Hedefimiz yerelde güçlü, ulusalda güçlü Baro

Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu Baro Başkan Adayı Avukat Atalay Aksay,

Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu Baro Başkan Adayı Avukat Atalay Aksay,



12 Ekim 2018, 10:46

Şefika Bal- İzmir Barosu 21 Ekim'de seçime gidecek. Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu Baro Başkan Adayı Avukat Atalay Aksay, adaylığının gerekçelerini ve projelerini anlattı. Mücadelenin yerelden genele taşınması gerektiğini söyleyen Aksay, 'Uzun zamandır sadece yukarıya bakarak yürüdük ama bu bizim önümüzü görmemize engel oldu, paçalarımızın çamura bulaşmasına sebep oldu. Temizliği önce kendi kapımızın önünden başlatacağız' diye konuştu

 

İzmir Barosu 21 Ekim'de gerçekleşecek olan yeni dönem seçimlerine hazırlanıyor. Baro üyelerine kendini anlatmaya çalışan adaylar, yeni dönem projelerini sunuyor. Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu Baro Başkan Adayı Avukat Atalay Aksay, adaylığının gerekçelerini ve projelerini anlattı. Aksay, seçime birlikte hazırlandığı yönetim kurulu üyelerini de tek tek tanıttı.
'Dijital Çağda Avukatlık' eğitimleri veren Avukat Atalay Aksay, dijitalliğe çok önem verdiğini belirterek, gelişen teknoloji ile birlikte mesleklerin de bu teknolojiye entegre olmalarının öneminden bahsetti. Ayrıca eylemselliğe de verdikleri önemin sık sık altını çizen Aksay, yönetimde olacakları iki yılın oldukça eğlenceli olacağını dile getirdi.

*Sizi biraz tanıyabilir miyiz, ne zamandır Baro'da faaliyet yürütüyorsunuz?

2002 yılından beri İzmir Barosu'na kayıtlı olarak serbest avukatlık yapıyorum. 2008-2010 döneminde İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Sekreterlik yaptım. 2015 yılından beri Türkiye Barolar Birliği Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Üyeliği yapıyorum. 2016 yılında yeniden İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyeliği'ne seçildim, Türkiye Barolar Birliği ve İzmir Barosu Staj Eğitim Merkezi bünyesinde stajyerlere "Dijital Çağda Avukatlık" dersleri veriyorum. Yine 2015 yılından itibaren 22 baroda gerçekleşen 34 ayrı meslek içi eğitim seminerinde anlatıcı ya da moderatör olarak görev alıyorum ve Ticaret Hukuku, İş Hukuku (İşveren) ve Bilişim Suçları konusunda çalışmalarım da var. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte mesleklerde de bazı değişiklikler oluyor. Eğer dünyanın gerisinde kalmak istemiyorsak bu teknolojik gelişmeleri takip etmeli ve uyum sağlamalıyız diye düşünüyorum. Bu sebeple mesleğimizi de teknolojiye entegre edebilmemiz gerekiyor. 'Dijital Çağda Avukatlık' eğitimlerini verme sebebimiz de geride kalmama ve her an değişime açık olarak mesleğimizi en iyi şekilde yapabilme isteğimiz.

*Yeni dönem baro başkan adaylığının sizde yarattığı etkiler nelerdir?

Ben uzun zamandır Baro'nun mutfağında yer aldım. Genel sekrelerlik yaptım, 12 senedir her komisyonda çalıştım, yönetim kurulu üyeliği yaptım. Olması gerekenler konusunda bilgi sahibiyim. Bu ekibi bir araya getirebilmek için 12 yıl artı 3 ay çalıştım. 12 yıldır gözlemlediğim bu Baro'ya etki edebilecek ve olumlu şekilde faaliyet gösterebilecek arkadaşları puzzle gibi bir araya getirdik. Her arkadaşımız bir uzman kurulda görev alıyor. Ulusal anlamda ses getiren ve yerelde etkin bir Baro istiyoruz. Sivil toplum örgütleri ile baroların ortak hareket etmesini istiyoruz. Aramızda korkusuz ve hiçbir siyasi partiye üye olmayan üyeler var, bizler korkmuyoruz ve İzmir Barosu'nun varlığını tüm ulusa hissettirmek için çalışacağız. Rahatlıkla söz söylebilecek durumdayız, hem hükümete hem muhalefete. Davalar açabilir ve bunların takibini yapabiliriz, hem yerelde hem ulusalda etkin çalışabiliriz, amacımız bu. Haklar anlamında işletmeler ve şirketlerle de görüşeceğiz.

*Yerel vurgusu sizin için oldukça önemli, bunun sebebini açıklar mısınız?

Yerelleri önemli görmemizin sebebi, kendi kapımızın önünü sürpürmeden şehrin temiz olmasını beklemememiz. Barolar her ilde örgütlü ve bu örgütlülükten kaynaklı olarak çok güçlü olmaları gerekiyor. Hepsi kendi yerelinde avukatın ve toplumun hakkını savunsa ulusalda zaten çok başarılı olabiliriz. Baktığımızda örgütlü mücadelenin özü de budur. İzmir Barosu Artvin'deki, Ankara'daki olaya müdahale etmemeli, yerelde var olan barolara aktarmalı ve herkes kendi yerelinde en iyi, şekilde çalışma yürütmeli. Türkiye'de baroların varlığını ve gücünü hissedebilmemiz için yerellerde yapılan çalışmaları mümkün mertebe en yükseğe çıkarmalıyız.

*Son dönemde İzmir Barosu'nda sessizliğin hakim olduğunu sık sık dile getiriyorsunuz, bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İzmir Barosu, bireysel bir çıkış yapamıyor. Ben buna gölge siyaset diyorum. Birilerinin gölgesi altında kalıyorlar ve kendileri güneşe çıkamıyorlar. Çıkmak istemiyorlar. Bu biraz korkudan kaynaklı, işte onun için korkmayacağız diyorum. Korkusuz olmak çok büyük önem taşıyor, bizi kimse sindiremeyecek ve doğruya doğru bir çalışma yürüteceğiz. Doğruya doğruyu da çok sesli söyleyeceğiz ve basın menupları için de eğlenceli bir iki sene geçecek. Biz bunu yapabiliriz. Zaten etiketimiz de bu, 'Biz Yaparız Yürüyelim Arkadaşlar'. Biz doğru olduktan her zaman haklının ve doğrunun yanında yer aldıktan sonra İzmir Barosu olarak gücümüzü halka da meslektaşlarımıza da diğer barolara da gösterebiliriz.

*Etiketinizin 'Biz Yaparız Yürüyelim Arkadaşlar' olduğunu söylediniz, bu etiketi nasıl buldunuz?

Süreç içinde bazı fikirler gelişti. En sonunda 'Biz Yaparız Yürüyelim Arkadaşlar'da karar kıldık. İnsalar hep bir şeyler yapılmasını savunuyordu, biz de biz yaparız, o halde yürüyelim arkdaşlar dedik. Bu etiketle yolumuza devam edeceğiz ve kendimizi anlatabilme konusunda bu etiketin yeterli olduğunu söyleyebiliriz. Yönetimde olacağımız her dakika bu etiketi hiç unutmayacağız ve hep onun bilinci ile çalışacağız.

*Dijitalliği oldukça önemli görüyorsunuz. Bu yönde düzenlediğiniz eğitimlerde ilgili katılımlar nasıl?

250 civarında sürekli bir katılımcı var, ama toplamda 750 kişiyi buluyor. Tabii Baro'nun adını kullanmadığmız için rakamlar bu seyirlerde ilerliyor ama yine de oldukça iyi. Eğitimleri yönetime gelmemizle birlikte eğitim kurulumuzun başında görev alacak arkadaşımızla birlikte yöneteceğiz, zaten iyi olarak gördüğümüz katılımcı sayısını daha da iyiye taşımak için çalışacağız.

*'Dijital Çağda Avukatlık' eğitimine dair katılımcılardan aldığınız geri dönüşler nasıl?

Biz katılımcılarımıza eğitimleri her an izleyebilme özgürlüğü tanıyoruz. Dilekçe yazarken seyredebiliyorlar, tatildeyken, evdeyken seyredebiliyorlar. Bir şeyler öğretmeye çalışıyoruz, hizmeti ayaklarına götürüyoruz, soru sorabilmelerine imkan tanıyoruz. Daha ne olsun. Şimdiye kadar aldığımız katılımcı geri dönüşlerinden herkesin memnun olduğunu görebiliyoruz.

*Adaylığını tek açıklayan siz değilsiniz, peki diğer adaylar ne durumda?

Herkes bir şey uğruna çalışıyor. Takdir etmek lazım, ben sadece arayıp tebrik ettim. Adaylığını açıklayan herkesi ilk önce ben aradım, güzel bir süreç olmasını istediğimi belirttim. Seviyeli bir yarış olmasını temenni ediyorum. 21 Ekim'den sonra tüm arkadaşlardan faydalanmayı düşünüyorum. Eğer kabul ederlerse, kazanmamız durumunda, şimdi aday olan arkadaşların hepsini danışma kurulumuza alabiliriz.

*Aileniz sizi baro başkanlığı konusunda destekliyor mu?

Seçim oldukça yoğun geçen bir hazırlık ve çalışma gerektiriyor, bu sebeple onlarla görüşme şansım azaldı. Henüz ilkokul 4'te okuyan iki oğlum var. Beni hep destekliyorlar. Bu duruma alışmaya çalışıyorlar çünkü önemli bir şeye talip oldum, önemli bir zaman harcayacağım. Ama ben daha önce genel sekreterlik yaptım ve bu işin en çok zaman harcayan kısmı başkanlık değil genel sekreterliktir. Çünkü genel sekreterlik tüm yazışmaların idare edilmesini gerektirir. Organizasyon genel sekreterin üzerindedir. Ailem de bunu öngörüyor diye düşünüyorum. Her daim arkamdalar ve beni destekliyorlar.

*Baro seçimlerinde oy kullanma oranı nedir?

Bu konuda küçük bir Türkiye olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Toplamda 9 bin küsur üyemiz var. Ama oy kullanmaya gelindiği zaman bu rakamın yarısının oy kullanmadığını görüyoruz. Seçimlere yalnızca 4-5 bin kişilik bir katılım oluyor. Biz bu rakamı mümkün mertebe en yukarıya taşımak istiyoruz. Buradan da üyelerimize çağrı yapmış olayım. Kime verirseniz verin, muhakkak oy verin.

Temizliğe kendi kapımızın önünden başlayacağız

*Baro'yu nereye taşımak istiyorsunuz, var olan yönetimde olmayıp sizin yapacağınız uygulamalar neler?

Mücadelenin yerelden genele taşınması gerektiğini düşünüyoruz. İşler sadece söylem üzerinden yürümeye başladı ancak bizim temel hedefimiz mücadeleyi pratiğe dökmek. Ulusal anlamda ilk önce hedefimiz, toplumu her anlamda olumsuz etkileyen olaylara karşı İzmir Barosu'nun bir söz söylemesini sağlamak. Ama bu sözler sadece söylem aşamasında kalmayacak muhakkak bir eylem planımız da olacak. Çünkü şöyle bir şeyi savunuyorum, menzil dışından ateş etmek her zaman kolaydır. Ama bu aynı zamanda samimiyetsizdir de. Eğer gerçekten hedefi vurmak istiyorsanız nişan alarak ateş edersiniz. Biz yerelde avukat hakları derken toplumun da haklarını yerelde savunmaktan başlayacağız. Gerekçesi de şu; uzun zamandır sadece yukarıya bakarak yürüdük ama bu bizim önümüzü görmemize engel oldu, paçalarımızın çamura bulaşmasına sebep oldu. Temizliği önce kendi kapımızın önünden başlatacağız. Baroların 2008-2010 döneminde olduğu gibi önce yereldeki sivil toplum örgütleriyle beraber çalışmaya başlaması ve gücü önce yerelde sağlaması lazım. 2008-2010 döneminde İzmir Barosu tüm sivil toplum örgütlerinin lideri niteliğindeydi. Dolayısıyla söylenen sözlerin ağırlığı da aynı oranda oluyordu. Biz bugün temel olarak 2018-2020 döneminde önce yerelde yerel işletmeler, yerel yönetimler, yerel basın ve yerel sivil toplum örgütleri ile çalışmayı hedefliyoruz. Ancak böyle başarılı olabiliriz. Yerelde İzmir Barosu, işte İzmir Barosu denecek şekilde ulusaldaki süreçlere müdahil olacak. Bunu hepiniz göreceksiniz.


*Projelerinizin çoğunu dijital ortamda eğitimler oluşturuyor, peki bunların dışında başka neler var?

Avukatların yerellerde haklarını savunmak adına yerel işletmelerin tamamıyla bir sözleşme yapacağız. Avukatlara indirim sağlayabilmeleri için, harcama alışkanlıklarına göre işletme ve şirketlerle anlaşacağız. Meslektaşlarımızın hayatlarını kolaylaştırabilmek adına çalışacağız.

*Şu an kafanızda olan firmalar var mı?

Beyaz eşya satıcıları var, genç nesle yönelik. Çok sayıda genç meslektaşımız var ve çoğu ya evlilik hazırlığı yapıyor ya da önümüzdeki günlerde bu hazırlığı yapabilecek duruma gelmeyi bekliyor. Beyaz eşya firmaları ile bu sayede bir anlaşma yapabiliriz diye düşünüyoruz. Telekom şirketleri ve avukatların alışkanlık ve sıklığa göre kullanılan restoranlar, araba kiralanan şirketler gibi birçok şey gelişecek. Daha sonra araba lastikçileri, mobilya, bilgisayar... hepsi gelecek. Yani meslektaşlarımızın günlük hayatta sık sık kullandığı, kullanmak istediği şeyleri göreceğiz ve değerlendireceğiz, üzerinde çalışacağız.

Ekibimiz çok iyi

*Yönetim kurulunuzdan bahseder misiniz? Kazanmanız halinde nasıl bir ekiple çalışacaksınız?

Yakında yeni bir döneme giriyoruz, iyi bir ekiple başlıyoruz. Ben gerçekten ekibin bir puzzle gibi yerli yerinde olduğunu görüyorum. Ülkenin ihtiyacı olduğu şekilde bir kadroyla geliyoruz. Barolar Birliği delegelerimiz de birbirinden kıymetli insanlar. 9 bin üyesi olan İzmir Barosu 10 kişilik yönetim kuruluyla yönetilemez, bu mümkün değil. Yeni dönemde birden fazla kurul kurduk. Bu kurullar yönetime geldiğimiz anda görevleri başına geçeçekler ve Baro'nun yerel siyasetine yön verecekler. Avukatın ve toplumun ihtiyacı neyse ona uygun yan kurullarla yönetim kurulumuz faaliyetlerini sürdürecek. Dolayısıyla biz görevleri sorumlulukları dağıtarak gücü paylaştıracağız ve daha etkin bir sinerji ile çalışacağız. Hiçbir şekilde ayrıştırma, başkalaştırma ve ötekileştirme yapmayacağız. Bu süreçte ne yaşanırsa yaşansın 21 Ekim'den sonra tüm avukatlar ve meslektaşlar bizim için birlikte mücadele etmemiz gereken kişilerdir. Mücadele etmek istiyorsanız bir kişiden bile fedakarlık edemezsiniz. Kimseyi ayrı tutmadan rahmetli Nevzat Erdemir gibi birleştirici bir baro siyaseti yapmayı düşünüyoruz. Temel ve asıl olan şey şudur, hiçbir siyasi parti üyesi değilim ve hayatımın geri kalan bölümünde de hiçbir siyasi partiye asla üye olmayacağım. Hayatımın 12 yılını aktif baro siyasetine adadım, bundan sonra da öyle gidecek. Başka hiçbir siyasi göreve talip değilim. Baro'yu İzmir yerelinde avukatlar için aktif bir hale getireceğiz. Herkes İzmir Barosu'na dönüp bakacak. Yapacağımız basın açıklamaları diğer barolar için örnek niteliğinde olacak. Mesleğe yeni giren arkadaşlarımız olsun, uzun yıllardır meslekte var olan arkadaşlarımız olsun, önce onların sorunlarını çözmek için çalışacağız. O yüzden genç, istekli, dinamik ve korkusuz bir ekibimiz var. Biz bugüne kadar hiç sinmedik. Mevcut yönetimden devam eden 3 kişiyiz. Baro'nun hiçbir döneminde de sinmedik ve bundan sonra da öyle olacak. Toplumumuza olumsuzluk getiren her konuda, toplumun vicdanını zedeleyen her konuda ilk müdahale edecek kişiler biz olacağız.

Kimler var?

Yönetim kurulumuzda basınla ilgilenecek olan ve Baro'da edindiği tecrübeleri bizlerle ve yeni meslektaşlarımızla paylaşacak olan Nuriye Kadan var. Cem Cemal Coşkan ve Nuriye Kadan benim için çok değerli isimler. Nuriye Hanım kadın hakları üzerinde çalışırken Cem Bey de staj eğitimleri konusunda görev alacak. Yeni gelen arkadaşlarımıza mentorluk yapacak bu iki isim çok önemli.
Sinem Hacıeminoğlu yönetim kurulu üyesi ve Baro'nun eğitimleri konusunda çalışacak. Önceliklerimiz arasında eğitim var. Ama şu anda hiçbir baroda olmadığı gibi İzmir Barosu'nda da bir eğitim kurulu yok, biz hazırlayıp öncülük edeceğiz.
Benim de hocam olan Avukat Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem de bizimle birlikte. Aramızdaki en barocu, Türkiye'deki tüm barolara eğitim vermeye gitmiş birisi. Hocayı sadece tek kelimeyle anlat derseniz, korkusuz kelimesi onun için yeterli olacaktır.
Mutlu Çakır, yeni dönem projelerimizin başına geçecek, mutfakta eli hamura bulaşacak. 5 kitabı var, projelerimizi yerelde takip edip ulusalda hayata geçirecek.
Hüseyin Karakoç var; vergi hukukunda yüksek lisansını bitirdi, doktora yapıyor. Şeffaf bir çalışma izleyecek ve aidat disiplinini o yürütecek.
Baro'nun dijitalleşmesi, mobilizasyon da Özlem Gin sorumlu yönetim kurulu üyesi olacak. Dijitale geçmiş ilk baro olacağız. Her çarşamba daha yönetime gelmeden avukatın arabuluculuktaki rolü üzerine 45 dakikalık eğitimler yapıyoruz ve 7. dersi yapacağız.
Arda Akıncı, derneklerde çalışmış, cumhuriyetçi eski üyelerimizden. Arabuluculuk Derneği'nde de aktif çalışıyor.
Gamze Gül Çamur yine benim için önemli, siyasi duruş anlamında bize yön verecek birisi. Gündemi birlikte takip edeceğiz.
Aynı zamanda Sinem Top da yönetim kurulu üyelerimizden olacak.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.