Sahil Güvenlik Amasra Grup Komutanlığı'na bağlı olarak Zonguldak Limanı'nda görev yapan TCSG-86 botunda görevli 2'si subay, 6'sı astsubay ve 3'ü uzman erbaş olmak üzere 11 kişi, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında açılan davada ilk kez hakim karşısına çıktı.

2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde, 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmak', 'Silahlı terör örgütüne üye olmak' ve 'Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek' suçlarından 2'şer kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis istemiyle yargılanan 8'i tutuklu, 3'ü tutuksuz tüm sanıklar duruşmada hazır bulundu.

'YASAL EMİRLERİ UYGULADIM'

Bot komutanı yüzbaşı Oskay M. savunmasında, 15 Temmuz gecesi evinde eşiyle dizi izlediği sırada Sahil Güvenlik Amasra Grup Komutanlığı bağlıları olarak grup komutanının da içinde bulunduğu whatsApp mesaj grubunda, bot komutanlarına bütün personeli gemilerde toplaması emri verildiğini söyleyerek şöyle dedi:

"Liman önünde devriye gezerek olağan dışı hareketlilik olması halinde tekne giriş çıkışı ve şehirde olanlar hakkında rapor etmemiz emredildi. Ayrıntılı emirlerin daha sonra verileceği söylendi. Bana gelen yasal emirleri uyguladım. Farklı bir kanaldan emir almadım. Ben Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın İçişleri Bakanlığı'na bağlı olduğunu biliyorum. İçişleri Bakanlığı tarafından Sahil Güvenlik Komutanlığı'na böyle bir görev verilmiş olabileceğini, denize kıyısı olan şehirlerde bir takım hareketlenmenin denizden dahi iyi gözlenebileceğini, aynı zamanda birlik emniyetinin de liman dışı seyir halinde daha iyi sağlanabileceğini düşündüğümden emri uyguladım. Herhangi bir terör örgütü üyeliği iddiasını kabul etmiyorum."

'GÜRÜLTÜ MAKSATLI ATIŞ EMRİ ALDIK'

Saat 01.30 sıralarında gemide bulunan 'Sahmus' adlı mesajlaşma sistemine Ankara Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan sıkıyönetim direktifi adı altında yazılı emir mesajı geldiğini anlatan Oskay M., şöyle devam etti:

"Emrin bizi suça sürükleyebileceğini, darbe girişiminin yanındaymış gibi gösterilebileceğini düşünerek limanı kapatmak gibi şeyler yapmanın sıkıntılı olabileceğini düşündüm. En iyisinin limana giderek emniyeti almanın mantıklı olabileceğini söyledik. Ben limana dönüş yaptığım sırada 02.00 sıralarında bütün komutanların limanlara dönmesi yönünde emir verildi. Bu arada resmi görev telefonumla Ankara’dan arandım. Grup Komutanı Ankara’dan bazı rütbelilerin çeşitli bot komutanlarının arandığını söylemişti. Bu emirlere kesinlikle uyulmaması gerektiğini söylemişti. Binbaşı olduğunu söyleyen kişi, 'Cephanenin yüzde 10'ununu kullanarak gürültü maksatlı atış yapın' diye söyledi. Kendisine kim olduğunu sordum. Ankara’da Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda vardiyada görevli olduğunu, bu atışı yapmamı emretti. Bir şey söylemeden telefonu kapattım. Bu görüşmeden grup komutanımı arayarak bilgi verdim. Sabah 05.00’e kadar subay salonunda televizyon izledim. Sonrasında istirahat için kamarama çekildim. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. Olay başarılı olsaydı yine yargılanacaktım. Kanunsuz emirleri kabul etmedim. Kanuna uygun emirleri yaptım."

4 TAHLİYE

Diğer tutuklu sanıklar Üsteğmen Oğuzhan Ö., astsubaylar Engin B., Görkem Ö., Haşim K., Samet B., Burak K., uzman erbaş Özkan B. ile tutuksuz sanıklar astsubay Özcan K., uzman erbaşlar Ayhan P. ve Ali Can D. de verilen emre göre hareket ettiklerini söyleyerek suçlamaları kabul etmedi. Mahkeme, tutuklu sanıklardan uzman erbaş Özkan B., astsubaylar Engin B., Haşim K. ve Burak K.'nın adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine, diğer 4 sanığın ise tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.