Yaşarken belgeselleri çekilmeli...


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

13 Şubat 2018, 09:10

Her zaman okuyucu mektup ve isteklerine önem veriyorum. Her zaman İzmir için önemli olan bilgileri ve büyük önem verdiğim 'vefa' duygusunu paylaşıyorum. Tabii ki eğitim ve sağlık ile sanat ve kültür de önceliklerim arasında. Geçenlerde Işık Teoman'ın bir paylaşımı ilgimi çekti.
Bugüne kadar bekledim, bakalım havuz medyası ne gibi bir etki ya da tepki gösterecek diye...
Etki ile tepkinin birbirine eşit olduğunu biliyorum, ama ikisi bir araya gelirse ne olur?
Neyse konumuz ne fizik, ne de felsefe. ayal gücümüzü de ortaya koymuyoruz...
Önce Işık Teoman'a kulak verelim, başkaları görmezden geldiğine göre...

Amigo Sarı Yaşar!

Yaşar Tunçses, onu herkes 'Amigo Sarı Yaşar' olarak tanır ve sıkı bir Altınordulu olduğunu bilir...
Yıllarca gerek tribünde gerekse yönetiminde Altınordu'ya çok emek verdiği de bilinir. 85 yaşına merdiven dayamış olan Yaşar Tunçses, esasen Altınordulu olmakla birlikte, yeri geldiğinde Ülküspor ve Göztepe olmak üzere tüm İzmir takımlarına sahip çıkmış ve amigoluk yapmış.
1971 yılında yapılan Akdeniz Olimpiyatları'nın ardından milli maçlar devamlı olarak İzmir'de Atatürk Stadı'nda oynanmaya başlayınca 'Milli Amigo'luğu da üstlenmiş.

Vefa adamının beklentisi?

1933 yılında Mezarlıkbaşı'ndaki Keçeciler Mahallesinde doğan Yaşar Tunçses, kendi muhiti olan Tilkilik semti sayesinde Altınordu sevdasının başladığını anlatıyor ve söz dönüp dolaşıp vefasızlığa geliyor. 1964 yılından başlayarak Altınordu ile et ile kemik gibi bir ilişki içinde olduğunu anlatan Tunçses, yaklaşık iki yıldır sağlığı ile ilgili sıkıntılar yaşadığını ve bugüne kadar kimsenin kapısını çalmadığını söylüyor. Hatay Üçyol semtindeki apartmanın beşince katında ziyaret ettiğim milli amigomuz ile sohbet ettik, dünü bugünü konuştuk.

Çilekeş eş Fehime Tunçses!

Eşi Fehime Tunçses, eşinin son yıllarda demans hastalığı ile mücadele ettiğini, kimsenin arayıp sormadığından dert yandı. Tarihi Kemeraltı Çarşısı'nda lokanta işlettikleri dönemde her akşam sofraların kurulduğunu, başta İlyas Gönen olmak üzere pek çok Altınordulu yöneticiyle keyifli günlerin yaşandığını anlatan Fehime Tunçses, 'Yaşar gece gündüz demedi, beni ve çocuklarımı yıllarca ihmal etti, deplasmanlara gitti, yöneticilik yaptı, maddi ve manevi koşturdu. Altınordu ve İzmir takımları onun her şeyi, yaşam gücüydü.'

Zaman durmuyor ki!

Hepimiz gibi, Yaşar için de gün geldi, yaşı ilerledi, hastalandı, ne arayan, ne soran var!
Güçlü olduğu, popüler olduğu günlerde etrafında pervane olanlardan kimse yok, bırakın gelip aramayı telefonla bile soran yok. 'Vefasızlık' diye konuşuyor, çilekeş eşi Fehime Tunçses...
Milli Amigo Sarı Yaşar, hafızası ile sıkıntılar yaşasa da pek çok şeyi hatırlıyor, anlatıyor, o günlere dönüyor, futbolculuk yaşamından, amigoluğa, yöneticiliğe, film ve fotoroman çalışmalarına, esnaflığına kadar, ardı ardına anlatıyor. 'Seni kimler arıyor?' diye sorulduğunda ise yanıtı şöyle:
'Vefa İstanbul'da bir semt adı!'

Anımsadığım bir iki isim

Bu arada ben de bir iki not ekleyeyim...
Altınordu'nun, daha doğrusu ' Amigo Sarı Yaşar'ın yardımcıları da vardı. Örneğin Sandviç Hasan...
O da yıllar önce rahatsızlandı ve hastalandı. Yürüyemiyordu...
Bilgin Ailesi Gazete satıcısı Hasan'a bir engelli bisikleti aldı...
Ona da şükrediyordu, Basmane'de karşılaştığımızda...
'Pinokyo!' vardı...
Çoğu zaman sokaklarda yaşardı...
Bu arada İzmirspor'un 'Tak tak Saki'sini unutmamak lazım...
Altay'ın Sarı Erol'unu. 'Büyük Altay' adını koyan Sarı Erol bildiğim kadarıyla yaşamının bu bölümünü Fransa'da sürdürüyor.

Geri kalmamalıyız!

Biraz da İstanbul'dan bir örnek vereyim: Bir Güzel Adam 'Malzemeci Süreyya'dan...
35 yıldır Beşiktaş'ın malzemeciliğini yapan Süreyya'nın yaşamını  şimdi 'Belgesel' yaptılar...
İzmir neden bu konulara eğilmiyor. Bu 'efsane' isimler mutlaka gelecek kuşaklara sağlıklarında yapılacak söyleşiler ve belgesellerle bırakılmalıdır.

KURDELA

Korkutan salgın


Son zamanlarda 'grip' birçok insanımızı yatağa bağladı. İşinden, okulundan geri kalanların sayısı az değil...
Ama bu durum yalnız bizde mi?
ABD'de son 15 yılın en ağır grip salgınının geçen hafta daha da kötüleştiği açıklandı. Hastalık Önleme ve Koruma Merkezleri (CDC) salgının birkaç hafta daha sürebileceğini bildirdi. CDC'nin başkan vekili Anne Schuchat, 29 Ocak-3 Şubat haftasında 10 çocuğun daha gripten hayatını kaybettiğini, bu salgında toplamda 63 çocuğun öldüğünü açıkladı. Yetkililer bu yılki aşının, gribe karşı sadece yüzde 30 etkili olduğunu da kabul ediyor.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.