İzmir'in acil ihtiyacı marka kent olmak

EGE KOOP Genel Başkanı Hüseyin Aslan, göçün olumsuzluk yarattığı İzmir'in ancak 'İzmir Sağlık Serbest Bölgesi' projesi ile birlikte kent kimliği kazanacağını ve sağlık alanında marka şehir olabileceğini söyledi

İzmir'in acil ihtiyacı marka kent olmak
27 Nisan 2012 Cuma 15:01

İskender Dörtoluklar- EGE-KOOP tarafından düzenlenen 'Göç ve İzmir Kimliği'  konulu 68. Eğitim, Kültür ve Sanat etkinliği düzenlendi. Etkinlikte konuşan EGE KOOP Genel Başkanı Hüseyin Aslan, göçün İzmir'e yansıyan olumsuzluklarının altını çizerek, "İzmir'in acil ihtiyacı 'kent kimliği' kazanmak ve markalaşarak' marka kent' olmaktır" dedi.

İzmir'i marka kent yapmanın temel koşullarını sıralayan Aslan, "Ortaya bir vizyon koymak, ortak akılı devreye sokmak, profesyonel kadrolarla çalışmak ve medyayı, yerel yönetimleri, sivil toplum örgütlerini, üniversiteleri, meslek odalarını, gönüllü kuruluşları aynı hedefe yönelik bir ortak paydada toplayıp sinerji yaratmaktır. Dünya Sağlık Kenti teması altında EGE KOOP'un ürettiği 'İzmir Sağlık Serbest Bölgesi' projesi ile birlikte İzmir'in kent kimliği kazanması ve sağlık alanında marka şehir yapılması için en önemli fırsattır" açıklamasında bulundu.
Göçün İzmir'e getirdiği olumsuz sürecin altını çizen Aslan, çözümün EGE- KOOP'un projelendirdiği modern ve sağlıklı kentlerdeki ortak yaşamın, gettolaşmanın önüne set çekeceğini, hemşehrilik duygusunun yerini yuttaşlık bilincinin almasıyla sağlanabileceğini vurguladı.

'İzmir'e sahip çıkan yok'

Panele başkanlık yapan Eski  İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve EGE-KOOP Onursal Başkanı Dr. Burhan Özfatura, İzmir'de göçle meydana gelen çarpık yapılaşmanın şehre sahip çıkılmamasından kaynaklandığını savunarak,  "Benim bulunduğum iki parti olmak üzere iktidarlar 1960 sonrası dönemde ülkeyi çarpık yapılanmaya kurban etmişlerdir. Bu yüzden üst yapı yapılmış durumda iken alt yapıyı oluşturacağım diye belediye başkanları helak olmuşlar ve suçlanmışlardır. İzmir,  iç göçün işgali altında kimliğini kaybetmiştir. İzmir, aşure gibi bir şehir olmuştur.  Yerleşim politikaları olmayışı kapitalizmde olduğu gibi 'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' anlayışı sürmektedir. 1990'lı yıllarda  Dalkavukluk ve yağmayı devlet serbest bıraktı. Gecekonduları sade bir vatandaş yapamaz, mafyaya bağlıdır. Seyyar satıcılık da bu şekilde işler. Devlet zaaf göstermiştir. Politik amaçlar, tavizler ve oy avcılığı ile sürecin işlemesine göz yumulmuştur.  İzmir'in kimliği yok, İzmir'i benimsemek yok. Yargı  kullanılarak önü kesilen İzmir gibi bir il de yok. STK'lar, odalar nerede? Medya bile gitti. Gerekçe, İzmir'de istikbal görünmüyor" şeklinde konuştu.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.