Türkiye'nin iletişimini yüzde 70'ini biz sağlıyoruz'

Huawei Türkiye Tüketici Ürün Grubu Pazarlama Direktörü Cem Sezer

Huawei Türkiye Tüketici Ürün Grubu Pazarlama Direktörü Cem Sezer



03 Kasım 2017, 11:49

Ali Budak- İzmir'in 3'te 2'sini, Türkiye'nin ise yüzde 70'inin iletişim kurmasını sağlayan Çin şirketi Huawei'nin küçük bir ofiste, sıfırdan başladığına ve 20 yılda cep telefonu sektöründe dünyanın ilk 3'ü arasına girdiğine dikkat çeken Huawei Türkiye Tüketici Ürün Grubu Pazarlama Direktörü Cem Sezer, 'Şu anda bir dünya devinden bahsediyoruz. Huawei'nin bu süreçteki başarısı ise Ar-Ge yatırımı, eğitim ve bir konuya odaklanması oldu. Günümüzde bir sorunu dert edinen ve o soruna çözüm için odaklanan firmalar başarılı oluyor. Ülke olarak da bunu yapmalıyız. Çalışma alanımız yazılım, donanım, tekstil ya da tarım fark etmez. Bir alanda hikayemiz olmalı ve onu da dünyaya anlatabilmeliyiz' dedi.

Huawei'nin küçük bir ofiste 20 yıl önce başlayan başarısını bir soruna odaklanmak ve o soruna karşı geliştirdiği çözümü hikayeleştirmesiyle dünyaya anlatması olarak açıklayan Huawei Türkiye Tüketici Ürün Grubu Pazarlama Direktörü Cem Sezer ile Huawei'nin başarısını, Endüstri 4.0 sürecini, nesneler arası iletişimdeki çalışmalarını, Türkiye'ye ve İzmir'e yapmak istedikleri yatırımı ve yeni süreçte Türkiye'nin başarılı olması için yapması gerekenleri konuştuk.

*Endüstri 4.0 nasıl doğdu ve gelişti?

Endüstri 4.0 terimi ilk defa 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı'nda kullanıldı. Ekim 2012'de ise Bosch Grubu ve SAP'nin eski CEO'su Henning Kagermann bir çalışma grubu tarafından hazırlanan 'Dördüncü Sanayi Devrimi' öneri dosyasını Alman Federal Hükümeti'ne sundu. 2013 yılında ise Alman hükümeti kendi Endüstri 4.0 dönüşüm yol haritasını hazırlamaya başladı. Bosch da aynı yıl, kendi yol haritasını hazırlamak üzere çalışma başlattı. İlk etapta Bosch, Endüstri 4.0 çalışma grubunda yer aldı ve ona liderlik etmesiyle öncü bir rol üstlendi. Endüstri 4.0 terim olarak dördüncü sanayi devrimi anlamına geliyor. İlk sanayi devrimi su ve buhar gücü ile üretim mekanizmasının üzerine kuruluyken, onu ikinci sanayi devrimi olan elektrik enerjisi yardımı izledi. Daha sonrasında ise üçüncü sanayi devrimi olan dijital devrim gerçekleşerek elektronik kullanımı arttı.


'Huawei, sıfırdan başladı ve 20 yılda dünya devi oldu'

*Endüstri 4.0 noktasında Türkiye'ye diğer ülkelere oranla geride kaldığı yönünde eleştiriler getiriliyor. Süreçte aktif rol alan bir yönetici olarak neler söyleyeceksiniz?

Aslında Türkiye'ye birçok konuda çok sayıda eleştiri var ancak tam olarak sorun bu değil. Ülke olarak çok sayıda örnek almamız gereken ya da yakından takip etmemiz gereken gelişme var. Çin şirketi Huawei çok iyi örnek. Küçük bir ofiste, sıfırdan başladığı sektörde 20 yılda geldiği noktayı görüyoruz. Şu anda bir dünya devinden bahsediyoruz. Bu süreçte ise en önemlisi, Ar-Ge yatırımı, eğitim ve bir konuya odaklanmak. En önemlisini ise bir konuya odaklanmak olarak görüyorum. Bir sorunu dert edinen ve o soruna çözüm için odaklanan firmalar başarılı oluyor. Ülke olarak da bunu yapmamız gerekiyor. Bir sorunu dert edinmeli ve ona çözüm üretmek adına çalışmalara başlamalıyız. Bu çalışmalar alanı yazılım, donanım, tekstil ya da tarım fark etmez. Mesele bir alanda bir hikayemizin olması ve onu dünyaya anlatabilmemiz. Dolayısıyla da dert edindiğimiz konuyu belirlemeli ve o derdi çözüme kavuşturmak için o konuya eğilmeliyiz. Aslında dünyada çok sayıda örnek ülke de var. Hindistan'ın yazılım konusunda son yıllarda yaptığı yatırımlar ve ortaya çıkan sonuçları, Doğu Avrupa ülkelerinin mobil uygulamalar üzerine yaptığı yatırımları örnek gösterebiliriz. Sorunu belirlemeli ve o sorunun çözümü için zaman kaybetmeden çalışmalıyız. Bu çözümde yaşadıklarımız ise hikayemiz olacak. Yani ülke olarak Türkiye bir an önce hikaye yaratabilmeli. Dünyaya anlatacak derdiniz ya da hikayeniz olmadığı sürece başarılı olmanız da imkansızlaşıyor.

'Seçtiğimiz konuyu dünyaya anlatmalıyız'

*Türkiye'nin bir 'derdi' ve bu derdi çözüme kavuşturduğu bir hikayesi olması gerektiğini vurguladınız. İkili görüşmelerinizde ya da şirket görüşmelerinde Türkiye'nin böyle bir çalışması olduğunu söyleyebilir misiniz?

Bu konuda çalışmalar tabii ki var. Mesele çalışma yapılıyor olması da değil. Yapılan çalışmaların ya da yatırımların yeterli olup olmadığını tartışmak gerekiyor. Bir de ülke olarak şu anda zorlu süreçlerden geçiyoruz. Dolayısıyla bu süreçlerde de enerjimizin çoğunluğunu bu sorunlara harcamak durumunda kalıyoruz. Türkiye'nin geçtiği zorlu süreçlerde yönünün doğru olduğunu ancak küçük küçük dokunuşlara ihtiyacı olduğunu görmeliyiz. Özellikle bu işe meraklı, istekli ve arzulu gençlere yatırım yaparak, bir konu seçmeli ve onun üzerine odaklanmalıyız. Dünyaya o konuyu biz anlatmalıyız. O konuda en büyük güç Türkiye olmalı.

'Şu an için fotoğraf makinesi üretmeyeceğiz'

*Huawei son ürettiği modellerinde lensleri ile tanınan Leica ile çalışmaya başladı. Yeni süreçte ürettiği akıllı cep telefonlarının yanı sıra kullanıcılarına en iyi fotoğrafı çekecek makineyi de öneriyor. Yeni süreçte marka olarak fotoğraf makinesi üretim sürecine dahil olma durumunuz nedir? Piyasaya yeni bir fotoğraf makinesi markası doğacak mı? Bu konu hakkında neler söyleyeceksiniz?


Fotoğraf makinesi üretimi yapmayacağız. Şu an için böyle bir çalışmamız yok. Önümüzdeki süreç içinde de bu konuyla ilgili bir çalışma düşünmüyoruz. Firma olarak iletişim teknolojileri şirketiyiz. Tabii ki ilerleyen zamanlarda bu noktada bir çalışma da olabilir. Ancak önceliğimiz iletişim teknolojilerinde bireylerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek en iyi ürünleri üretmek ve kullanımlarına sunmak. Bu alanda yatırım yapmayı da sürdüreceğiz.

*Nesneler arası iletişim sürecinde ise Audi ile çalışmalarınız olduğunu ve sürücüsü olmayan araçlar konusunda da ciddi çalışmalarınız olduğunu açıkladınız. Sürücüsüz araçların yollara çıkacağı tarih ya da öngörülen tarihler konusunda bir açıklama yapabilir misiniz?

Tabii, bu konuda detaylı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Konu hakkında detaylı bilgi vermek de çok zor. Süreç zaten büyük bir gizlilikle yürütülüyor. Çünkü bu alanda çalışan dünya çapında tanınırlığı olan çok ciddi firmalarla rekabet halindesiniz. Cihazların birbiriyle konuştuğu yani nesnelerin interneti dediğimiz konu sektörün bir sonraki konusuydu. Zaten internet hayatımızı etkileyen çok önemli bir gelişmeydi. Şimdi ise nesnelerin bu interneti kullanarak sürekli bir iletişim halinde olmalarını konuşuyoruz. Araçların birbiriyle, buzdolabı, çamaşır makinesiyle yani bütün eviniz veya işyerinizdeki makinelerle iletişim halinde olacağını konuşuyoruz. Bu durum aslında yeni bir dünyanın gelişini de bizlere gösteriyor. Bu süreçte ise en önemlisi otomobillerin göstereceği değişim oluyor. Artık kendi kendine giden otomobillerin birbirleriyle ve çevresindeki her şeyle konuşmaları gerekiyor. Bu yeni süreç ise en çok bireyi etkileyecek. Çünkü internete bağlı olan araca bindiğinizde her gün yaptığınız ve rutine dönen alışkanlıklarınızı sizin yerinize yapacak ya da size sürekli hatırlatacak yeni bir oluşum var. Kendi kendini geliştiren bir süreçten söz ediyoruz. Seninle daha yakın ilişki kurarken, çevresiyle de sürekli iletişim kuran ve ilişki içinde olan bir süreç. Dolayısıyla da gerekli çalışmaları bu noktada sürdürüyoruz. Bu yeni süreç ise insanların hayatlarını daha da kolaylaştıracak. İnsanlar kendilerine ya da sevdiklerine daha çok zaman ayıracak. Teknolojik gelişmeleri de bunu sağlamak üzere geliştiriyoruz.

'İzmir'in 3'te 2'sinin iletişimini sağlıyoruz'

*Huawei'nin dünya piyasasına internet kablosu ve altyapı araçlarıyla girdiğini biliyoruz. Bu süreçte en çok yatırım yaptığı ülkelerin başında da Türkiye geliyor. Türkiye'nin internet ve iletişim altyapısına ciddi yatırımlar yaptı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Huawei, Türkiye'deki GSM altyapısının ciddi oranda sağlayıcısıdır. Telefonla konuşurken, internete girerken kullandığınız baz istasyonlarının çoğunluğu da Türkiye'de Huawei tarafından üretiliyor. Aslında Türkiye'deki insanların yüzde 70'i neredeyse her gün Huawei teknolojisini kullanarak iletişim kuruyor. Bunun yanında İzmir'de yaşayanların 3'te 2'sinin iletişimini sağlıyoruz. Bütün operatörlere bu altyapıyı sağlamak için üretiyoruz. Asıl çekirdek işimiz de budur. Bunun dışında ise cep telefonu üretiminde ve satışında da şu anda dünyanın en büyük 3'üncü firmasıyız. Bu koltuğa oturduk ve daha yukarısı için de gerekli çalışmalarımızı ve üretimlerimizi sürdürüyoruz. Bunun yanı sıra internet ve ADSL projelerimiz de devam ediyor. Bu noktada çok önemli bir başarıya imza attığımıza inanıyorum.

'Çin mali ucuz ve kalitesiz' algısı bitmeli

*Türkiye insanının kafasında 'Çin malı kalitesiz olur' algısı vardı. Ancak Çin'in yatırımları ve ürettikleriyle dünyada çoğu alanda lider konumda olduğu da bir gerçek. Buna rağmen böyle absürd bir durum yaşanması hakkında neler söyleyeceksiniz?

Bu noktada çok büyük bir hata var. Ülkece en önemli sorunlarımızdan biri de bu zaten. Kültür olarak yerleşen bu önyargının ise çok okumadığımız, araştırmadığımız ve sorgulamadığımızdan kaynaklandığını düşünüyorum. Bu yaklaşımımızı değiştirmek zorundayız. Çin dediğimiz ülke, bugün dünyanın en büyük ekonomilerinden biri. Uzaya uydu gönderen, kendi yolcu uçağını tanıtmak üzere olan inanılmaz bir teknolojiye sahip olan; hatta dünyadaki bütün teknolojik cihazların üretildiği, dev markaların hepsinin üretimlerini yaptığı Çin'e böyle bir düşünceyle yaklaşmak çok kötü. Çin'in yaptıklarına bakıldığında hala 'Çin malı ucuzdur ve kalitesizdir' algısı tamamen yanlıştır. Bu algı ise zamanında ucuz olsun da kalitesi hiç önemli değil düşüncesiyle hareket eden ithalatçıların ucuz Çin ürünlerini Türkiye'ye getirmesinden kaynaklandı. Ancak Çin'e gittiğinizde çok farklı bir dünyayla karşılaşıyorsunuz. Devasa ülkede dünyanın en modern şehirlerini ve inanılmaz bir bilgi ve teknoloji birikimini görünce Türkiye'de yerleşen bu algının haksız olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla bu algı da zamanla kırılacaktır.

*Bu algının kırılmasında sektörde 3'üncülüğe yerleşen Huawei'nin de etkisi olduğunu söyleyebilir misiniz?

Kaliteli Çin ürünlerinin içinde Huawei zaten rüştünü ispatlayarak en üst noktada yer alıyor. Huawei ürünleriyle ilgili yaptığımız pazar araştırmasında; ürünlerimizin pazarda tüketiciler tarafından tercih edilme nedenlerinin sağlamlığı ve kaliteli olması olduğunu görüyoruz. Bu da herhalde zıtlığın bir dengesi oluyor. Çünkü ürünlerimiz geri dönüş oranı en düşük olanlardır. Dünyada ve özellikle de Türkiye'de servislere arıza nedeniyle geri dönüşü en az olan ürünü üreten bir firma olmaktan dolayı gururluyuz. Ürünlerimizle tüketicimize güven verdiğimiz için çok da mutluyuz. Kalite ve güven konusunda sorun yaşamadığımız bilimsel verilerle ortadadır. Kalite Huawei'nin DNA'sında var. Kaliteli ürün yapmadığı sürece piyasada tutunma şansı ya da yaşama şansı yok. Bunun dışında firmamız, marka olarak tüketicilerine kaliteli ürünü uygun fiyata sunma ve tüketicisinin güvenini kazanma üzerine çalışmalarını ve yatırımlarını sürdürüyor.

'Ar-Ge rakamlarımızla Türkiye'de çok büyük firmaları alabiliriz'

*Türkiye'de marka yaratılamamasının temel nedenlerinin başında ise Ar-Ge yatırımlarının yetersizliği geliyor. Hatta bu konuda geçtiğimiz yıllarda da siyasi iktidar temsilcileri tarafından 'Candy Crush oyununun değeri Türkiye'deki bütün şeker fabrikalarından daha fazla. Bizim de katma değerde yüksek teknoloji ürünlerini üretmeye ihtiyacımız var' açıklaması yapılmıştı. Huawei ise Ar-Ge'ye yaptığı ciddi yatırımlarla dikkat çekiyor.

Ar-Ge ve inovasyon olmazsa teknoloji zaten olmaz. Huawei olarak bunun bilincindeyiz ve Ar-Ge'ye yaptığımız yatırımlarımızı her yıl arttırma nedenimizin kaynağını da bu oluşturuyor. Huawei olarak önümüzdeki sene kazancımızın yüzde 45'ini Ar-Ge'ye yatırma karar aldık. Bu her yıl daha da artacak. Huawei büyüdükçe yatırımlarımız da büyüyor. Önceden baz istasyonları geliştiriyorduk şu an ise cep telefonu üretiyor ve bu alanda dünya çapında söz sahibiyiz. Bu konuda dikkat çekmek istediğim nokta ise şurası. Huawei'nin Ar-Ge için ayırdığı 9 milyar dolar yatırım ile Türkiye'deki çoğu dev şirketi satın alabiliriz. Firmamız ise dev firmaları satın alacak rakamları Ar-Ge için harcıyor. Ülke olarak da darısı başımıza diyelim. Huawei'nin Ar-Ge'ye verdiği önem ve yaptığı yatırımlar da Türkiye'deki şirketler için rol model oluşturmalı. Ar-Ge yatırımları boşa giden bir para değildir. Öyle olsaydı 20 yıl önce küçük bir ofiste kurulan şirketin şu anda dünyanın en büyük cep telefonu üreticilerinden biri olması imkansızdı. Bunların hepsi ise kazancınızı alanınızda daha iyi olmak için yatırmanızdan kaynaklanıyor. Türkiye'deki firmaların da bunun bilincinde olması gerekiyor.

*Türkiye'de de bir Ar-Ge merkeziniz var. Bu merkezde daha çok yazılım üzerine çalışmalarda bulunduğunuzu biliyoruz. Bu merkezin ve Huawei'nin Türkiye ekonomisine sağladığı katkılar ve İzmir'e yönelik yatırım planlarınız hakkında neler söyleyeceksiniz?

Evet, Türkiye'de de bir Ar-Ge merkezimiz var. Bu merkezimizde Türk mühendis arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Buradaki merkezimiz daha çok yazılım geliştiriyor. Geliştirdikleri yazılımları ise dünyaya ihraç ediyorlar. Buna çok önem veriyoruz. Bu merkezimizde ciddi sayıda Türk mühendisi istihdam ediyoruz. Yanlış hatırlamıyorsam sadece bu merkezimizde 600'ün üzerinde Türk mühendis var. Bunun dışında baz istasyonları ve altyapı alanında ortaklaşa çalıştığımız Türkiyeli firmaları da dolaylı olarak destekliyoruz. Yani Huawei olarak Türkiye ekonomisi açısından ciddi bir değeriz. Bu değerimizi sürdürmeye ve rakamsal olarak daha da arttırmaya çalışacağız. Bunun yanı sıra İzmir'e çok önem veriyoruz. Gerekli araştırmalarımızı da sürdürüyoruz. Önümüzdeki zamanlarda da İzmir ile ilgili çalışmalarımızı sürdürecek ve yatırım planlarımızı açıklayacağız.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.