Pınar, Bitlis'te toprağa verildi

Muğla'da, 5 gündür kayıp olarak aranırken cinayete kurban gittiği ortaya çıkan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin (27), memleketi Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Gayda köyünde gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı.

Pınar, Bitlis'te toprağa verildi
23 Temmuz 2020 Perşembe 10:34

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğrencisi Pınar Gültekin, geçen 16 Temmuz’da kaybolmuş, ailesinin başvurusu üzerine jandarma ve polis tarafından arama çalışması başlatılmıştı. Ekiplerin çalışması sonucu, Cemal Metin Avcı katil zanlısı olarak evinde gözaltına aldı. Avcı, genç kızı çıkan kavgada elleriyle boğup öldürdüğünü, bağ evinde cesedini çöp varilinde yakıp, üzerine beton döktüğünü itiraf etti. Ormanlık alanda yapılan aramada Gültekin'in varil içerisinde üzerine beton dökülmüş yanmış cesedine ulaşıldı.

Kadınlar taşıdı

Pınar Gültekin’in cansız bedeni, Adli Tıp’taki işlemlerinin ardından dün ailesine teslim edildi ve cenaze aracı ile memleketi Bitlis'in Hizan ilçesi'ne getirildi. Pınar'ın cenazesi ilk olarak Hizan Merkez Camii'ne getirilerek burada cenaze namazı kılındı. Pınar'ın tabutu ise kadınlar tarafından taşındı. Pınar’ın tabutuna sarılan tülbenti babası Sıddık Gültekin ve Annesi Şefika Gültekin tarafından gözyaşları ile bağlandı. Uzun süre tabuta sarılarak ağlayan yakınları çevredekiler tarafından sakinleştirildi. Cenaze törenine Hizan Kaymakamı Mustafa Köleoğlu, Belediye Başkanı Cezail Aktaş, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü İsmetullah Altun, bazı kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı. Hizan Müftüsü Murat Demir tarafından kıldırılan cenaze namazı sonrası Pınar için dualar edildi. Cenaze daha sonra defnedilmek üzere Gayda köyüne götürüldü. Burada kalabalık tarafından omuzlarda taşınan Pınar’ın cenazesi daha sonra dualarla toprağa verildi.

Katil tek kişi değil

Pınar Gültekin Hizan ilçesine bağlı Gayda köyünde gözyaşları içinde son yolculuğuna uğurlandı. Acılı anne Şefika Gültekin, kızına kıyıp da bir tokat bile atmadığını belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yayımladığı mesaj için de teşekkür etti. Anne Gültekin, "Cumhurbaşkanımızın takipçisi olmasını istiyoruz. Onun hakkını yerde bırakmasınlar. Sadece cumhurbaşkanımdan bunu istiyorum. Bunu idam etsinler. Başka da birşey istemiyorum. Benim isteğim bu. Zaten biliyorum vicdanlı bir cumhurbaşkanımız var. Allah razı olsun. Hepsi çok ilgilendiler. Ben onun idamını istiyorum. Kızım suçsuz. Ben kızıma kıyıp da bir tokat bile atmadım. Allah razı olsun cumhurbaşkanımızdan. Hakkını yerde bırakmasın. Onun da eşi ve çocukları var. Allah kimsenin başına getirmesin. Bizim başımıza geldi Allah kimsenin başına getirmesin. Ben cumhurbaşkanıma güveniyorum. Onu biliyoruz. Takipçisi olsun" diye konuştu. Kızını öldürenin tek olmadığını da iddia eden Gültekin. "Ben oraya gittim. Her şeyi biliyorum. Ben kameralara baktım. Tek kişi değil ama tek kişi yakalanmış. Cumhurbaşkanımızdan onu da takip etmesini istiyoruz. O hem bizi mahvetti hem de kendi ailesini mahvetti. Bizi yaktı" dedi.  

Artık kimse ölmesin

Kızını son yolculuğuna uğurlayan baba Gültekin ise mezarlık çıkışında açıklama yaptı. Baba Gültekin, "İlk başta Sayın Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyorum. Muğla emniyet teşkilatına, jandarma ekiplerine teşşekür ediyorum. Gerçekten 4 gün boyunca gece gündüz demeden gözlerimle gördüm çok iyi çalışmaları oldu. Ve onlar olmasaydı belki kızımı bir daha bulamayacaktım. Çok üzgünüm. Artık Pınarlar ölmesin memlekette. Gerçekten her kız öğrenciye bir nöbetçi mi koymak lazım ? Artık Pınarlar, Özgecanlar ölmesin. Bu ölümler son bulsun. Artık bir isyan noktasına gelmiştir. Zaten fark ederseniz tüm şehirlerde kadınlar ayakta yarın erkekler de bunlara destek verir Türkiye ayaklanır. Bir an önce bu iş bitsin. Bu adam bizim yüreğimiz yaktı. Ve kendi ailesinin yüreğini de yaktı. Hem kendisine hem bize yaptı. Söyleyecek söz bulamıyorum sözün bittiği yerdeyiz. Türkiyemiz çok güzel bunun değerini bilelim. İnsanlar sevelim. Ölüme son diyelim. Bu kan bitsin" dedi.

20 saniye boyunca boğazını sıktım

Muğla'da, üniversite öğrencisi Pınar Gültekin'i (27) vahşice öldüren Cemil Metin Avcı'nın (32) jandarmada ve savcılıkta verdiği ifadesi ortaya çıktı. Pınar'ın 15-20 saniye boyunca boğazını sıktığını itiraf eden Avcı, genç kızın cansız bedenini varile koyarken elinden kaydığı için iple boğazını sardığını anlattı. Pınar'ın cansız bedenini yakarken kendisini komşunun gördüğünü de anlatan Avcı, komşusunun "Ne yakıyorsun?" sorusunda "Plastik kasalar var onları yaktım" dediğini itiraf etti. Cinayeti işledikten sonra iş yerine gittiğini söyleyen Avcı, "Ara ara giderek yanıp yanmadığını kontrol ettim" dedi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğrencisi Pınar Gültekin'i kıskançlık nedeniyle çıkan kavgada boğazını sıkarak öldüren ve cesedini ormanlık alana götürüp, çöp varilinde yakarak üzerine beton döken Cemil Metin Avcı'nın, jandarmada ve savcılıkta verdiği ifadesi ortaya çıktı. Avcı ifadesinde olayı şöyle anlattı: Pınar ile iş yerim olan barda tanıştık. Sonrasında da bazen tek bazen de arkadaşlarıyla geliyordu. O günlerde bana instagramdan teşekkür mesajı attı. Sonrasında da telefon numaralarımızı verdik birbirimize WhatsApp üzerinden konuşmaya başladık. Bana, buluşmak istediğini söyledi. Ben de ertesi gün buluşmayı kabul ettim. Amacım tamamen ilişkimi bitirmekti. Saat 15.00 sıralarında kendisini aldım. Birlikte eve gittik. Kendisinden konuşmasını istedim. Benden ne istediğini sordum. Kendisine artık bu işin bitmesi gerektiğini söyledim. Bağırmaya başladı ve 'karına söylerim' şeklinde sözler söyledi bana. Bu sırada sağ kolum dirsekten çizildi."

Yumruk attım boğdum

Pınar Gültekin'in boğazına doğru yaklaştığını iddia ederek, bunun üzerine kendisine yumruk attığını söyleyen Avcı, ifadesini şöyle sürdürdü:  Sonrasında boğazıma doğru yaklaşınca ben de kendisine yumruk attım. Yere düştü ve kafasını yere çarptı, sanırım kafasının arka kısmını çarptı. Biraz kan aktı. Sonrasında yerdeyken yüzüne bir yumruk daha vurdum. Hatırladığım kadarıyla yere düştükten sonra bir kere vurdum. Sonrasında hareket etmediğini fark ettim ve boğazını 15-20 saniye kadar sıktım nefes alıp almadığını, tepki verip vermediğini kontrol ettim. Ancak nefes almıyordu. Sonrasında ne yapacağımı bilemedim. Yerde yatar vaziyette duruyordu. 5-10 dakika bir şey yapmadan bekledim. Herkesin öğrenmesinden çok korktum. Ne yapacağımı bilemedim. Aklıma ailem geldi. Ne yapacağımı düşünmeye başladım.

İple boğazını sardım

İfadesinde "Aklıma bahçedeki varil geldi. Bu varil bahçedeki çöpleri ve benzeri şeyleri yakmak için kullandığımız bir varildi" diyen Cemil Metin Avcı, evde Pınar'ın cansız bedenine yaptıklarını şöyle anlattı: Varili evin içine getirdim. Pınar'ı varilin içine koymak istedim ancak elimden kayıyordu. Sabit tutmak için orada bulunan iple boğazını sardım. Bir elimle ayaklarından, diğer elimle de boğazına sardığım ipten tutarak varilin içine koydum. Bu sırada Pınar'dan herhangi bir emare yoktu. Bu olaylar oluncaya kadar tahmini 15 dakika geçmiştir.  Pınar'ı varile koyarken başındaki kanlardan dolayı elbisemin göğüs kısmıma kan bulaştı. Daha sonra varili evin içinde üzerine odun atmak suretiyle yakmaya çalıştım. Evin içi duman doldu, varili tuvalet tarafına götürdüm. Varil evin içinde yanmayınca ve evi duman kaplayınca endişeyle varilin evde yanmayacağını anladım.

Sim kartı kırıp attım

Cemil Metin Avcı, Akyaka'da kalan Pınar Gültekin'in telefonunun burada sinyal vermesi için araçla bölgeye gidip, sim kartını parçalayarak geri döndüğünü belirterek, şunları söyledi: Sonra Pınar'ın da telefonu ile benzin almak için aracıma bindim. İlk önce yayla tarafına Keyif Oturağı civarına gittim, oradan geri döndüm. Pınar, Akyaka'da kaldığı için telefonu Akyaka’da sinyal versin diye oraya doğru yola çıktım. Akyaka kavşağına vardığımda geçitten yeni yapılan yerden geri döndüm. Akyaka kavşağına 1-2 kilometre kala sim kartı telefondan çıkardım dişimle ısırarak kırdım ve parça parça camdan attım. Daha sonra Muğla'ya geri döndüm.

Yandı mı diye ara ara kontrol ettim

Varili ateşe verdikten sonra iş yerine çalışmaya gittiğini anlatan Avcı, varilin içinde Pınar'ın cansız bedeninin üzerine duvar sıvısını nasıl boşalttığını ve genç kızın cansız bedenini nasıl taşıdığını şöyle itiraf etti:

Ben de daha sonra iş yerime geldim çalıştım. Ara ara giderek yanıp yanmadığını kontrol ettim. Gece saat 23.00 gibi gittiğimde varilin içine su dökerek söndürdüm. Palet yardımı ile üç basamak aşağıda olan depo gibi olan bir yere koydum. Sonrasında iş yerime döndüm. 15.00-16.00 gibi dükkandan yemek yemek için çıktım. O esnada yaylaya gittim. İş yerinin fayanslarını değişmiştim. Artan malzemeler yayladaki evin deposunda duruyordu. Burada artan malzemelerden duvar sıvasını varilin içine boşalttım. Ağırlaşacağı aklıma geldi. Aracı yanaştırmıştım. Kapılarını da kimse görmemesi için açmıştım. Balyozla varilin ağzını küçültmek için yamulttum. Varili paletin üzerine yerleştirdim. Paleti kaldırarak aracın içine paletle ittirdim. İttirirken de de bacaklarımda yaralanmalar oldu. Hatta varili ilk paletin üzerine koyarken sağ ayağım altında kaldı. Varili aracın arka kısmına yerleştirdim. İçine önce boşalttığım torbanın geri kalanını ve bir torba daha duvar sıvası koydum ve üzerine su ekledim, sulandırdım. Sonra varilin ağzını küçültmüştüm, biraz daha balyozla vurarak kapattım. Yani ağzını yummuştum. Sonrasında arabaya binip, yayladan Sanayi Kavşağı'ndan karşıya devam ettim. Gülağzı tarafına ayrılan yola döndüm. 1-1.5 kilometre sonra yolun sağ tarafına doğru yanaştım. Aracı geri geri yanaştırdım. Arkasını dereye doğru verdim. Arka kapakları açtım ve yine palet yardımı ile aşağıya indirdim. Bu sırada varil yuvarlandı, palet de aşağı düşüyordu ancak paleti tutarak aracımın içerisine koydum ve aracımla Gülağzı'ndan inerek Gülağzı kavşağından Muğla istikametine doğru devam ettim."

Arkadaşı aradı

Katil Cemil Metin Avcı, Pınar'ın arkadaşlarından Ceren'in kendisini aradığını da ifadesinde belirterek şunları söyledi: Sanayiye iş yerine gittim, üzerimi değiştirip iş yerim olan Cüce isimli yere gittim. 18 Temmuz'da Pınar'ın arkadaşı olan Ceren isimli şahıs aradı ve bana 'Cemal nasılsın, ben Pınar'ın arkadaşıyım biz Pınar'a ulaşamıyoruz. Senin haberin var mı?' diye sordu. Ben de 'Haberim yok, nereden haberim olsun' dedim. O da 'Tamam biz jandarmaya haber verdik' diyerek kapattı. Daha sonra evde de temizlik yaptım."

Kamşuma 'plastik yakıyorum' dedim

Muğla'ya gittikten sonra eve gidip üstünü değiştirdiğini anlatan Avcı, "Yani tişörtümü ve şortumu değiştirdim. Sonra deterjan ile tişörtümü çitiledim, ertesi gün makinede yıkandı. Ardından petrolden iki 1.5 litrelik şişelerde benzin aldım ve aracıma da mazot aldım. Sonrasında tekrar yaylada bulunan eve geri döndüm. Döndükten sonra varili bahçeye çıkardım. Orada varilin içine biraz tahta parçası attım ve üzerine benzin döküp yaktım. Benzini bir anda dökmemle alev yükseldi. Bahçede bulunan asma çardağın bir kısmı ve ağaç yaprakları bu alevin etkisi ile yandı. Yan komşu Melek teyze gördü ve bana 'ne yaptın yangın çıkacak' dedi. Ben de 'plastik kasalar var onları yaktım' deyince, 'bu havada yangın çıkar yakma' dedi ve gitti" diye anlattı.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.