Asacaksın bu doktorları!


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

16 Mart 2020, 08:56

14 Mart yani dün Tıp Bayramı idi..
Yıllardır, gündüz eğlenenceler akşam balolarla kutlanırdı..
Halkı aydınlatmaları, panelleri, sanatsal faaliyetleri, etkinlikleri bir yana bırakıyorum...
Şimdi neredeyse hiç biri eşiyle, çocuklarıyla, aileleriyle, sevdikleri ile bir araya gelip bir yemek yeme lüksleri bile yok...
Bayramı; bayram gibi kutlamak sağlık çalışanlarının da hakkı ama bu yıl tüm dünyada olduğu gibi bizde de olağanüstü bir durum var.

Tıp bayramının bayram gibi kutlanması gerektiğine dikkat çekti.
Ülkemizde gerek kamuda gerekse özel sektörde alın teri akıtan 1 milyondan fazla sağlık çalışanın; vatandaşların sıhhati, mutluluğu ve yaşam kalitesi standartlarını artırmak için gece gündüz çalıştığını minnetle karşılıyoruz.
Tabiii ki sağlık denilince aklımıza sadece hekimlerimiz gelmemeli..
Hemşiresinden doktoruna, teknikerinden hizmetlisine vefakâr ve cefakar sağlık çalışanlarının tamamı, vazifelerini büyük bir sorumluluk ve çok yüce bir kutsiyetle yerine getirdiklerini bilmemiz gerekiyor.
Yine unutmamamız gerekiyor;
Sağlık çalışanları; olağan koşulların yanında savaş, afet, salgın gibi her türlü olağanüstü koşulda da insanımızın imdadına en önde yetişerek yardım ellerini uzatmaktadırlar.
Bu nedenle de tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de toplum nezdinde saygın bir yere sahiptirler.
Tüm dünyayı etkisi altına alan ve ülkemizde de nispeten hissedilen Corona virüsü olayı için de aynı durum geçerlidir. Hizmet basamağının en tepesindeki sağlık çalışanından en altındaki sağlık emekçisine kadar, ülkemizin dört bir yanında görev yapan sağlık çalışanlarının tamamı, bu virüsle mücadele için adeta seferberler.

Hüzün ve sıkıntı bir arada...

Sağlık çalışanları tüm bunlara rağmen bu yıl da "Tıp Bayramı" olarak kutladıkları 14 Mart'a hüzünle girdiler.
Çünkü döner sermaye adaletsizliğinden şiddet korkusuna, ağır iş yükünden karşılığı alınamayan icap nöbetine, sözleşmeli istihdamından hizmetlilere memur kadrosu verilmemesine gibi pek çok temel sorun çözüme kavuşmuş değiller.
Sağlık çalışanları; haklı olarak bu sorunlar altında artık ezilmek istemiyorlar.
Hak ettiklerinin karşılığını bir an önce almak istiyorlar...
Bayramlarını bayram gibi kutlamak istiyorlar.
Döktükleri alın teri ile verdikleri mücadeleyle bunu hak ediyorlar.
Unutmamak gerekir ki sağlık çalışanlarının yüzü gülerse, Türkiye çok daha fazla gülecektir.
Ben de, sağlık emekçilerinin 14 Mart Tıp Bayramı'nı bir gün gecikmeli de olsa kutluyor, gerek özel yaşamlarında gerekse çalışma yaşamlarında huzur ve mutluluklar diliyorum.

İtibar edilmemeli

Bu arada tekrarlamakta yarar var:
14 Mart Tıp Bayramını dünya genelinde bir salgına yol açan ve Ülkemizde de 5 ölümlü vaka olarak koranavirüs ile karşılıyoruz.
Sağlık Bakanlığı süreci çok iyi yönetmektedir.
Bu virüs ile ilgili söyleyeceğimiz paniğe kapılmadan her vatandaşımız Sağlık Bakanlığının uyarı ve önerilerine tereddütsüz uymasıdır.
Kaos çığırtkanlarına asla itibar etmemeleridir.
Bu sürecin Bakanlığı'nın tedbirleri, sağlık çalışanlarının özverisi ve vatandaşlarımızın sağduyusu ile ortak bir mücadeleyle atlatılacağına inanıyoruz.

Sağlık olmadan olmaz

Dünyanın yaşadığı bu durum insanoğluna bir kez daha sağlık olmadan hiçbir şeyin olmayacağını hatırlatmaktadır.
Sağlık çalışanlarının sunduğu hizmetin önemini de göstermektedir. Sağlık çalışanları depremde, askeri harekatlarda olduğu gibi yine büyük bir özveri ile hizmetini sunacak ve durumun düzelmesi için gecesini gündüzüne katarak çalışacaktır.
Risk grubunun en üstünde olacak iş yükleri daha da artacak, bazı sosyal ve özlük haklarından feragat ederek devletinin emrinde milletine hizmet edeceklerdir.
Az önce de belirttiğim gibi, böylesine bir hizmetin fedakarları olan sağlık çalışanları bir 14 Marta daha ne yazık ki yaşadıkları mağduriyetler nedeniyle sorunlu, sıkıntılı girmektedirler.
Temel taleplerin karşılanmadığı, döner sermayelerde birilerinin müjde diye yaygara koparırken, çalışanın hiçbir derdine çare olmayan bir yönetmelik değişikliğini görmekteyiz.
Yıpranma payı düzenlemesi çalışanın beklentisinin çok uzağında kaldı. Ücretlerde yaşanan kayıpların telafisi için adım atılmıyor.
Şiddet ve mobbinge karşı acil ve ağır önlemlerin alınması gerekirken tedbirler alınmıyor.
Sözleşmeliler eşlerinden, ailelerinden ayrı kalıyorlar.
Ehliyeti ve liyakati es geçen iradeciler nedeniyle kurumlarda huzursuzluklar yaşanıyor.
Bu sorunların giderilmesi, çalışanların temel beklentilerinin karşılanması şarttır.
Sağlık çalışanlarının sorunlarını çözerek onlara huzurlu bir çalışma ortamı sağlamak her şeyden önce Türkiye'nin sağlığına yapılmış en önemli katkı olacaktır.

Ya çocuklarımız?

Koronavirüs ile alınacak tedbirleri açıklamalardan öğreniyoruz.
Peki Korona virüs çocuklara nasıl anlatılmalı?
Dünyada birçok ülkeyi etkileyen Korona virüsün yayılması ile ilgili her gün başta sosyal medya ve haber kanallarında sürekli yeni haberler yayınlanıyor.
Tüm bu bilgi kirliliği kaygıyı ve korkuyu tetikleyerek panik yaşanmasına sebep oluyor.
GEN Koleji Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü; korku, kaygı ve panik ortamlarında velilerin çocuklarıyla nasıl iletişim kurabilecekleri ve bu durumu nasıl anlatabilecekleri konusunda tavsiyelerde bulundu.

Öncelikle sakin olun

Stratejik İletişim Danışmanı / Pr Hackers Ünsal İletişim & Danışmanlık'tan Ceyda Ünsal gönderdiği bültende şunları yazıyor:
Öncelikle ailenin kendi kaygısını kontrol altına alması ve kriz yönetme becerisi çok önemli.
Eğer anne ve baba bu durumda çok kaygılanırsa, çocuklar da kaygılanabilir.
Özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklar, bu tip durumları somut olarak anlamlandıramadıkları için olayları ebeveynlerinin davranışlarına bakarak yorumlarlar. Ebeveyn kaygılı, endişeli ve stresli ise çocuk da benzer bir tutum içine girer.

Onlara karşı samimi ve açık olun

Sakin kalmak ve doğru önlemleri almakla işe başlayabiliriz. Kendi endişelerinizi yönetmekte zorlandığınız böyle dönemlerde çocuklarınızdan bilgi saklamak ya da duygularınızı göstermemeye çalışmak yerine, onlara karşı samimi ve açık olun.
Yaşlarına uygun bir dille çocuklarla konuşmak, belirsizliğin getireceği kaygı ve korkunun önüne geçer.

Güvendiğiniz haber kanallarından bilgi alın

Evde haber kanallarının sürekli açık olmamasına dikkat edin. Çocuğunuzun bulunduğu ortamlarda, endişe senaryoları içeren konuşmalar yapmamaya özen gösterin. Bilgiyi nereden alacağınızı iyi değerlendirin ve güvendiğiniz haber kaynaklarını belirleyip, sınırlandırın. Emin olmadığınız hiçbir bilgiyi paylaşmamaya dikkat edin.
Evde ya da güvenli bulduğunuz ortam içinde çocuğunuz ile geçireceğiniz zamanı güvenli etkinliklerle planlayın
Çocuğunuz ile birlikte her zamankinden daha çok evde zaman geçirmeniz gerekebilir. Bu nedenle bu sürede yapabileceğiniz ev içi verimli aktivitelerinizi planlayın. Bu aktivitelerden; düzenli yapılan esneme hareketleri, yoga ve pilates imkanınız varsa evde en az 20 dk süresince gerçekleştirme, sanatsal etkinliklerde bulunma, enstrüman çalma, belgesel izleme, kitap okuma, günlük duş alma, bol su içme, yabancı dilin gelişimi için alt yazısız yabancı dilde programlar izleme, sağlıklı beslenme, ders tekrarı ve bireysel çalışma, aile içi beraber yapabileceğiniz aktiviteler (yemek yapma, oyun oynama vb) oluşabilir.

Sosyal medyada doğru bilgiyi nasıl seçeceğini anlatın

Çocuğunuz sosyal medya kullanıyorsa, her okuduğu bilgiye inanmaması gerektiğinden ve doğru bilgiyi nasıl seçeceğinden bahsedin. Unutmayın ki, bu gibi durumlarda olayın kendisinden çok, yayılma hızı ve şekli insanları kaosa sürüklemektedir. Okul öncesi dönemdeki çocuğunuza çok detaylı ve somut bilgi vermek yerine, daha basit bir dille, kısa ve net ifadeler kullanmaya çalışın.
Küçük yaşlardaki çocuklarınıza konuyu oyunlaştırarak, oyuncaklar üzerinden anlatabilirsiniz. Mümkünse açık havada oyunlar oynayabilirsiniz. Sembolik oyunlarla hastalığı ve önlemlerini anlatabilirsiniz.

Okul öncesi çocuklar için oyunlaştırmayı kullanabilirsiniz

Küçük yaşlardaki çocuklarınıza konuyu oyunlaştırarak, oyuncaklar üzerinden anlatabilirsiniz. Mümkünse açık havada oyunlar oynayabilirsiniz. Sembolik oyunlarla hastalığı ve önlemlerini anlatabilirsiniz.

Rutinlere sadık kalın

Rutinlere sadık kalmak çok önemli.
Öngörmesi güç bir yaşamın içinde öngörebileceği akışların olması çocuğa kendini güvende hissettirir.

Sohbet edin

Evinizde kendi önlemlerinizi (kişisel hijyen, el yıkama, kıyafetlerin temizliği, hapşırma/öksürme gibi) belirlerken, bunları çocuğunuzun da dahil olduğu bir aile sohbetinde duygularınızı da paylaşarak konuşabilirsiniz.

Cezaevleri çok önemli

Koronavirüs (COVID-19) Foça Açık Ceza İnfaz Kurumunda tanıtıldı
Foça Açık Ceza İnfaz Kurumunda kurum personel ve hükümlülerine, toplum sağlığını ilgilendiren güncel ve önemli konularda farkındalık yaratmak amacıyla ve Koronavirüs (COVID-19) hastalığı hakkında Foça İlçe Sağlık Müdürlüğü bilgilendirme konferansı düzenledi.
Konferans 12 Mart 2020 tarihinde Foça Açık Ceza İnfaz Kurumunun konferans salonunda yapıldı. Bilgilendirme; Foça İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden Doktor İlhan Gürbüz tarafından gerçekleştirildi. Toplantıda; Dr. İlhan Gürbüz dünya gündeminde ön sıralarda yer alan "Coronavirus" ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Coronavirüs ile ilgili gerekli tüm tedbirlerin alındığını vurgulayarak vatandaşların bu konuda endişe etmemeleri gerektiğini söyledi.
Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve dünyayı etkisi altına alan "Coronavirus" hakkında merak edilen konulara dikkat çeken Dr. İlhan Gürbüz, "Coranavirus bulaşıcı mı? Bulaşma ihtimali ve durumları nelerdir? Virüsten korunmak için neler yapmalıyız? Ülkemizde son durum nedir?" gibi sorulara yanıtlar verdi.

İlgi ve alaka bekliyor...

Bu arada önceki yazımdan sonra Darülaceze Başkanlığı'ndan ikinci mektup geldi.
Aynen paylaşıyorum:
'Bu gün yayınlanan "Yaşlıları düşünen var mı?" başlıklı makalenizde kurumumuz ile ilgili olumlu düşünceleriniz ve göstermiş olduğunuz alaka için çok teşekkür ederiz.
Darülaceze kurulduğu günden bu yana halkımızın maddi ve manevi desteği ile hizmetlerini sürdürmüştür. Bundan sonra da en üst düzeyde hizmet verebilmek için sizin gibi dostlarımızın ilgi ve alakalarını bekliyoruz.
Şahsım ve kurumumuz adına size tekrar teşekkür ederek başarılar diliyorum.
Ersoy ERYAN
BASIN DANIŞMANI
GSM:+90 532 477 8426'

Asacaksın bu doktorları!

Az önce sağlıkçıların 'Tıp Bayramanı' kutlayan bir yazı paylaştım
Bir parça da olsa sorunlarına değinmeye çalıştım
Şimdi ise bir hekimin ağzından devam etmek istiyorum..
Bakın ne diyor?
'Arkadaşlarım öncelikle 14 Mart Tıp bayramımı kutlayan tüm yakınlarıma şükranlarımı sunarım.
Biz hekimler her türlü riske karşı onurla sürdürdüğümüz hekimlik mesleğimiz sırasında uzun nöbetler, mecburi hizmet, saatlerce ayakta kalıp hasta bakmak, ameliyat etmek gibi özverili çakışmalar sonunda bel fıtığı, boyun fıtığı, bazen ciddi enfeksiyon bulaşına maruz kalıyoruz.
Ne yazık ki ancak böyle salgınlarda veya sağlığını kaybedip de bizde şifasını bulanlarda saygı uyandırıyoruz.
Aldığımız üç kuruş maaş, çektiğimiz onca eziyet ödediğimiz onca bedel, çalışırken her gün şık ve temiz olma çabamız, günceli takip için yaptığımız kitap, kongre, kurs ve seminer masraflarını bilmeden bindiğimiz araba, çıktığımız tatili konuşanlara sormak lazım.
Hepiniz eve kapanıp sağlığınızı korurken, biz yangının içine dalıyoruz. Çatışmanın en önünde bizim de yeni tanıdığımız düşmana kendimizi siper ediyoruz.
Hepinize sağlık, huzur diliyorum.
Borç yükünü kaldıramayan sınıf arkadaşımız Sadık başta olmak üzere tüm kaybettiğimiz hekimleri, görevi başında darp edilenleri hürmetle anıyorum.'

Yaşar Eyice de yazmıştı

Bir zamanlar, büyüğümüz Aydın Bilgin'in talimatı ile 'Yakacaksın bu doktorları!' başlıklı bir dizi hazırlanmıştı.
Dahiliyeciden hariciyeciye, Kulak- Burun- Boğaz uzmanından Nörologa, tüm branşlardan birer hekimle görüşülmüş, yaşamlarında unutamadıkları ilginç olaylar anlatılmıştı.
Yaşar Eyice bu diziyi hazırlamasında ilgi ile okuduğu bir doktorun kitabından esinlenmişti.
1987 yılında ilk nüshası 80 sayfa olarak basılan kitapta Dr. Çağatay Güler, deneme- inceleme türündeki kitabında akıcı bir uslup kullanmıştı.
O günden bu yana bu kitabı ben de hâlâ saklıyorum.
Eleştirmenler şöyle diyor, bu kitap hakkında;
'Yıllar yılı hep doktorları şikâyet etmişizdir, kötülemişizdir, karalamışızdır.
Bir de 'Doktorlar' deyince böyle düşünsek acaba günaha mı gireriz?
Türkiye'nin sağlık sorunlarına bir solukta vakıf olmak istiyorsanız, 80 sayfalık bu kitabı okumanızı salık veririz...
Dr. Güler başından geçenleri ya da her doktorun başından geçebilecekleri kara mizahın ötesinde kaleme almış kitaba da iki tarafı keskin bıçak gibi bir ad vermiş: 'Asacaksın Bu Doktorları!'
Doktor asma istek ve özlemine katılmak olanaksız.
Doktor asmak yerine kötü olanlarının diplomasını astığı yerden indirmek hem barışçı olur, hem de doktorluğun ruhuna uygun düşer.
Doktor asılınca Amerika'daki doktorlar kazanır...'
Sabah araştırırken öğrendim:
Dr. Çağatay Güler şu anda mesleğinde en yüksek noktalardan birine ulaşmış...
Dr. Sıfatının önüne bir de 'profesör' ilave etmiş...
Ve kitabının ikinci baskısını da, 152 sayfaya çıkararak, yani yeni eklentilerle bastırmış...
Dediğim gibi bana da ilham vermiş ve ben de isimde bir sözcük değiştirerek 'Yakacaksın bu doktorları?' hazırlamıştık
Şimdi düşünüyorum;
O dizi kitap haline gelebilirdi...
Yaşar Eyice'ye birçok inceleme araştırmalarında, yazılarında 'kitap haline getir'' önerisinde bulundular, dediler ama bu önerilere şimdi olduğu gibi yine kulak vermemişti,
Sanıyorum:
Bilmem kaç ayda bir değil...
Ayda bir hatta yazdıkları ile haftada bir bile güncel kitap çıkarıp, gelecek nesillere bırakabilir...

Hepsi için değil...

Mesut Özbek de, 18.10.2009 tarihinde Kayseri'de, aynı isimle yani 'Asacaksın bu doktorları!' başlıklı bir şiir yazmış...
Şairin notu şöyle:
'Kayseri de haftanın iki günü 'şiir geceleri' düzenlenmekte, bu gecelerin birinde doktorlarda şikâyet ihtiva eden bir şiir okununca bende bu şiir yazdım.
Bir elin parmakları bir olmadığı gibi doktorlar da farklı farklı...
Fakat sağlı problemi gittikçe çözülmeyen bir yumak haline gelmiş bulunuyor.
Yapılanlar da çözmek yerine işleri daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor!'
İzninizle bu şiiri paylaşıyorum:

'Dertler azalmaz artar hastane kapısında
Sabahın köründe sıra var doktor odasında
Herkes önce içeri girme telaşında
Çözmek için, asacaksın bu doktorları

Aksaray,Elbistan,Yozgat,Sivas'tan
Hesap soran yok gelse de Fizan'dan
Yazılsa tüm bunlar olur ayrı bir destan
Takmayacaksın, asacaksın bu doktorları

Doktorun bir derdimi var kimin umurunda
Herkesin problemi kendine kendi yolunda
Doktor bir insan değil robot konumunda
Dinlemeyeceksin ,asacaksın bu doktorları

Gece nöbet var gündüz mesai
Hasta anlamaz bunu ister yeni enerji
İlgilenen yok gücün ne halin neki?
Sormayacaksın, asacaksın bu doktorları

Kendi problemini çözmeye zaman bulamazsın
Yetmez hastanın derdini derdine katacaksın
Sabah onla kalkıp, akşam onla yatacaksın
Bilmeyeceksin, asacaksın bu doktorları

İnsan değil doğa üstü varlıksın ortamda
Bir günde negam bakmışsın yüz otuz hasta
Bir karışıklık bir yanlış var ama bu hesapta
Çözmeyeceksin, asacaksın bu doktorları

Beş doktor dolaşır günde bir hasta
Tatmin olmaz anlatılandan hepsine kor posta
Buda yetmez çare sorar eşe dosta
Anlamayacaksın, asacaksın bu doktorları

Bir işçi işinde, birde doktor çalışır vardiya da
Tek dert,tek kötülük bu adı batasıca doktorlar da
Problem yok hiç mahkemede, nüfusta tapuda
Bitirmeyeceksin,asacaksın bu doktorları

Her hasta kaybında bir kez daha ölen onlar
Her ölümde kalpler ezilip ömürleri törpülenen onlar
Yakınları terk edince çaresiz hastaya bakan onlar
Hissetmeyeceksin asacaksın bu doktorları

Sağlık yüklenmiş omuzlarına eziliyor takan yok
İtibar kalmamış,hakaret diz boyu sayan yok
Anlatsa da derdini dikkat edip duyan yok
Sormayacaksın asacaksın bu doktorları!

Boğulmuş hasta ile kendi derdine bakamaz
Kısmışlar sesini hiçbirini kimseye duyuramaz
Böyle olsa da Mesut buna sessiz kalamaz
Anlamak için dinleyeceksin bu doktorları..'

Aziz Nesin'i linçten kurtardı

Şimdi de bir gerçek olayı nakledeyim.
Aziz Nesin, Madımak katliamından neredeyse ölmek üzereyken cama yanaşan bir itfaiye merdiveninden inerek kurtuldum sandı, aşağı indiğinde 'Asıl öldürülecek hayvan burada!' diye biri tarafından kalabalığın önüne itildi.
Kalabalıktan ambulansa getirildiğinde, doktor önlüğünü kendisine verip 'Önlüğü giyerseniz doktor olduğunuzu sanırlar, sizi tanımazlar'dedi ve onu öldürülmekten kurtardı.
Bu önlük hâlen Nesin köyündeki odasında is lekeli, yanık ve yırtık tişörtüyle birlikte sergilenmektedir.

İşi; yaşatmaktır!

Doktor; 'kim, ne demiş, ne yapmış, neye inanır?' diye düşünmez.
İdari amir değildir, savcı değildir, din görevlisi değildir, kolluk kuvveti değildir.
Doktorun işi yaşatmaktır.
Doktor yaşatır...
Gerek dünya, gerek ülke, gerek kişisel tarihimiz bu ve benzeri nice yaşatma anılarıyla doludur.
Biz düşünen, vatansever, devrimci, saygılı bir geleneğin devamıyız.
Bu bilinci yitirmemek niyetiyle,
İçinde olduğumuz günlerde en çok çalışacak olan tüm sağlık çalışanlarımızın günü kutlu olsun.
Atamızın sözleri de bizlere hatırlatma olsun...'

KURDELA

Okullar tatil edildi, yoğunluk 50 kat arttı

Koronavirüse karşı alınan tedbirler her geçen gün arttırılıyor.
Bu kapsamda Perşembe akşamı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde koranavirüse karşı alınacak önlemlerin görüşüldüğü toplantı sonrası Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, üniversitelerin 16 Mart'tan itibaren 3 hafta tatil edildiğini açıkladı.
Tatil haberi açıklanmasının ardından ise 15 dakika içerisinde insanlar online bilet sitelerine ve otogarlara yöneldi.
Bu sebeple normal zamana göre 50 katı yoğunluk olduğunu dile getiren biletall.com Ceo'su Yaşar Çelik, "Bilet satın almaya en fazla yoğunlaşan kesim üniversite öğrencileri oldu. Öğrencilerin satın alma işlemlerinde ise KYK burs ve kredilerinin yattığı ziraat bankası kartlarını kullandığı görüldü" ifadelerini kullandı.

Satışların Yüzde 90'ı

Başlayan yoğunluk hem siteler üzerinden hem de otogarlarda devam ederken konuyla ilgili açıklamalarda bulunan biletall.com Ceo'su Yaşar Çelik, "Satışların neredeyse yüzde 90'ı otobüs biletlerine yoğunlaşırken, ileri tarihli uçak bileti alan kullanıcılar ise bilet iptali yaptırabilmek için hem çağrı merkezlerine hem de web sayfalarına akın ettiler.
Otobüs firmaları ise bu yoğun talebe karşın ek seferleri geceden bu yana başlattı.
Tüm halkımızı soğukkanlı olmaya ve otogarlarda, havalimanlara yığılmalara sebebiyet vermemeleri için seyahat etmekte acele etmemeye davet ediyoruz. Aksi halde oluşacak yoğunluklar ve kalabalıklar virüsün yayılması için ortam hazırlayabilir.
Unutmamalıyız ki tatilin sebebi vatandaşlarımızın toplu ortamlardan uzaklaşması ve evlerinde kalıp virüsün yayılma ihtimalini azaltmaktır" dedi.

Uçak Doluluk Oranı Düştü

Çelik sözlerine şöyle devam etti:
"Uçaklarda ise doluluklar ciddi manada düşüş gösteriyor. Yurt içi gidiş dönüş 140 TL ye bilet almak mümkün hale geldi.
Fakat tatil açıklaması sonrası 13.14.15 Mart tarihlerine bilet satın almalar arttığı için bu tarihlerde fiyatlar tekrar artış göstermeye başladı.
Diğer yandan tatil haberi ardından uçaklarda iptal oranları artarken otobüs bileti satışlarında ise artışlar ve yığılmalar meydana gelmeye başladı.
Kullanıcılarımızın hem uygun fiyata bilet bulabilmesi hem de yoğunluk dan uzak kalabilmeleri için seyahatlerini gelecek hafta içi günlere planlamalarını tavsiye ediyoruz"

Bu arada Sun Express Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Çalışkan da bazı müşterileri gibi bana da bir mektup göndermiş.
Lafı uzatmadan ve yorumu size bırakarak mektubu paylaşıyorum:
'1989 yılından beri yolcularımız, yaptığımız her işin kalbinde olmuştur.
Şu anda hepimiz, hem siz değerli yolcularımız hem de SunExpress ekip üyeleri ve yönetimi, hızla yayılan Koronavirüs ile karşı karşıya kalmış durumdayız.
Tam da bu nedenle bugün sizinle kişisel olarak doğrudan iletişim kurmak istedim.

Büyük gayret!

Bilmenizi isterim ki şu anda tüm ekibimiz, neresi olursa olsun sizi varış destinasyonunuza ulaştırmak için her zaman olduğu gibi büyük bir gayret ile çalışıyor.
Sizi gitmek istediğiniz yere ulaştırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Ancak, Koronavirüs'ün yayılmasını önlemek amacıyla dünya genelinde ülke yönetimlerinin seyahat planlarınızı etkileyebilecek yeni kısıtlamalar getirdiğini sizlere hatırlatmak isteriz.
Lütfen havalimanına gelmeden önce bu yeni kısıtlamalardan etkilenip etkilenmediğinizi kontrol ediniz.
Bulunduğunuz ülkenin Dışişleri Bakanlığı'na ait web siteleri bu kontrol için en iyi kaynaklardan biridir.

Uçakta düşük ihtimal

SunExpress Sağlık Birimleri ve danışmanlarımız, ilgili tüm sağlık otoriteleriyle yakın ve sürekli iletişim halindedir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de dahil olmak üzere paylaşılan tüm tavsiyeleri yakından takip ediyoruz.
Uzmanlar tarafından uçak içinde Koronavirüs'e yakalanma ihtimalinin çok düşük olduğu paylaşılmıştır.
Uçaklarda bulunan havalandırma sistemi her üç dakikada bir havanın tamamen yenilenmesini sağlamaktadır.
Bu nedenle uçaktayken hava yoluyla enfeksiyon bulaşma riski çok düşüktür.
Şimdiye kadar uçuşlarımızda hiçbir şüpheli duruma rastlanmadığını vurgulamak isteriz.

Yeniden planlayın

Bu dönemde seyahat planlarınızda değişiklik yapma konusunda kararsız kaldığınızın farkındayız.
Tam olarak bu nedenle sizlere tüm uçuşlarımız için esnek rezervasyon değişikliği seçeneği sunuyoruz.
Dilerseniz ihtiyacınız olduğunda seyahatinizi yeniden planlayabilirsiniz. Size nasıl yardımcı olabileceğimizi öğrenmek isterseniz sunexpress.com 'u ziyaret edebilirsiniz.
Böyle zamanlarda kocaman dünyamızın ne kadar küçük olduğunu bir kere daha hatırlıyoruz.
En yakın zamanda görüşmek üzere!
Ahmet Çalışkan
Genel Müdür Yardımcısı'
Ahmet Çalışkan Müdüre şunu hatırlatayım:
Beni de karantinaya aldılar, bu nedenle tüm seyahatlerimi iptal ettim.
Tüm davetleri de askıya aldım...
Yanlış bildiğim bir doğruyu da bu mektuptan öğrendim;
Meğer uçaklarda 3 dakikada bir hava yenileniyormuş...
Ama;
Geçen yıl bir seyahatte gribe yakalanmıştım,
Doktor da, 'uçak gribi!' demişti...
Ben de bu cümleyi, 'uçaktan gribi kaptım!' olarak algılamıştım.
Bunun nedenini de, şimdi THY'nin önemli ve kıdemli Kabin Amirlerinden Hostes sevgili Ayfer Ülkü'ye ilk fırsatta soracağım?

Paniklemeyelim!

Son olarak;
2020 yılının ilk iki ayındaki ölüm oranlarını, daha doğrusu sayılarını vereyim.
2360 corona virüsü, 69602 soğuk algınlığı, 140 584 sıtma, 153696 intihar, 193479 trafik kazaları, 240950 HIV kaybı, 358471 alkol, 716b498 sigara içme, 1.177.141 kanser!
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.