Mücadelede birlik olmalıyız!


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

03 Aralık 2017, 08:28

Gündemin yoğunluğundan, birçok olayı 'günlük' takip edemedim. Ama notlarımın arasına aldım ve 'dünya yıkılsa, öncelik bunun!' dedim. Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü.
Her zaman her platformda seslendirdim. Ve hep 'Hepimiz her an potansiyel engelliyiz!' dedim.
İnsan başına gelmeyince anlamıyor, ya da anlamak istemiyor. Ama nedense engellileri çeşitli şekillerde kullananlara da hep göz yumuyoruz. Yani aktif olmasak da pasif bir şekilde davranıyoruz. Uzun bir süre önce Akhisar'a ziyaretlere gitmiştik, bir gazete patronu ile. Çoğu kez 'cemiyet' haberlerinde en ön sırada yer aldığı için sık sık gazetelerde evladı ile birlikte görülen ve çoğunun basında 'duayen' sıfatını taktığı bu gazete patronu ile öğle tatilini parkta oturarak geçirmek istedik.
O sırada bir kadın satıcı yanımıza yaklaştı ve gayet kibar şekilde, 'Engelliler için gazete sattığını ve alıp almamak istediğimizi' sordu. O çok bilen kişi, 'Yardım edelim!' diyerek, 10 TL'ye bir 'engelli' gazetesi aldı.
Ne güzel bir davranış değil mi?
Değil! Sizin düşündüğünüz gibi değil!
Çünkü; 'uyanık' ya da 'sahtekar' veya 'dolandırıcı' dediğimiz kişiler, sözde yardım amacıyla böyle gazeteler çıkarıyorlar.
Yani işin ticaretini yapıyorlar. Saf diye nitelendirdiğimiz temiz Anadolu insanının hisleriyle oynayarak onları dolandırıyorlar.
Yani büyük paralar kazanıyorlar. Zaman zaman gerçek engelli dernekleri bunları ihbar ediyor, yakalanıyorlar ve sonrasını bilmiyorum. Belki de 'ticaret serbest' denilerek serbest kalıyorlar.
Düşünebiliyor musunuz?
İşi ve geçimi gazete çıkarmak olan bir gazete patronu bile bunu bilmiyor. Belki de çalışanına vermediği bir parayı, 'engellilere yardım' dye satan bir katına, 'Ben yemedim al sen ye!' diyerek veriyor.
Önceki akşam haberlerinde, televizyonda izledim. Sanıyorum Antalya'da, manken gibi bir Rus turist(!) kadın, 'engellilere yardım' adı altında gazete satarken yakalanmış.
Kime yardım? Artık siz çıkarın. Sadece çalışma izni olmadığı için, belki memleketine geri gönderilir. Aynen Ankara'da sokak konteynerlerinden kağıt toplayıp satmaya çalışan kaçak Afgan gençleri gibi. Bunlara bir sürücü çarpıyor hastaneye kaldırılıyorlar, arkadan bizim yetkililer de çarpıp ülkelerine postalıyor!
Bu arada gerçek engelli derneklerinin açıklamasını belirteyim:
'Sakın bizi kullanarak dilenen ve sözde gazete satanlara inanmayın, yardım etmeyin!' uyarısında bulunuyorlar.
Neyse asıl konuma geleyim!

Sayısı ortalamanın üzerinde

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, bir ülkedeki engelli sayısı o ülkenin nüfusunun yüzde 10'unu geçmemesi gerekirken, Türkiye'deki engelli sayısının son ölçümlere göre yüzde 12'nin üzerinde olduğu belirlendi.
Buna göre ülkemizde yaklaşık 8,5 milyon civarında engelli insan yaşadığı ortaya çıktı. Engelliler arasında bedensel engelliler ilk sırada yer alırken, bunu zihinsel engelli, işitme ve görme engelli vatandaşlarımızın takip ettiği tespit edildi.
Engelli olma nedenleri arasında trafik kazaları ile terörün ilk sırada yer aldığı belirlenirken, akraba evliliği, çocuk felci, ateşli hastalık ve sarılık gibi sebeplerin azalmasına rağmen hala devam ettiği saptandı.  Son yıllarda engellilerin topluma kazandırılmasına yönelik çalışmalar yapılsa da farkındalığın hala en büyük sorun olduğu belirlendi.

Utanç kaynağı değil

Bu gün bile bazı engelli vatandaşlarımız aileleri tarafından bile bir utanç kaynağı olarak görülüp, toplumsal yaşamdan uzak tutulduğu da bir gerçektir. Halbuki, çeşitli sebeplerle belli meziyetlerini yitirmiş olsalar da en az diğer insanlar kadar saygı görmek, değer verilmek, kamu hizmetlerinden faydalanmak onların da hakkıdır.
Gerekli altyapı çalışmaları yapılmadığında ve toplumsal baskılarla boğuştukları zorluklardan dolayı engelli vatandaşlarımız kendilerini daha küçük bir dünyaya hapsediyor. Bütün bunların yanına bir de toplumsal duyarsızlıklarımız yani, engelli yollarına park edilen araçlar, kendilerine verilmeyen öncelikler, vb. pek çok sorunda eklenince işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Herkes kendi konforunu ve hayatını düşünürken, engellilere öncelik tanınması gereken yerlerde bile, bu durum kimsenin umurunda olmamaktadır. Kamuda görev yapan engelli çalışma arkadaşlarımızın hem rahat görev yapması hem de rahat hizmet alması için gerekli düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır. Engelli arkadaşlarımızın beklentisi de bu yöndedir. Yoksa 3 Aralık Dünya Engelliler Gününde 1 gün idari izin vererek onları mutlu etmiş olmazsınız. Olmayız. Kalan 364 günleri için neler yapabilirizin derdinde olursanız onları gerçek anlamda mutlu etmiş olursunuz.


KURDELA

'Her işimizi kendimiz görmek isteriz'


Görme engelli Salih Arıkan'ın mektup göndermiş, özeti şöyle: Her İşimizi Kendimiz Görmek İsteriz. Yolda yürürüz, kolumuzdan asılan bavul gibi izin almadan bizi taşımaya çalışan insanlar az değil. Öncelikle 'yardım ister misiniz?' diye sormak ve eğer görmeyen yardım edilmesini istiyorsa görmeyen sizin kolunuza girsin ve birlikte yürüyün. Bazen hırsızlık taciz ve farklı nedenlerle görmeyenlere yaklaşan insanlar da var. Bu yüzden bazı arkadaşlarımız yardım istememeyi tercih edebilir. 'Yardım isteğinizi kabul etmedi!' diye farklı tepkiler göstermeyiniz. Bizce olabildiğince Merkezi ve Yerel Yönetimlerin engellilerin tek başına hareket edebileceği düzenlemeleri yapması gerekiyor.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.