9 yaşında piyano çalmaya başlayan ve bunu meslek haline getiren Orkestra Şefi, Müzikolog ve Piyano Eğitmeni Can Gürel, 22 senedir müzik ile yaşıyor. Annesinin eve aldığı tahta mandallarla piyano tuşuna basar gibi oynadığı ve ailesinin bunu görüp onu piyano kursuna yazdırdığı günden beri Gürel'in hayatı müziksiz geçmiyor.  Hayatını müzik ile yönlendiren, yaşayacağı şehri müzik kariyerine göre seçen ve hatta eşini bile müzik sayesinde tanıyan Can Gürel'in en büyük hedefi ise İzmir'e profesyonel bir müzik okulu açmak ve burayı bir sanat merkezi haline getirmek. İzmirlinin İzmir'e sahip çıkmadığını düşünen Can Gürel ve eşi Büşra Gürel ile konuştuk. Müzik yolunda İzmir'in ilerlemesi için büyük hayalleri olan genç çiftin tek isteği herkesin hayatına müziğin girmesi. Can Gürel ve Büşra Gürel ile müzik hayatları, projeleri, hedefleri, çocuğunu müziğe yönlendirmek isteyen ailelere tavsiyeleri ve müziğin İzmir'deki yeri hakkında konuştuk.


Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?

1981 yılında Balıkesir'in Bandırma İlçesi'nde doğdum. Müziğe 9 yaşında müzik ve piyano eğitimi ile başladım. İlk ve orta öğrenimim boyunca müzik çalışmalarına devam ettim. 1998'de  İstanbul Üniversitesi konservatuvarını kazandım. Bu eğitimden sonra 2001 yılında Kocaeli Üniversitesi Müzikoloji eğitimine başladım. Eğitimim süresince çeşitli isimlerle armoni ve orkestra şefliği, kompozisyon çalışmalarım oldu. 2005 yılından itibaren ise piyanist olarak birçok resitale imza attım, çeşitli orkestralarda şeflik yaptım. 2008 yılında İzmir'e yerleştim. Şuanda da eşimle birlikte özel piyano ve müzik dersleri veriyor,  Çankaya'da bulunan bir otelde de haftanın üç günü müzik dinletileri yapıyoruz.


Müziğe nasıl başladınız?

Müziğe ailemin yönlendirmesi ile başladım. Eskiden tahta mandallar vardı. Bu mandallar bir kağıda dizilir öyle satılırdı. Annem de eve bir dizi tahta mandal almış ve masanın üzerine bırakmış. Ben o tahta mandallarla piyano tuşuna basar gibi iki saat oynadığımı hatırlıyorum. Ailem bunu görünce beni kolumdan tutup piyano eğitime yönlendirdiler. Müziğe tercihim olmadan içgüdüsel olarak girdim diyebilirim.

Akranlarınız sokakta oynarken, piyano eğitimi almak zor gelmiyor muydu?

10 yılı aşkın süre müzik için özel ders aldım. Bu duygu içimde vardı fakat her çocuk gibi caydırıcı etkenlerim de vardı. Yazları piyano derslerine gitmek bana da zor geliyordu fakat ailem müziği bırakmama asla izin vermedi.

Aileniz sizin piyanist olmanız ve bunu meslek edinmenizden yana mıydı?

Ailem beni sanata yönlendirdi fakat ben ipin ucunu kaçırdım ve 15 yaşında bunu meslek edinmem gerektiğine karar verdim. Ailem hukuk okumam ve iyi piyano çalan bir avukat olmamdan yanaydı. Hayatıma en baştan başlasaydım yine müziği meslek edinirdim. Benim Türkiye hayalim çok iyi müzik, resim yapan doktorların, avukatların, memurların olması. Türkiye'de hobi anlayışı doğru değil. Hobi deyince boş zamanda geçirilen zaman olarak görülüyor. Aydın insan mesleği dışında birkaç alanda fikir ve teori beyan edebilecek insandır. Ben böyle insanların yetişmesi için mücadele ediyorum.

Çocukların bir sanat dalına yönlenmesinde ailelerin payı nedir?

Çocuk herhangi bir sanat dalına ilgi duymayabilirler ama ailelerin payı burada çok önemli. Çocuklarını teşvik etmeliler ve doğru eğitimi aldırmalılar. Çocuğa bunun bir hobi olduğunu, başka bir meslek seçilse dahi o meslekten birgün emekli olunacağını, hobinin ise hayatın sonuna kadar devam edecek bir uğraş olduğunun bilincinin verilmesi gerekiyor.

Beste çalışmalarınız oluyor mu? Ne tarz besteler yapıyorsunuz?

Müzikoloji okuyunca orkestraya doğru bir kayışım oldu ve orkestra şefliği eğitimleri almaya başladım. Acaba beste yapabilir miyim? merakı başladı ve bestecilikle uğraşmaya karar verdim. Şu aşamada ben onlara beste demek yerine, deneme diyorum. Bestelerine hayran olduğum müzisyenlerin başında ise Beethoven geliyor. Bestelerimde  Beethoven, Mozart gibi müzisyenlerin işlediği müziği Türk müzikleri ile birleştiriyorum ve bu şekilde bir farklılık yakalayabileceğimi düşünüyorum.

Müzik sanatının pahalı bir sanat olduğu söyleniyor. Bu fikre katılıyor musunuz?

Katılıyorum. Dar gelirli bir ailenin çocuğuna nitelikli bir sanat eğitimi aldırması konusunda sıkıntılar var. Piyano eğitimi aldırmak isteyen birinin ödeyeceği ders ücreti 250-300 Lira arasında. Enstrümanların alımı ise artık daha makul fiyatlarda. Bugün artık seri üretimi artmasıyla birlikte piyanoların fiyatları çok düştü. Dijital teknolojinin gelişmesi ile birlikte dijital piyanolar çıktı. Birçok aile yaptığı fuzuli masraflar yerine çocuğuna sanat yada spor eğitimi aldırabilir. İnsanlar çocuklarını spora yönlendirirken bile bunların altında maddi beklentiler yatıyor. İnsanlarımız bilince sahip değil.


İZMİR'DE SANAT VE MÜZİK ADINA ADIM BİLE ATILMAMIŞ

Sanatın en büyük sıkıntısı size göre nedir?

Biz hala erkek olduğu için baleyi tercih etmeyen bir toplumda yaşıyoruz. Çocuğunu baleye yönlendirmeyen insanın tek gerekçesi tayt giyiyor olması. Sanata bile bir cinsiyet yüklüyoruz. Erkek çocuğuna keman yakışmaz diyen veliler ile karşı karşıya geldim. Toplumdaki espri yüzünden saksafon çalmak isteyen ama çalamayan öğrenciler gördüm. 15 yıl boyunca saksafon çalan ama ön yargılar yüzünden bırakan insanlar tanıdım. Durum bu kadar kötü. Sanat özveri isteyen bir iş.


2008 yılında İzmir'e geldiğinizi söylemiştiniz. Yaşamak için neden İzmir'i seçtiniz?

İstanbul'da yaşayamayacağıma karar verdim fakat yaşayabileceğim ve üretebileceğim en uygun yeri bulmam gerekiyordu. Bunun için Ankara'yı, Bursa'yı denedim. En son 2008 yılında ilk kez İzmir'e geldim ve burada yaşamaya karar verdim. İstanbul benim için bir eğitim yeriydi. Eğitimimi tamamladıktan hayatımın sonuna kadar yaşayabileceğim şehri buldum. Hedeflediğim şeyleri İzmir'de yapabileceğime karar verdim.


İzmir bir sanat, müzik kenti mi?

İzmir için sanat ve müzik şehri asla denemez. Bırakın öyle demeyi bunun için bir adım bile atılmamış. En azından bir adım atılmadığı için yapılmış yanlışlar da yok diye düşünüyorum. Ankara'da, Bursa'da bunun sıkıntıları var ama İzmir'de hiçbir şey yok. O sebeple başarma oranı yüksek. Olmayan bir şeyi burada var edeceğiz.


İzmir'in müzik alanında başarısız olmasını neye bağlıyorsunuz?

İzmir'in müzikte başarısız olmasının en büyük nedeninin ekonomik olduğunu düşünüyorum. İzmir dar gelirli ailelerin çoğunlukta yaşadığı bir şehir. Başarılı insanlar İzmir'den çıkıyor ama farklı şehirlere yöneliyorlar. İzmirli'nin en büyük ayıbı bu. Tanıdığım birçok öğrencim oldu fakat hedeflerinde kesinlikle İzmir yok. Bence biraz İzmirli İzmir'i sahipsiz bırakıyor.

İzmir'e geldiğiniz günden beri müzik adına neler yaptınız?

Hemen çalışmaya başladım. Enstrüman kurslarını gezdim, çalışan öğretmenler hakkında bilgi aldım ve bir kaçında çalışıp onlar hakkında bilgi edindim. Karşılaştığım tablo profesyonellikten çok uzaktı. İzmir'de birçok müzik eğitimi veren kurum tamamen ticari düşünce ile bu işi yürütüyor. Sadece sertifika almış insanların ders verdiklerini gördüm. Bunun neticesinde bu kurslara giden öğrencilerin sanata devam etmeleri düşünülemez. Çocuk çok istekli bile olsa yetisi olmayan birinden ders aldığında hevesini kaybediyor.


AMACIM İZMİR'E MÜZİK OKULU KAZANDIRMAK

Gelecek planlarınızdan bahsedersek...

Profesyonel bir müzik okulunu hayata geçireceğim. Bu okul sadece öğrenci kabul edip belirli seviyede ders veren bir kurum olmayacak. Bu kurum çok aktif çalışan ve İzmir'i bir sanat şehri yapmaya çalışan bir kurum olacak. Amacım sadece çocuklara müzik eğitimi vermek değil. 4 yaşından, 90 yaşına kadar her kesime hitap eden bir okul olmasını planlıyorum. Kurum olarak seminerler, konserler düzenleyeceğiz ve  toplumu bilinçlendirmeye yöneleceğiz. Her an her yerden bir yetenek buluyor olacağız. Sanat yönünde İzmir'de çok ciddi değişiklikler olacak.

Böyle kapsamlı bir okul için neden İzmir'i tercih ettiniz?

İzmir'i gerçek bir sanat şehri haline getirmeyi istiyorum. Yapmak istediklerim bu kadarla da sınırlı değil. İzmir'de bu kurumu  kurduktan sonra, arkamdan gelen nesilleri de kendi yaşadıkları kentte aynı şeyi yapmaları için teşfik etmek amacındayım. Sanat ve sanatçı ağı oluşturmak, sanat eğitimi konusunda bilinçli bir toplum oluşturmak istiyorum.

Özel dersler verdiğinizi söylemiştiniz. Bu derslerden bahsederseniz...

Şuanda 20 üzerinde öğrencim var. Eğitimleri evde veriyorum. Yaş aralıkları 5-16 arasında değişiyor. Ben piyano, eşim ise şan, keman ve piyano üzerine eğitimler veriyor. İnternetten verdiğim ilanlar ile öğrencilerim bana ulaşıyor.

Sizin gibi müzik ruhuna sahip olan bir eşiniz var. Onunla nasıl tanıştınız?

Eşim ile bir müzik mağazasında tanıştık. O müzik mağazasına bir enstrüman sormak için gelmişti. Orada karşılaştık ve arkadaşlığımız ilişkiye dönüştü. 6-7 ay birlikteliğin ardından evlendik. Müzik bizim hayatımızın her yerinde var ve müzik sevmeyen biriyle hayatımı birleştiremezdim. Aslında değil evlilik, arkadaşlık bile yapamam. Benim hayatta en iyi bildiğim şey müzik. İnsan hayatta en iyi bildiği şeyden bahsetmek ister.


Büşra Hanım sizi tanıyalım...

Eşim gibi ailemin desteği ile müziğe başladım. Öğretmenimin de desteği ile geleceğimi müzik üzerine kurdum. Okuduğum okullarda piyano ve keman eğitimi aldım. 13 yıldır piyano çalışıyorum. Aynı zamanda Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Müzik Öğretmenliği bölümünde okuyorum. Şu anda da şan ve piyano eğitimlerim devam ediyor.




Okulunuzu bitirdikten sonra müzik öğretmenliği mi yapacaksınız?

Müzik, okullarda geri planda olan dersler olarak görülüyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın gösterdiği müfredata uymak istemiyorum. Profesyonel olarak ilgilenenlere yardımcı olmak istiyorum. Müzik okulunu eşimle beraber açmak istiyoruz. Eşime destek olmak en büyük isteğim.

Enstrüman çalarken bedensel özellikler önemli mi?

Bedensel özelliklerimiz de bizi enstrümanlara yöneltebilir. Dudakları ince olan yan flüte daha yatkındır örneğin. Tabi çalışmayla hepsinin üstünden gelinebilir.

Müzik konusundaki eksiklikleri neye bağlıyorsunuz?

Halkımızın bilinçlenmesi gerekiyor. Adnan Saygun gibi bir salonumuz var. Ben dolduğunu çok görmedim.  Operaya gidenler sadece müzik eğitimi alan bireyler. İzmir'in sanatla dolu olan bir şehir olmasını isterim. Konser fiyatları da çok yüksek değil. Bir konsere gitmek yerine sinemaya, oyun salonuna, AVM'ye gitmeyi tercih ediyorlar.