İlginç protesto teknikleri ve düzenledikleri geniş katılımlı gösterilerle Türkiye'nin en çok konuşulan gençlik örgütü olmayı başaran Türkiye Gençlik Birliği'nin (TGB) Genel Başkanı İlker Yücel ülke gündemi ve kendisiyle ilgili gazetemizin sorularını yanıtladı.
Özellikle 29 Ekim gösterilerindeki geniş kitleli aktif katılımları ve Amerikan askerlerinin kafasına çuval geçirme gibi ses getirici eylemleriyle ülke gündemine oturmayı başaran Türkiye Gençlik Birliği'nin Genel Başkanı İlker Yücel gazetemize verdiği röportajda önemli açıklamalarda bulundu.
Kimi çevreler tarafından bir gençlik örgütünden öte provakatif eylemler düzenleyen bir terör örgütü olarak değerlendirilerek hedef gösteriliyorsunuz. Balyoz Davası kapsamında ise iki arkadaşınız tutuklu. Ayrıca bizzat Başbakan'ın ve Fettulah Gülen'in TGB'ye açtığı davalar oldu. İlk öğrenmek istediğim, sizin de içinde yer alabileceğiniz tutuklamaların gelmesi halinde bir planınız var mı?
Bizim tutuklamalara karşı geliştirdiğimiz en etkili plan tutuklanan arkadaşlarımızın görev yerine dört arkadaşımızı birden getirmek. Hükümet ve yargısı bizi tek tek tutuklayarak bitirebileceğini, kararlılığımızdan döndürebileceğini düşünüyor. Bizimse bu oyuna karşı elimizdeki en büyük silahımız Türk gençliği. Her tutuklamanın ardından daha da çok gelerek oyunlarını bozacağız.
İnsanların cezaevi köşelerinde unutulduğu, yargılamaların ise tutukluluğa döndüğü günümüzde hükümete karşı düzenlediğiniz ses getiren eylemlerin tam merkezinde bulunmaktan korkmuyor musunuz?
Hayır, korkmuyorum. Elbette ki endişelendiğim bir takım şeyler var. Ailem mesela. Onların ya da basitçe hiç kimsenin benim yüzümden zarar görmesini istemem. Ancak vatan gittikten sonra kaybedecek daha değerli neyimiz kalabilir ki? Hem biz TGB üyeleri olarak çok büyük bir ailenin fertleriyiz. Birbirimize sahip çıkmayı da biliriz.
Saldırılar gençliği tetikledi
Siz apolitik olarak tabir edilen ve eleştirilen 80 kuşağındansınız. Bu gençlik hareketinin dinamik gücünü de kendi kuşağınızdan sağlamadığınız aşikar. Birliğiniz çoğunlukla 1990'lı yıllarda doğmuş gençlerden oluşuyor. Bu kuşağı harekete geçirmeyi başarmaktaki sırrınız ne?
Bu başarının aslında hem bizden kaynaklanan hem de ülkenin rasyonalitesinden kaynaklanan iki temel nedeni var. Birincisi bizim dışımızda gelişen ülkenin sosyo-politik durumu. Cumhuriyet kurumları ve Atatürk son dönemde ağır bir saldırı altında. AKP hükümeti Cumhuriyet'e ve ilkelerine karşı ağır bir yıkım gerçekleştiriyor. Bu saldırılar gençliği tetikledi. İkinci nedeni de burada başilıyor. Biz işte tam burada devreye girdik. Kararlı çıkışlar yaptık. Çizgimiz ve yaptığımız ses getiren yaratıcı eylemler sadece gençlerin değil bir çok kesimden insanın ilgisini ve takdirini topladı. Kendilerini bize yakın hissederek bünyemizde yer almak istediler. Kolluk kuvvetleriyle çatışmaya girmekten uzak durmamızın da tabi ki önemli bir rolü var.
Tüm bu eylemden eyleme koşuşturmacanın içinde gece kafanızı yastığa koyduğunuz zaman, ben ne yapıyorum diye düşündüğünüz olmuyor mu? Kendime geliri çok daha iyi olan sakin bambaşka bir kariyer çizmek varken, benim ne işim var bu eylemlerde diye sormuyor musunuz?
İlk olarak hayatım boyunca edindiğim vicdani kanaatler ve tarihsel bilinç bu soruları kendime yöneltmeme engel oluyor. Ülkemizde aydınlar öldürülür, hak arayışındaki emekçiler yerlerde süründürülürken, fikrini açıklayan öğrencilere polis şiddeti ve tutuklamalar reva görülürken benim kendimi bu gelişmelerden soyutlamam imkansız.
İlk olarak Başbakan'ın diziler hakkında fikir belirtmesi hakkında neler düşünüyorsunuz?
Ben bunu tamamen bir algı yönlendirme politikası olarak görüyorum. Dizi tartışmaları gündeme geldi, patriot füzelerinin konuçlandırılması unutuldu. Başbakan bunu sık sık yapıyor. Önemsiz güncel tartışmalarla ülkenin gerçek gündemini değiştiriyor.
Geri adım atıldı
Peki Suriye'yle ülkemiz arasında süre gelen gerginlik ve olası bir Suriye Savaşı hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
AKP hükümeti Ortadoğu'da siyah pirincin içinde beyaz bir taş olarak algılanıyordu. İlk önce bu tamamen değişti. Ortadoğu halkları AKP'nin gerçek yüzünü görmüş oldu. Bu ülkemize Amerika'nın vermiş olduğu bir görevdi, hükümet yerine getiremedi. Mecburen geri adım atmak zorunda kaldı. Bu da güvenirliliğini Amerika ve bazı çevreler nezdinde sarstı. Artık AKP Amerika için kendisine verilen her görevi başaran bir hükümet değil.
Son sorum ise gençleri çok yakından ilgilendiren bir soru: KPSS ve geçtiğimiz hafta Bilirkişi raporuylada ispatlanan ÖSYM'nin şifre skandalı.
ÖSYM'nin tam merkezinde F Tipi bir şifre çetesinin olduğu biiniyor ve bu, bizim defalarca hakkında eylemler yaptığımız bir konu. Şifreci sistem böylece hem yandaşları için kadrolaşmayı sağlıyor hem de kısa yoldan para kazanıyor. Önceden verilen ifadeler aynı Deniz Feneri Davası'nda olduğu gibi yok edilmişti. Gizli bir el bir çok yerde olduğu gibi burada da devreye giriyor. Bekleyip hep beraber daha nelerin geleceğini göreceğiz.