Soma faciasında flaş gelişme

Soma'da 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 45 sanıklı davaya bakan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi eksiklikler nedeniyle reddetti

Soma faciasında flaş gelişme
25 Kasım 2014 Salı 10:29

Manisa Baro Başkanı Zeynel Balkız, 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma'daki maden faciasıyla ilgili Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamenin 4 temel gerekçeyle (suçtan mağdur olanların tamamının ifadelerinin alınmaması, suçun şahsiliği prensibinin ihlali, sanıklara yaralılardan dolayı atfedilen suçun tam örtüşmemesi, delillerin tam toplanmaması) Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildiğini söyledi.

Balkız, Manisa Barosu'nda düzenlediği basın toplantısında, Soma'daki maden faciasıyla ilgili hazırlanan iddianamenin Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına iade edildiğini bugün öğrendiklerini, davanın sonuna kadar insan haklarına, adil yargılama ilkelerine uygun olarak yapılması, yargılama işleminin tamamlanması için çaba gösterdiklerini belirtti.

Hazırlanan fezleke ve iddianameyi gördükten sonra yaptıkları uyarılar ve eleştirilerin Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da değerlendirilerek uygun bulunduğunu dile getiren Balkız, "Bu iddianame 4 temel gerekçeyle iade edilmiştir. İddianame, Ceza Muhakemesi Kanununun iddianamenin düzenlenmesiyle ilgili 170 ve devamındaki maddelere aykırı ve eksik unsurlar içermektedir" dedi.

Bir iddianamenin düzenlenebilmesi için öncelikle mağdurların, suçtan zarar görenlerin ve şikayetçilerin tamamının ifadesinin ve şikayet nedenlerinin alınmasının gerektiğini anlatan Balkız, iddianamede ise 216 müştekinin ifadesinin olduğunu, 301 maden şehidinin yakınlarının, eşlerinin, çocuklarının ve şikayetçilerinin bir kısmının ifadelerinin alınmamış olmasının eksiklik olduğunu ifade etti.

Suçların şahsiliği prensibinin olduğunu, suçu işleyen kişinin cezalandırılması gerektiğini kaydeden Balkız, şöyle konuştu:

"Suç ile suçu işleyen zanlı, şüpheli arasında doğrudan illiyet bağının kurulması ve o kişinin de hangi suçtan hangi gerekçe ile suçlandığını bilmesi gerekir ki adil yargılama içerisinde kendisine atfedilen suça karşı savunmasını yapabilsin. Nitekim iddianamenin iadesiyle ilgili olan Ağır Ceza Mahkemesinin kararında bu husus vurgulanmış ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin adil yargılamayla ilgili ilkeleri de belirtilmek suretiyle burada kategorize edilen 3 grup suçlunun bu şekilde değerlendirilemeyeceği açıklanmıştır. Şirketin 1. derecedeki yöneticileri önce 25 yıl cezayı gerektiren bir suçlamayla 'olası kast' ile suçlanıyorlar. Ondan sonraki alt derecedeki şirket çalışanları ve yöneticileri, maden içerisinde çalışan yöneticilerinden 8 kişi 'bilinçli taksir' suçuyla suçlanıyorlar. Daha sonra gelen 29 kişi de 'kusurlarıyla ölüme neden olma' gerekçesiyle suçlanıyorlar. Burada suçun şahsiliği prensibi ihlal edilmiştir. Yani Ağır Ceza Mahkemesi diyor ki 'Her bir ferdin hangi suçu işlediği, hangi gerekçeyle suçlandığı ve bunun açık ve seçik delillerinin ortaya konulması lazım' ki o kişi adil bir savunma yapabilsin."

İddianamenin reddedilmesinin diğer bir gerekçesinin de, "sanıklara yaralılardan dolayı atfedilen suçun tam örtüşmemesi" olduğunu belirten Balkız, dördüncü sebebin de "delillerin tam toplanmaması" olduğunu bildirdi.

Maden ocağındaki sabit gaz ölçüm aletlerinin, cihazlarının incelenmesi, rapor tanzim edilmesi için TÜBİTAK'a gönderildiğini, Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu incelemenin 1,5-2 ay süreceği bilgisini aldıktan ve bu raporu beklemeden iddianameyi hazırladığını belirten Balkız, "TÜBİTAK'ın gaz ölçüm aletleriyle ilgili delil dosyaya konulmadan davanın açılmış olduğu ve bunun da iddianameyi düzenleyen CMK maddelerine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesi bu iddianameyi iade etti" ifadelerini kullandı.

 
"İadesinden memnuniyet duyduk"

Balkız, şöyle devam etti:

"Ülkemizin en büyük maden kazasında, bu davanın hem şehitlerimizin yakınları hem yaralılar bakımından hem de suça konu şüpheliler bakımından adil bir yargılamanın olmasını ve Türkiye'ye, dünyaya örnek bir karar çıkmasını arzu ediyoruz, istiyoruz. Bu bakımdan hiçbir usulü eksiklik ve hiçbir delil ihmal edilmeden ama sorumlular gerçekten araştırılarak, tespit edilerek bu yargılamanın yapılması noktasında baştan beri ısrarla takipçi oluyoruz. Geldiğimiz noktada bu iddianamenin iadesinden memnuniyet duyduk. Çünkü burada Cumhuriyet Başsavcılığının yapması gereken pek çok araştırma ve inceleme Ağır Ceza Mahkemesi'ne bırakılmıştı. Halbuki iddianamenin düzenlenmesinden evvel bu delillerin toplanması lazım ve toplanma imkanı da vardır. Savcılarımız bir toptancılığa gitmişler. Toptancılık içerisinde suçluları kategorize ederek belli suçlar ve belli cezalar öngörmüşler. Bu önemli bir eksikliktir. Biz hiç kimsenin sorgulanamaz olmadığını, herkesin sorgulanabileceğini ve herkesin adil yargılama ilkesine göre ceza mahkemesi karşısında hesap verebileceğini düşünüyoruz. Olayın bundan sonra da takipçisiyiz. Bu eksiklikler giderilerek gerçek suçluların işledikleri gerçek suçlarla ve gerekçeleriyle tekrar mahkeme önüne getirilmelerini bekliyoruz."

 
"Yeni iddianame aralık ayını aşabilir"

Ağır Ceza Mahkemesi'nin vermiş olduğu bu kararın "itiraza tabi bir karar" olduğuna dikkati çeken Balkız, Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu karara itiraz edebileceğini, aynı iddianameyi küçük değişikliklerle gönderebileceğini ifade etti.

TÜBİTAK raporunun gelmesiyle birlikte aralık sonuna doğru yeni bir iddianamenin düzenlenebileceğini, iddianamedeki 216 müşteki sayısının 300-400 kişiyi bulabileceğini, bunun da şikayete bağlı olarak ciddi bir zaman araştırması gerektirebileceğini vurgulayan Balkız, böyle bir durumda iddianame hazırlığının aralık ayını da aşacağını kaydetti.

Balkız, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ortada bir suç var. O suçla ilgili kim suçlanacak problem orada. 301 şehidin ölümüne sebep olan suç, kabahat veya ihmalin müsebbipleri kimlerdir, Ahmet midir, Mehmet midir, bunların dereceleri nedir, bunların şirket içerisindeki görevleri nedir, maden içindeki sorumlulukları nedir? Asıl, Ağır Ceza Mahkemesi'nin iade sebebi bu. Bunlar 'madenin içerisinde, altında çalışıyorlar ama hangi görevle hangi sorumlulukla. Orada çalışırken hangi görevini ihmal ettiği kişi bazında açık ve net sıralanmamış' diyor. Mevcut iddianame 100 sayfaydı. Böyle bir iddianamenin 200-250 sayfayı bulması bekleniyor."

İddianame

Soma'da 13 Mayıs 2014'de Eynez Karanlıkdere mevkisindeki kömür işletmesinde meydana gelen faciasıyla ilgili Soma Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan fezleke Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nca iddianameye çevrilerek Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmişti.

Maden ocağındaki hayatını kaybeden 301 işçinin "maktül", hayatını kaybeden işçilerin birinci derece yakın akrabalarından oluşan 214 kişinin müşteki, dumandan etkilenen 161 işçinin ise mağdur müşteki olarak yer aldığı iddianamede, 8'i tutuklu, 37'si tutuksuz 45 şüpheli hakkında dava açılması talep edilmişti.

İddianamede, tutuklu şüphelilerin 301 kez 20 ile 25 yıl, 161 kez de 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezalandırılmaları, tutuksuz şüphelilerin ise 2 ile 20 yıl arası hapisle cezalandırılması istenmişti.

İddianamede ayrıca, bilirkişi raporuna göre kusurlu bulundukları belirtilen ve soruşturma açılması izne tabi olan kamu görevlileri hakkında da soruşturulma yürütüldüğü bildirilmişti.

Kaynak: AA
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.