Haftanın ardından


Aybars AKOĞLU

Aybars AKOĞLU

03 Aralık 2025, 08:27

Geçtiğimiz hafta iki önemli gelişme tüm hafta boyunca gündemi oluşturdu. Daha önce ismini çok az kimsenin duyduğu Man Adası ve Reza mı Rıza mı, Zarrab mı Sarraf mı kim olduğuna bir türlü karar veremediğimiz rüşvetçi mi hayırsever mi, İranlı mı yoksa Ebru Gündeş tarafından eniştemiz olan şahsiyet, siyaset ve gündemin birinci konuştuğu isimler oldu. CHP liderinin fotokopi mi gerçek mi, para gitti mi geldi mi, belge var mı yok mu belli olmayan Man Adası odaklı iddiaları yargıya taşınmış durumda. İktidar çevresinden ve ana muhalefetten karşılıklı ağır suçlamalar manşetlerde yer alıyor. 'Vatan hainliği' boyutuna ulaşan suçlamaların ciddi mi seviyesiz mi olduğuna sizler karar verin. Başka bir ülkede gerçekse iktidarın, iftiraysa atanın tüm siyasi kimliklerinden istifa etmesi gereken durum için herkes kendini haklı görüyor. Hükümet yanlısı kişilerin belgelerin sahte, muhaliflerin ise gerçek olduğundan hiçbir kuşkuları yok. Yargıya ise maalesef kimsenin güveni yok. Görünen o ki, başka bir ülkede siyasette tüm taşları yerinden oynatacak iddia, ülkemizde hiçbir karşılık bulamayacak. Konuyla ilgili Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ'ın yaptığı açıklamanın siyasi tarihimizde uzun yıllar sonra da olsa, anımsanacağını düşünüyorum. Bozdağ'ın "Bu kadar önemli görevlerde bulunmuş bir kimsenin ben yanıltıldım demeye hakkı yoktur." şeklinde açıklaması yakın zaman Türk siyaseti için ironik bir özeleştiri özelliği de taşıyor. Freud her dil sürçmesinin ve ifadenin bilinçaltında bir karşılığı olduğunu ifade eder. Bozdağ'ın bu açıklamasının da bu bilimsel gözle daha da anlamlı olduğunu kabul edebiliriz. Bu arada kendisinin saptamasına tamamen katıldığımı ve önemli görevlerde bulunan kişilerin yanıltılmaya, aldatılmaya hakları olmadığını ve bu durumda siyasi etik çerçevesinde istifalarının gerekliliğine inanmaktayım.

Yazıktı, sanıktı derken bir anda tanık oldu. Tanıklığının ülkeye zarar vereceği kesin. ABD'yi çok ağır sözlerle eleştiren ve hatta durumu çadır tiyatrosuyla özdeşleştiren siyasetçiler bile mahkemenin karar vereceği yaptırımlara uyum göstermek, bir anlamda boyun eğmek zorunda olduğumuzu baştan kabul ediyor. 'Biz bağımsız bir ülkeyiz' söylemine hiçbir vatanseverin diyebileceği birşey yoktur. Ama bir dönem insanların saçmaladığı 'günah işleme özgürlüğü' ifadesi gibi körü körüne, bağnazca, tek taraflı, her durumda hata yapanları korumaya gayret gösteren içi boş savunmalara da karşıyız. Bu süreçte ülke çıkarları için değil de, kendi menfaatleri için çıkar çeteleri oluşturanlardan hesap sorulmadıkça, hesap sormayanlara da şüpheyle bakılacaktır. 45-50 milyon Avro rüşvet aldığı iddia edilen eski bir bakan için, ülke çıkarları adı altında koruma sağlanır ve bu kişi yargıdan kaçırılırsa, bu vatanseverlik değil, çıkarcalıktan başka birşey değildir.

Mahkemede onlarca çirkinlik ortada. Bu ülkenin vatandaşı olarak bu çirkin insanlar bizleri utandırıyor. Ama dürüst, onurlu kişilerin varlığını da göz ardı etmemek gerekir. Reza Zarrab'ın "Teoman'a neler yaptım, ne vaatler, ne şeyler. Yok yok adam almıyor. 'Ben memuriyetimi yakamam' diyor" diye isyan ettiği memur Teoman Dudak dürüstlüğüyle kamuoyunun büyük takdirini kazanmış ve kirli sürecin en parlak ismi olarak hafızalara kazınmıştı' diye haberi okuduğumda kendi kendime sorma ihtiyacım oldu. Gerçekten bu dürüstlük abidesi Teoman Dudak kaç kişinin hafızasında kazılı. Rüşvet alan, veren çirkin isimler siyasi duruşlarla aklanmaya ve onurlandırılmaya gayret edilirken, bu dürüstlük abidesi, herkes için örnek olabilecek adamı kaç kişi tanıyor? Ya bu dürüstlük abidesi adam, devletin çıkarlarını her şeye rağmen korurken nasıl ödüllendiriliyor? Kendisinin görev yeri İstanbul'dan Gaziantep'e değiştirilerek ödüllendiriliyor. Belki de ayakbağı olduğu kişileri kurtarmak için böyle bir tayin gerçekleşiyor, bilemeyiz.

Son sözüm, bu güzel ülkenin güzel insanları bu çirkinlikleri, bu çirkin kişi ve siyasetçileri hak etmiyor. Sizce de çok kurumda değişim şart değil mi?
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.