Mobilyalar da 'home ofise' uyum sağladı

İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD) Başkanı Huriye Serter, aynı zamanda mobilya sektöründe yer alıyor. Serter, ofisle evin giderek iç içe geçtiği günümüzde ofis mobilyası, ev mobilyası ayrımının da kalkacağını söyledi. Serter, 'Kullanıcılar, bizim çalışma masamızı çok işlevsel olarak evde yemek masası yapabiliyorlar. Ofis mobilyaları sektörü hiçbir zaman ölmeyecek daha da tırmanarak gidecek' dedi

Mobilyalar da 'home ofise' uyum sağladı
26 Ağustos 2018 Pazar 11:13

Gamze Geçer- İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD) Başkanı Huriye Serter, aynı zamanda mobilya sektöründe yer alıyor. 'Ofis mobilyası satmamız için illa ofis olmasına gerek yok ama ofis mobilyası her zaman var olacak' diyen Serter, 'Zaten evle ofis o kadar iç içe girdi ki (home ofis) kullanıcılar, bizim çalışma masamızı çok işlevsel olarak evde yemek masası yapabiliyorlar. Ofis mobilyasını çok yönlü görüyoruz' dedi. Huriye Serter ile sektör değerlendirmesi ve 2. dönem İZİKAD başkanlığı projelerini konuştuk.

*Sizi tanıyalım, Huriye Serter kimdir?
Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Şan Bölümü mezunuyum. Eğitimini aldığım mesleğimi hiç yapmadım. 1995 yılından bu yana iş dünyasının içindeyim. Şu anda aynı zamanda Açık Öğretim Fakültesi Felsefe bölümünde okumaktayım. Uzun yıllardır Rotary Federasyonu, İZİKAD, Inner Wheel gibi pek çok sivil toplum kuruluşunda üyeliklerim ve yöneticiliklerim oldu. Ayrıca TEMA gönüllüsüyüm. Şubat 2016'da İZİKAD Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaya başladım. 2018 yılında tekrar seçildim. Ülkeme ve içinde yaşadığım topluma karşı sorumluluklarımı sivil toplum kuruluşlarında çalışarak yerine getirmeye çalışıyorum. Kadınlara, çocuklara ve gençlere dokunmak, onlarla birlikte aynı yolda yürüyebilmek ve sorunlarına çözüm üretebilmek çalışma alanlarımın arasında. Evliyim, 2 kızım ve 1 oğlum var.

*Firmanızda ne tür hizmetler veriyorsunuz?
Firmamızda iş yeri mobilyaları konusunda mimari çizimler, projelendirme, ahşap ve modüler sistem üretim ve satış hizmetleri vermekteyiz. Babamız Nurettin Serter tarafından aksesuvar ve küçük bir mobilya dükkânı olarak kurulan Serter Ticaret'ten eşim Bedri Serter'in Serter Büro Mobilya olarak geliştirip büyüterek devam ettirdiği aile şirketimizde yönetici olarak çalışmaktayım.

*Firmanızın hedeflerini sorsam?
Etik değerlere bağlı, müşterisi ve çalışanlarıyla birlikte büyük bir aile olan firmamız sürdürülebilirlik kapsamında bugün artık bizden bir sonraki 3. kuşağın da aramıza katılımıyla yenilikçilik ve yaratıcılık yolunda ilerlemeye devam edecektir. Firmamız için bundan sonraki hedefimiz yurt dışı fuarlarda ülkemizi temsil etmek, genç iş insanlarına yönelik daha fonksiyonel ve daha teknolojik ürünlerle gerek yurt dışında gerekse yurt içinde tutkuyla varlığımızı sürdürmektir.

*Mobilya sektöründe dikkat edilmesi gereken detaylar neler?
Öncelikle neye ihtiyacınız olduğu, ne kadar bütçe ayırdığınız önemli. Sonrasında bütçenize uygun olan en iyisini seçebilmelisiniz. Bunun için kullanılan materyal, ergonomik olması, sağlığa zararlı boyalar içermemesi gibi özellikler önem taşımaktadır. Günümüzde çalışan verimliliğini etkileyen unsurların arasında sağlık ve ergonominin rolü her geçen gün artmaktadır. Özellikle çalışma koltuklarında bu konu daha da önem kazanmaktadır. Hayatımızın ortalama 15 yılını oturarak geçiriyoruz. Bu nedenle omurga, boyun ve belimizi koruyacak bir oturma alışkanlığı çok önemli. İyi tasarlanmış ve vücudumuzu destekleyen çalışma koltukları sağlığımızı korur ve verimliliğimizi arttırmaya yardımcı olur.

*Sektörün durumunu değerlendirebilir misiniz?
İnsanlar bomboş oturuyor. AVM'lerde daha iyi görünüyordur, sadece geziyor insanlar, dükkânlar boş. Bugünden yarına ne olacağını bilmediğimiz bir düzende üretime de çok fazla yatırım yapmak istemiyorsunuz haliyle.
El işçiliği gerektiren kısımda özel şeyler isteyen müşterilerimiz var bizim. Öyle alıştırmışız, butik şeyler isteniyor. Dekorasyona yönelik mimarlarla çalışıyoruz, o tür üretim birimimiz var, daha seri üretimleri başka firmayla çalışıp onların üretimlerini satarak değerlendiriyoruz.
Ofis mobilyaları sektörü hiçbir zaman ölmeyecek daha da tırmanarak gidecek. Ofis mobilyaları sektörüne akıllı yatırım yapılırsa bu sektörün çok büyüyeceğine, gelecekte belki ev mobilyalarının önüne geçeceğine inanıyorum. Yeter ki iyi bir dünya düzeni olsun, tabii ki risklere alıştık, artık buralardan da güçlü çıkmasını öğrendik, çok krizler yaşadık atlattık. Krizleri fırsata çevirmemiz gerekiyor artık. Bizim şirkette artık ikinci nesil oğlumuz da bizimle birlikte işin içinde. Büyük bir kısmında patron o diyebilirim, biz eşimle birlikte farklı bir sektöre de yöneldik. Ben gençlere güveniyorum. Motive edilmek çok önemli. Rol model olmak güzel ancak motive edilirseniz rol model olabiliyorsunuz.

Ofis ve ev birleşti

*Gelecek şekillenirken kurumsal hayatın yerini evden çalışma alıyor. Peki siz bu gelecekte işinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?
Ofis mobilyası satmamız için illa ofis olmasına gerek yok ama ofis mobilyası her zaman var olacak. Zaten ofis dediğiniz şey evle o kadar iç içe girdi ki (home ofis) bizim çalışma masamızı çok işlevsel olarak evde yemek masası yapabiliyorlar. Ofis mobilyasını çok yönlü görüyoruz. Hulusi Kentmen'in filmlerinde kaldı lambiriler, ağır ahşap şeyler; yok öyle artık. Daha işlevsel, daha ergonomik, daha uzun süreler rahat bir şekilde oturabileceğiniz koltuklarlar var. Onu alıp TV karşısına koyun, TV seyredin, dönün arkanızı masanızda çalışın. O masa, ofis masası mı yemek masası mı kimsenin umurunda bile değil, bundan sonra hiç olmayacak. Bir düğmeye basacağız bir şey çıkacak, diğerine basacağız bilgisayarınız çıkacak ki şu an yapıyoruz. Çok fazla farklı istekle gelmiyorlar ama isteyen de var. Okuduğum bir yazıda anlatılıyordu, toplantı anındaki performansınızı değerlendirecek, puanlayacak bir masa üretmişler, o size not verecek. Bizim bunlara ayak uydurmamız lazım. Toplantıdan sonra belki de o şirketin CEO'su zayıf not alacak, bilgisayar karar verecek, kimin performansı güçlü kimin değil. Belki de en zayıf çalışanın performansını daha güçlü bularak en yüksek puanı verecek. Bu tür masalarda çalışmayı öğreneceğiz.
Biz aslına bakarsanız el yapımı olan ürünlerde, üretimde kendimiz yapıyoruz ama geleceğe yönelik yeni nesil işlevsel ürünleri farklı bir firmayla çalışıyoruz. O firmanın Ege Bölgesi ve İzmir temsilcisiyiz. Yeni çıkan iş kanunları çok fazla üretimin içinde olduğunuzda risk doğuruyor. Çünkü üretimi ne kadar büyütürseniz satışınızın da o kadar büyümesi gerekiyor. Yarınımızı, bugünden akşamı planlayamadığımız bu düzende bunları yapabilmek artık mesele olmaya başladı.

*Sizin derneğinizle diğerleri arasındaki farklardan bahseder misiniz?
Diğer dernekler için bir şey söyleyemem ama bizim derneğimiz yani İzmir İş Kadınları Derneği ayakları sağlam yere basan, çeşitli sektörlerdeki aktif iş kadınlarından oluşan ve takım ruhuyla çalışan bir dernek. Hepimiz de zamanımızı doğru kullanarak hem iş yaşamında hem de İZİKAD'da "İş'te Kadın Güçlü Kadın" sloganıyla kadına yönelik elimizi uzatabileceğimiz her yerde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İZİKAD 2008 yılında kuruldu, 10 yıl önceki şekliyle devam etmemeli, eğer ederse geriye sararız. O zamanki koşullarda çok güzel işler yapıldı. Bugüne çok güzel bir alt yapıyla geldi ama artık şimdi üstüne ne çıkabiliriz? Daha yenilikçi ne yapabiliriz? Daha esnek nasıl olabiliriz ki genç kuşakları aramıza dahil edelim? Daha düzgün bir kurumu nasıl bırakabiliriz benim derdim o. Tekrar seçilirsem arkadaşlarıma yeni ne söyleyebilirim dedim. Bir yıl boyunca inceledim, 13 komiteyi kaldırarak yuvarlak masa çalışma grupları oluşturduk. Orada belirli bir başkan ya da lider yok. Her masada dönüşümlü liderlik var, her masada 6 ay boyunca empati de yapabiliyor, o zaman insanlar birbirlerinin hallerinden anlıyor. 'Arkadaşıma yardımcı olayım, sıra bana da gelecek, ben masa lideri olduğumda aynı şeyi bana da yaparlar' diyerek daha demokratik ortam ve takım çalışmasına yönlendiriliyor. TÜSİAD, TÜRKONFED buna dönmüş. Komite yapısından vazgeçerek 5 çalışma grubu oluşturduk. Yönetim kurulumuz ve danışmanlarımız ile birlikte İZİKAD'ı daha ileriye, geleceğe nasıl taşırız diye düşünüyoruz.

TBMM'de 'temsili kadın' var

*İş kadınlarının daha fazla artması için neler yapılabilir?
İş kadınlarının daha fazla artması için en başta onlara güvenmemiz ve cesaretlendirmemiz gerekir. Elbette bu konuların devlet desteği ile güçlendirilmesi gerekir. Kendi işini yapmak isteyen kadınları gerek hibelerle gerekse manevi olarak daha çok desteklemek, başka işlerde çalışan kadınların yükselebilmelerinin ve yönetici pozisyonuna gelebilmelerinin önündeki engelleri kaldırabilmek, çalışan kadının en büyük problemi olan çocuğunu bırakabileceği yerleri çoğaltmak ve sosyal zekâları çok yüksek olan kadınların ne kadar başarılı olabileceklerini kabullenmek gerekir.

*Son zamanlarda kadın cinayetleri, tecavüzler çoğaldı size göre nasıl önlenir?
Kadın cinayetleri genelde göz göre göre geliyorum diyor. Öncesinde kadın çoğunlukla şiddet görüyor ve çok da ciddiye alınmıyor, karı koca arasına girilmez zihniyetiyle yaklaşılıyor. Kadın şikâyete gittiğinde kocandır barışın deniyor. Medyada kadın cinayetleri görünür değil. Okullarda, vaazlarda, haberlerde bu konu doğru bir şekilde işlenmeli, toplumsal eğitim ve caydırıcı yasalar bir an önce uygulanmalı. Anne ve babalar erkek çocuklarını kadın dostu olarak kız çocuklarını daha güçlü ve donanımlı olarak eğitmeli ve onlara doğru örnek olmalıdırlar.

*Kadınlar hayatın her yerinde ama TBMM'de ve hükümet bünyesinde kadınlar yeterince yer almıyor veya alamıyor bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Evet erkek egemen siyasi partiler, siyasal mekanizmalar kadını sistematik olarak dışladığı için orada olamıyorlar. Bunun bir nedeni erkeklerin kadınların siyasetten anlamayacağını düşünmeleri. Diğer bir nedeni ise onlara sadece annelik, ev işleri gibi başka roller biçmiş olmaları. Bu yüzden kadınlar, göstermelik kotalarla "kadın temsili" yerine, " temsili kadın" olarak TBMM'de bulunuyorlar.

*Üniversite'de müzik eğitimi almışsınız, müziğe olan ilginizi sürüyor mu?
Müzik benim hayatımın her yerinde var. Mobilya ve tasarım konusunda benim en etkilendiğim faktör müziktir. Oluşturduğum modeller benim sanat ruhumu yansıtır. Özel hayatımda dostlarımla birlikteyken, araba kullanırken, bulaşık yıkarken hep bir şeyler mırıldanırım, müzik benim için bir terapidir. Heyecanlı olduğumda, mutlu olduğumda duygularımı hep müzikle ifade ederim.

'Genç İZİKAD devam ediyor'

*Genç İZİKAD'a gelirsek son projeniz ne durumda?
Genç İZİKAD'ın altıncısını yaptık. Mülakatlarla üniversite son sınıf ya da yeni mezun çalışmayan genç kızlarımızı seçiyoruz. 20-25 kişilik genç kız grubuyla çalışarak onlara liderlik, girişimcilik, kişisel gelişim eğitimi, sosyal projeler yapıyoruz. Proje yazım eğitimi veriyoruz. KOSGEB hibe fonundan yararlandırıyoruz. Ardından proje boyunca bire bir mentörlük yapıyoruz, genç kızlarımıza en sonunda mayıs ayında bir proje yarışması yapıyoruz. Mentörüyle birlikte 6 ay boyunca üzerinde çalıştığı projeyi sunuyor. Bir jürimiz oluyor. 6-7 kişilik basından, iş dünyasının farklı işlerinden gelen jürimiz birinci, ikinci ve üçüncü seçiyorlar. Onlara ödül olarak yurt dışında staj imkânı sağlıyoruz. Bugüne kadar dil okuluna gönderiyorduk, bu yıl staj istediler. Gelecek dönemde yenisini yapacağız. Belki biraz revizeler olacak; çünkü 6 dönem önce başladığımızda o dönemin gençliğinin beklentileri farklıydı, 6 yılda çok kısa sürede çok şey değişti. Eğilimlerinin, ilgi alanlarının çok fazla değiştiğini gördük. Genç İZİKAD yoluna devam edecek ancak revizelerle.

*Gülenceleriniz nasıl ortaya çıktı?
Üniversite ve iş dünyası demişken yuvarlak masa toplantıları yapmak istiyoruz. 90 öğrenci 10 mentör olarak düşündük mayıs ayında gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. Her masaya iş dünyasından bir lider olacak şekilde iş kadını ya da iş adamı oturtarak beyin fırtınasıyla bir proje çıkarmasını isteyeceğiz belki de o masada oturan iş insanı uygulamaya geçirecek. 1 günlük bir program olacak
Fakat bunu kız ve erkek birlikte yapacağız. Kadını güçlendirmede erkeğin de rolünün olması gerektiğine inanıyoruz. Kadınların tek başına halledebilecekleri bir mesele değil. Sonuçta toplumda birlikte yaşıyoruz. Erkeklerin, kadının güçlenmesi yolunda aşama kaydetmeleri için çalışacağız. Erkek öğrenciler de olacak. Ayrıca genç kızlarımıza 2 yıldır burslar veriyoruz. Çok sayıda olmasa da bunun bir başlangıç olduğunu, çoğalacağını düşünüyorum. Onlara da fon yaratıyoruz. Bunlar bizim gülencelerimiz. Burs yararına bir kızı gülümsetin diye kendimiz yapıyoruz. Cumartesi öğleden sonramızı seramik atölyesinde geçirerek, yaptıklarımızı web sitemize de koyarak satıyoruz. Bir yere giderken 'Çiçek götürmek yerine Gülence Kızlar'dan götürmek ister misiniz? Alınan her Gülence Kız başka bir kızı gülümsetecek ve eğitim desteği sağlayacak.' diyoruz. Sivil toplum kuruluşlarında üyelerimizin ya da o kuruluşa üye olan kişilerin elini cebine attırmamaktan yanayım. Fon yaratılarak bir şeylerin yapılması gerektiğine inanıyorum. Sağ olsun bire bir burs veren, kendisi karşılayan arkadaşlarımız da var. Bundan sonra Gülence Kızlar'ımız bursiyer kızlarımızın yüzü olacak.

Genç kızlarımızı destekliyoruz

*Genç kızlara olan desteğiniz ortada. Biraz sizden duyalım bu destekleri?
Genç kızlarımızı önemsiyoruz. Onlarla zaman geçirmek hem bize hem onlara çok iyi geliyor. Hepsi çağdaş, ne yaptığını bilen, ayakları üzerinde duran, durmak isteyen kızlarımız. Onlarla birlikte farklı projeler de yapacağız. Opera ve senfoniye de gidiyoruz. Karşıyaka Belediyesi'nin desteği ile bir gece kamp yapmak için kalacağız. Tersine mentörlük yapacağız. Onlar bize anlatacak, biz dinleyeceğiz. Gelecek sene biraz daha değiştirip gençlerle yolumuza devam etmek istiyoruz. Genç kızlarla ilgili yapmak istediğimiz şeyler var. Bu saydıklarım kolay olan şeyler değil. Hepimiz aktif iş yaşamında olan kişileriz. Ben insanların bir parasını bir de zamanını istemekten hep çekinirim. Arkadaşlarım ve insan kaynağı olmadan tüm kurumların içi boş olur. Her şey donanımlı insan kaynağıyla güzel. Benim de tüm arkadaşlarım bu bilinçte geleceğe yatırım yapmak istiyoruz.

Vazgeçmeyen Kadınlar grubu

Bize lise ve kolejlerden girişimcilik kulüpleri de geliyor. Bahçeşehir Anadolu Lisesi'nden Toplumsal Cinsiyet Eşitliği  komisyonu bizi ziyaret etti. Lise seviyesindeki gençlerin önem ve değer vermesi bizleri çok mutlu etti ve umutlandırdı. Onlar geldiğinde 4 arkadaş stand-up tadında rol model çalışması yaptık. Çok keyif aldık. Gençler gittikten sonra kendi aramızda 'Hiçbir şeyden de vazgeçmiyoruz.' diye konuşurken grubun adını 'Vazgeçmeyen Kadınlar' yapalım mı dedik. Şimdi Vazgeçmeyen Kadınlar diye bir grubumuz var. Bu grubun içindeki İzmirli iş kadınları zaman zaman değişerek farklı meslek gruplarından 4-5 kişi olacak. Okullara, liselere, üniversitelere gidecekler. Üniversitelerden davet aldığımda benim yerime bir grup gelsin dedim. "Ne güzel olur!" dediler. Bu tür şeylerden çok zevk alıyoruz. Gençlerin yararlanacaklarını düşünüyoruz. Tek taraflı değil, biz de onlardan çok şey kazanıyoruz. Önümüzdeki dönem sık sık duyacaksınız 'Vazgeçmeyen Kadınlar' grubunu. Gençlerimiz için çok yararlı olacağına inanıyorum.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.