Hükümetten çocuk istismarı düzenlemesiyle ilgili açıklama

Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, çocuk istismarına yönelik yaptıkları düzenlemeyle ilgili bilgi verdi

28 Şubat 2018 Çarşamba 13:44

Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, çocuğa yönelik cinsel istismar konusunda, "Böyle kötü bir fiili işlemiş sonra da yavrumuzun hayatına kıymış birisi için doğrusu ağırlaştırılmış müebbet düşünüyoruz." dedi.

Akdağ, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çocukların istismarını önlemek için birtakım yasal düzenlemeler yapılacağını bildiren Akdağ, medyanın hassasiyeti olmazsa istedikleri kadar başarılı olamayacaklarını vurguladı.

Başından itibaren dikkat sırasıyla gidilmesi ve çocuğun ifşa edilmemesi gerektiğini belirten Akdağ, "Cezaları, nitelikli istismar dediğimiz, işin en ağır şekli noktalarında artırmak üzere hemen hemen mutabık kaldık. Bu kararı biz vermeyeceğiz. Neticesinde bu kararı, Bakanlar Kurulumuz tartışacak. Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız nihai kararı verecekler. Biz onlara hazırlık yapıyoruz." diye konuştu.


"Mağdur haklarına ilişkin de bir kanun tasarısı hazırlandı"

Bir kanun tasarısı olacağını ifade eden Akdağ, Adalet Bakanlığı'nın mağdur haklarına ilişkin de bir kanun tasarısının hazırlandığını, bu tasarıyla birlikte getirilebileceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Böyle bir fiili işlemiş, sonra da yavrumuzun hayatına kıymış birisi için müebbet, ağırlaştırılmış müebbet düşünüyoruz. Bu meselenin bizim vicdanımızı, toplum vicdanını bir taraftan tatmin ederken, hukukçular açısından da belli bir sıralamaya tabi tutulduğu bir gerçek. Bunun ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Nitelikli bir istismar, peşinden de eğer hayatına kıymış ise ikisinin cezasının ayrıştırılması lazım. Aksi takdirde cezalar aynı olursa hukukçular şundan endişe ediyorlar. Bence bunda haklılıkları olabilir, böyle bir nitelikli istismarın peşine cezalar aynı olursa gizlemek amacıyla diğerini de yapabilir."


"Bu riskin azaltılması için uygulanan bir tedbirdir"

Hukukçularla tartıştıkça konunun çok kolay olmadığını gördüklerini anlatan Akdağ, failin cinsel isteğinin baskılanması konusunun da konuşulduğunu hatırlattı. Buna bir ceza tedbiri olarak bakılmaması gerektiğini belirten Akdağ, "Bu riskin azaltılması için uygulanan bir tedbirdir. Zaten cezayı hapsederek yerine getiriyoruz. Ama bu kişilerin daha sonra hayatlarında aynı fiili tekrarlama risklerinin büyük olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu isteğin, o kişi toplum içine çıktığında azaltılması neticede bir tedbir. Bu tedbiri de muhtemelen uygulamaya koyacağız. Bunlar üzerinde mutabık kaldık." açıklamasında bulundu.

Tartışmanın bunun üzerinden yürümemesi gerektiğine dikkati çeken Akdağ, konunun önemli diğer kısımlarının gözden kaçtığını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Akdağ, istismarın çeşitleri olduğunu belirterek, her birinin cezalarının birbirinden farklı olması gerektiğinin altını çizdi.


"Basınımızın da bu hususta hassas olacağına eminim"

Batılı ülkelerin önemli bir kısmında ortaya çıkan, yargıya intikal eden vakalar itibarıyla Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar yüksek vakalar olduğunu ifade eden Akdağ, "Basınla ilgili hususlarda, genellikle kural koymak ve o kuralı uygulamak zorunda hissediyoruz kendimizi. Halbuki bir çok batılı, demokratik ülkede basın bu hususta kendi üstüne düşen hiçbir kural olmasa da zaten yapıyor. Bir otokontrolü var." dedi.

Basın ile bu konuyu konuşacaklarını bildiren Akdağ, "Basınımızın da bu hususta hassas olacağına eminim. Eğitimler de yapmak lazım. Muhabirlerden, sayfa editörlerine kadar eğitimler yapmamız gerekiyor." diye konuştu.

Kötü niyetli yayının yapılmadığını, bilmeden hasar verildiğini dile getiren Akdağ, burada da ciddi bir paydaşlık oluşturulması gerektiğini vurguladı.


"Çocuğun bulunduğu her yerde risk var"

"Batı'da ensest ilişkinin yüksek olduğunu" belirten Akdağ, "Bunların ilacı, cezayla olmuyor. Türkiye'de, ahlaki duruşun artırılması lazım. Konunun başlangıcında muhalefette farklı sesler çıktı ama görüştükçe, diyaloğumuzu kuvvetlendirdikçe onların da artık böyle konuşmadığını hissediyorum." ifadelerini kullandı.

Bir Kur'an kursunda böyle bir şey olduğunda bütün Kur'an kurslarının suçlandığını hatırlatan Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben de bir çocuk hekimiyim. Bu hususlar, uzmanlık alanım. Çocuğun bulunduğu her yerde risk var. Bir bale okulunda da, anaokulunda da, ilkokulda da, Kur'an kursunda da bu risk var. Bu riskin olmadığı yer yok. O zaman biz, burada farklı yerlerde bu farklı şekilde oluşuyor diye gereksiz bir tartışmanın içine girmek yerine, çocuk neredeyse, orada çocuğu korumaya odaklanmalıyız. Yıllık araştırmalar yapacağız. Şeffaf biçimde izlememiz gerekir ki, aldığımız bu tedbirler bizi nereye götürüyor. Şu anda biz politika geliştirmeye çalışıyoruz. Ama politik kararı Bakanlar Kurulu, sayın Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız verecek. Politik kararı, TBMM verecek. Sonra o politik kararı paydaşlar uygulayacak."


"Yargıyı ve yargıçları da yargılamamak lazım"

Yargının işinin çok zor olduğunu vurgulayan Akdağ, "Yargıcın önüne bir şey geldiğinde delil yetersizliği varsa çok sıkıntı içerisine düşüyor. Yüksek bir ceza vereceksiniz, vermezseniz, ne sizin ne toplumun vicdanı bunu kabul ediyor. Verseniz, kesin deliller yoksa bu nasıl olacak. Yargıyı ve yargıçları da yargılamamak lazım." dedi.

Konuştukça yargının işinin zorluğunu anladığını aktaran Akdağ, "İçlerinden 'Ben bu meseleden dolayı ağır ceza hakimliğinden vazgeçtim' diyenler oldu." ifadelerini kullandı.

Yargının genel tutumu mağdurun lehine geliştiğini dile getiren Akdağ, bir taraftan da yargılamanın genel hususları olduğunu hatırlattı.

Başbakan Yardımcısı Akdağ, yaygınlığı belirlemek açısından araştırmalar yapacaklarını açıklayarak, her yıl üniversitelerini birinci sınıflarında araştırma yapmayı planladıklarını bildirdi.

Kanunla ilgili değişiklikleri 10 gün içerisinde TBMM'ne getireceklerini belirten Akdağ, bu konunun kanuni tarafının epeyce çalışıldığını söyledi.

Bakanlarla önce genel politikayı konuştuklarını anlatan Akdağ, "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımızın Müsteşarının başkanlığında bir teknik çalışma heyeti oluşturduk. Şunu istedik bakanlarımızdan, bu teknik çalışma heyetindeki her bir kişi, hiyerarşik seviyesi ne olursa olsun doğrudan Bakanımızla irtibatlı olacak. Bu arkadaşların yaptığı çalışmaları, biz sık aralıklarla biraya gelip göreceğiz." diye konuştu.

Çalışmaların günde 16 saat sürdüğünü kaydeden Recep Akdağ, "Böylece hızlı ilerleyeceğiz. Aslında bizim yaptığımız bir acil eylem planı oluşturmak." değerlendirmesinde bulundu.


Kaynak: AA
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.