E-GAZETE
RÖPORTAJLAR

FARKINDA MIYIZ?

18 Ocak 2012, 10:20
İnci MUTLUER
Ailemin tek çocuğu idim. Hatırlayabildiğim en erken anılarım evde, büyük bir sevgi kozası içindeki mutlu çocukluğum. Annem çok zor bir bebek olduğumu, büyürken duvarlara tırmanmak istediğimi söyler hep. İlkokul çağına kadar hep evde duvarlar içinde kaldım. İlkokul birinci sınıfa başlayınca dönemin neredeyse çoğunda yine evde kaldım. Ne kadar çocuk hastalığı varsa hepsini geçirdim. Hatta kızamığı annemle birlikte. Beni muhafaza ettiği steril ortamın son günü idi okula başlayışım. Sonra babam bir hafta sonu elinde bir çift patenle eve geldi ve beni kapı önüne koydu. İçerde kızılca kıyamet koptu ama ben de gerçek dünyaya çıkmış oldum. Derken bisiklet, ardından babamın arabasına göz koyuşum, ayaklarım yetişemediğinden sadece direksiyon eğitimim.

Annemin aldığı bebeklere bayılırken, onlara elbise dikmeye, dikişe ilgi duymamam... Şimdi anlıyorum ki belki de tek çocuk olduğumdan, babamın erkek çocuğa duyduğu özlemi mümkün olduğu kadar bende bulması, cesaretlendirmesi... Erkek çocuklarla yarışırken, oynarken yaralanmalarım ile epey doktor, hastane ziyaretim oldu. Bu nedenle hastane-ilaç kokusundan nefret ederdim. Büyüdüm... Kadere bakın, eczacılık okudum ve bir doktorla evlendim. Ama hala acile düşmedikçe, çok mecbur kalmadıkça, hastaneye gitmem.

Ancak şairin dediği gibi, yolun yarısını geçtikten sonra vücut yaşınız, fiziksel durumunuz kafanız ve kalbiniz artık sizi dinlemiyor.

*****

Bu günüme şükür, oldukça iyi sayılmama rağmen, benim de kullanmak zorunda olduğum ilaçlar var artık. Geçenlerde bir tanesinin eksikliği nedeni ile eczaneye gittim. Aslında iki aydır o ilacın Türkiye' ye gelmediğini öğrendim. Bu kendimle ilgili. Yoksa uzunca bir zamandır çok daha önemli ilaçların yok olduğunu hepimiz medyadan takip ediyoruz. Geçenlerde okuduğum bir haberde Adana 4'üncü Bölge Eczane Odası Başkanı Ersun Özkan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve ilaç firmaları arasında anlaşmazlık nedeniyle hastaların mağdur edildiğini, hastanın ilacına ulaşamadığını yazıyordu.

Devamında, 5 Kasım 2011 tarihinde yayınlanan tebliğ ile ilgili Danıştay'da yürütmeyi durdurma ve iptal davası açtıklarını söyleyen Ersun Özkan, yaptığı açıklamada SGK'nın 5 Kasım'da çıkardığı bu tebliğde, ilaç fiyatlarında kamu kurumu indirimi yüzde 7.5 arttırıldı. Bu da SGK nın ilacı yüzde 7.5 daha ucuz alması anlamı taşıyor. SGK sistemini düşük fiyata göre ayarladı fakat ilaç firmaları bu indirimi yapmadı (veya maliyetler nedeniyle yapamadı).  Bu durum karşısında eczacılar ilacı pahalı alıp ucuza satmak zorunda bırakıldı. Elinde ilacı biten eczacı, ilacı depodan alamıyor. SGK ile firmalar arasındaki anlaşmazlık hastaları mağdur ediyor. Bu gün 200 civarı ilaca hastalar ulaşmakta zorluk çekiyor. Yetkililerin bir an önce bu sorunu çözmesi gerekmektedir. Aksi takdirde halk sağlığını tehdit eden bu durum telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkacaktır. (Zaten bir kurumda reçete yazdırdığınız zaman maaşınızdan kesilenle ilaç size pahalıya patlıyor. 5 liralık ilaç için 30 lira ödüyorsunuz. Eczaneden kendi paranızla alırsanız ucuz. Sağlıkta dönüşüm bu olsa gerek)

*****

Sevgili okuyucularım, her şeyin,  ev, otomobil, cüzdan, para, kredi kartı kaybının bir telafisi veya sigortası vardır. Ama sağlık? Bugün ben, yarın sen, öbür gün biz, siz, hepimiz... Halk olarak ciddi bir sorunla karşı karşıyayız... Farkında mıyız?
Yükleniyor...

YAZARIN DİĞER KÖŞE YAZILARI