Yaşantımızdan bazı kesitler


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

05 Mayıs 2016, 17:30

Geçen hafta yani Nisan ayının son haftasında beklediğimden fazla okuyucu mektubu aldım.
Bazısı, Beyazay'da çalışan görme engelli Salih Arıkan gibi yaşadıklarını paylaşıyordu.
Bazıları da sorunlarıyla ilgilendiğim için teşekkür ediyordu.
Şikayet mektupları da oldukça fazlaydı.
Düşünebiliyor musunuz, karşılarında muhatap bulamayanlar ya da inanç ve güvenlerini sarsanları görenler, 'sığınacak liman' olarak hiç tanımadıkları ya da bir şekilde adımızı duydukları için mektuplarıyla bize geliyorlardı.
Bunların hepsine birer örnek verebilirim...
Örneğin Mete Galip...
Mete Galip şunları yazmış...
Aslında arada benzer mektupları gönderiyor...
'Medya neden 3 maymunu oynayıp eski TMSF Başkanı Ahmet Ertürk hakkındaki bu iddiaları araştırmıyor?' diyerek, TMSF'nin eski 2 numarası TMSF eski Başkan Yardımcısı Fethi Çalık'tan sonra, eski TMSF yönetim Kurulu Üyesi Rasih Danış da Fethi Çalık gibi Ahmet Ertürk'ü on milyonlarca dolarlık nitelikli zimmetle suçlamış, Ahmet Ertürk'ün de Fethi Çalık gibi yazılı sözleşmelerde imzası varmış' diyor.
Uzun mektubunun sonunu:
Bu ifade ve beyanlardan sonra Ahmet Ertürk neden hâlâ korunmaya devam ediliyor?
Kaldı ki Ahmet Ertürk eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün artık koruması altında olmayıp, Gül'ün başdanışmanlığını yapmıyor.' diyerek bitiriyor.

Ne becerikli adammış!

Geçenlerde yazdım...
Adam Y. Mimar...
Doğu'da bir köyden çıkmış, tahsilini tamamlamış ve mimar olmuş.
Sonra İstanbul ve İzmir'de belediyelerde çalışmış,
Elinde hep ya Kat Mülkiyeti Yasası ya da İmar Kanunu gibi yasa kitaplarıyla dolaşıyor, aynen bazı avukatlar gibi...
Meraklı, kabul...
Ama belediyelerde çalışarak emekli olan, Güneydoğu'daki bir köyden çıkıp İzmir gibi büyük bir kente yerleşen bir devlet memurunun kendi ifadesine göre 16 ya da 18 tane dairesi olabilir mi?
Bunu yetkililer görmüyor mu?
Bir zamanlar olduğu gibi, 'Bunları nasıl yaptın?' diye geriye dönük sorular sorulmaz mı?
Ondan sonra birileri çıkıp 'Belediyelerde rüşvet alınıyor?' diye yaygarayı basıyor...
Bunu belirtenler kimler?
Şu anda, hatta kaç yıldır iktidarda olan AKP'liler değil mi?
Hani geçenlerde Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Hodri meydan!' demedi mi?
İşte saha hodri meydan, haksız kazançların ve rüşvetçilerin peşine düşülsün...

Aklım bir türlü almıyor

Bir polis memuru çıkıyor, emekli ağır ceza hakimi olduğunu söyleyen ve avukatlık yaptığını belirten bir şahsı dinleyerek gözleri görmeyen bir vatandaşımıza, K.T.K.'nın, 68/1-C maddesi gereği ı 92 TL. yaya cezası kesebiliyor.
Bu nasıl olabilir?
Polis ya da ceza devleti miyiz, hukuk devleti miyiz?
Her avukat ya da eski hakim sadece ve sadece doğruyu mu söyler?
Yanılma, hissi davranma, öfkeye kapıla, sinirlenme, duygularına hakim olamama durumları olamaz mı?

Yetkisi var mı?

Polis yasayı çiğneyebilir mi?
Bir daha anımsatayım:
02 Mayıs 2016 Pazartesi günü saat 11.11'de, Bornova Mustafa Kemal Caddesi'nde, gerek resmi gerekse zenginlerin kurduğu vakfa ait çekiciler, tüm trafik kurallarını çiğneyerek, dönülmeyecek yerlerde dönerek, böylece trafiği tehlikeye atıyor.
Bunlar mutlaka kameralara yansımıştır.
Bu kanunsuzluğa yetkililer 'bizden' diyerek göz yumacak mı, kullanıcılara ve amirlerine vatandaşa olduğu gibi ceza uygulayacak mı?
Vatandaş bana sordu, ben de yetkililere duyuruyorum.
'Nereye böyle alel acele gidiyorlar?' diye sorunca, 'Küçükpark civarındaki araçları çekip para kazanmak için!' dediler.
İzmir'de, kardeşi AKP milletvekilliği yapan bir emniyet müdürü var.
Nedense bazı dernek yöneticileri kendisini ziyaret için yarışıyor.
O da 'vatandaş benden memnun' diyerek kabul ediyor...
Ben de merak ediyorum, şehrin asayiş ve huzurundan birinci derece mesul olanlardan biri olan bu müdür bey ziyaretçileriyle hangi asayiş konusunu görüşüyor, bilgi alışverişinde bulunuyor?
Örneğin birçok araç sahibinin haberi olmadan yazılan cezaları ve devletin bu sayede çok büyük paralar kazanarak köprüler yaptığını mı gururla anlatıyor?
Ya da 'Hırsızlıklar arttı ama önemli değil, ufak tefek mi?' diyor...
Baksanıza büyük banka soygunları artık yok!
Her zaman, partilerin, derneklerin, işadamlarının emniyet müdürünü ziyaret etmelerinin manasını çıkaramıyorum...
Kendilerine ya da İzmir'e ne yararı olur...
Hatta zararı olur, çünkü müdürün 'lak lak'la işi olamaz.
Zamanı çalınamaz.
O kendini bir an için bile olaylardan, bu ziyaretler yüzünden soyutlayamaz!

Vurdumduymazlığa hayır!

Geçenlerde 'vakıf' adı altında sivil plakalı araçların nasıl araç çektiklerini sormuştum...
Öğrendiğime göre; ayrıca çevreye de zarar veriyorlar.
Nasıl mı?
Acemi ve ucuz personel, alel acele araç çekmek isterken, yandaki diğer araçlara da çarptırıp maddi zarara yol açıyor.
Vatandaş, Bülent Haseki ile esnaf temsilcileri, 'Çekme uyarı tabelası olmadan, sivil kişiler vakıf adı altında özel otomobilleri park noktasından nasıl çekerler?' diye sormuştu...
Yazdık!
Ne oldu?
Bir gün sonra, hiçbir yetkisi olmayanlar, UKOME'nin de kararı olmadan, istedikleri cadde ve yollara, park edilen noktalara, 'Araç çekilir' tabelası astılar.
Üç liralık teneke tabelayı as, günde binlerce lira kazan!
Ne güzel, bol kazançlı iş!
Vatandaşın sırtından, kolay para kazanmanın yolu...
İşte buna gerçek yetkililer 'dur!' demelidir...

Mutlu olması mutlu etti

Bilge Keykubat, geçenlerde 'Apelasyon E Dergisi' için yazdıklarımdan mutlu olmuş...
'Yazınızdan gerçekten çok onore olduğumu söylemek isterim.
Bizi ilk defa dikkate alan siz oldunuz!
Açıkçası bu işe başladığımızdan beri herkes bizimle dalga geçiyor ve küçümsüyor, bu kötü davranışlar beni ve arkadaşlarımı daha da teşvik ediyor.
Ancak sizin yorumunuz bize süper geldi!
Yorumlarınızla bize ışık olduğunuzu söylemek isterim!
Bu nedenle sizin yorumunuz bizim, Apelasyon E Dergimiz ve grubumuz için bir milat!' yazmış...
Sonra şöyle devam ediyor:
'Henüz tanışmadığım dediğiniz için' demişsiniz ya, biz sizinle tanışmayı çok isteriz.
Bana telefon numaranızı gönderebilirseniz sizi aramak, kendimi tanıtmak, amacımızı daha net söylemek isterim.
İzmir Ticaret Borsası Ar-Ge Uzmanı, Ziraat Mühendisi, Apelasyon E Dergi Kurucusu Bilge Keykubat.
İşte Haber Ekspres'e gönderilen bu satırlar tüm yorgunluğumu aldı.
Şu anda yine İzmir'den oldukça uzaktayım...
Yol yorgunluğumu da bu satırları okurken unuttum.
Bu arada belirteyim:
Tarım, gastronomi, turizm, sağlık, kültür, yaşam dergisi Apelasyon'un 'Mayıs 2016' sayısı çıktı.
Zeytinden festivallere, zirai ilaçlardan arı sütüne kadar, sağlığımızı ve geleceğimizi ilgilendiren korularda uzmanların yazıları var.
Bu kadar uzmanı ve önemli konuyu bir araya getirmek, emek, sabır ve çalışmakla olur,
Hiçbir beklentisi olmadan bu önemli 'elektronik dergiyi' yaşama geçiren ve 3 yıldır sürdüren Ziraat Mühendisi Bilge Keykubat ile arkadaşlarını kutluyorum.
İşte insan sevgisi ile dolu gerçek vatansever bu isimler.
Bir de az önce belirttiğim gibi, yüksek tahsil yapmış ve bunun karşılığında her nasılsa 20'ye yakın daire sahibi olanlar da var...

Muhakkak mükemmeldir

Bu arada nasıl olmuş atlamışım...
Herhalde sık seyahatlerden olacak...
Gökhan Sağlam şu daveti ve bilgiyi göndermiş...
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Ankara Devlet Türk Dünyası Müzik Topluluğu ile İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu'nun ortaklaşa Şef Abdullah Alper Kurbani'nin yönetimindeki Türk dünyasından seçkin müzik ve dans eserlerinin icra edileceği Bahar Konseri, görsel ve işitsel bir şölene sahne olacaktır.
Atatürk Kültür Merkezi'nde saat 20:00'da gerçekleşecek olan halka açık ücretsiz Bahar Konseri'ne tüm sanatseverler davetlidir.'
Sanıyorum benzer konseri iki yıl önce arka sıralardan ve ayakta izlemiştim.
Ve de tek cümle ile, 'Tüm yorgunluk ve sıkıntımı aldılar' diyerek konseri özetlediğimi anımsıyorum.
Bu gerçek sanatçıları da candan kutluyorum...

***

KURDELA

Bilim Haftası, sekizinci kez düzenleniyor


Ege Üniversitesi tarafından Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında 4-6 Mayıs tarihleri arasında ilköğretim öğrencilerine yönelik olarak düzenlenen 'Bilim Haftası' sürüyor.
Ege Üniversitesi'nin bilim - toplum misyonunun bir yansıması olan 'Bilim Haftası'nı bu yıl binlerce öğrenci ziyaret ediyor,
Ege Üniversitesi Bilim Haftası'nda, bilim insanları ile öğrenciler; deneyler, bilimsel sergiler, sunumlar ve üniversite içi geziler ile bir araya geliyor. Bilimi özellikle ilköğretim çağındaki çocuklara sevdirmek ve bilimsel yaklaşımı benimsemiş genç nesiller yetiştirmenin önemini vurgulamak amacını taşıyan etkinliğe, ilköğretim öğrencileri, öğretmenler, aileler ve dileyen tüm İzmirliler katılabiliyor.

***

ANLAYANA

*- Pis bir kedi görürseniz bilin ki susuz kalmıştır. Kediler su içemediklerinde tükrük bezleri çalışmaz ve kendilerini yalayarak temizleyemezler. Yaz geliyor, bir kap su ile bir kap mamayı şimdiden düşünmeliyiz.
*- 'Eyvallah!' çok güzel bir sözdür. Bazen 'kabulleniş', bazen 'boşveriş', bazen de 'yolveriş'tir.
*- Üç Beyaz nedir? Diyetteki kadın için; şeker, un, tuz... Evcimen erkek için; atlet, çorap, iç çamaşırı...
*- Daha iyi olanı değil, sana kendini daha iyi hissettireni seçmelisin.
*- Nefret edilmek mi istiyorsun o zaman dürüst ol.
*- Bir kelime kararını, bir duygu hayatını, bir insan seni değiştirebilir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.