ARTI ALTMIŞBEŞ


İnci MUTLUER

İnci MUTLUER

03 Haziran 2020, 08:52

Bugün de yazacağım konu, şu anda gündemde hala ilk sıradaki COVİD-19 pandemisi ile ilgili. Pandeminin başlangıcında her ülke kendi yasaları ve hıfzı-sıhha kanunları çerçevesinde önlemler aldı. Birtakım kısıtlamalar getirildi. Ama benim bildiğim hiçbir ülkede bizde olduğu gibi (+65 olarak kullandığımız) altmış beş yaş üstü insanlar evlere tıkılmadılar. Yaklaşık iki buçuk aydır bu insanlar evlerinde bir hapis hayatı yaşıyorlar. Bunların sağlıklarını koruyabilmeleri için hareket etmeleri, kemik erimelerinin artmaması için gün ışığı görmeleri lazım. +65 yaş grubu eve hapsedilmiş, izole edilmiş hali nedeniyle üzgün, kırgın, hatta kızgın, psikolojileri bozuldu.  Dışarıda kurallara uymayan bir sürü insan dolaşırken +65 yaş grubunun hapis hayatı artık zulüm olmaya başladı.

*

N. Abacıoğlu şöyle yazmış: “İstatistiklere bakarsanız, 2020 itibariyle 65 yaş ve üstü nüfus 7 milyon 550 bin kişi...  Bunu da kendi içinde yaş dilimlerine bölerseniz, 65 yaş üstünün çoğunluğu bu memleketin 68 kuşağına denk düşer. Yani sanatçısı, bilimcisi, okuru yazarı, şairi, hukukçusu, fizikçisi, mühendisi, ressamı, hekimi, eczacısıyla... Velhasıl, memlekete halen beyninin, kafasının aydınlığı ve fizik gücüyle hizmet eden, toplumsal hafızayı en canlı tutan bir kuşak. Yani halen ekonomiye katma değer üreten; yani vergi yükümlülüğü olan bir kuşak. Bu pandemiyi neden gösterdiniz ve bu kuşağı acınacak, korunacak ve kendini idare edemeyecek bir varlık topluluğu kıldınız. Bir toplumda, kaş yapayım derken, göz çıkarmanın en tipik algı yönetimi, ancak böyle gerçek kılınabilirdi. Ev köpeklerinin bile her gün sokağa çıkma hakkı varken, haftanın bir günü, boş sokaklarda kendi kendini gezdirme ve zombi muamelesini ne bu kuşak hak ediyor ve ne de melekelerini yitirmiş varlıklar gibi algılanmaları, insan haklarının şurasına burasına sığdırılabiliyor. Bu insanların pazar günü ne bir bankacılık işlemi ne bir resmî kurumlarda olan işini, ne de başka ihtiyaçlarını karşılama imkânı yok”.

*

Doktor gözüyle bakıldığında, bu yaş grubunun toplumdan izole edilmesi, dünyada en çok ölümün ek hastalıkları olan bu grupta olduğu, dolayısıyla bizde uygulanan bu yasağın, sağlık sisteminin kapasitesi üstünde bir yığılmayı engellediği, o nedenle bizdeki ölüm oranlarının İtalya, İspanya, şimdilerde A.B.D. gibi yüksek olmadığı yönünde. Pandeminin henüz istenen oranda olmasa bile yatışmakta olduğu, edinilen deneyimlerle ölüm oranlarının düştüğü ancak gevşemek için henüz erken olduğu, ikinci dalganın beklendiği yönünde…

*

İzmirli avukat Semih Özay da bir radyo programında canlı yayında şöyle diyor. “ Doktorlar bu işe hekim gözlüğü ile bakıyor ama biz de hukuk gözlüğü ile bakmak zorundayız. 22 Marttan beri 65 yaş üstü ve 20 yaş altı 25 milyon nüfus evlerde kapalı. Hukukçu olarak biz anayasaya ve kanunlara bakarız. Anayasa özgürlüklerle ilgili başlıkta, kısıtlamaların ancak yasa ile konulacağını söylüyor. Bu da meclisin işi. Ortada bir yasa var mı? Yok. Bilim kurulunun da bir yasası yok, tavsiyede bulunuyor, İçişleri bakanlığı da yasak koyuyor. Geçen gün sağlık bakanı bir otuz gün daha yasaklar sürecek dedi. Ben anayasa mahkemesine müracaatta bulundum, hop hafta sonları izni çıktı, sonra zekice, 65 yaş üzeri işyeri sahipleri çıkabilir dendi, işyerim olduğu için ben sokağa çıkabildim ama bir iş sahibi olmayan 65 yaş üzeri hala içeride”.

*

Hangi cepheden bakarsak bakalım, altmış beş yaş üstünün ev hapsi artık hem sağlık hem hukuk açısından eziyet olmaya başladı. Elbette kurallara uymak için titizlik gösterilmesi gerekiyor. Sağlık için ne gerekiyorsa o da yapılmalı. Ancak, çıkardığınız genelgeye göre 65 yaş üstü olup da bir çalışma belgesi elinde olunca, sokağa çıkma için mahzur yok ve fakat belge soracak olana bunu gösteremeyenler için yasak var. Böyle bir tasarrufun sağlık kaygıları ile ne ilgisi var. Açık hava parklar yasak ama kapalı mekân AVM’ler açık. Akıllarla alay etmeye kimsenin hakkı bulunmuyor... Bu yaş gurubu aklı selim sahibi. Maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uyup, kendini korumayı başarabilecek ehliyete de sahip. Artık bu eziyete bir son verilmesi gerekir diye düşünüyorum. Herkese sağlık dileklerimle.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fidan Baççıoğlu - 1 ay önce
Çok güzel bir noktaya temas etmişsiniz. Hukuksuzluk hüküm sürüyor her yerde☹️
Avatar
N.Hulya AYDOĞAN - 1 ay önce
Ayni düşüncedeyim, bu mantiksizliğin sebebini merak ediyorum.bu kurallari kim koyuyor.????????
Avatar
Gülay Vural - 1 ay önce
Çok güzel özetlemişsin sevgili Inci.Insanların rub sağlığı bozuldu.
Avatar
Cemile Erkaya - 1 ay önce
Ellerine sağlık Türkiyede değilim ama bizim yaş gurubundan olanlara sabırlar versin
Avatar
handan turhan - 1 ay önce
çok haklıyız inci hanım, resmen bize hapis hayatı yaşatmaya kimsenin hakkı olmadığına inanıyorum , ruhunuza kaleminize sağlık düşündüklerimizi çok güzel dile getirmişsiniz çok teşekkürler, sevgiler....