Laf değil iş üreteceğiz.
Güzel bir söz değil mi? 
Şu an Belediye başkan adaylarından duymak istediğimiz en güzel söz bu bence.
Çok laflar söylenecek, çok sözler verilecek, çok şaklabanlıklar yapılacak, çok yalanlar söylenecek, hepimizin de bildiği gibi.
Ama tek istediğimiz, bu kentin yaşayanları olarak en başta ki cümleyi yani ‘Laf değil iş üreteceğiz’ cümlesini içten, gönülden söyleyen birinin aday olup seçilmesi.

Sevgili başkanımız Soyer geçenlerde çok güzel bir şeyler söylemiş.
Hem sevindim, hem üzüldüm, hem anlamadım.
Sanırım bu cümle özellikle söylenenler anlaşılmasın diye itina ile kelimeler, sözcükler, deyimler kavramlar seçilerek hazırlanmış. 
Yani açıkçası vatandaş ne söylendiğini anlamasın ama çok şey söylenmiş, yapılmış gibi düşünsün diye.
“Ülkemizde yeşil altyapıyı bir altyapı meselesi olarak kabul eden tek belediyeyiz. Şehrimizi doğasıyla uyumlu, sakinlerine güven veren döngüsel bir şehir olarak yeniden inşa ediyoruz. Hak ettiği hizmeti İzmir'e getirdiğimiz için çok mutluyuz, gururluyuz”
Dedim ya anlamadım bu lafı o nedenle kafamda bir yığın soru işareti belirdi bir anda.
İzmir’de çok güzel bir alt yapı var da biz mi görmedik?
İzmir’de kent yapısıyla uyumlu yeşil alanlar yapıldı da biz mi görmedik?
İzmir “Döngüsel bir şehir” olarak yeniden inşa ediliyormuş ama biz yıkılıp yeniden yapılan, yetersiz alt yapı nedeni ile kanalizasyonun, yağmur sularının denize aktığı çok katlı beton yığınlarından başka bir şey mi göremiyoruz?
İzmir’in yeşil doğası ile uyumlu bir körfez var da biz mi göremiyoruz?
Koskoca şehir hastanesine gidecek doğru dürüst bir yol var da biz mi göremiyoruz?
Kentin içinde kalmış her yanı ile dökülen, ulaşmak için saatler harcadığımız bir otogar yok da tertemiz yolcu salonları ve hareket merkezi olan bir otogar mı var göremediğimiz?
Ha; Foça’da inşa edilen ‘Ekoköy’ örnek olacaksa Sayın Başkanın açıklamasına; orası da içler acısı. Foça’nın bağrına vurduğunuz bir başka hançer.
Ne diyordu Foçalılar?
“Foça'da Ekoköy değil ekokırım var”

CHP PM si hala İzmir için bir aday bulamamış.
Böyle giderse bulunan aday da İzmir’e bir şeyler katabilecek, liyakatli, dirayetli biri olmayacak. Daha önce de yazdığım gibi İzmir’imiz beş yıl daha yitirecek.
Atalarımız ‘İşleyen demir ışıldar’ demiş ama sanırım CHP yönetimi İzmir’de işleyen bir demir göremediği için Sayın Soyer’e işkence çektiriyor.
Bugün yarın birkaç belediye başkanı daha açıklanır ama genel olarak CHP İzmir’de aday belirlemede büyük zorluk yaşanıyor.
Aday belirleme zorluğu hepimizin bildiği gibi bir sürü liyakat timsali başvuru arasında en uygununu seçme zorluğundan kaynaklanmıyor. 
Sorun üç parçaya ayrılmış parti yönetiminde herkesin kendi adayını dayatmasından kaynaklanıyor.
Tabii ki buda yetmiyor. Seçilen aday DEM desteği alabilecek mi, alamayacak mı?
Ya da DEM Partiye nereleri teklif edilecek?
Doğrusunu isterseniz DEM’liler fırsatı iyi değerlendiriyor.

Bu arada İYİ Parti doğru bildiği yolda yalnız gitmeye kararlı. ( Bence geç bile kaldı)
Partinin İstanbul Adayı Buğra Kavuncu, İmamoğlu’nu İstanbul Belediye Başkanlığına taşıyan isimlerden biri.
Ankara adayı Cengiz Topel Yıldırım ise Sayın Kılıçdaroğlu’nun danışmanlığını yapmış bir isim.
Dolayısıyla her iki aday da CHP’li rakiplerini yani mevcut başkanları iyi tanıyorlar.
Bu demek oluyor ki CHP’nin  her iki başkanının işleri oldukça zor.
‘Oyları bölme suçlaması’ da pek tutmayacak gibi. (Ne demek bu laf hiç anlamıyorum. Kendilerinden başka kimseye yaşam şansı, bağımsız güç olma şansı tanımak istemeyen bir zihniyet). Bu garip düşünceye de İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanı Burak Akburak ‘üçüncü yol’ çıkışını şöyle yanıt veriyor: “CHP’den daha fazla AK Parti kaybediyor. Şehir şehir analiz ederseniz bazı yerlerde CHP, bazı yerlerde AK Parti çok büyük sıkıntıya girecek”.
Gerisini ortalığı karıştıranlar düşünsün.