Bu hafta 1. Lig'de çok zorlu karşılaşmalar vardı. Onlardan biri Bandırmaspor ile Göztepe arasında oynanan müsabakaydı.
Bandırmaspor'u takip edenler bilir. Bandırma17 Eylül Stadı'nın rüzgarı eksik olmaz. Maça genellikle etki eder. Yine böyle şartlar altında oynanacaktı karşılaşma. 
İlk 11'lere baktığımızda iki takımın benzer özellikleri vardı. 5'li defans ve ileri geri çok koşan kanatlar.
Karşılaşma başladığında oyun sisteminin öncelikle rakibi bozmaya yönelik olduğunu gördük. Çok koşuldu ve topun olduğu yerde sürekli kalabalıklaşıldı. Saha zemininin yeteri kadar güzel olmaması sebebiyle rakibi kaleye getirtmemek ön plana çıktı. Tüm bunlar teknik oynamayı imkansız hale getirdi. Merkezden kaleye yaklaşmak çok zordu. Tüm iş kanatlara düşecekti. O da başarılamadı. Çok az pozisyon gördük. Paslaşmalar desen o da hiç iyi değildi. Dolayısıyla sahada futboldan çok bir savaş vardı. Hücum değil savunmalar ön plana çıktı. Bu sebepten dolayı forvet oyuncuları tamamen etkisiz kaldı. Böyle maçlarda golcü yerine orta saha oyuncusunu sahaya sürmek daha akıllıca olur.
***
Bu tür mücadelelerde öne çıkan bir futbolcu olmaz. Ama 63. dakikada oyuna giren Romulo, 1 dakika sonra takımını öne geçiren golün asistini yapan isim oldu. 90+1'de de gol atan kişiydi. Takımının 2-0 galip gelmesini sağladı. Sahada yaklaşık 31 dakika kalıp, 1 gol atıp, 1 asist yapmak böylesine kısır geçen maçta büyük bir olaydır. Üstelik de takıma yeni transfer olmuşken.
Yalçın Kayan'a da değinmek gerekir. Taraftar sürekli eleştiriyordu. Ben her zaman buna karşıydım. Defansa yakın oynayıp, çok koştuğu için skora etki edemiyordu. Yanına Ahmed Ildız'ın konmasıyla rahatladı, defans yapmaktan biraz olsun kurtuldu ve daha çok ileriye çıkarak golleriyle tüm olumsuz algıları yok etti. 
***
Bu kadar savaşılan bir maçta ufacık temaslarda yere düşüp faul almaya çalışmalar ligin kalitesini ortaya çıkaran bir etken oldu. Ben her zaman rakibin üzerine el uzatılmasına karşı olmuşumdur. Ama elle müdahaleler tüm dünyada var. Ülkemizdeki kadar kolay yere düşülen ve faul verilen liglerin olacağını hiç düşünmüyorum. Böyle oynanan oyun yüzünden Avrupa'ya çıktığımızda rakiplerimiz karşısında çok güçsüz kalıyor ve kat kat daha güçsüz takımlara boyun eğiyoruz.

Manisa FK hafife almadı ve kazandı

Son 3 haftadır galibiyet yüzü görmeyen Manisa FK, sahasında Giresunspor'u konuk etti ve 2-0'lık galibiyetle haftayı kapattı. 
Ligin dibine demir atan Giresunspor, transfer yasaklısı olduğu için altyapı oyuncularıyla sahaya çıkıyordu. Geçen hafta lider Eyüpspor'la sahasında berabere kalmayı başararak herkesi şaşırttı. Ancak bu sefer işi çok daha zor olacaktı. Çünkü ...
Eyüpspor puan farkıyla lider olduğundan, sonuncu sıradaki takıma karşı rahat bir havada çıktı. Kazanabileceklerine inançları tam olduğundan karşılaşmaya tamamen konsantre olamadı. Manisa FK için mutlak galip gelmesi gereken bir karşılaşmaydı. Rakibinin geçen haftaki sürpriz beraberliği hafife alınmayacak bir takım olduğunu göstermişti. Yeni transferler vardı ve onlar da kendilerini göstermek isteyeceklerdi.
***
Öyle de oldu. Ev sahibi takım maça asıldı. Karşısında genç takım olduğuna bakmadı ve ellerinden geldiğince sertlik koydu. Tek kale bir maç oynadı. Gol atınca biraz rahatladı. 2. golden sonra da kazanacağına tamamen inanınca tempoyu yükseltme gereği duymadı.
Kolay geçen bu müsabaka için performans değerlendirmesi yapmak gereksiz olur. Aynı sıklette iki takım yoktu sahada. Aradaki fark büyüktü. 
***
Giresunsporlu oyuncuları biraz güçsüz buldum. Altay da gençlerle mücadele ediyor. Ama o gençler çok koşuyor, çok savaşıyor. Sert ve temaslı oynuyor. Bu da rakibinin oldukça zorlanmasına sebep veriyor. Yeşil beyazlılar bunu yapamıyor. Paslaşırken birbirlerine yeterince yaklaşmıyorlar. Uzakta kalınca top kayıpları çok oluyor. Bire birde de rakiplerine uzak duruyor ve rahat top almasına, rahat pas yapmasına neden oluyor. Böyle oynayarak maç kazanması da imkansız hale geliyor.
Kendi yarı alanında oynamasına rağmen, pozisyon bulduğu oldu, gol atmayı başaramadı. Ağları sarsmayı başarsa bile puan alması imkansız gibi bir şeydi. Öyle ya da böyle sahadan mağlubiyetle ayrılacaktı.
Atlamamak gerekir. Savaşan ve çok isteyen 1 kişi vardı sahada, o da Mert Kur. Geçen sezon 38 dakika da olsa Süper Lig’de 7 maçta oynamıştı. 1 asisti vardı. Çok az da olsa deneyimi var. Fakat hakeme fazlaca itirazda bulundu, gereksiz agresiflik yaptı.