Zorlu ve pahalı!


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

04 Aralık 2017, 08:41

Çok önem verdiğim için haftanın ilk günü yine aynı konuya değinmeye karar verdim. Artık çoğunluğun öğrendiği gibi, Birleşmiş Milletler, engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması amacıyla 1992 yılında aldığı bir kararla, 3 Aralık gününü 'Uluslararası Engelliler Günü' olarak ilan etti. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15'i engelli. Ülkemizde ise bu anlamda çok net çalışmalar yapılmamış olmakla birlikte dokuz milyon civarında engelli vatandaşımız olduğu ifade ediliyor. Bugün ülkemizde yaşayan milyonlarca engelli vatandaşımız başta eğitim, çalışma hayatı, ulaşım ve sağlık olma üzere birçok alanda zorlanıyor, deyim yerindeyse 'engelleniyorlar.'

Görev yerine geliyor mu?

Engellilerin hayata dahil olabilmeleri en önce devletin görevi. Türkiye, Engelli İnsan Hakları Sözleşmesi'ni ilk imzalayan ülke olmasına karşın bu sözleşmenin gereklerini tam olarak yerine getirmiyor. Bilindiği üzere engelli hayatı oldukça zorlu ve pahalı. Bununla birlikte örneğin engellilerin evde bakımı için akrabalarının bile açlık sınırının altında yaşaması koşulu aranmakta, sosyal devlet ilkesine ters bir mantıkla engellilerin bakımını tamamen yakınlarına bırakılıyor. Engellilerin eğitim hayatına katılmaları da oldukça güç. Engelli nüfusumuzun yarıdan fazlası okuryazar değil. Çok azı lise ve üniversite eğitimi alabiliyor. Bu bilgileri, 'Eşit Hayat Hakkı' diyen İzmir Barosu'nun açıklamasından aldım.

Laf üretmekle olmaz!

3 Aralık Dünya Engelliler Günü' nedeniyle ilgili ilgisiz her kesimden açıklamalar yapıldı. Çoğu bilgiden yoksundu...
Her zaman olduğu gibi 'laf olsun torba dolsun' cinsinden. Yani günah çıkartıyorlar ve topluma hoş görülmeye çalışıyorlar.
Aynen şehitlerimiz için sözde laf üretenler gibi...

Engellilerle ilgili acı tablo

CHP İzmir milletvekili ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi Mustafa Ali Balbay engellilerin eğitimden toplumsal hayata katılımına kadar her alanda büyük engellerle karşılaştıklarını vurgularken hükümetin engellilerin sayısını dahi tam olarak bilmediğine dikkat çekti. Ülkemizde sadece görme engelli sayısının 700 binlerde olduğu ifade ediliyor. Bu engellilerin 120 bininin tamamen görme engelli olduğu, geriye kalanların ise çeşitli derecelerde görme kaybı ile yaşadıkları söyleniyor. Biz bu verileri devletin ilgili kurum ve kuruluşlarında bulamıyoruz. Yani iktidar mensupları engellilerin ülkemiz coğrafyasındaki dağılımına, engel durumlarına yönelik son 15 yıldır bir çalışma yapmamış. 2002 verilerine göre nüfusumuzun yüzde 13'e yakını engelli olarak yaşıyor ancak, 2017 Türkiye'sinde bu durum nedir belli değil.
Belki iki gündür yazdıklarımı irdelerseniz siz de göreceksiniz. Hiç ama hiç kimse kesin konuşamıyor, rakamlar konusunda...
Bir nedeni de 'saklama' ya da 'utanma' gibi duyguların öne geçmesi bunun başlıca nedenlerinden biri...
Ama Aile Hekimleri hatta eczacılar veya son zamanlarda önemli masalarda konuk edilen muhtarlara görev verilse rakamlar kısa sürede ortaya çıkar.

Açıklamalar yetersiz

Görme engelliler için ülkemiz genelinde 16 okul bulunuyor. Bu 16 okulun kaçı faal kaçı değil?
Okullarda kaç öğrenci öğrenim görüyor, doluluk ve erişilebilirlik durumları, eğitim öğretim kalitesi ile öğretmenlerimize sunulan olanaklar açıklanmaya muhtaç duruyor, diyor İzmir Milletvekili Balbay...

Ortak payda yok!

Bu arada, Engelliler arasında en dezavantajlı kesimin işitme engelliler olduğu da vurgulanıyor. Ülke nüfusunun binde 5'inin işitme engelli olduğu tahmin ediliyor. Bu kesimin en büyük sorunu da eğitim ve istihdam eşitsizliği. İşitme engelliler için hala ortak bir işaret dili oluşturulmadı. Bu alanda gerek Milli Eğitim Bakanlığı gerekse Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bir çalışma yürütüyor mu, bilinmiyor...
İşin üzücü yanı ise; İşitme engellilerin eğitimi için öğretmenlerimiz eğitim öğretim donelerinden ve teknolojik imkânlardan uzak kalıyor ve yeterli desteği alamıyorlar...

Ben değil siz söyleyin!

Şimdi ben de bir anımsatma yapayım:
2005 yılında tüm siyasi partilerin ortak çabası ile çıkarılan Engelliler Hakkında Kanunun hükümlerine uyuluyor mu?
Bu kanunun geçici 2. ve 3. Maddeleri, 'kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ile büyükşehir belediyeleri ve belediyeler, şehir içinde kendilerince sunulan ya da denetimlerinde olan toplu taşıma hizmetlerinin engellilerin erişilebilirliğine uygun olması için gereken tedbirleri alır. Mevcut özel ve kamu toplu taşıma araçları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde engelliler için erişilebilir duruma getirilir' düzenlemesini getiriyor. Artık bu konudaki görüş ve yorumu da size bırakıyorum...

KURDELA

Dikkat dağınıklığı sosyal proje olmalı


Mavişehir İlokulu'ndan sonra bu hafta Mustafa Uygur Ortaokulu ve Ertuğrul Gazi İmam Hatip Ortaokulu'nda da seminer veren Büşra Angıner, isteyen öğrencilere ücretsiz dikkat ölçümü yaptı.
Düzenlenen seminerllerde velilerln sorularını yanıtlayan Angıner, tüm öğrencilerin kapasitelerini tam anlamıyla kullanabilmeleri için öncelikle nerede sıkıntı yaşadıklarının tespit edilmesi gerektiğinin önemine değindi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.