Bu kadarı da olmaz!


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

21 Mart 2020, 08:50

Bakanları ya da devletin üst yöneticilerinin konuşma ve açıklamalarında en azından iki üç kez 'Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle' demelerini normal karşılıyorum. Çünkü o mevkiye sayesinde getirildikleri için böyle konuşabilirler. Bu üst mevkiye saygı ve hürmet olarak da algılanabilir. Küçük bir örnek vereyim: Özellikle üniversite ya da devlet hastanelerinde, doğum yaptıran ya da önemli bir ameliyatı gerçekleştiren eli öpülesi hekime teşekkür ilanı vermeye kalktığınızda, mutlaka ve mutlaka servis şefinin de adının yazılmasını isterlerdi. Halbuki o kişinin sizden ya da hastadan hiç haberi, bilgisi yoktur!
Ama şunu da belirteyim;
Saygı ve hürmetin dışında bir noktada 'korku' da vardır, bu istekte.
İşsiz kalma şimdiki yıllarda olduğu gibi eski yıllarda da önemli idi.
Ülkemizde, özellikle üniversitelerimizde olsun, önemli kurumlarımızda olsun hep 'mobing' e rastlanmıştır.
Bir yakınınız mutlaka bir şekilde 'mobing' yani 'baskı altında' kalmış ya da bırakılmıştır.
Bunları neden yazdım?
Sıradan iş adamları bile birilerinin gözüne girmek için, 'Corona salgınının ekonomik etkilerini devlet desteğiyle atlatacağız' diyerek bülten yayınlıyorlar.
Paraları olduğu için yani medyaya ilan verdikleri için bunların da hemen her sözleri yayınlanıyor.
Masum bir dilek değil mi?
Ama içeriğine baktığınızda vıcık vıcık yağ var.
Kime ve kimlere karşı olduğunu biliyorsunuz, ya da tahmin ediyorsunuzdur.
Reis benim gibilere 'kolonya' dağıtacak ve de büyük iş insanlarına, sermaye gruplarına 100 milyar lira ayrıldığını açıkladı ya, bunun yorumunu yapan belirli kişiler de '"Ekonomik olarak önemli bir rahatlama sağlayacaktır' diyorlar...
Kutlarım bunları.
Herhalde bunlar, asgari ücretle çalışan ve yıllık izne çıkarılanların 'Ben ne yapacağım, bundan sonra?' sorusuna da yanıt verebileceklerdir.
Çünkü işveren bunlar.
Belki de bu asgari ücretle çalışan insanlarımızın ev sahibi olmalarını sağlarlar.
Baksanıza krediler ve faizler de ayarlandı...
Futbol, basketbol, voleybol maçları da en sonunda ertelendi...
Ben de buradan, TSYD (Türkiye Spor Yazarları Derneği) Genel Başkanı Oğuz Tongsir'e teşekkür etmek istiyorum..
Herkes 'Beyefendi bilir!' derken, o ısrarla, 'Sporcunun, yani insanın yaşamı her şeyden önemlidir' diyerek, ısrarla spor haberci ve yazarlarının adına yetkililere ısrarla çağrı yaptı.
'Olmaz' ya da 'devam' diyenlere de 'Kimden yanasınız, Katarlılardan mı, büyük sermayelerden mi?' diyerek belki de kariyerini tehlikeye attı.
Ama akıl ve bilgi ile bilim sonunda öne çıktı.
'Biz büyük bir aileyiz' sloganını benimseyen TSYD Genel Başkanı Oğuz Tongsir bu arada, bizimle birlikte, Türkiye'de ilk kez ve önemle 'Koronavirüsü'ne karşı yetkilileri uyarma görevini bıkmadan üstlendi...
Uyarı üzerine uyarı yaptı.
Hani o, bu, şu 'Biz düşündük!' diyor ya, hiç ama hiç ilgisi yok.
Sadece ve sadece Tongsir uyarılarla, uyuyanları uyandırdı.
Biz de Çin'in ilk açıklamaları ve Dünya Sağlık Örgütü ile ortak çalışmalarını günü gününe paylaştık.
Peki şimdi ne olacak?
İşsizler sayısı artacak...
Çünkü iş yapamayan birçok işyeri ilk adımda çareyi eleman çıkarmakta buluyor.
Bence;
Birincisi, mutlaka ve mutlaka tüm işsiz kalanların kiralarını devletimin karşılamalıdır.
İkincisi;
Belediyelerimizin zaten ihtiyaç sahipleri için yaptıkları, gıda yardımları, ayırım yapılmadan herkese, her haneye uygulanmalıdır.
Yani hiç kimsi aç ve açıkta bırakılmamalıdır.
Burada aklıma Süleyman Demirel'in bir sözü geldi.
Demirel, 'Aç ve açıkta olan bizden olamaz!' derdi.
Yani insanlarımızın bu hakları ellerine 'devlet baba' tarafından öncelikle verilmelidir.
Peki küçük esnafımız nasıl kurtulacak?
Her aileye piyasanın dönmesi için en azından biner lira verilirse bu sorun da çözülür.
Hani her zaman 'Pamuk eller cebe!' denilerek, yardım derneklerinin yaşaması sağlanıyorsa, şimdi de halkımızın yaşatılması ve bu sıkıntılı günleri birlikte atlatmamız için bu yapılacaklar, savurganlıkların yanında devede kulaktır.
Ya bu arada şu yaşıtlarımıza ne demeli?
Hâlâ 'bedava' diye toplu taşım araçlarında bir o yana, bir bu yana gidiyorlar.
Yani uyarıları kulak asmıyorlar.
Bu bilgiyi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kayıtlarından aldım.
Yani acı gerçek.

KURDELA

Vatandaşın isteği!

Coronavirüs salgını nedeniyle İşçilerin ücretsiz izne çıkarılması, serbest çalışanların işlerine gidememesi ya da işsiz kalmaları gibi nedenlerle toplumun büyük kesiminin gelirinin ciddi oranda düştüğünü belirten Kürşat G. bir kampanya başlattı.
Kampanyanın talebi: Elektrik, su ve doğalgaz, vergi borcu, kredi ödemesi, kredi kartı ödemesi gibi ödemelerin salgının kontrol altına alınacağı ve insanların normal çalışma rutinlerine dönebileceği bir döneme kadar ertelenmesi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.