İçim Yanıyor, İçim...


Gülseren E. YENİÇAY

Gülseren E. YENİÇAY

09 Mayıs 2021, 08:31

Ramadan Güler 'Hıdrellez gecesi' yani 05 Mayıs Çarşamba akşamı mesajına şöyle başladı:

'Dönemin DSİ Bürokratı olan ve sonrasında Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Dr. Hasan Baykal iyi bir mühendis ve saygın bir bilim insanıdır. Gördes barajı ile konuyu çok güzel anlatmış...'

Böyle bir mesaj alırsanız, ilk aklınızdan geçen ya da, ağzınızdan çıkan cümle nasıl olur?

'Eee, ne olmuş?'

Ramadan Güler'i tanıtmak için Che Guavara'nın bir sözünden söz etmek gerekiyor!

Çünkü slogan olarak bunu, 'Peşinden gidecek cesaretin varsa, bütün hayaller gerçek olabilir...' cümlesini kullanıyor.

Her halde bu anlatımdan ne demek istediğim gayet iyi anlaşılmıştır.

Che Guevara ve Ramadan Güler...

Bu arada gecenin duasını da ediyor:

'Hıdırellez ateşimiz öyle bir büyüsün ki; herkese önce sağlık sonra bolluk ve bereket getirsin, dilekleriniz kabul olsun!

GÖLMARMARA DEĞİL!

Sanıyorum Ramadan Güler Bey benim, 'Osman Kibar'ın İhsan Alyanak'a tavsiyesi' yazımı okumuş olmalı...

Ben bu yazımda nostalji yapmış, bir noktada bilinmeyen bir noktayı anlatmış oradan zamanımıza gelmiş ve 'Gördes Barajı' diyeceğime 'Gölmarmara Barajı' diyerek hafif bir dokunuş yapmıştım.

İzmirsporlu Ali Kıray beni uyarınca, 'Çalakalem yazıyor ve kesinlikle yazdıklarımı okumuyorum. O an aklımdan Gölmarmara Gölü geçiyor olmalı!' dedim...

MALİYETTEN KAÇINILIRSA

Yaşamının bu bölümünde, Bornova'yı seçen Ramadan Bey'in verdiği bilgiye göre; DSİ 2'nci Bölge Eski Müdür Yardımcısı Dr. Hasan Baykal olayı, daha doğrusu gerçeği şöyle özetliyor:

'Maliyetten kaçıldı, saniyede 2 bin litre su kaçağı!'

Bir cümlenin içine neler sığdırmış neler?

Barajın planlanma aşamasındaki raporların altında DSİ 2'nci Bölge Eski Müdür Yardımcısı Dr. Hasan Baykal imzasının bulunduğunu belirtmekte yarar var.

Dr. Baykal, 'İnşaat aşamasında proje değişikliğine gidilerek hem bu baraj katledildi hem de mühendislik katledildi. Saniyede 2 bin litre su kaçağı var' diyerek acı gerçeği dillendiriyor.

Biliyorsunuz İzmir'in 'su konusu' yıllardır her seçim öncesinde gündeme geliyor.

Ben de bu nedenle olayı ele almış ve Osman Kibar'ın seçimi neden kaybettiğini ve iyi bir arkadaşı olan rakibi CHP'li İhsan Alyanak'a önerisini tanık olan biri olarak özetlemiştim.

2011 yılında hizmete alınan Gördes Barajını İzmir ile ilgili birçok konuşmasında dile getiren AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'İzmir'e suyu biz getirdik' deyişleriyle anımsanıyor.

Biliyorsunuz, İzmir'e havaalanı da Erdoğan sayesinde gelmişti...

CHP'liler de nedense hep karşı çıkıyorlar, başka iddialarda bulunuyorlar.

Neyse biz şimdi uzmanlara bakalım:

Dedikleri şu:

Yıllardır görülmeyen sağanak yağışlara rağmen Gördes Barajı'nın doluluk oranı yüzde 8...

Tarım Bakanı Ekrem Pakdemirli arada İzmir, İstanbul ve Ankara barajlarının doluluk oranlarını resmen açıklıyor.

Gördes Barajı belki de Manisa sınırları içinde olduğundan söz edilmiyor.

Bu arada bildiğimiz ve duyduğumuzu genç gazeteci arkadaşlarımız dile getirmiş...

HEDEFİ SAPTIRDILAR

Hizmete girdikten sonra su tutmaması sebebiyle bir kaçak olduğu anlaşılan baraj, 2015 yılında boşaltılarak kaçak olan bölgenin belirli bir kısmına geomembran kaplaması yapıldı.

Kaplamayla su kaçağı önlenmek istenirken barajda yapılan su tutma denemeleri sonuç vermedi.

Açılışının yapıldığı günden bu yana su seviyesinin ölü hacmi aşamadığı baraj, planlandığı dönemde Akhisar Ovası tarımına ve İzmir'e içme suyu kaynağı olması hedefleniyordu.

İzmir'e bir Tahtalı Barajı kadar su vermesi beklenen Gördes Barajı'nda şu anda İzmir'e verilen su miktarı ölü hacimden alınan cüzi miktarla kısıtlı kaldı.

Ege Bölgesi son yıllarında en bol yağış aldığı dönemi geçirirken Gördes Barajı'nda su seviyesinin güncel aktif doluluk oranı yüzde 8,87, Tahtalı Barajı ise aynı dönemde yüzde 80 seviyelerini gördü.

KAÇAK SÜRPRİZ DEĞİL

Gördes Barajı'yla ilgili 1980'li yıllardan 2000'li yılların başlarına kadar çalışmalar yürüten ve 5 yılda alanda kalarak araştırma yapan, projeleri planlayan ve bir dönem Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanlığı görevinde de bulunan Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Hasan Baykal, barajın içinde bulunduğu durum ile ilgili konuşurken, barajda beklenen verimin alınamamasıyla beraber kaçağın oluşmasının bir sürpriz olmadığını belirtti.

 ASLINDA GEREKLİYDİ

Dr. Baykal'a göre; Gördes Çayı üzerinde bir baraj yapılması sahiden gerekliydi.

Çünkü Gördes Çayı ve Akhisar Ovası bölgesinde yeraltı sularının gittikçe derine çekilmesi ve yeraltı sularına çok yüklenilmesi orada kuraklığa sebep olacaktı.

Yüzey suları ve baraj ile sulanması çok daha akılcı ve ekonomik olacaktı. Akhisar Ovası çok geniş bir ova. Gördes Çayı'nın ise rezervuar alanı oldukça geniş...

Sondajlar ve radyo izotopların atılmasından sonra barajın enjeksiyon yöntemiyle doldurulması gerektiği ortaya çıktı ve planlara bunlar işlendi, belirtildi.

Çünkü; alandaki karstik boşlukları sonsuz.

Bilindiği gibi bu yöntem de kayanın içerisine özel çimento şerbetini basınçla enjekte ederek yapılıyor.

Yine Dr. Baykal'ın anlattığına göre:

Barajın sol yamacında bir problem yok.

Çünkü mikaşist denilen kayalar var ama sağ yamaç mermerlere oturmak zorunda kaldı, barajın daha geriye çekilmesinin mümkün olmadığı için...

Hangi kottan itibaren suyun altında kalacaksa bu mermerlerin hepsi betonla kaplanacaktı.

Ve bu bütün gölalanı boyunca değil.

Bu alan makul bir yerdi sağ yamaçta...

Tabii ki betonla kaplama yapılmadı, yapılamadı...

Sistem şöyle işlemeliydi:

Önce püskürtme daha sonra gerekirse kaskat denilen kademeli betonla kaplanacak ve suyla teması kesilecekti.

Özetin özeti, Gördes Barajı'nın  Projesi bu şekilde hazırlandı ve gövdenin altına da derin enjeksiyonlar yapılması gerektiği belirtildi.

Çünkü erimenin geometrisini çıkarmak mümkün değil.

Yerin altında hangi zayıf zonu bulduysa kireçtaşı oralarda erir. Dolayısıyla bu 1 metrelik bir mağara da olabilir, 10 metrelik bir mağara da olabilir.

Bir ara kamera yöntemleri de denenmek istendi ama uygulanamadı o günün şartlarıyla.

İşin ilginç yanı;

Hangi çimento karışımlarıyla yapılacağı dahi bile bir planlama raporunda, jeoteknik raporunda her şey yazıldı...

"NE GEREK VAR KAPLAMAYA" DEDİLER

Dr. Baykal söyleşisinde, ekibin hazırladığı planların ihale yapıldıktan ve inşaat başladıktan maliyet ve süre gerekçesiyle değiştirildiğini ifade etti. Baykal, 'Bütün riskler belirtildi ve birbirlerini açıyla kesen ve birbirlerini tamamlayacak şekilde barajın gövdesinin altında enjeksiyon perdesinin yapılması şart koşuldu.

Sağ yamaçta da mermerlerin suyla temas eden yeri kaplandıktan sonra barajda hiçbir problem kalmıyor.

Göl alanında en ufacık bir problem yok ama ne yapıldı?

Son aşamada ihale yapılıp, iş başlayıp, belirli bir süre geçtikten sonra kazılar, her şey yapıldıktan sonra 'ne gerek var kaplamaya dediler' genel müdürlükte birileri...

'Maliyet getiriyor, inşaat süresini uzatıyor' diyerek sağ yamaçtaki mermerlerin üzerindeki beton kaplamayı kaldırdılar ve de enjeksiyonları yapmadılar.

Bizim önerdiğimiz proje çerçevesinde planlama aşamasındaki önerilenler yapılmadı. Hiçbir şey sürpriz değil. Benim hayatım geçti orada. Dolayısıyla inşaat aşamasındayken projenin değiştirilmesi, kaplamaların kaldırılması 'maliyet, süre uzun olacak' diye ve enjeksiyonlarının da yapılmaması; bu sonucu kaçınılmaz kıldı.

Benim için hiç sürpriz olmadı' diyor.

İZMİR'İN SÖZÜ GEÇMEDİ

Peki İzmir ekibinin söyledikleri yapılsa, Genel Müdürlükte birileri değişiklik yapmasaydı ne olacaktı?

En basitinden, İzmir'e bir Tahtalı Barajı kadar su verilecekti.

Eğer bu baraj devreye girseydi saniyede 5 bin metreküp su verecekti. Bunun yarısı 2 bin 400- 2 bin 500'ü İzmir'e içme suyu olarak verilecekti yarısı da Akhisar Ovası'nın sulanmasında kullanılacaktı.

2 bin 400 metreküp su, şu an Tahtalı Barajı'nın tamamı.

İzmir'e tahsis edilen bir Tahtalı Barajı kadar su getirecekti Gördes Barajı.

Projedeki ön görülen sağ yamaçtaki mermerlerin -bir bölüm zaten bütün gölalanı boyunca falan da değil- kaplanması 'maliyet ve süre' denilerek yapılmadı.

NE YAPTILAR?

Dr. Baykal, barajın sağ yamacında bulunan karstik boşluklardan baraj kapakların kaldırılmasıyla birlikte ciddi su kaybının başladığını söyleyerek, 'hemen suyu paldır küldür doldurdular, kapakları kaldılar ve sağ yamaçtan saniyede 2 bin litrelik bir su kaçağı başladı. Bu bana mesai arkadaşlarımdan verilen gayri resmi bilgiler. 

Zaten bu kadar yüksek hidrostatik basınçtayken bir kaçağı önleyemezsiniz, mümkün değil.

Çok yüksek bir basınçla kaçak olur ve hiçbir şey ile önüne geçemezsiniz' diyor.

'Her şey son derece akılcı düşünülmüştü, her şey normal yapıldı ama son aşamada, inşaat aşamasında proje değişikliğine gidilerek hem bu baraj katledildi hem de mühendislik katledildi. Milli servet de gömüldü' diyen Dr. Baykal, 'DSİ'nin bu konuda çok imkanları var, geçmişte çok örnekleri de var ama demek ki uygun bir çalışma yapılmadı ki sonuç alınamadı" diye konuştu.

Dr. Baykal, 'Bir vatandaş olarak da bir mühendis olarak da hakkımı helal etmiyorum.

Bugünün parasıyla yüzlerce milyon dolara yapılan o projenin yıllardır İzmir'e su verememesi, Akhisar Ovası'nın sulamasına dolayısıyla tarımsal ekonomiye katkı yapamamasının verdiği eksileri de düşünecek olursanız bu ülkeye o kadar büyük zarar verdiler ki tahmin edilemez. İçim acıyor' diyor.

Ramadan Güler Bey'e ben de özel teşükkür ediyorum, yazımı okuduktan sonra bu bilgileri toplayıp gönderdiği için...

Benim de içim yanıyor bir İzmirli olarak, bir Türk vatandaşı olarak...

Umarım geriye dönük bir şekilde araştırma yapılır, ülkemizi bu kadar büyük zarara sokanlara hesabı geç de olsa sorulur...

Bari bundan sonra önemli yani karar verici noktalarda olanlar çok daha dikkatli ve titiz çalışırlar, 'Bir şey olmaz!' diyerek hasbelkader iş yapanlar defolup giderler...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.