Nihayet bir devir daha kapandı CHP cenahında. Normal şartlarda biri gelir belirli bir süre sonra toplumla kurduğu ilişkilere göre ya devam eder ya da bırakır ama parti aynı doğrultuda zamanın şartlarına göre yapılan küçük dokunuşlarla devam eder. 

Oysa CHP de dün bugün birbirinden çok koptu. 
Rahmetli Baykal döneminde başlayan bu kopuş günümüzde CHP’yi bambaşka bir yere getirdi. Bu büyük kopuşun asıl mimarı da Sayın Kılıçdaroğlu oldu.

Ve sonunda Kılıçdaroğlu yönetimi de doğrusu, yanlışı ile sona erdi.
Keşke en azından ikinci tur oylamasına katılmasaydı, bunca yitirmeseydi saygınlığını, çekilip  ‘Özgür kardeşime bırakıyorum’ deyip ağabey olarak kalabilseydi. 
Olmadı. Hırsları daha baskın çıktı.
Yeni dönem bir heyecanla başlayacak bu kesin.
Ama parti kaldığı yerden mi devam edecek yoksa olması gereken yere mi dönecek burası hala meçhul.
Sayın Özel onca yaptığı açıklamaya rağmen partinin yeni dönem politikası ile ilintili fazla bir şey söylemedi. 
Bakalım herhalde acele etmemek gerek.
Ama eğri oturup doğru konuşmakta yine de yarar var.
Sayın Kılıçdaroğlu evet birçok seçim kaybetti iktidara karşı bu doğru, fakat toplumun geniş kesimlerini de iktidar karşıtlığında bir araya getirmesini bildi.
Nitekim bu birliktelik Sayın Kılıçdaroğlu’nu yüzde kırk sekiz gibi büyük bir orana taşıdı ama Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yetmedi.
Bu birliktelik olması gerektiği gibi kullanılsaydı bugün her şey çok daha farklı olabilirdi.
Burada yapılması gereken siyasi hırstan ziyade topluma umut olabilecek kişileri öne çıkarmaktı, olmadı.
Ama başarılı olduğu Mart 2019 yerel seçimlerini de unutmamak gerek.
AK Parti’nin kaç dönemdir iktidarda olduğu İstanbul, Ankara gibi büyük kentler CHP’nin yönetimine geçti.
Evet tüm bunlar Sayın Kılıçdaroğlu ile birlikte hafta sonu itibari ile sona erdi.
Mevlana’nın dediği gibi: “Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Yeni şeyler söylemeden geçmişe dair bir şey de söylemek de gerek.
CHP’nin en büyük yanılgısı neydi parti olarak?
Herkes kendine göre CHP’ye çeşitli eleştiriler yöneltti eksik-yanlış veya doğru ya da bir parçası doğrunun.
Bana göre de CHP Birlikte olması gereken toplum kesimlerinin çok ırağına düştü. Daha doğrusu AK Parti karşıtlığıyla kendini tanımlayan kitleleri peşine takmaya çalışınca bunu yapmak zorunda kaldı.
Çalışanın, yoksulun, emekli ve emekçinin partisi değil de toplumun sadece yaşam tarzı nedeniyle kaygı duyanların partisi haline geldi.
Oysa aynı kaygıyı duyan ve bu nedenle AK Parti’nin yanında yer alan toplumun büyük bir kesimi de vardı onlar da CHP’nin yanında konumlanan parti, kişi ve kuruluşlara karşı benzer kaygıyı taşıyorlardı.
Ayrıca ülkenin neredeyse dörtte birini yıkan deprem nedeniyle halk iktidar dışında güvenecek bir siyasi otorite görememişti. Nitekim bunu ‘onlar TRT izliyor o nedenle Erdoğan ve AK Partiye oy verdi’ demek gafletine düşerek yanıtlamak yerine seçim öncesi halkın acıları ile alay etmek yerine onların yaralarını sarmak için neler yapılacağını inandırıcı bir şekilde ortaya koymak gerekti. İnsanlar güven duyacakları tek kurumun devlet, iktidar olduğunu gördü ve oraya yaklaştı.
Bir de CHP saflarından Milletvekili yapılanların yarattığı sancıyı düşünürsek gelecek için nasıl bir yol çizilmesi gerektiği çok daha net çıkar ortaya.

Gelelim bu güne.
CHP eminim ki Özgür Özel ile yeni bir heyecan yaratacak.
Heyecanın sürekliliği bugüne değin yapılan yanlışların nasıl telafi edileceğini göstermekle sağlanabilir.
Yerel seçimler son hızla yaklaşırken bu doğrultuda ve gelecek vizyonu üzerine yapılacak her katkı partiye oy getirecektir.
Ama şu an söylenen Sadece Kılıçdaroğlu gitti Özel geldi değişen ne?
Mesela Yerel Seçimlerle ilgili aday belirleme yönteminden başlanabilir.
Bu arada CHP Kurultayında seçilen Başta Sayın Özel olmak üzere tüm Parti Meclisi üyelerini kutlarım. Ama geçmişten gelip yeniden PM ye giren bazı PM üyelerinin de partide bir şey değişmeyeceğinin göstergesi olduğu düşüncesi verdiğini de söylemek isterim. 
Ayrıca İzmir’den PM ye giren en az dört üye olması da sevindirici.