Avrupa'da insanlar müze, Türkiye'de AVM geziyor

35'inci kişisel sergisi 'Kökler ve Korkuluklar'ı İzmir'de açan Ressam Mehmet Akkaya, 'Avrupa'da insanlar kültür ve sanat merkezleri gezerken, Türkiye'de AVM geziyor. Dünya'nın çoğu yerinde sergi kuyrukları gördüm. Ülkemizde bedeva bir şey dağıtılırken, futbal maçına giderken ya da AVM'lerdeki kuyruklar gibi sanat kuyrukları gördüm. Türkiye'de sanat temeli yok. Sanat deyince şarkıcı, spor deyince futbolun akla geldiği bir ülkede yaşıyoruz' dedi

Avrupa'da insanlar müze, Türkiye'de AVM geziyor

Ali Budak- Ressam Mehmet Akkaya'nın 'Kökler ve Korkuluklar' isimli resim sergisi İzmirli sanatseverlerle buluştu. Toplam 55 çalışmanın yer aldığı sergi, 2 dönemi içeriyor. Sergi, Ege Üniversitesi MÖDBE Kültür Merkezi ve Sanat Galerisi'nde 12 Mart'a kadar kapılarını açık tutacak. Ressam Akkaya, serginin ücretsiz olduğunu ve İzmirli sanatseverleri beklediklerini söyledi.
Aydın'da atölyesi olduğunu ve üniversitenin ilgili bölümünde dersler verdiğini belirten Ressam Mehmet Akkaya, 'Aydın'da sanatsal süreçler ilerlemiyor. İlerlemediği için de artık Aydın'da sergi de açmıyorum. Çünkü sanatçının da beslenmesi, teşvik edilmesi ve onurlandırılması gerekiyor. Aydın'da ise maalesef böyle bir kültür yok. O nedenle de Aydın'ı protesto ediyor ve 3 yıldır sergi açmıyorum. Bu protestomu aslında ilan da ettim. Bunun Aydın'ın umrunda olup olmadığını bilmiyorum ama sonuçta emek bilene verilir. Emeğin karşılığı yoksa uğraşmaya da gerek yok' diye konuştu.


Eserlerimle protesto ediyorum


Sanatta; hislerinden, çevresinde gördüklerinden etkilendiğini belirten Akkaya, 'Çevremde anlık ve günlük yaşanan olaylar ve yaşadığım duygulardan etkilenirim. Ama iç yaşamdaki kargaşayı da dışa vururum. Hepsinden etkileniyorum. Amerika'daki Özgürlük Anıtı'nı korkuluklaştırdım. Amerika'ya tepkimi koymaya çalıştım. Şu anda Ortadoğu'da yaşananlar, Türkiye'nin yaşadıklarında Amerika'nın etkisi yok mu? Bu eserle de protestomu yapıyorum. Bir yanında ise Soma Maden faciasında yaşanan ölümlerin etkisini yansıtmaya çalıştım. Hep böyle de olmuyor. Bazen de kendi iç sesimi de, beliğimi de döküyorum' dedi.
 

'Fikrimiz yok ama kaba kuvvetimiz var'


Türkiye'de resime, heykele kısacası sanata sürekli bir baskı ya da şiddet olduğu noktasında eleştiriler hakkında da konuşan Akkaya, 'Bu noktadaki sorunları eğitim altyapımızdaki eksikliklere bağlıyorum. Eğitim altyapımız; sanat ve kültür nedir, ya da nelerden oluşur(?) gibi sorulara cevap vermiyor. Bu bile başlı başına bir sorun. İzmir'de yaşanan heykele saldırı ise sadece heykele ya da sanata değil. Burada aslında toplumsal bir şiddet söz konusu. Bunu sürekli görmüyor muyuz? Ülkede kadına ya da kendisi gibi düşünmeyenlere karşı ciddi bir şiddet söz konusu. Toplum olarak karşılıklı saygımız yok. Sorunlarımızı sürkeli şiddetle çözmeye çalışıyoruz. Fikrimiz yok ama kaba kuvvetimiz var. Orada da sanata yapılan o saldırı aslında toplumdaki hoşgörüsüzlüğün sonuçlarından biridir. Birbirini tanımayan ve iletişim kuramayan bir toplum olarak da bu sorunun temelini eğitim olarak görüyorum. Gördüğüm en büyük sorun bu' dedi.
 

Yeniden keşfedemeyiz


Avrupa'da insanların kültür-sanat merkezleri gezerken, Türkiye'de AVM gezidğine vurgu yapan Akkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Avrupa'da ve diğer kıtalarda sergi kuyrukları gördüm. Ülkemizde bedeva bir şey dağıtılırken, futbal maçına giderken ya da AVM'lerdeki kuyruklar gibi sanat kuyruğu gördüm. Aileler birlikte geliyor. Okullar öğrencilerini getiriyor ve derslerini o müzede ya da alanda yere oturarak, işliyor. Süreç böyle işliyor. Bu eğitim modeli de öğrencinin eğitim hayatı boyunca sürüyor. Bu da gelecekte aynı şekilde devam ediyor. Bu eğitim modelleri şu anda kullanılıyor ama ülkemizde yok. Biz her şeyi yeninden keşfetmekten vazgeçmeliyiz.'
 

Sergimiz ücretsiz ve sanatseverleri bekliyor


Kökler serisi resimlerinde daha çok insanlık tarihinin başından itibaren hikayesini anlatmaya çalıştığını söyleyen Akkaya, 'Mağara devrinden itibaren o süreci ve gelişimini anlatmaya ve aktarmaya çalıştım. Bu resimleri ise kumaş, ıslak mendil, çuha ve kağıt gibi çok farklı malzemeleri kullandım. Aklınıza gelebilecek her malzemeyi kullandım ve sınırlamaya gitmedim. Anlatımı güçlendirmesi için her şeyi yaptım. Korkuluklar resim serisinde ise, bir geçiş dönemi var. Yavaş yavaş sıcak rengin hakim olmaya başladığı ve pento resme doğru geçiş var. Burada da insanın temel hislerinden biri olan korkuyu ön plana koydum. Korku, eğitim sistemi, aile, çevre yani her yerde vardır. Bu aslında her alanda insanlığın kısıtlayıcısıdır da. Dolayısıyla burada da onu vermeye çalıştım. Bunu da renkli resim olarak göstermeye çalıştım. 12 Mart'a kadar sergimiz açık ve ücretsiz. Sanatseverleri bekliyoruz. Sinemaya gitseniz para verirsiniz ama sergiler ücretsiz sadece gelsinler' diye konuştu.
 

İzmirlilerin sanata ciddi ilgisi var


Bundan sonraki projelerine de değinen Akkaya, sözlerini şöyle tamamladı: 'Korkuluk resimlerini ilk etapta İstanbul'a taşıyacağız. Geçmişte görüşmeleir yaptığımız ama gerçekleştirmediğimiz Fransa'da sergileme var ama bu noktada da gerekli çalışmalarımız sürüyor. Şu an için adres netleşmediği için bilgi veremiyorum ama Fransa'da da ilk kişisel sergimizi açacağız. Bunun dışında Türkiye'nin çoğu şehrinde sergi açtığını ancak bu şehirlerin içinde en çok İzmir doyurucu oldu. Bu noktada İzmirliler ciddi ilgi gösteriyor.'
 

Acaba, hak ediyor muyuz bu toprakları?


İzmir özelinde ve Türkiye genelinde düşündüğünüzde Avrupa'ya kıyasaldığımızda sanatta nerede olduğumuz sorusuna Akkaya, şöyle cevap verdi: 'Türkiye'de sanat temeli yok. İngiltere, Fransa, Almanya, Makedonya, Norveç, Çin ve Japonya gibi çok sayıda ülkede kişisel sergilerimin yanında karma sergilere de katıldım. Galeriler ve müzeler gezdiğimde maalesef çok gerilerde kaldığımızı görüyorum. Hükümetin ya da yerel yönetimlerin de bu noktada bir desteği yok. Ülkemizde yerel yönetimler kültür ve sanat festivalleri düzenliyor ve sanatçı adında şarkıcı sahne alıyor. Başka sanatla ilgili bir etkinlik olmuyor. Sanat deyince şarkıcı, spor deyince futbolun akla geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Çok zengin bir kültür beşiğindeyiz ama daha bu toprakları bile bilmiyoruz. Medeniyetler beşiğinde yaşıyoruz. Her yere kazma vursanız kültür fışkırıyor. Ancak kültürün üstünü beton kaplıyor ve bina dikiyoruz. Kültürümüzü yok ediyoruz. Acaba, hak ediyor muyuz bu toprakları? Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında can verdik ama bu toprakların temellerini de korumamız gerekmiyor mu? Canımızla korduğumuz yerleri koruyor muyuz? Çünkü kültür gelişimi yok. Avrupa'da küçücük kaltınıyı gezebilmek için bir sürü para vermeniz lazım. Berlin'de Bergama'da kaçırılan Bergama Sunağı'nı görmek için 35 euro vermeniz gerekiyor. Tarihinize sahip çıkamıyorsunuz. Osmanlı döneminde trenlerle götürülmüş bir tarihten bahsediyoruz.'
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.