Halka daha yakın olabilmek adına...

Vatandaşın ne çektiğini anlayabilmek uğruna...

Seviyorum toplu taşıma araçlarını kullanmayı...

Ama, bu günlerde değil...

Diyeceksiniz ki, neden bu günlerde değil?

Çünkü sinir sistemlerim alt-üst oluyor...

Bana yapılmasa da, başkasına yapılanı ben üzerime alınıyorum...

Daha önceleri sadece erkek şoförler çalışırdı ESHOT'un otobüslerinde...

Genellikle beyefendi'ydi onlar...

Gencine yaşlısına, erkeğine kadınına nasıl davranacaklarını bilirlerdi...

Saygılıydılar...

Asla terbiyesizlik, küstahlık, hadbilmezlik, efelenme yapmazlardı... Çünkü onlar kamu görevi yaptıklarının bilinci içindeydiler...

Şimdiki şoförler mi?

Onlar babalarının arabası zannediyorlar Belediye otobüslerini...

Adeta vatandaşa ''seni istersem bindiririm, istersem bindirmem. İn aşağı'' diyecek cesareti buluyorlar kendilerinde...

Hatta çoğu da ''teak-wando'cu, karate'ci, judo'cu'' zannediyor kendisini...

Hatta ve hatta ''vatandaşla güreş tutan''ları bile var aralarında...

İşte bunun için ben ''nerede o eski şoförler'' diyenlerdenim...

Gelelim bugünlere...

Sağolsun İzmir Büyükşehir Belediyesi, bayan şoförlere de iş imkanı sağladı ve onlara da otobüsleri teslim etti...

Ben bir sevindim, bir sevindim sormayın...

Çünkü önceleri erkek şoförlere ''kolay gelsin'' dediğimde, sadece 10 tanesinden 3 tanesi ''sağol'' derdi...

Bunlar bayan ya, dedim kendi kendime, herhalde daha saygılı olurlar...

İlk günler gerçekten öyleydi...

''Kolay gelsin dediğimde 10'da 10'', ''sağol''-''teşekkürler'' sözcüklerini duymaya başlamıştım...

Ama bir süre sonra sanki benim ''nazarım değdi'', bizim hanım kızlarımızın kulaklarında kulaklık, ''vur patlasın, çal oynasın'' müzik dinliyorlar...

Ne ''kolay gelsin''i duyuyorlar, ne de nezaketen söylenen sözleri...

Tabii aradaki telefonla konuşmalarını saymıyorum...

Gelelim esas mevzuyaaa;

Geçtiğimiz günlerde araba müsait olmasına rağmen, bayan şoförümüz son 5 duraktan hiç bir yolcuyu otobüse almadı. İnenler için durak harici durdu ve otobüs yarı yarıya boş indi Mezarlıkbaşı'na...

Bu arada durak harici durduğunda bir kişiyi almış, ben görmedim...

Mezarlıkbaşı'nda otobüsten yolcuların çoğu indiğinde, orta yaşlı bir adam bayan şoföre yaklaştı ve şunları söyledi:

- Niçin okula gitmek için bekleyen çocukları, işe gitmek için bekleyen yolcuları almadın da, bu arkadaşı otobüse aldın?

Bayan şoförde bir hiddetlenme, bir celallenme sormayın gitsin. Adeta bayan şoförün içinden maganda bir erkek şoför çıktı...

-Sana mı soracağım kimi alacağımı. Bu adam otobüs şoförü tabii alacağım...

O arada iki tane de zabıta memuru geldi yanlarına...

Neredeyse adamı karga-tulumba 2 zabıta memuru, şoför diye alınan adam ve bizim bayan şoför aşağı atacaklar...

Neyse araya girdik, ''işimiz var kardeşim, hadi yürü'' dedik de, hem adamı dövülmekten kurtardık hem de yolumuza devam edebildik...

Bu arada bayan şoförün ''şoför diye aldığı adam'', ön tarafta oturanların ifadesine göre, meslektaşı bayan şoföre şunları söylemiş:

''İzmir'de 15 milyon eşek var, hangisi ile uğraşalım''

Aynı durakta indiğimiz orta yaşlardaki adamın ifadesi bu...

Ben bunu duyduktan sonra adeta kan beynime çıktı...

-Abicim ne söylemiyorsun otobüste iken... Gösterelim ona eşeğin kim olduğunu... Otobüs gitmiş,  şimdi söylüyorsun...

Adam hafif tebessüm ederek şunları söyledi:

-Bunlar çete kardeşim, sen bununla kavga edersin, önden arkadan gelen bütün belediye otobüs şoförlerini üzerinde bulursun...

Lütfen İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yetkilileri, eğitin bay ve bayan şoförlerinizi...

Son söz:

Nebahat'a şoförlük yakışıyordu, onun için O'na ''Şoför Nebahat'' diyorduk ve O'nu çok sevmiştik...

Ama böyle davranan Belediye'nin bayan şoförlerine, ne şoförlük ne de Nebahat'lık yakışıyor...