Giritli ile çok uğraşıyorlar!


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

18 Ekim 2020, 08:51

Önceki yazımda ‘Cesur Yürek’ olarak adlandırdığım Girit kökenli Zafer Güzelkasap’tan söz etmiş, katıldığım görüşlerini paylaşmıştım.

Zafer Gözelkasap ile birlikte, ‘Böyle gelenin, artık böyle gitmeyeceğini hep birlikte haykırıp, hep birlikte el ele vererek güç birliği yaparak başaracağız…’ ana fikrinde de anlaşmıştık.

Yazımda ufak ama önemli bir hata da yapmıştım.

Önce bunu düzelteyim:

Kendisinden söz ederken, ‘Eşrefpaşa Giritliler Derneği çalışanı’ olarak yazmıştım.

Doğrusu ise;

‘Eşrefpaşa Giritliler Derneği kurucusu’ olarak düzeltip, okuyucularımdan ve kendisinden özür dilerim.

Nedensek bizler, ‘Evet’ ya da ‘hayır’ sözcüklerini bilmediğimiz gibi yerinde kullanmıyoruz.

Aynı şekilde, ‘gülümseme’ ile ‘özür dilemeyi’ de kendimizden uzak tutuyoruz.

Bir iki örnek

Belki okuyucularım arasında, İzmir’in ünlü isimlerinden, ya da bir zamanlar İzmir’e önemli katkı sağlamış olan Nedret Utku gibi düşünenler vardır.

Nedret Utku’nun hem annesi hem de babası Girit eşrafından…

Kendisine önerim Zafer Güzelkasap’a (0 535 739 42 27) nolu telefondan ulaşabileceği…

Tabii ki herkes benimle aynı fikirde değil…

Örneğin Alparslan Ege şöyle diyor:

‘Balkandan gelenler gibi kurdukları dernekler de renkli.

Fazla sayıda olmaları bence sakıncalı değil aksine faydalı olabilir.

Ancak, bu derneklerin kuruluş ve kullanılış amaçları bu faydayı zarara dönüştürüyor.

Birilerinin bunun farkına varması, çözüm yolunda atılan ilk adımlar olarak görüyorum.’

Demek ki, tartışma başladı…

Bu da güzel bir hareket…

Umarım herkese daha doğrusu insanlarımıza ve memleketimize hayırlı olur.

Artık ‘Kral çıplak’ demenin zamanı geldi...

Eşrefpaşa ve Bornova’dan örnekler

Anladığım kadarıyla Zafer Güzelkasap Eşrefpaşalı…

Eşrefpaşa’da da Bornova ve Buca gibi çok göçmen bulunuyor.

Çocukluğumdan anımsıyorum;

Eşrefpaşa Camisi’nin bitişiğinde Akın Pastanesi vardı.

Sonra burası ‘Dede’ oldu..

Hemen bitişiğinde TEKEL  bayii Yalçın ağabey vardı.

Onun yanında da Manav Ali…

Beştepeler’den…

Giritli idi…

Onu kızdırırlar ve Girit lehçesi ile söylenmesini keyifle izlerlerdi.

Aklıma 60 yıl öncesi geldi.

Bu kez Bornova’dan bir örnek vereyim…

Ahmet Cun Bornova’da önemli bir isimdir.

Mali Müşavir olan Ahmet Cun, Girit’e gitti sanıyorum Kandiye’deki akrabalarını buldu.

Hâlâ gidip geliyorlar…

Örnek çok…

Bu arada kendimden bir örnek vereyim:

Girit’e, çok iyi konuşan İzmir’in ilk balatacılarından Mehmet Gülperçin ve sevgili eşi Gülten Gülperçin ile gittik…

Orada şunu gördüm:

Yunan Hükümeti ve devleti konuşmayı  yani Kırtikoz’cayı önleyemeyince yani Bizim Giritlilerin konuştukları lehçeyi ve dili unutturmak için her türlü çabayı göstermişler ve gösteriyorlar…

Çünkü Giritliler ister Türk olsun, isterse başka uyruktan kesinlikle tarihlerinde ‘Yunanlıyım’ dememişlerdir.

İşte bunu önlemek için Yunan Devleti yıllardır her türlü çabayı gösteriyor.

Şimdi Güncel’e geleyim:

29 Ekim’de toplu ulaşım 1 kuruş

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Ekim ayı son birleşiminde, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerine yurttaşların katılımının kolaylaştırılması amacıyla, toplu taşımanın 1 kuruş olması yönünde karar alındı.

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Ekim ayı son oturumu Kültürpark 1 Nolu holde gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Özuslu tarafından yönetilen birleşimde, toplu taşımaya yönelik karar alındı.

Belediye meclisinde, Cumhuriyet'in kuruluşunun 97. yılının kutlanacağı 29 Ekim'de, toplu taşıma araçlarının 1 kuruş olması için Başkanlıkça gündeme eklenen önerge, oy birliğiyle kabul edildi.

Yurttaşların 29 Ekim'deki törenlere katılımını kolaylaştırmak için alınan karara göre, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda mevcut sistemdeki aktarma kuralları geçerli olmak üzere biniş bedelinin 1 kuruş, aktarmaların ise ücretsiz olmasına karar verildi.

Bilet 35 tarifesinde ise aktarma hakkı uygulanmaksızın her binişten 1 kontör alınacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi 9 ilçeye otobüs hibe etti

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye'nin dört bir yanından gelen toplu taşıma talebine kayıtsız kalmadı.

Büyükşehir Belediyesi, siyasi parti farkı gözetmeden 9 farklı ilçe belediyesine otobüs hibe etti. Araçlar, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Ekim ayı son oturumu öncesi Kültürpark’ta düzenlenen törenle belediye başkanlarına teslim edildi.

Belediye, Malatya'nın Arapgir'li ile Arguvan, Balıkesir'in Edremit, Kahramanmaraş'ın Nurhak, Tunceli'nin Ovacık ve Pertek, Giresun'un Piraziz, Kütahya'nın Simav ve Konya'nın Tuzlukçu ilçelerine birer otobüs hibe etti.

Tuzlukçu Belediyesi’ne özel tasarım

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Tuzlukçu Belediyesi’ne hibe ettiği aracı, kütüphane ve kreşe dönüştürdü. Tuzlukçu Belediye Başkanı Nurettin Akbuğa, ilçenin 15 mahallesi bulunduğunu söyledi. Akbuğa, “Mahalleye dönüşen yerlerde okuma oranları oldukça düşük. Yaptığımız araştırmalarda çocukların kreş eğitimi de alamadıklarını belirledik. 15 mahalleye 15 kütüphane açma şansımız yok. Onların hepsine öğretmen gönderme şansımız yok. O nedenle bir araçla hem kreş hem kütüphane görevi üstlenecek bu araç sayesinde, sorunu çözüme kavuşturmayı planladık. Çocuklarımızın özlemlerini gidermek, onları okuyan bir nesil haline getirmek istedik. Bu gerçekten bizim için çok önemliydi. Tunç başkana ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Bu projenin tüm belediye &oum l;rnek olmasını diliyorum” diye konuştu. Törende, Özuslu ve siyasi partilerin grup başkan vekilleri, belediye başkanlarına araçların anahtarlarını teslim etti.

Başkan Soyer Acil çözüm ekipleriyle sahada

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, mahallelerin ihtiyaçlarına kısa sürede cevap verebilmek için oluşturduğu Acil Çözüm ekipleri ile Buca ve Konak’a giderek 15 gündür devam eden çalışmaları yerinde inceledi.

Muhtarlar mahallelerindeki sorunların ilk kez bu kadar hızlı çözüldüğünü vurguladı. Bölge sakinleri ise Başkan Soyer’e teşekkür etti.

Demek ki istenirse oluyormuş;

Bu konuda bir iki söz etmek istiyorum:

Birincisi; Sorumlu Müdür değil, doğrudan Belediye Başkanı vakit yaratıp, örnek olarak verdiğim gibi Belediye Başkanı aniden hiç beklenmedik bir anda çalışma alanına gidip kendi gözleriyle çalışmayı izlemelidir.

Çalışmalar beklenen değil, beklenenin üzerinde gidiyorsa ödül yoluna gidilerek, çalışan ile çalışmayan arasındaki fark ortaya konulmalıdır.

Yani ödüllendirilmelidir.

Biri çalışıp 10’u izliyor ve vakit geçiriyorlarsa bunlar için de gereken yapılmalıdır.

Tabii ki sözde değil, gerçekte…

Performansın önemi böylece ortaya çıkar.

İkincisi;

Bir ya da iki mahalle veya iki nokta değil, tüm il için aynı anda benzer ekipler anında müdahale ile gönüllerde taht kurmalılar.

Şikâyet geldiği an, motorsikletli ekip olaya müdahale etmeli, ihbarı yapana teşekkür armağanı verilip, hemen ne gerekiyorsa o işi yapacak ekibi göndermeli ve bugünün işi bir gün sonraya kesinlikle bırakılmamalıdır.

Tabii ki bu arada, ‘Bu Büyükşehir’in işi’ ya da ‘Bu yerel belediyenin işi!’ diye sorun iki belediye arasında birbirlerinin sorumluluğuna atılmamalıdır.

Bir örnek vereyim:

Konak Belediye Meclisi üyesi ‘kıdemli CHP’li’ Av. Nimet Haytabay anlatmıştı:

‘Yıllar önce Basmane 9 Eylül Meydanı’nda, yani belediye binasının hemen önünde bir çukur açılmıştı. Kendisi küçük ama şikayet büyüktü. Binlerce araç sürücüsü ‘Bu nedir?’ diye şikayet üzerine şikayette bulunuyordu.

Görevliler ‘Evet efendim, haklısınız!’ diyorlardı.

O kadar!

Bizim yetkililerimize söyledim, ‘Bizim işimiz değil!’ dediler…

Büyükşehir yetkililerine sordum; ‘Programda yok!’ dediler..

Yani bir küreklik harç ile doldurulacak çukura kimse sahip çıkmıyordu.

Sonunda bir müteahhit arkadaşımdan rica ettim, sorun beş dakikada çözüldü…’

Karayolları ‘Karayolları’ iken Bölge Müdürü ile konuşurken şöyle demişti:

‘Kilometrelerce güvenli bir şekilde aracınla gidersin, ama bilmem kaçıncı kilometrede bir küçük çukur oluşmuştur. Farkında olmadan buradan geçersen keyfin kaçar ve bizim kulaklarımızı çınlatırsın…’

Yani hayatın gerçeği budur…

Örnekleri çok…

Umarım; bu önemli girişim yarıda kalmaz, ilk günkü heyecan ve işlemini kaybetmez.

Bir küçük örnek daha vereyim;

Bornova Küçükpark yakınındaki ‘Yeni Cami’ mahalle sakinleri tarafından ünlüdür.

Caminin de o zamanlar, henüz emekli olmamış Aydın Atatürkçü İmamı Mehmet Bey, caminin hemen yanındaki yolun ortasındaki rögar kapağının binlerce araç geçişinde yapıl özelliğini kaybettiğini ve bu nedenle her araç geçişinde büyük gürültü yaptığını ve ekonomik kayba sebep olduğunu söylemiş, kimseye derdini anlatamadığından yakınmıştı.

Belediyeye gittim, yetkilileri buldum, ‘Sinek küçük ama mide bulandırıyor’ dedim.

Çevrede yaşlıların, hastaların da bulunduğunu isim isim söyledim..,

Ne mi oldu?

Hiç…

Sonra sokak sakinleri ve yakındaki esnaf sorunu çözdü…

Yani işi bu olanlar, bu nedenle maaş alanlar ortalıkta yoktu…

Her zaman olduğu gibi bunların lafı şudur:

‘Ne kadar ekmek, o kadar köfte!’

Ama o ekmeği de köfteyi de bulamayan milyonlarca insanımız var,

Ya da işi hafife alıyor, küçümsüyorlar…

Benim de önem verdiğim bir cümle var:

‘Küçük ama etkili..’

Şimdi buna örnek ‘Covid 19’

Tamamını ölçen belki bir gram ancak gelirler ama dünyayı titretiyorlar…

Bunlar küçük mikrop…

Bir de büyükleri var…

Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in kurup kısa zamanda yaşama geçirdiği ‘Acil çözüm ekiplerini’ takip etmek şartı ile bir kenara bırakalım…

İşte büyüklere yeni ve güncel bir örnek…

Neler yaşıyoruz?      

Ben tanıyorum…

Benim gibi birçok İzmirli mutlaka tanıyor ya da ismini biliyordur…

Karşıyaka Yelken Kulubünün efsane yöneticilerinden Tahir Secder Akıncı, fecebook’da yaptığı açıklamada;

İki kişinin önünü kestiğini, kendisinden zorla para istediklerini, ‘yok!’ deyince de ‘Kredi kartını ver, çekelim!’ dediklerini belirtti.

Önemli iddiayı yılların gazetecisi Yusuf Çınar ortaya çıkardı ve ‘Çeşme’nin Sesi’nde yayınladı…

İki serseri

Karşıyaka Kaymakamı ile Karşıyaka Emniyet Müdürü’nün dikkatini konuya çekmek isteyen ‘Yelkenci’ Tahir Secder Akıncı olayı şöyle anlatıyor:

’60 yıldır yaşadığım İzmir’in en eski yerleşim biriminde bunlar yaşanıyor.

Akşam saat 19.45 cıvarında, mekanımız Cıbez’de yemekten sonra evime dönerken Tiyatro Sokak sonunda iki zibidi, şerefsiz para istedi. Kredi kartımı almak istedikleri sırada 3 harbi delikanlı Karşıyakalı olaya müdahil oldu.

İki serseriyi yere serdiler.

Sonra da beni evime kadar götürüp, sabaha kadar dışarıda bekleyeceklerimi ve huzur içinde olmamı söylediler.’

Teşekkür edecek

Secder Akıncı ‘Karşıyaka formalı’ üç gençle olayın sıcaklığında tanışamadığını ve kendileri ile görüşerek, belki de hayatını kurtardıkları için teşekkür edeceğini belirtiyor.

Bu arada yetkililere İzmirlilik ruhu ile şu duyuruyu da yapıyor:

‘Karşıyaka Çocuk Yuvası önündeki trafik çilesi her gün daha da büyüyor. Buna mutlaka çözüm bulunmalı…’

Düşünebiliyor musunuz?

Kendi can ve mal sorununu bile bir an için unutuyor ve toplumun sıkıntısını dile getiriyor, Tahir Secder Akıncı…

Merak edenlere belirteyim:

Yazıdan anlamışsınızdır, Secder Bey, yol kesen, haraç isteyen iki kişi için, ‘Karşıyakalı gençler yere serdiler!’ demişti…

Devamı için ise şu yorumu yaptı:

‘Olayın etkisi ve heyecanı ile evime girerken 112 Acil Servis’in sirenini duydum. Herhalde bu zibidilere gidiyordu…’

Bizden gitmişti

Bir süre önce yazmıştım:

Sözcü Gazetesi’nin Haber Ekspres’ten transfer ettiği Yazı İşleri Sorumlu Müdürlerinden Enver Kaya emekli olunca İzmir’e döndü…

Geçenlerde de Yusuf Çınar’ın Çeşme yolundaki kurmaya çalıştığı çiftliğinde konuk oldu…

‘İzmir’i nasıl buldun?’ diye sorduğumda ise söyle demişti:

‘Pandemi nedeniyle koronavirüs’ten korkup çekindiğim kadar izmir’de belli noktaları tutan ‘bir lira ver!’ diye önümü kesenlerden çekiniyorum. Bir değil çok sayıdalar.

Suriyeliler ise ayrı bir havada…

Sanki Kordondaki çimler onlar için özel olarak yapılmış.

Sahil kesimlerinde gezince gördüm, nasıl keyifle mangal keyfi yapıyorlar?’

Bu cümleler uzun konuşmanın özeti…

Herhalde yetkililer de biliyor ve görüyorlardır…

Belki de birçok kişi Secder Bey gibi ‘Param yok!’ demeyip, önünü kesenlerin istediklerini yerine getiriyorlardır…

Yakında birileri anket yaparsa sonucu öğreniriz…

KURDELA

‘Somutlaşmış hali!’

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, AKP Seferihisar İlçe Kadın Kolları başkanlık seçimi için Seferihisar İlçe Tarım Müdürlüğü binasının toplantı salonlarının tahsis edilmesine ve bu resmi kurumun giriş tabelasının üzerine AKP İlçe Teşkilatıymış gibi pankart asılmasına yönelik sert ifadeler kullandı.

Resmi bir kurumun, AKP Seferihisar İlçe Kadın Kolları başkanlık seçimine alet edilmesini “pervasızlığın zirvesi” olarak tanımlayan CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan; “bu kare parti devletinin somutlaşmış halidir, bundan daha iyi bir kare bulunamaz. Tahsisi talep eden, tahsise ve pankartın asılmasına onay veren kişiler her kimse, kanunlar, teamüller, devlet geleneği gibi kavramlara uzak olmalarının yanı sıra halkımıza karşı asgari nezaket ve saygı kurallarından da bihaberler” ifadelerini kullandı.

Kanun ne diyor?

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun “Tarafsızlık ve Devlete Bağlılık” başlıklı 7. Maddesi`ni hatırlatan CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan “Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar. Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası`na ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyeti`nin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler.” hükmüne açıkça aykırı olan bu davranışla ilgili olarak yasadan almadıkları bu gücü ve yetkiyi nereden/kimlerden alıyorlar?” diye sordu.

“NEPOTİZM YASALARI AŞAMAZ”

Seferihisar İlçe Tarım Müdürü Ali Özdemir’in eşinin önceki dönem AKP Kadın Kolları Başkanı olduğunu hatırlatan CHP`li Bakan konuyu pazartesi günü soru önergesiyle Meclis Gündemine de taşıyacağını belirterek, “Kamu kuruluşu ve bir siyasi parti arasında bitişik nizam şeklinde bir tutum kabul edilemez.  Sıfatlar, görevler ve makamlar her kim için olursa olsun, `Yeni Türkiye` adı altında `nepotizmi` kendi çıkarlarını parti devleti görüntüsü altında kullanamaz. Söz konusu personelin `tarafsızlık ve devlete bağlılık` ilkesi çerçevesinde görev yapması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.