Ve Monalis'in yeri

Artık küçücük bu Ege adasındaki son gecemiz. Mutfağı sanat olarak bellemiş ve buna kendisini adeta adamış, nerede öğreneceği yeni bir şey varsa oraya koşan gencecik aşçı, 34 yaşındaki Monalis'in konuğuyuz. Monalis, kendi elleriyle hazırladığı deniz ürünlerinden ve tatlıdan ikram edeceği için bize menü seçeneği sormayacağını söylüyor ama yine de bilgilenmemiz için menü listesini uzatıyor. Bu durumda mutfak ustası Şef Monalis'in kaptan olmasına itirazımız olamaz elbet

Ve Monalis'in yeri

Lütfü Dağtaş- Monalis'in yeri, ada merkezinde, büyük kilisenin hemen altında ve limandan gelen esintiyi gayet iyi alan bir noktada konumlanmış. Binanın karakteristik özelliği karşısında duralamadan yapamıyoruz. 19. yy.'da varsıl bir çiftçi tarafından inşa ettirilmiş ve konut olarak kullanılmış. Osmanlı egemenliği sırasında bina askeriyeye ait hapishaneye dönüşmüş. Ardından önce postane, ardından okul olmuş. İtalyan egemenliğinde ise bu kez karakol olarak kullanılmış. 12 adanın bağımsızlığını elde etmesi sonucu yeni sahibi olan Palamisi Ailesi'ne geçen bina, ardından terk edilmiş ve 2006 yılına kadar metruk kalmış.  Ardından Chrea ailesi binayı satın alarak restore ettirmiş ve Yunanistan Kültür Bakanlığı tarafından eski yapı olarak onanmış. Şimdi bu yapı bir yandan korunuyor, bir yandan da Monalis gibi ideal bir aşçının mutfak yeteneğini sergilediği mekan olarak değerleniyor.

Monalis, binanın restorasyonu biter bitmez burasını tipik tavernaya çevirmiş. Kısa sürede de mutfağıyla ün yapmış. Sezonu mart ayında başlatıp kasımda bitiriyormuş. "Kalan üç ay yeni sezonun hazırlıklarıyla geçiyor" diyor.

"Kendime, geleneksel Yunan yemeklerini modernize etmeyi hedef seçtim. Özel müşterilerimin sayıca çok olması yaptığımın doğru olduğunu ortaya koyuyor" diyen Monalis, Türk müşterisinin çok olduğu bilgisini de anlatımına ekliyor.
Bizim yemek yediğimiz gece çevre masadaki müşterilere bakıyorum; hepsi farklı ülkelerden gelmiş turist. Monalis'in, anlattıklarından da hareketle, Yunan mutfağının Lipsi'de dünyaya açılan yüzü, yargısına varıyorum.

Monalis, farklı ülkelerdeki mutfak etkinliklerinin de izleyici ve katılımcısı. "Başarı ancak böyle sağlanır" diyor kendinden emin biçimde. Hellenic Che's Federation Üyesi.
Aşçı olmak için ilk 16 yaşında atmış adımını, Atina!'da eğitim görmüş. Kahvaltı, pasta, et kesme tüm uygulamalı eğitimleri görmüş.
Yolunuz Lipsi'ye düştüğünde farklı bir damak tadı istiyorsanız Monalis'e gitmenizi öneririm. Kayısılı tavuk, sebze soslu biftek, limon soslu lipsi kuzusunu denemenizi tavsiye ederim.


Sonsöz

Evet, dizi yazımın başında da belirttiğim gibi bir ada, ne denli yalnızlığı çağrıştırırsa çağrıştırsın, içinde gizemi de barındırır. Dolayısıyla taşra kentlerinde ya da metropol kentlerde olduğu gibi onun da kendi içinde bir derinliği, bir enginliği vardır. Lipsi, küçücük yüzölçümüne, 700 kişiyi bile bulmayan nüfus yapısına karşın bu savımı kanıtladı ve bende unutulmaz anlar, unutulmaz dostluklar bıraktı.
Lipsi'de kaldığım dört gün boyunca ülkemi yıllardır yönetenlerin bizleri ne anlamsız maceralara sürükledikleri ve acılar yaşattıkları gerçeğinden hareketle bunun duygusunu bir başka yaşamam adanın ayrı bir derinliği idi!

Sonsözün Sonu

Susuzluğu nedeniyle kayalık yapısı hemen göze batan ama turizme inanmış, denizi temiz, insanları sıcak Lipsi'de de keyfimizin bozulması pek gecikmedi. Balık avına çıktığımız bir gün Başkan Fotis, ilerideki kayalıklara sürüklenmiş bir kimlikle denizden çıktı ve kimliği uzattı. Kimlik, hemen anladığınız gibi Türkiye tarafından verilmiş Suriyeli mültecilerden birine aitti. Adı Ala, soyadı El Musa'ymış. Doğum tarihi olarak 01.01.1999 yazıyor. Deyrizor doğumlu. Gencecik bir adam ve şimdi yok. Bu güzel doğada şimdi kimbilir nerede, belki de ölmüş bir mültecinin kayalıklara vurmuş kimliğiyle karşılaşıvermek, bu da apayrı bir şeydi. Hüznü yaşadığımız güzelliklerin arasına kattı, sonsözün sözü oldu, düşle gerçeğin harmanında gerçeğin acı yanı ile bizi baş başa bıraktı.



Dilaila Restoran'ın farkı ne?

Lipsi Adası'nda, merkezdeki limanın dışında, güney bölümündeki Katsadia Koyu, yelkencilere demirleyebilecekleri başka bir seçenek sunmanın ötesinde Türkleri sürprizle karşılıyor. Burada önümüze çıkıveren Dilaila Restaurant Cafe Bar, sanki geleceğimizden haberli gibi Türkçe şarkılar çalıyor. Oysa ağırlıklı olarak hep çalarlarmış. İşletmecisi Christodoulos Gampieris'a, "sürekli Türk pop müziğine yer veriyor olmanızın bir anlamı var mı?" diye soruyorum. Yokmuş. Diğer ülkelerin müziklerini de çalıyorlarmış ama Türkçe parçalar onların da hoşlarına gidiyormuş. Dilaila Restoran'ın renkler cümbüşü salaş dekoru kıyısında yer aldığı koyla son derece uyumlu. Hemen önü de diğer plajlar gibi temiz ve dingin bir kumsal. Ahtopot ve kalamar carpaccio, ton balığı tartar,şaraplı bonfile, etli ve sebzeli veya peynirli yapılan Trelofeta gibi tüm yemekler en taze ürünlerle hazırlanıyor.
Bitti

Etiketler; #lipsi #ege
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.