İşte bütün mesele bu zihniyetin altında yatıyor...

''Benim aday adayım, aday olsun''

Senin dediğin değil, benim dediğim...

Senin istediğin değil, benim istediğim...

Ne saygı, ne sevgi, ne de kabullenme duygusu var siyasi partilerimizin üyelerinde...

İlle de kendi istedikleri adaylar olacak, başkasına yer yok...

Merkez yönetim kurulu'nun kararıymış, parti meclisi'nin onayı'ymış, genel başkan'ın isteğiymiş...

Bunlar hiç önemli şeyler değil...

Başkası mı aday gösterildi, al partinin bayraklarını yürü partinin il binasına...

''Sloganlar, taşkınlıklar''

Yahu arkadaş senin partin ön seçim yapmıyorsa, senin iki şansın var;

Sandık delegenin önüne konulup ön seçim yapılmıyorsa...

Yapılan ön seçim ''dandik'' ise...

Hemşehri'cilik başta olmak üzere kayırmacılık ön planda tutuluyorsa...

Ya o partiye ''bay bay'' deyip gideceksin...

Ya da genel merkezin kararına saygı duyacaksın...

Senin uğruna canını verdiğin adayı, sen çok iyi bir belediye başkanı olacağı için mi destekliyorsun, yoksa ''sana iyi geleceği için mi?''

CHP'nin nihayet önceki gün açıkladığı İzmir Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarından söz ediyorum...

Liyakat mı, sadakat mı?

Başta Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer olmak üzere, adaylık için başvuran ama aday yapılmayan tüm mevcut Belediye Başkanları adeta isyan halinde...

Dikili, Seferihisar, Selçuk belediye başkanları hariç listeden kimse memnun değil. Onlar da mevcut başkanlar yine aday gösterildikleri için sesleri çıkmıyor...

Listeyi beğenirsiniz, beğenmezsiniz...

Değişik, çok iyi, çok kötü de diyebilirsiniz...

Ama eldeki kitaba göre yetki genel başkanda ise, ''oturacaksınız, oturduğunuz yerde''...

Gördünüz işte...

Aylar öncesinden başlatılan saçma sapan şov'lar...

''Halının altına'' süpürülen sorunlar...

Ya da...

''Dün yenilen hurmalar'' bugün sıkıntı veriyorsa...

Vardır elbet bir sebebi...

Günlerdir sancılı bir şekilde beklenilen ve sonunda doğumun gerçekleştiği İzmir CHP aday listesi adeta ortalığa bomba gibi düştü...

Büyükşehir adayı Cemil Tugay'ın dışında adeta kimse listeden memnun değildi...

Birileri ''Değişim''i desteklemenin ödülünü aldı diyor, birileri de ''hoppala''...

Anlayacağınız CHP için yıllardır söylenen ''kazan kaynıyor'' sözcüğü önceki gün itibariyle ''kazanın fokurdadığına'' işaret ediyor...

Şimdi size bir soru:

Ak Parti'de böyle bir ''kaynayan kazan'' olsaydı, sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tepkisi ne olurdu?

Ya da...

Sayın Erdoğan bu kazanın kaynamasına müsaade eder miydi?

Kazan kaynadı diyelim, Tayyip Erdoğan ''ateşi tez zamanda söndürür, kazanı da sokağa'' atmaz mıydı?

Ne acıdır ki, Atatürk'ün partisi CHP'de bugün her kafadan bir ses çıkıyor ve parti disiplini diye hiç bir şey kalmadı...

Siyaseti millet için değil, kendisi için yapanlara, yapmak isteyenlere ''yuh'' olsun...