Zaten biliyordum, ama bir kez daha anlamıştım yurdum insanının bayrak sevgisini, aşkını... 29 Ekim'in üzerinden biraz daha geçsin, biraz daha bekleyeyim ''öyle yorumlayım'' dedim...

Malumunuz bu yıl Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladık...

Aynı bir zamanlar yılbaşı için de 2000'e girdiğimizde ''milenyum'' dediğimiz gibi, ''100. yıl'' teması da ağırlık kazandı tüm ülkede...

Haftalar öncesinden bayraklar asıldı, başta büyük şehirler olmak üzere tüm yurtta her yer adeta bayramlıklarını'' giydi, süslendi...

Cumhuriyetimize yakışan çok ama çok güzel kutlamalar yaşadık ulusça... Göğsümüz kabardı, gözlerimiz yaşlandı...

Ben burada başka bir konuya da dikkat çekmek istiyorum...

Önceki yıllarda yine Cumhuriyet bayramlarımızda tüm ülkemiz bayraklarla süslenir, bu milli bayramımızı coşkuyla kutlar, daha sonra da bayraklarımızı evimizin en güzel yerinde muhafaza ederdik...

Bu bayram, bu Cumhuriyet Bayramında...

Bugün ayın 4'ü olmasına rağmen hala ay yıldızlı bayrağımız evlerin, işyerlerinin her türlü binalarımızın üzerinde sanki ''Yaşasın Cumhuriyet'' dercesine dalgalanıyor...

Çıkarmadı bayraklarını bu ülkenin insanları...

Çok da güzel yaptı, yapıyor da...

Sanki;

Yedi düvel'in gözüne sokarcasına, ''vatan sevgisinin, bayrak aşkının'' ne demek olduğunu görsünler dercesine...

Vatanına, şehidine, gazisine nasıl sahip çıktığını bazı örgütlerin ve bazı devletlerin yüzüne haykırırcasına...

Ata'nın ebedi istirahatgahının yani Anıtkabir yetkililerinin açıklamasına göre bu yıl, Büyük Önder'i ziyaret edenlerin sayısı katlanarak arttı...

Şöyle bir toparlamam gerekirse;

Dünya var oldukça...

''Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.''