Sözlü şiddet de ölüm getirdi

İzmir'de, kocasıyla tartışan bir kadın, sinir krizi geçirmesi üzerine ikinci katta bulunan evinin balkonundan aşağıya atlayınca hayatını kaybetti. Konuyu yorumlayan psikiyatristler, sözlü şiddetin tokattan daha tehlikeli olduğunu ifade ediyor

Sözlü şiddet de ölüm getirdi
05 Eylül 2011 Pazartesi 21:10

Olay, Narlıdere İlçesi Ilıca Mahallesinde bir binada gece saat 23.00 sıralarında meydana geldi. Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi'nde hemşire olarak görev yapan 26 yaşındaki G.Ö. bir firmada bilgisayar teknisyeni olan 26 yaşındaki kocası E.Ö. ile aile sorunları nedeniyle tartışmaya başladı. İddiaya göre, tartışmanın büyümesi ile sinir krizi geçiren genç kadın, ikinci kattan beton zemine atladı. Kocası E.Ö. tarafından otomobille Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan G.Ö. yapılan tüm
müdahalelere rağmen geçirdiği kafa travması sonucu hayatını kaybetti. Henüz 1 yıllık evli olduğu öğrenilen genç çiftin daha önce de sık sık tartıştığı belirtildi. E.Ö.'nün, polise verdiği ifadesinde, "Tartışıyorduk, bir anda sinir krizi geçirdi ve kendini balkondan attı" dediği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.


İktidarda hata var

Sözlü şiddetin de fiziksel şiddet kadar etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, konuyla ilgili şunları söyledi: "Kadına şiddetini artma sebebi iktidarın şeriat getirme çabasından kaynaklanıyor. Ortaçağ kafasını yerleştirmeye çalışıyor. İnsanlar medeniyetten uzaklaşıyor. Atatürk'ün verdiği tüm hakları kadınlar yavaş yav aş kaybediyor. Bunlardan biri de kadına şiddet. Batılılaşma, medeniyet yerine geriye gidiyoruz. Aşiret yaşantısı olan ülkelere, bölgelere doğru gidiyoruz. Erkekler iktidarın aşiret yaşantısını özendiren tutumundan destek alıyor. Kadına şiddetin son zamanlarda artmasının nedeni de budur. Fiziksel şiddetin yanında sözlü şiddet de kadınlar üzerinde aynı etkiyi yapar. Sonuçta kadın çalışmıyorsa ve onu kabul edecek bir ailesi yoksa boşanması kadının sokakta kalması demek."

Son 25 yılda arttı

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Yusuf Alper, her olayın kendi özelinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Alper şöyle konuştu: Şiddetin artışı son 25 yıldır yaşanan toplumsal erozyonla birlikte daha da arttı. Kırsal kesimden kente yaşanan göç  ve ondan sonra yaşanan işsizlik de bazı patlamalara neden oluyor. Bu patlamalar, toplumsal olarak gerçekleşemese de aile içinde yaşanıyor. Ekonomik olarak kötü durumda olan bireyler, aile içinde birbirlerinden borç alıyor. Dışarda patronu karşısında sesini çıkaramayan kişi eve gelerek bunu eşine ve çocuklarına da yansıtıyor. Erkek eziliyor ve bunu eşine ve çocuğuna da yansıtıyor. Tabbi tüm bunlar şiddeti haklı kılmaz. Şiddet bağışlanabilir ya da hoşgörülebilir değildir. "İnsanlar çok sıkıldı, bunaldı ve şiddete başvurdu" yorumunda bulunulamaz. Özellikle Güneydoğu Anadolu'da töre cinayetlerinden öte töre intiharları da yaşanıyor. İnsanlar, "Biz seni öldüremeyiz, sen kendini öldür' diyerek kadını ölüme mahkum edebiliyor.


En az fiziki şiddet kadar yaralayıcı

Sözlü şiddetin de en az fiziki şiddet kadar olumsuz etkisi olduğunu belirten Alper, "Eskilerin bir sözü vardır, ağır söz taştan daha ağırdır" diye. Ağır ithamlar da şiddete neden olabiliyor. İnsanları aşağılamak, küçümsemek, küfretmek yaralayıcı olabiliyor. Bu davranışlar, kadınları yanlışa sürükleyebiliyor. Bunlara çözümler bulunmalı. Toplumsal bir sorumluluk şart. Şiddet hızlı değişen toplumun bir parçası haline geldi. İktidar bir taraftan kadına şiddet uygulanmasın diye tedbirler almaya çalışıyor. Yeni bir bakan atandı. Bakan iyi niyetli. Ancak diğer taraftan iktidar, kadını 2. sınıf gören bir anlayışın da topluma yayılmasına ve benimsenmesine zemin hazırlıyor. İktidar, bu durumu ciddiye alıp eli yüzü düzgün yasalar yaparsa şiddet olayları azalır, yoksa böyle olaylarla daha çok karışılaşacak gibi görünüyoruz" dedi.


Sözlü şiddet tokattan daha tehlikeli

Kadınlara yönelik, fiziksel şiddetten daha fazla olumsuz etki yaptığı bildirildi. Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Kocacık, kadınların toplumda fiziksel, ekonomik, kültürel ve psikolojik (sözel veya duygusal) yönden şiddete uğradığını belirtti. Toplumda yaygın olarak, şiddet denilince sadece fiziksel olanın akla geldiğini ifade eden Prof. Dr. Kocacık, "Şiddet, sadece fiziksel olarak algılanmamalıdır. Sözlü veya psikolojik yönden yapılan şiddet de vardır. Aşağılama, sevgisiz bırakma, ayrımcılık, alay etme, engelleme, teşhir, zorlama da bir çeşit şiddet şeklidir. Kadınlara yönelik sözlü şiddet, bireyde fiziksel şiddetten daha fazla olumsuz etki yapar" diye konuştu. Türü ne olursa olsun uğranılan şiddetin, aile içi ilişkilerde olumsuz etkilere yol açtığına işaret eden Faruk Kocacık, ailede kadının şiddete uğramasının, aile içindeki otoritesini sarstığını ve bu yüzden kadının, ailedeki rollerini gereği gibi yerine getiremediğini kaydetti.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.