İzmir Life dergisinin İzmirli tarafından tutulmasında en büyük etkenin kalite olduğunu aktaran Kesirli, "Kent kendine ait olduğunu hissettiği işleri benimsiyor" diyor. Kesirli'ye göre İzmirli'nin özellikleri pek çok kişinin ifade etmediği kadar yalın :" İzmirli'nin bir tarzı var. İzmirli iyi şeyden hoşlanır. İyiyi benimser. Kaliteyi benimser. İnsanlarda hep böyle bir imaj var. Sakin, yavaş gider. Tatilden hoşlanır. İyi yemek yer. İyi işler yapar. İzmirli'nin kendini ifade etmeye ihtiyacı var. İzmir bu ihtiyaçtan dolayı da İzmir Life'ı benimsedi. İzmir Life, İzmir'i yeniden İzmirli'lere tanıttı. Dedi ki, bakın bu sokakta bu var. Saat kulesinin içinde bu var. Saat Kulesi'nin önünden geçerken Saat Kulesi'ne bak, geçip gitme, tarihini bil. İnsanını bil. Kendi değerini bil. İzmir Life, İzmir'in değerini yeniden hatırlattı insanlara. Bundan dolayıdır ki İzmir Life hala devam ediyor."

Hakkı Kesirli, İzmir'de yerel medyanın güçlü olması gerektiğine inanıyor. Anlatırken hırslandığını ses tonundan mimiklerine yayılan bir enerjiyle hissediyorsunuz. Soruları var Kesirli'nin. Cevabını pek çoğumuzun almayı başaramadığı sorular...:"Bu kentte iletişim açığı var. Kent kendini ifade edemiyor. Bunda pek çok etken var. Medyasının çok güçlü olması lazım. Kanaat önderleri dediğimiz insanların birşeyin farkında olması lazım. Hepimiz birçok şeyi iyi yapabilir. Ama iyi anlatamadığın sürece kendi içine kapanık kalıyorsun. Kentte birçok şey yapılıyor ve düşünebiliyor musun, Türkiye'nin yüzde 38 arıtma tesisi İzmir'de. Bütün Türkiye'nin yüzde 38' inden söz ediyoruz. Bunu Türkiye'de kim biliyor? Kime sorarsan sor. Hiçkimse bilmiyor. Ne biliyorlar? Seri katil İzmir'de. Bütün üçüncü sayfa haberleri ulusal basında. Kardeşim diğer güzellikleri bilen bir yer var mı? Diğer güzellikleri ortaya çıkaran bir medya var mı?"
İZMİRLİ, KAFASINDA HİZMETİ PAHALANDIRMALI
İzmir'in ucuz kent imajının kalkması gerektiğini vurgulayan Kesirli, "İzmir'de iki dizi çekiliyor. Fatmagül'ün Suçu Ne? ve Bitmeyen Şarkı. Bunların ışıkçıları, kameramanları nereden geliyor sence? İstanbul'dan. Neden İzmir'de yok?"
İki kızını da İstanbul'a kaptırmış olmanın hüznünü yaşayan Kesirli, İzmir'in ucuz kent imajını atması için önerilerini de şu sözlerle ifade ediyor: " Bir yerden başlamalı ve daha verimli bir kent yaşamı yaratmalıyız. İnsanlar daha fazla ücret aldığında, harcaması da daha yüksek oluyor. Ucuz kent, emekli kenti, İzmir'in önce bunu kırması lazım. Derginin hedefi İzmir'e yeni hedefler katmak, yeni düşünceler katmak. Üniversite kenti olsun, ama Türkiye nin en pahalı üniversitesi İzmir' de olsun. Pahalı dediğin şey kalitedir.İzmir' in tarihi değerleri var, muhteşem bir iklimi var. Sağına bak Çeşme, soluna bak Foça. İnanılmaz güzel bir alan. Bunu İzmirli'nin değerlendirmesi lazım. Üniversite diyoruz, turizm diyoruz. Hizmet sektörüyle ilgili. İzmir'in hizmeti ucuz. İzmirli hizmeti ucuz görüyor. Hizmet çok pahalı birşey. Hizmeti kafasında pahalandırırsa, hizmete ödeyeceği ücreti pahalandırırsa, bu kent yükselebilir. İzmirli Apartman dairesini pahalı görüyor, arabayı pahalı görüyor. Hizmetin pahalanması lazım."
İZMİR LOGOSUNU İZMİR'DE YAPACAK ADAM YOK MUYDU?
"Bir İzmir logosuna milyonlarca lira veriliyor. Bizim medyadan duyduğumuz kadarıyla 5 yüz bin dolar diye bir rakam geçti arada. Doğru olup olmadığını bilmiyorum. Ama İzmir'de çok daha iyisini yapacak insanlar var. Bunun bedeli neydi acaba? Logoyu yaptıran kurum, İzmir'de bir yarışma yapsaydı, ödül ne kadar olurdu? 5 bin TL olur muydu? 10 bin? Ödendiği söylenen ne? 500 bin. Ödenen 500 binin belki artı servisleri vardır. Lobi vs, ama biz onları görmedik. Logoyu kullanan var mı? Kentimizin insanının yaptığı servisi ve hizmeti değersiz görüyoruz. İzmir Kalkınma Ajansı bir satış iletişim planı yapıyor. İhalesi yapıldı. Kim aldı? Esas önemli olan burada ihalede bir tane yerel ajansın olmaması. Neden? Halbuki ihaleye bir 'yerel ortak' şartı konulabilirdi konsorsiyum içinde. Mutlaka bunlar büyük işler, ama yerel ortak konulabilirdi. İzmir'de inanılmaz derecede yaratıcı insan olmasına rağmen bu insanlar hep değersiz kılınıyor. İzmir'in servis hizmeti aldığı 'hizmeti' değerlendirmesi lazım. Çünkü hep hizmet sektörüne yatırım yapıyor. Turizme yatırım yapıyor, üniversiteler gelişiyor. İzmir hizmet sektörüne çalışıyor, ama hizmeti değersiz. İzmirli'nin hizmete bakış açısının değişmesi lazım."
Hakkı Kesirli'nin karşı olduğu bir konuda işadamlarının "Ben İstanbul'a gidiyorum" diyerek rest çekmeleri. Bunu alaylı bir ifade ile dile getiriyor Kesirli: " Ben 'İstanbul'a gidiyorum' a karşıyım. Bu kent benim önümü açmadı. Senin şirketinin büyümesi için İstanbul'a gitmesi gerekiyorsa, senin durduğun hata. Niye duruyorsun? Bunu kentin üstüne suç yüklemek için. Böyle birşey var mı? Şirketini taşımakla tehdit ediyor insanları. İzmir'in aileleri belki işi götüremiyorlarsa satacaklar yenileri alacak. Yeni alanlar işi yürütecek, tehdit niye?"
AZİZ KOCAOĞLU'NU VİZYONSUZ BULMUYORUM
Rahmetli Ahmet Piriştina'ya duyduğu özlemi, konuşmalarında bir şekilde hissettiriyor Kesirli. Odasındaki Ahmet Piriştina fotoğrafı, onun fikirlerini unutturmayacağım dercesine şaha kalkıyor gözünüzde. Kesirli rahmetli Piriştina'yı şöyle anıyor: " Ahmet ile benim ilk tanışmam, Yüksel Çakmur'un ilk dönem Burhan Özfatura'ya karşı yürüttüğü belediye başkanlığı yarışında oldu. Ahmet'in Bornova Belediye meclis üyeliği dahil, milletvekili seçilmesi, Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde bütün kampanya çalışmalarını ben yürüttüm. Dostluğumuz oralardan kaynaklanıyor. Çok keyifli bir insandı Ahmet. En çok sevdiğim yönü, bir iş mi yapacak, birçok kişiye sorardı. A diyen de olur B diyen, karşı çıkan, engelleyen, 'yürü kardeşim' diyen. Aynı konuyu 20- 30 kişiye sorardı. Bunun sonucunda bir karar verirdi. Genelde kararlıydı, kendi kafasında birşey vardı Ahmet'in. Birçok insanın görüşünü de süzgecinden geçirirdi. Kendi kafasındakini yapardı, ama 20 kişinin 20'si de olmaz böyle birşey diyorsa onları da dikkate alırdı. En sevdiğim yönü budur. Önü açık bir insandı. Aziz Bey'in 'vizyonu yok' diyorlar. Buna katılmıyorum. Bir belediye başkanı herşey değildir. Kadro ile ilgili Ahmet'in de sıkıntıları vardı bence Aziz Bey'in de var. Her olumsuzluğu belediye başkanının üstüne yapılandırmak Türkiye'nin geleneğidir. Türkiye'de herşey başkanın üzerine yapılandırılıyor. Bu yanlış. Ahmet Piriştina ne diyordu? En büyük lafı: 'Ortak akıl'. Herşeyde ortak akıl ön plandaydı. Ortak akıl kenti bir yerlere götürür zaten."
MEDYAYI GÜÇLENDİRME SORUMLULUĞU HİSSEDİLMELİ
"İzmir'deki kanaat önderlerinin bilincinin şöyle gelişmesi lazım. Biz güçlü bir medyaya sahip olmalıyız. Çünkü İstanbul'u İstanbul yapan medyasıdır. A Holding bütün bütçesini kendi çıkarları doğrultusunda harcıyorsa, bence bu hata. Birşeyi farketmesi lazım, ben kentin medyasına da bu bütçeden bir pay ayırırsam benim markam da elimdeki değerler de yükselecek. 'Medyayı güçlendirmem lazım' demeli. Reklam dengesi, yayının haketmesi ve bütçesi olanların kentin medyasına bütçe ayırma sorumluluğu ile ilgilidir. 'Medyayı güçlendirirsem, bu bana artı prim olarak gelecek' diye düşünmeliler. Geri dönüş alamasalar da medyasını güçlendirmek için o parayı harcamaları lazım."
İZMİR'DE ULUSAL ÇAPTA BİR GAZETE YAPILMALI
Medyanın güçlendirilmesi gerektiğinin ısrarla altını çizen Hakkı Kesirli, İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş ve Dinç Bilgin ile olan bir anısını da bizlerle paylaşıyor: " 2001'de bölge ekleri kapandığında, (ben o zaman İzmir Ticaret Odası mecyis üyesiydim) Ekrem Demirtaş telefon etti, 'Hakkı İstanbul'a gidiyoruz' dedi. Bir kış günüydü, palto bile yoktu üzerimde. Başkasının paltosunu giydim. Sabah'a gittik. Dinç Bilgin oturuyor, Hamdi Türkmen, Güngör Mengi, Ekrem Demirtaş ve ben. Sabah Grubu ile Hürriyet Grubu bir anlaşma yapmış, anladığım kadarıyla Sabah Grubu Avrupa'dan çekiliyor, Hürriyet Grubu Avrupa'da biraz daha önde olacak, buradaki bölge eklerini Hürriyet Grubu kapatacak ve Yeni Asır daha ön planda olacak. Daha güçlenmesi sağlanacak. Bu benim kendi yorumum. Dinç Bilgin soruyor Hamdi Türkmen'e, 'Yüz bin satarız, değil mi?' diyor. Hamdi Türkmen de bir sürü soru işareti var kafasında, ama kafa sallamak zorunda. Diyorlar ki Sayın Demirtaş'a 'Başkan Yeni Asır yüz bin satsa, sizin sesiniz daha çok çıkmaz mı? Güngör Mengi bir laf etti, 'Gaziantep Odası Başkanı'nın sesi sizden çok çıkıyor' dedi. Ben sustum sustum o lafın üzerine dayanamadım. 'Başkanım, kandırıyorlar sizi'. Ortalık birden buz gibi oldu. Bu kadar değerli fikirleri var, Ekrem Bey hala konuşuyor. Türkiye ile ilgili de bir sürü şey söyleniyor bu şehirde, ama biz kendimiz söylüyoruz, kendimiz dinliyoruz. Dedim ki 'Ekrem Bey, siz bu kadar değerli fikirleri aktarıyorsunuz, Hamdi Bey alıyor, Egeli Sabah'ta basıyor. Niye dedim Hamdi Türkmen Sabah'a Güngör Mengi'ye servis yapmıyor mu? Servis yapılıyorsa Güngör Mengi neden basmıyor başkanın sözlerini? Egeli Sabah'ta kendimiz konuşuyoruz, kendimiz dinliyoruz" Dolayısıyla hedef ne olmalı İzmirde? İzmir de ulusal çapta bir gazete hayal edilemez mi? İzmir bunu başaramaz mı? Başarır. Başarması lazım."
1971'DEN BERİ HARİKA BİR HATUNLAYIM
Ailesiyle çok mutlu olduğunu aktaran Hakkı Kesirli, eşi Leyal Hanım'a duyduğu aşkı büyük bir onurla aktarıyor. Öyle ki :" 1971'den beri birlikte olduğum harika bir hatun var hayatımda" diyor. Eşinin fotoğrafına benimle birlikte heyecanla bakıyor. Kesirli'nin eşine duyduğu aşk pek çok kadını 'Ben neden böyle sevilmiyorum?' krizine sokacak kadar güçlü. Öyle ki rahmetli kayınpederi Chopen Necdet Bey'i de sevgiyle anan Kesirli: "Kayınpederim inanılmaz dedektif bir adamdı. Pek çok yerde mekan açmış ve gezdiğimiz her yeri bilebilecek biri. Yaklaşık 3 yıl Leyal ile hep gizli buluştuk, gizli konuştuk. Nihayet Leyal ile nişanlandık, askere gittim geldim ve evlendik."

Bu aşktan iki harika kızı olan Hakkı Kesirli'nin kızları da başarılı genç hanımlar : "Kızlarımın ikisini de İstanbul'a kaptırdım. Büyük kızım Melike Kesirli Erözlü, Sabancı Üniversitesi'nde Yabancı Diller Yüksekokulu'nda görev yapıyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde de çalıştı, ama yeterli tatmin düzeyini alamadı. Sabancı Üniversitesi'nde başarılı bir İngilizce öğretmeni. Diğer kızım Ayşegül Kesirli, sinema üzerine çalışıyor. Sinemanın teorisiyle ilgileniyor. O Doğuş Üniversitesi'nde. Bahçeşehir Üniversitesi'nde de doktora yapıyor."
İZMİRLİ DUYGUSALDIR
Msn'inde 'Makamına şortla giden vali, hangi kente yakışır?' yazdığını söyleyen Kesirli, İzmir'in kadınların yaşadığı en rahat şehir olduğunu da vurguluyor. Ve bugüne kadar hiç duymadığımız bir konuyu da aktarıyor: 'İzmirli erkek ağlar!' diyor. İzmirli'nin duygusallığı ile ilgili olarak da, bizimle şu anısını paylaşıyor: İzmir Life, ilk yıllarda İstanbul feribotunda da vardı. Bir gün İstanbul'da feribotta bir baktım satış reyonunda dergi arkada duruyor. Dedim ki çocuğa, 'Beş tane dergi var, şunları koy ön sıraya da, burada çok İzmirli var satarsın.' Çocuk tezgaha koydu. Bende yukarı çıktım görüyorum dergilerin olduğu bölümü. Çocukta aşağıdan bana kaç tane sattığını parmaklarıyla işaret ediyor. İnerken çocukla konuştum, 5 dergiden 4'ü satılmış. Çocuk, 'Ben size söylemeyi unuttum, buraya gelip dergiyi okşayanlar var. Siz İzmirli'ler ne tuhaf insanlarsınız' dedi. İzmirli hakikaten duygusaldır."
İSMAİL HAKKI KESİRLİ KİMDİR?
İzmir'in tanıtımında önemli adımlar atan İsmail Hakkı Kesirli, 1951 yılında İzmir'de doğdu.
İlk ve orta öğrenimini İstanbul ve İzmir'de tamamlayan Kesirli, İktisat Fakültesi İşletme mezunu oldu.
Kesirli, özel sektörde satış, pazarlama ve yönetim görevlerini üstlendi. 1983 yılında EBSO Halkla İlişkiler biriminin kuruluşuna katkıda bulundu ve 1987'ye kadar EBSO'da görev aldı.
Kesirli, daha sonra yayın dünyasına girerek "Turkey Business Contact" adlı yurtdışı tanıtım yayınının Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı.
İzmir Halkla İlişkiler Derneğinin Kuruluşuna da katkıda bulunan Hakkı Kesirli Ege Orman Vakfının Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi ve fikir babası, reklam ajansı Shift İzmir'in kurucusudur.
BRG Bölge Reklam Geliştirme Hizmetlerinin kurucusu ve İzmir Life Dergisinin yayıncısı Kesirli evli ve iki çocuk babası.