E-GAZETE
RÖPORTAJLAR

EXPO planlanında Kemeraltı gözardı edilemez

25 Nisan 2011, 20:16
Emine Kantarcı

Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği 2004 Haziran ayında kuruldu. Aslında bu kurulan 3. dernek. İlk derneği esnaf 1976'dan başlayan süreçler içinde böyle dernekler kurulup kapatılmış. İlk dernek o dönemin Belediye Başkanı İhsan Alyanak'a karşı kuruldu. Genel kurulunu 4. defa yapmaya hazırlanan tek kurum 2004 yılında kurulan İzmir Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği oldu. Kemeraltı'nda esnaflık yapmanın daha farklı bir sorumluluk getirdiği anlayışıyla 24 kurucu üye ile yola çıkıldı. 2004-2011 yılı arasında aslında bir örgütlenme modeli olarak çalıştı. Derneğin amacı küreselleşme adı altında büyüyen ekonomi içinde kendi üyesinin varolma mücadelesiydi. Kendilerine kayıt dışı ekonomiyi hasım seçtiklerini söyleyen Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği Başkanı Mehmet Gülaylar, "Birlikte hareket etme kabiliyeti kazanmayı ve işlerimizi büyütmeyi ilke olarak seçtik. Amacımız gelirimizi arttırıp turizm ve ticaret pastası içinde kendimize yer bulmaktı. İzmir'de bu tip örgütlenme modelleri diğer kurumlar tarafından her zaman hoş karşılanmadı. Yani genelde söylemlerde 'destekliyoruz' denilse de yapılan projelerin desteklenmediğini ve ortaya attığımız fikirlerin 'işgüzarlık' olarak görüldüğünü biliyoruz. Toplum önünde belki tebessümle karşılandı ama sürekli başkanlarımıza ve üyelere  karşı 'bunlar da nereden çıktı?' gibi bir algıyla mücadele ettik bugüne kadar" diye anlatıyor.



Esnaf genelde uyumludur

Esnafın genelde uyumlu olduğunu anlatan Gülaylar, "Esnafın siyaseten kimliği enteresandır. Genelde uyumludur. Yönetimlere fazla ses çıkarmaz. Şehrin yöneticilerine karşı muhalefet  etmez. Oysa çözümler için esnafın içindeki sesi oluşturup yönetime bunu bildirmesi gerekir. Bunu da bir söylem şeklinde dile getirmek gerekir. Politikalar oluşturmak için dernek kurulması gerekir. 2004 yılında İzmir'de çok ciddi bir kapkaç sorunu vardı. Çarşıda işporta çok fazlaydı. İzmir'deki diğer çarşılar içinde yatırımdan en uzak kalmış olan çarşı Kemeraltı'ydı. Bu arkadaşların duyduğu sıkıntılardan kaynaklanan bir ihtiyaçla dernek kurulmuş oldu. Büyüklerimizin dernek kurma nedeni Belediye Başkanı İhsan Alyanak'ın Kemeraltı'nın içinden geçirmek istediği yol çalışması oldu. Alyanak, 'Konak'tan başlayıp Basmane'ye çıkacağım' deyince esnaf da  'Aman bunun karşısında olalım' diyerek dernek kurdu. Anafartalar Caddesi'ni bir ip gibi çizerek buradak dükkanları kaldırmak isteyen Belediye Başkanı'na karşı önlem alınmış dertlerini anlatacakları bir ortam oluştu. Oysa Kemeraltı'nı güzel yapan dar sokaklarında kaybolup sonra tekrar buluşmaktır bence. O zamanki dünya görüşleri malesef sığ ve günlük olmuş. Bunun en önemli sonuçlarını Alsancak ve Karşıyaka'da güzelim evler yıkılıp dimdik binaların yapıldığını görüyoruz" diyor.

"Kemeraltı esnafı icraat bekliyor"
 
Kemeraltı Çarşısı'nın rekabette biraz daha yeralmasını istediklerini dile getiren Gülaylar, "Yola çıktığımızda hayalerimiz çok büyüktü. Kapkaçın önlenmesi belli bir noktaya geldi. Ama hipermarketlere karşı alınacak önlemlerle ticaret pastasından geliri arttırmayı çok da gerçekleştiremedik. Güzel de bir örgütlenme modeli oluşturduk. Ama İzmirdeki kurum ve kuruluşların yöneticileri işlerine karışılmasından hoşlanmıyor. 24 saat yaşayacak bir Kemeraltı için İzmir'deki kurumların tamamına proje götürdük. İzmir için yapılan çok doğru tespitler var, binlerce kez paneller yapıldı. İzmirli ve Kemeraltı esnafı artık eylemi merak ediyor. 'Bu anlatılanlar ne zaman hayata geçecek?' sorusunun yanıtını bekliyorlar. Bizler sonuçta sivil toplum kuruluşlarıyız icra makamı değiliz. İşi çözecek İzmir'de erkin başında olanların konumlarına göre 7-10 yıl önce İzmir'le ilgili basına yansımış olan haberlerinin küpürleri duruyor. Kemeraltı'nda butik otellerin olacağı, etrafında 24 saat yaşam dönecek, çarşı içerisinde gece alışverişleri yapılacak, kültür ve eğlence merkezleri olacak gibi önerilerimiz olmuştu. Bu önerilerimizin İzmir'de desteklendiğini gördük ama eyleme geçme konusunda bu konuyu üstlenmesi gereken kurumların görev zamanı geldiği zaman söylemden öteye gitmediklerini görüyoruz. Ama bunu söylediğiniz zaman 'Bu şahıslar nereden çıktı?' gibi bir tavırla karşılaşıyorsunuz" diye anlatıyor.
 
"Kemeraltı İzmir'in saklı hazinesi"

Kemeraltı'na ilişkin stratejik bir plana ihtiyaç olduğunu iddia eden Gülaylar, "Önceki dönem ve şimdiki dönem. Bu bizim için büyük sorun yaratıyor. Belediyelerde aslında dönemler arasındaki değişikliklerin  yönetim anlayışlarına yansımaması gerekiyor. Bir önceki belediye başkanı sizi benimserken bir sonraki başkan bunu bayrak yarışına çeviremediğinde her şey raflarda kalıyor. Kemeraltı'nın geleceğe bakacak stratejik planı olması lazım. Bu sıkıntıyı bir ben yaşamıyorum İzmir yaşıyor. Bu benim kişisel sorunum değil. Kemeraltı'nda benim sadece 7,5 metrekarelik bir dükkanım var. Ama Kemeraltı sadece Kemeraltı esnafına bırakılacak kadar önemsiz bir yer değil.  Kemeraltı İzmir'in saklı hazinesi. Öyle bir model ortaya konulmalıydı ki insanları yüreklendirici ve yatırımın rantını buraya arttırabilecek bir vizyon koymanız lazım. Erkin başındakiler Kemeraltı deyince heyecanlanmazsa yatırımcı da buraya gelmez. Kentsel rantı artırmak için öncelikle erkin başındaki yöneticilerin yüreğinin bizimle atması gerekiyor" diye anlatıyor. Gülaylar, Kemeraltı'nda tek bir butik otelin bile hayata geçmediğini ve yazılıp çizilen basına aktarılan projelerin hayata geçmediğini söylüyor.


EXPO ve kruvaziyer turizmi

EXPO planlanırken Kemeraltı'nın gözardı edilemeyeceğini aktaran Gülaylar, "Kemeraltı atıl durumda bırakıldıkça kaybeden İzmir'in uluslarası vizyonu oluyor. EXPO süreci sürekli tartışılıyor. EXPO'yu alabilmiş olsaydık Kemeraltı böyle mi olacaktı? İlla EXPO'nun kazanılmasıyla bunu yapacağımıza kentin ihtiyacı olduğu için bu noktaya getirebilme imkanımızı kaçırıyoruz. Dernek olarak bizim önerdiğimiz plan Agora, Kadifekale ve etrafında gece yaşama dönecek olan İstanbul'daki Nevizade, Cezayir Sokağı gibi yaşam ve kültür sokaklarının oluşması, yukarıda butik otellerin oluşmasıydı. 427 sokak gibi sokakları önermiştik. Bunların yaşama geçme süresinin uzadığını görüyoruz. Bir şeyler olmuyor mu? Oluyor. Elbette ki bugün dünden iyi olacak. Ama Yunanistan sizden hızlı gidiyorsa sizin bugün gösterdiğiniz gelişimin  daha büyüğünü göstermek zorundasınız. Çünkü önüne geçeceksiniz. Kurvaziyerde turistimiz geliyor ama biz onları konaklatabilecek altyapıları oluşturamazsak ki oluşturamadığımız ortada geleni boş gönderiyoruz"diyor. Gülaylar hanların her birinin butik otele dönüşmeye uygun olduğunu turistlere Kemeraltı içinde turistin fotoğraf çekip yemek yiyebileceği konaklayacağı bir ortam oluşturulması gerektiğini söylüyor.  

 
 
"Kemeraltı'nın 7 kocası var"

Kemeraltı'nı sahiplenen 7 kurum olduğunu anlatan Gülaylar, "Ben Kemeraltı'nı 7 Kocalı Hürmüz'e benzetiyorum. Burayı sahiplenen 7 tane kurum var; İzmir Valiliği, ona bağlı turim vs.kurumları, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak Belediyesi, İzmir Ticaret Odası, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Kemeraltı Esnaf Derneği bir de bu taraftan örgütlenememiş işportacısı, çığırtkanı gibi dışarıda gezen birçok insan var. Şimdi bu 7 tane kurum çarşı üzerinde söz sahibi oluyor 'Bu böyle olmalı, şunları yapmalısınız'  ama bütün bunları bir araya getirecek bir kurum oluşturulmalı. Esnafa demeli ki 'Yaptığınız kahvenin şekli ve giyim tarzınız böyle olmalıdır'. Turist için önemli olan şeyler ve halkla ilişkiler çalışmaları bir çerçeve içine oturtulmalı. Şu anda bir pazar görüntüsünde gidiyoruz, çarşı organizması gibi değiliz. Bu son derece yanlış bir model.Muhtemelen kendilerine baktıklarında iyi şeyler yaptıklarını düşünüyorlar. Oradaki büyüklerimizin de maalesef iyi düşüncelerini yaşama geçirmek konusunda sıkıntıları var. Çarşının beklediği can suyu gelmiyor. Gelseydi bu değişimi yaşamamız lazımdı. 7 yıl önce konuşulanlar yapılsaydı değişim çok net hissedilirdi. Kemeraltını esas besleyen yan sokaklarıdır. Stratejik olarak yaptığımız en büyük hata ana caddeye sıkıştırmamız. Yani Kemeraltı'nı Anafartalar'dan ibaret kılmamız" diyor.
 

"Dünya Evi adı altında birleştik"

Ege-Koop'un kurduğu alışveriş merkezinde Dünya Evi olarak Kemeraltı'ndaki yaklaşık 35 firma, tek marka altında bir şekilde orada da varlığını sürdürdü. Esnaf alışveriş merkezlerinde ticaret yapma kapasitesi olmayan geri kalmış insan muamelesi görüyor diyen Gülaylar, "Bizim de kendimize göre bir kültürümüz ve tecrübemiz var. Ben dedemden beri bu işi yapıyorum. Bana göre marka değeri var. Sayın Hüseyin Aslan'ın böyle bir alışveriş merkezi yapacağını duyduk, gidip "Biz esnaf olarak bir marka oluşturalım dedik. 1.kat mobilya, 2.katta gelinlik, 3. katta sünnet, bindallı vs. yeralıyor. Birliktelik gücü sayesinde  bir bankadan fazladan 6 taksit alabiliyorum. Başta ben de korkuyordum projeyi yazan kişi olarak. Yani ikna süreci hakikaten zor bir süreç. Görüp inandıktan sonra girmek var insanların aklında biz şimdi görme sürecini yaşatıyoruz. Bundan sonra kentin daha değişik noktalarına da açılabilir ama asla kent merkezinde olmayacak. Ama Dünya Evi markasıyla kentin başka yertlerinde var olacağız. Çünkü  buna ihtiyaç var,  başarılı oldukça diğer esnaf arkadaşların da alternatif bir imkanları sağlacak. Çünkü onların alışveriş merkezine girme şansları hiç yok. Fiyatlarımızı deklare edip uygun fiyata mal satma imkanı, tüketiciler artık çok bilinçli. Kemeraltı ahlakı ve AVM modelinin birleştirip melez bir model oluşturduk.
 

1962 Eşrefpaşa 643 sokakta doğdum. İlkokula buradan gittim. 5 yaşındayken elimizden tutup sefertasıyla çarşıya geldik. 7 yaşında okuldan çıkıp buraya girdik ve böyle bir kültürle buraya bir sadakatle bağlandık. İçimizi yakan da bu. "Sizin devriniz bitti" lafını duydum ben bir belediye başkanımızdan. Biz de şuna inanıyoruz, bu devir bitmedi. Bu Türkiye'nin geleneksel bir yaşam modeli, biz bu yaşam modelini yaşatıyoruz. Klasiğiz biz. Gazi ilkokulu'nda okudum. Okuldan çıktığımızda işe babamın yanına giderdik. Hiçbir zaman patron çocuğu olamadık. Esnaf zaten sermayesini alınteriyle birleştiren kişidir. Diğeri tüccardır ben hiçbir zaman tüccar olamadım. Müşteri esnaf için velinimettir. Dedemizden öğrendiğimiz ilk şey müşteri her zaman haklıdır. Bunlar çocuk yaşta bize öğretildi. Gazi İlkokulu'ndan sonra Türk Koleji'ne devam ettim. Ticaret Lisesi'nden mezun oldum. O dönemler biraz daha Türkiye'nin çalkantılı dönemleriydi üniversite okuma imkanımız olmadı. Gülaylar Giyim'de uzun yıllar mantocular meydanında hizmet verdik.  Baba mesleğimiz gelinlikçilik, dede mesleğimiz mantoculuk.

Yükleniyor...

YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI