kaynağıdır. Bir belediye başkanı kendisini en güzel bu şekilde lanse edebilir. Bu nedenle Fuar her belediye başkanı ve herkes için önemlidir.
 
-Fuar'ın neden beş tane kapısı var ve ayrıca bu kapılara neden bu isimlerin verildiğini bizimle paylaşabilir misiniz ?

Kültürpark yapıldı ve Cumhuriyet değerlerinin isimlerini verelim dediler. Lozan Kapısı, Lozan Antlaşması'nı simgeler, Lozan Türkiye'nin tapu senedidir. Montrö Anlaşması, Türkiye'nin egemenliği için önemli bir antlaşmaydı. 9 Eylül, İzmir'in kurtuluşunu simgeler, Kahramanlar, Cumhuriyet'in kapısıdır. 26 Ağustos Kapısı da Büyük Zafer'in başlangıç tarihidir. Bu nedenle bu kapıların isimleri önem taşır. Bir tek 30 Ağustos eksik, onu da 9 Eylül ile birleştirdiler.

-Eskiden Fuar'ın baştan başa buharlı trenle gezilebildiği ancak bu uygulamadan daha sonra vazgeçildiği biliniyor. Sizce Fuar'ın bu nostaljik değer taşıyan yönünün yaşatılması gerekmez miydi?

Buharlı tren Fuar zamanı çok keyif verirdi. Trenden çıkan buhar fuardaki bitkilere zarar verdiği için kaldırıldı. Ama yine de o trenle Fuar'ı gezmek daha keyifliydi. Yerine elektrikli bir tren getirilerek bu nostaljik uygulama devam ettirilebilirdi, maalesef o nostaljiyi kaybettik. Koca koca adamlar o trene biniyorduk, ben çocuklarımı o trenlerde büyüttüm. Şimdi ne yapılabilir? Elektrikli bir sistem yapılabilir. Bak bu da bir proje önerisidir. Fuar'ı üstten gören elektrikli bir tren sistemi olursa Fuar kuşbakışı daha keyifli gezilebilir.
 
-1960 yılında İzmir'de dördüz çocuklar dünyaya gelmişti. Aileleri fakir olduğu için belediye yaptığı bir kampanya ile 10 yıl boyunca Fuar'ın süresini bir gün uzatarak 31 gün yapmıştı. O bir günün tüm hasılatı dördüzlerin bakımı ve eğitimi için ayırılmıştı. Siz bize bu olayı anlatabilir misiniz ?

Şimdi bu olay doğrudur. Ben bu aile ile tanıştım, şu anda bu çocuklardan üç tanesi hayatta, birisini kaybettik. Fakat bunlar ortaya çıkmak istemiyorlar, göz önünde bulunmaktan kaçınıyorlar, tekrar gündeme gelmek istemiyorlar. Ben bunları öğrendim. "Bizim varlığımızı kimseye söylemeyin" dediler. Ben de kimseye yerlerini söylemiyorum. Ben olsam çok rahat çıkar bunu gururla, onurla söylerdim. İzmirlilere teşekkür ederdim, bu da onların kararı saygı duymak lazım.

-Bu önümüzdeki Fuar'da İzmir'in dördüzleri için yapılan kampanya başka bir düşünce için yapılsa tekrar aynı etkiyi yapar mı ? İzmir halkı buna gerekli desteği verir mi ?

Halk tabiki ilgi gösterir. Bakın ben şimdi size bir şey söyleyeyim, Somali için Ramazan boyunca yardım topladık. Esasında bu tip yardımları bu tip yollarla veya organizasyonlarla toplamakta daha çok fayda var. Ramazan'da toplanan birçok yardım Afrika'ya gitti. Ben İzmir'de hayır kurumlarının başındayım, İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği'nin başkanıyım ve birçok hayır kurumu ile ilgiliyim. Biz her sene on bin aileye yardım ederken bu sene yedi bin aileye yardım ettik, dolayısıyla üç bin aileye yardım edemedik. Somali'ye yardım güzel ama kendi fakirlerimizi de düşünmemiz lazım. Bence bu tip yerlere kitlesel kampanyalarla yardım edersek daha iyi olur. Böylece kitleyi de özendirmiş oluruz. Ben bu tip şeyleri öneriyorum, mesela Fuar girişinin bedeli 1 TL ise 1,50 TL yapılsın. 0,50 kuruşu Somali'ye yardım için toplansın. 2 milyon kişinin geldiğini düşünsenize ne kadar çok yardım toplanır bir anda. Ayrıca Fuar'a katılan firmalar da buna destek olurlar. Biz de daha önce Fuar'da konserler düzenleyip büyük yardım paraları toplamayı başarmıştık, bu yüzden yardım konularında kitleyi de halkın içine çekerek özendirmek, daha heyecan verici ve coşkulu olur.

-Son olarak İzmir Fuarı ile ilgili bize ne söylemek istersiniz?

İEF'ye sahip çıkmak lazım. Bu sene Fuar coşkusunu 9 Eylül ile birlikte yaşıyoruz, 80 yıllık bir geçmişe sahip Fuar, Türkiye'nin onuru İzmir'in gururudur. Sevgi, birlik ve dayanışma içinde kurtuluş günümüzü ve Fuar coşkusunu yaşayalım. Ev ve iş yerlerimizi 8-18 Eylül arası ay yıldızlı bayraklarımızla süsleyerek Atatürk'e ve ilkelerine olan bağlılığımızı bir kez daha yansıtalım. Hayırlı ve bereketli kurtuluş ve Fuar günleri dileklerimle, bütün İzmirliler'e sevgi ve saygılarımı sunarım.
Yükleniyor...

YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI