Meğer İzmirli değilmiş!


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

05 Aralık 2017, 08:52

Sanıyorum günler, haftalar, aylar değil yıllar geçti sinemaya gitmeyeli...
1 Aralık Cuma günü vizyona giren 'Aile Arasında' filminin Adana galasının ardından İzmir galası BKM Ege bölge temsilciliği Devajans Bütünleşik Pazarlama İletişimi organizasyonu ile İzmir Optimum'da yapıldı. Filmin oyuncularından Gülse Birsel, Engin Günaydın, Demet Evgar, Derya Karadaş, ve Ayta Sözeri'nin katıldığı seyircili izlemeye büyük ilgi gösteren sinemaseverler tüm salonları doldurdu. Gülse Birsel seyircilerle selfie çekmeyi de ihmal etmedi. Ben de seyredenlerin methiyesi üzerine biletimi alarak sinemaya gittim. Herhalde birçok insanımız gibi ihtiyacım varmış ki, arada İzmirli kadınlar gibi kahkahayı bastım...
Bu arada İzmirlilerin yakından tanıdığı oyuncularımızın söylediklerini de öğrendim. Benim gibi meraklısı çok olduğundan sizlerle paylaşmak istiyorum: Murat Birsel'i de babasını da tanıyoruz...
Dolayısıyla  Gülse'yi de İzmirli biliyorduk...
Bakın ne diyor?
'Beni herkes İzmirli zannediyor, ama İstanbulluyum. Ama nüfus kütüğüm İzmir Konak onun için aslında İzmirli de sayılırım. Kendimi memleketimde hissediyorum. Filmle ilgili çok güzel eleştiriler alıyoruz. Siz de umarım seversiniz. Ben filmin senaryosunu yazdım rolüm de küçük ama sit-com'dan sonra sinemada neler oluyor diye öğrenmek için ben de set çalışanı gibi her gün setteydim.'
İstanbulluların İzmir'e tercih ettiklerini biliyoruz...
Tapu kayıtlarından da çıkıyor. İşte onlardan biri de Engin Günaydın...
Bir de onun sözlerine kulak verelim: 'Ben 10 yıldır Foça'da yaşıyorum. Artık ikametim de burada. Kendimi iyi hissetmek istediğim zamanlarda İzmir'e geliyorum. Ben de uzun süredir çalışmıyordum. Çünkü oyunculukta her zaman çalışmak iyi bir şey değil. Biraz sosyal hayatla ve kendi özel dünyanızla ilgili biraz bilgi sahibi olmanız gerekiyor. Buna ihtiyacım vardı.
Ondan dolayı bir süre çalışmadım. Bu filmle ilgili Gülse ile konuşuyorduk. İyi de dinlenmiştim.'


Meslek erbabı


Kısa süre önceye kadar film ya da sahne emekçilerine 'sanatçı' diyordum...
Ama beni bu kez uyaran Aydın Bilgin Ağabeyimiz ya da Erol Ekoncılar'dan  nce Turgut isminde bir heykeltıraş uyardı...
'Sanatçı biziz, onlar oyuncu' dedi. Bu arada bir iki eskilerin deyişişle figüranla tanıştım. Onlara 'Ne iş yapıyorsunuz?' gibi klasik bir soru sorduğumda şu yanıtı vermişlerdi: 'Oyuncuyum!'
Yani bazen işin derinliğine inmeden kısa yolu tercih ediyor ya da sözcükleri yanlış olarak da kullanıyoruz.
 

Çok şanslıydık


Keyif aldığım filmin İzmirlilerin huzuruna çıkanlarının söylediklerine kulak vermeye devam edelim: Demet Evgar, 'Uzun zamandan beri özlenen bir filmin beyaz perdeye taşındığını düşünüyorum. Bu tip işlerde oyuncu kadrosunun bir araya gelmesi çok zor olur. Bu anlamda çok şanslıyız. Gülse Birsel'den dolayı da çok şanslıydık. Herkes onun filminde oynamak için can atar. Ben de bu işin içinde olduğum için çok mutluyum' diyerek duygularını dile getirdi...
 


Aile kartı


Bu arada bir öneride bulunmak istiyorum...
Nasıl her insanımızın;  ailesiyle haftada bir olmasa da 15 günde bir evinin dışında yemek yemesinin, ya da bir tatil günü çoluk çocuk dışarıda kahvaltı yapmasının 'şart' olduğunu düşünüyorsam, aynı şekilde sinemaya da gitmesini diliyorum.
Ama bu nasıl olacak?
Yani bugün asgari ücretle çalışan aile bakanlarımızın buna imkanı var mı?
Sinemacılar, bir kulüp kurmalı ve her aileye bir kart vermeli...
Ayda bir dört kişilik bir ailenin bir biletle belirlenmiş bir saatte sinemaya gelmesi sağlanmalı...
Hatta o gün, yani 'halk' ya da 'aile günü' gibi benzer bir isim verilmiş seansta, patlamış mısır ve meşrubat da indirimli olmalı...
O zaman toplumun gelişmesine yardımcı olabilirler. Yoksa çoğunluk benim gibi aylar boyunca sinemadan, eğlenceden, keyif almaktan uzak kalır...


KURDELA

Uluslararası Animasyon Festivali

Pazar günü Çinli yönetmenler Liang Xuan ve Zhang Chun'ın 'Big Fish & Begonia' adlı animasyon filmi, 15. Anilogue Uluslararası Animasyon Festivali'nin uzun film kategorisinde birinci oldu.
Animasyon, herhangi bir insanın görmediği dünyadaki bir dünyanın öyküsünü anlatıyor.
Filmde Chun, 16 yaşına geldiğinde, insan dünyasını keşfetmek için bir yunusa dönüşüyor.
Chun, kendi hayatı pahasına bir insan tarafından kurtarılıyor. Kendisini kurtaran insanın sevecenliğinden ve cesaretinden çok etkilendiği için, ona yeniden hayat vermeye çalışıyor.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.