Cesur Yürek Eray!


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

16 Eylül 2020, 08:57

Bornovalı Emekli Başkomiser Eray Karacalar, emekli olduktan sonra şöyle demişti:
‘Polis yalancıdır!’
İlk kez bir polis memurunun ağzından böyle bir cümle duymuştum…
Hayret ettim!
Emniyet teşkilatının önemli noktalarında görev yapan bir polis memuru böyle bir laf edebilir miydi?
Şüphe ve heyecanla okudum yazısını…
Söylediği şuydu:
‘Birey trafik kazasında can vermiştir.
Telefonu çalar…
Trafik Polisi açar, karşısında bir kadın vardır.
Kocasını soruyordur…
Ya da bir çocuk babasını, annesini soruyordur?
Ne diyecektir?
Nasıl ‘Eşin kazada öldü?’ desin!
Ya da, ‘Yetim kaldın!’ diyebilsin!
Yalan söyler;
‘Ağır yaralı şu hastaneye kaldırıldı!’ diye…”
Bu ‘Polis yalancı!’ iddiasının örneklerinden biridir…
Emekli Başkomiser Eray Karacalar’ın verdiği bir ikinci örnek de şöyle:
‘Polis uzun çalışmadan, takipten sonra zanlıyı yakalar…
İfadesi alınır!
Sağlık raporuna kadar yasaya göre yapılması gereken işlemler uygulanır.
İpuçları, belgeler, tanıklar…
Yani artık bu kişinin uçarı kaçarı yoktur…
Ama yine de yakınları merakla sorar;
‘Evladıma ne olacak?’
Ya da ‘Babamı nereye götürüyorsunuz?’
‘Ne olacak?’ sorusuna yanıt aranmaktadır…
Polis, hâkim ya da savcı değil ki!
Ne diyecektir, bu ve benzer sorulara yanıt olarak?
‘Merak etmeyin, ifadesini verdikten sonra evine dönecektir!’
Yani ‘yalan’ söylemektedir…
Tecrübesi ve bilgisi sanığın büyük ihtimalle tutuklanacağını bilmektedir…
Sanık suçlu ama yakınları değil ki!
Onların gözünde ve gönlünde de çocukları, ya da babaları, eşleri kötü bir şey yapmaz…
Kanunsuz davranmaz…
Rüşvet ya da hak yemez!
Ama durum öyle değildir…
Şeytan’a uymuştur bir kere…
Atlı polislikten tutun da, güvenlik ve terör şubelerinde hizmet veren, bizlerin huzur içinde yaşantımızı sürdürmemiz için çoğu kez kendini feda edercesine ortaya çıkıp yırtınan eski güreşçilerimizden Eray Karacalar bunu ve benzerlerini de vererek ‘Polis yalancıdır’ diyerek örnekler veriyor.

Yakacaksın bu doktorları!

Hatırlayan olacaktır!
Bir zamanlar ben de ‘Yakacaksın bu doktorları!’ diye bir dizi hazırlamış, her branştan bir hekimi ele alarak onların yaşantılarından ilginç kesintiler sunmuştum.
Aslında benim ki de bir alıntı idi…
Şimdi altıncı baskısı yapılan ‘Asacaksın bu doktorları!’ kitabından esinlenmiştim…

Orada var!

Doktor Çağatay Güler’in bu eseri son nüshalarında şöyle tanımlanıyor:
‘Orada bir sağlık ocağı var... ve ocak hekimi!’ isimli kitabımın yayınlanmasından sonra olağanüstü bir mektup sağanağına tutuldum.
Bu mektupların dile getirdiği sorunlar, sıkıntılar nerede ise ciltler dolusu kitap yazdırabilecek nitelikteydi.
Ama her şeyden önemlisi hekimlerin haksız, insafsız, tek yönlü olarak suçlanmalarının, görülen en ufak bir yanlışın bile bütün kitleyi kapsayan bir suçlama kampanyası haline dönüştürülmesinin yarattığı sıkıntı ve kırgınlığın dile getirilmesiydi.
Yine de bütün mektuplar ama her şeye rağmen diye bitiyordu. Her şeye rağmen mademki hekimiz...’

Tek bir soru!

Bu kitapçık söz konusu sorunların çok az bir bölümünün kamuoyuna yansıtılması amacıyla hazırlandı.
Sorunlara birazcık da hekimler açısından bakmak gerektiğinin anlaşılmasına yardımcı olursa sevineceğiz.
Bu kitabı okuyanların tek bir soruyu kendi kendilerine sormalarını istiyoruz:
Dünya Sağlık örgütü (DSÖ) sağlığı bedensel, ruhsal ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali olarak tanımlamıştır.
Başkalarına sağlık dağıtmakla görevli hekimler kendilerinin sağlıklı olmalarını sağlayacak bedensel, ruhsal ve sosyal koşullarda mı hizmet sunmaktadırlar?’
‘Bir dokun bin ah dinle!’ derler…
Bu söz doktorlar için de, polisler için de, birçok kişi ve meslek sahibi için de geçerlidir.

KURDELA

İçini merak etmiyoruz!

‘Doğrucu Davut!’ Eray Karacalar bakın şimdi yine çok önemli laf etmiş…
Buna isterseniz ‘Hayatın gerçeği’ de diyebilirsiniz…
Ve yine belirteyim:
Hemen herkes bazı gerçekleri bilir ama ses çıkarmaz…
‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!’ diyen de vardır…
‘Görmedim, duymadım, bilmiyorum!’ diyen de…
Yaz aylarını Çeşme’de geçiren Nevzat Karagülle ile Hikmet Kumak da açık ve net şöyle diyor:
‘Dışını beğenmediğiniz hiçbir şeyin içini merak etmiyoruz.’
Ve devam ediyorlar:
‘Kandırmayalım birbirimizi!’
Evet biliriz ama bilmek istemeyiz…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.