EÇEV ile Allianz 42 bin çocuğa ulaşacak

Ege Çağdaş Eğitim Vakfı ve Allianz Türkiye, yeni bir projede çocuklar için işbirliği yapıyor. EÇEV Başkanı Yasemin Reşitoğlu, 2018-2019 döneminde Allianz Türkiye'nin 8 yılda 7-12 yaş grubu 42 bin çocuğa ulaşmayı hedeflediği, çocukların hareket ve spor yoluyla sağlıklı büyümelerine ve gelişmelerine katkı sağlayacak Allianz Motto Hareket'in proje ortağı olacaklarını söyledi

EÇEV ile Allianz 42 bin çocuğa ulaşacak
22 Ağustos 2018 Çarşamba 11:25

  Gamze Geçer-Ege Çağdaş Eğitim Vakfı (EÇEV) Başkanı Yasemin Reşitoğlu, 2018-2019 döneminde Allianz Türkiye'nin 8 yılda 7-12 yaş grubu 42 bin çocuğa ulaşmayı hedeflediği, çocukların hareket ve spor yoluyla sağlıklı büyümelerine ve gelişmelerine katkı sağlayacak çok önemli bir proje olan Allianz Motto Hareket'in proje ortağı olacaklarını söyleyerek, 'Bu projeyi çok önemsiyoruz ve yaygınlaşması için eğitim merkezlerimizde pilot uygulamalar yapacağız' dedi.

Ege Çağdaş Eğitim Vakfı (EÇEV) Başkanı Yasemin Reşitoğlu ile gerçekleştirdiğimiz röportajda projelerinden, A'dan Z'ye EÇEV'den konuştuk.

*EÇEV nasıl kuruldu ve üye sayısı nedir?
Ege Çağdaş Eğitim Vakfı (EÇEV), ülkemizi aydınlık yarınlara taşıyacak nesillerin eğitimine katkıda bulunmanın bir yurttaşlık görevi olduğuna inanan 96 çağdaş, aydın ve eğitime gönül vermiş kurucu üyemizin inançlı girişimi ile 1995 yılında kuruldu. Vakfımızın kuruluş amacı, çağdaş ve evrensel kültür değerleri ile donanmış, cumhuriyetin kazanımlarına ve demokrasiye inanan, bilimsel düşünen, sorgulayan, laik ve aydın nesillerin yetiştirilmesine katkıda bulunmak. Her yaştan çocuk ve gencimizin eğitim ve öğretimleri boyunca en temel insan haklarından olan "eşit ve yetenekleri doğrultusunda eğitim" fırsatlarına erişebilmeleri, çağdaş bilgilerle donanmış, kültürlü, görgülü, becerikli bireyler olarak toplumda yer almalarını sağlamaya amaçlıyoruz. Bu yıl, 23. kuruluş yıldönümümüzü kutladık. İzmir'de merkez ofisimiz haricinde Yamanlar ve Altındağ'da iki eğitim merkezimiz, Salihli'de bir Bilgi ve Kültür Evimiz mevcut. Manisa'da bir kız pansiyonumuz, Soma'da bir kız öğrenci yurdumuz var. "Kamu yararına çalışan" vakıf statüsündeyiz."Her birey eşit eğitim fırsatlarına ulaşsın ve maddi olanaksızlıklar eğitim hakkına engel olmasın" vizyonuyla çalışmalar üretiyoruz.
Bizim vakıfımızda üyelik sistemi bulunmamakta vakıf senedimizde yer alan 96 kurucumuzdan vefat nedeni ile boşalan kurucu üyelik statüsüne yönetim kurul ve kurucu üye tavsiyesi ile genel kurul kararı ile yeni üye alımı yapmaktayız.

*Vakfın faaliyet alanlarından bahseder misiniz?
EÇEV, 20 yıldan bu yana kuruluş amacına uygun olarak, eğitimde marka olmuş projelere imza atmış bir kurum. Gençlerimizi yarınlara hazırlayan ve eğitim sisteminin en önemli bileşenlerinden biri olan öğretmenlerimizin kişisel ve mesleki gelişimini çok önemsiyoruz. Her yıl Mart ayında bu yıl 15.'sini düzenlediğimiz Yaratıcı Yenilikçi Öğretmen Seminerleri, öğretmenlerin sınıf içinde yaptıkları başarılı ve yaratıcı eğitim uygulamalarını meslektaşları ile paylaştıkları, ulusal düzeyde katılımla her yıl daha fazla büyüyen bir projemiz. Öte yandan henüz üniversite öğrencisi olan öğretmen adaylarımızın mesleğe ve hayata hazırlanmalarına katkıda bulunmak da öncelikli hedeflerimizden. Eğitim merkezlerimizde gerçekleştirilen akademik destek eğitimleri ve kültür, sanat atölyelerinde eğitim fakültesi öğrencilerimizin gönüllü eğitmen olarak görev almalarını destekliyoruz. Bu amaçla ihtiyaç duyacakları meslek içi eğitim ve kişisel gelişim eğitimlerini "Eğitmenlerin Eğitimi" projemiz kapsamında destek veren eğitim kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak her yıl, yıl boyunca yürütüyoruz. Yine 15 yıldır düzenlemekte olduğumuz bir "EÇEV Ödüllü Heykel Yarışmamız" var. Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü öğrencileri arasında her sene yaptığımız bu yarışmayla ülkemizdeki sanat eğitimini desteklemeyi ve teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Anne-babalara çocuklarını yetiştirirken sıklıkla karşılaştıkları sorunlarda rehberlik etmek amacıyla yayınladığımız bir "Öykülerle Eğitim" kitapları projemiz var. Bu yıl 3.'sünü yayımladığımız bu kitapları belli temalar özelinde hazırlıyor ve dezavantajlı bölgelerdeki ailelere ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Her yıl üniversite kayıtları başladığında İzmir'e ilk kez okumaya gelen öğrencilere ve ailelerine bir hafta boyunca otogarda karşılama yaptığımız, onları güvenilir koşullarda üniversitelerine ulaştırıp, şehrimizdeki yaşam ile ilgili bilgilendirme yaptığımız "İzmir Gençlere Kucak Açıyor" projemiz de yine çok önemsediğimiz, İzmir Büyükşehir Belediyesi himayesinde, 6 yıldır yürütülen bir çalışma.
EÇEV'in 20. kuruluş yılında vakfımızın vizyonuna uygun yeni eğitsel projelere de start vermiştik. Bunlardan ilki, kentimizde çok büyük bir eksikliği dolduracağına inandığımız İzmir Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Günü. Genç nesillerde edebiyat hevesi yaratmak, doğru okuma alışkanlıkları kazandırmalarını sağlamak amacıyla öğretmen ve velilere rehberlik etmeyi amaçladığımız bu edebiyat etkinliğinin, ilk yılında gördüğü büyük ilgiyle, marka projelerimizden olma yolunda ilerlediğini büyük mutlulukla gördük. Yine 2015 içinde, bütünsel algılamayı teşvik ederek kalıcı öğrenmeyi pekiştiren, sistem düşüncesi yaklaşımının eğitim sistemimizde yaygınlaştırılmasını hedefleyen Eğitimde Sistem Düşüncesi Projesi ile eğitim sistemimizde çağdaş ve yenilikçi öğretim tekniklerini kazandırmayı hedefliyoruz.

*EÇEV ailesi olarak 2018-2019 döneminde düşündüğünüz ve üzerinde çalıştığınız yeni projeler var mı?
2018-2019 döneminde Allianz Türkiye'nin 8 yılda 7-12 yaş gurubu 42 bin çocuğa ulaşmayı hedeflediği, çocukların hareket ve spor yoluyla sağlıklı büyümelerine ve gelişmelerine katkı sağlayacak çok önemli bir proje olan Allianz Motto Hareket'in proje ortağı olacağız .Bu projeyi çok önemsiyoruz ve yaygınlaşması için eğitim merkezlerimize pilot uygulamalar yapacağız.

'Ülke geleceğine katkıda bulunuyoruz'

*EÇEV'in sizin gözünüzdeki yerini ve değişimini anlatabilir misiniz?
Toplumun en önemli öğesi olan sivil toplum kuruluşları ülkenin demokratikleşme ve kalkınmasında önemli görevler üstlenmektedir. STK'lar çok farklı alanlarda örgütlenebilen ve birçok farklı alanda da faaliyet gösteren gönüllülük esasına göre oluşmuş/oluşturulmuş kuruluşlardır. Bu kuruluşların kuruluş amaçları ve faaliyet alanları farklı olmakla birlikte temel hedefleri toplumsal sorunlara çözüm bulmak ve toplumun gelişmesine ve kalkınmasına katkıda bulunmaktır. Bunu yaparken de, toplumsal barışın sağlanmasına (yardımlaşmanın geliştirilerek çatışmaların önlenmesi, yoksulluğun önlenmesi vb.) katkıda bulunmaktadırlar.
EÇEV ise pek çok STK'nın amacını bünyesinde bulundurmaktadır. Hem yardımlaşma hem eğitimin kalitesini artırma gibi çok önemli gereksinimleri karşılıyoruz.
Ülkemizde Batı ülkelerinde olduğu gibi çocuklarımızın ve gençlerimizin eşit eğitim hakkı olmadığından devletin yetemediği alanlarda EÇEV gibi kuruluşlar tamamlayıcı roller üstleniyor. Bugüne kadar pek çok gencimizin ve çocuğumuzun eğitimine katkıda bulunduk. Bunu yaparken ülkemizin geleceğine katkıda bulunduğumuzun bilinciyle çalışıyoruz.
EÇEV 23 yıl önce kurulduğunda bir eğitim vakfı olarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu alanlarda yaptığı çalışmalarla öncü bir kurum olma işlevini yerine getirmekteydi. Fakat gelişen ve farklılaşan bir dünyada artık daha yenilikçi çalışmalar üretmek ve farklı projeler üzerinde çalışmalar yapmak gerektiği  bilinciyle geçen yıl EÇEV'i 25. yılına taşıyacak bir stratejik planlama yaptık. Bu planlama çerçevesinde daha kurumsal bir EÇEV hayalimizi gerçekleştirmek için yapısal ve yönetsel pek çok adım attık.
Yaptıklarımızı tabii ki yeterli bulmuyoruz, yönetim kurulumuz ve gönüllülerimizin çabasıyla gelecek  yıllarda çok daha fazlasını gerçekleştireceğimizden kuşkum yok. Çünkü "çocuk-genç ve eğitim" için verilen emek, Türkiye'nin geleceği demek.

*İzmir'deki eğİtimcilerin bir araya geldiği bir platform var mı? Varsa yeterli ve istenilen düzeyde mi?
İzmir'de zaman zaman bazen bizim de içinde yer aldığımız eğitim platformları oluyor. Bunlardan en etkili ve kapsamlı olanı öğretmenlerin sınıf içinde yaptıkları başarılı ve yaratıcı eğitim uygulamalarını meslektaşları ile paylaştıkları, ulusal düzeyde katılımlı "Yenilikçi ve Yaratıcı Öğretmen Semineri"dir. Bunun dışında bir grup eğitim gönüllüsünün kurduğu ve İzmirli eğitimcileri bir araya toplayıp deneyimlerini birbirlerine aktardıkları "İzmir Educators Network" oluşumu da şehrimiz ve bölgemiz için yeni ama işlevsel bir topluluk.

'Bir konuyu dert ediyorsanız sorumluluk alırsınız'

*Ege Bölgesi'nin eğitim koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz, sizce yeterli mi?
Aslında bu soruyu Ege Bölgesi olarak değil de ülkemizdeki eğitim koşulları olarak değerlendirmekte fayda var diye düşünüyorum. Elbette bölgesel farklılıklar var ve bölgesel olarak daha şanslı olduğumuz söylenebilir.
Daha önceki sorularda eğitimin sorunlarına dair bir değerlendirme yapmıştım. Ek olarak söyleyebileceğim eğitimin politikalar üstü olması gerektiğini ilave edip bölgesel farklılıkların göz önünde bulundurulması yani biraz daha yerelden yönetilmesi sorunlarımızda bir çare olabilir.

*Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kendinizi, işiniz ve EÇEV'le olan bağınızı bir bütün olarak değerlendirebilir misiniz?
İlk orta ve lise eğitimimi Malatya'da tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nden mezun oldum. İlk olarak SSK hastanesinde biyolog olarak daha sonra da  Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak çalıştım. 11 yıllık memuriyet sonrasında Ekin Koleji kuruluşu için istifa ederek ayrıldım. Ekin Koleji kuruluşu ile birlikte eğitimle ilgili çalışmalarım başladı ve bu süreçte Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında yüksek lisansımı "ilköğretimde yaratıcılık ve eleştirel düşünme eğitimi" alanında tamamladım. Şu an Ekin Kolejin'de genel müdür olarak görev yapmaktayım. Pek çok sivil toplum kuruluşuna üyeyim, 13 yıldır yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığım Ege Çağdaş Eğitim Vakfı'nda iki dönemdir yönetim kurulu başkanı olarak görev aldım ve yeni görevimi büyük bir onurla yerine getirmeye çalışıyorum.
İnsanların hangi yaş ve hangi pozisyonda olursa olsun mutlaka bir STK ile çalışması gerektiğine inanıyorum. Pek çok Avrupa ülkesinde bireyler oldukça yüksek sayıda STK ile çalışmakta, ülkemizde ise bu oran oldukça düşük. Bir gün bunun artacağına inanmak istiyorum.

*Son olarak pek çok sorumluluk alanlarınız olduğunu biliyoruz bu sizi nasıl etkiliyor?
Evet, pek çok sorumluluk alanım olmasına karşın en çok zaman ayırdığım EÇEV. Bireylerin dünyamıza, çevremize, ülkemize dair sorumlulukları var. Sorumluluk almanın insanları geliştirdiğini ve dünyaya dair farkındalıklarını artırdığını düşünüyorum. Çünkü bir konuyu dert ediyorsanız sorumluluk alırsınız ve değiştirmeye dair bir çabanız olur. Bence bu çaba da kendinizi gerçekleştirmek, dünyada var oluş sebebinize katkı koymak için gerekli ve önemlidir. Kısaca bu sorumluluklar beni yorsa da mutlu ediyor.
Söyleşimizi sonlandırmadan şunu eklemek istiyorum, EÇEV olarak en büyük zenginliğimiz, gönüllülerimizden almakta olduğumuz destek. İçinde bulunduğumuz toplumun iyileştirilmeye ve gelişmeye açık elbette ki pek çok yönü var. Hepimizin duyarlılığı olan konular farklı. Biz EÇEV'de, geleceğe dair umutlarımızı yaşatmanın, aydınlık yarınları inşa etmenin öncelikli yolunun "çağdaş eğitim"den geçtiğine inanan eğitim gönüllüleri olarak bir aradayız. Bu ortak amaç etrafında, EÇEV'in vizyonunu ve EÇEV ruhunu paylaşarak bizimle gönül birliği etmeye hazır olan her birey ve kurum, EÇEV gönüllüsü olabilir. Lütfen gönüllümüz olun.


KUTU KUTU

Eğitim felsefesi ve politikaları, partilerüstü olmalı

*Sektöre dair genel bir değerlendirme yapabilir misiniz? Değişen sınav sitemi ve artan özel okul sayıları eğitimin kalitesini nasıl etkileyecek?
Eğitim sisteminin genel amacı; ortaöğretim kurumları için öğrencileri ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda mesleğe, geleceğe ve yükseköğretime hazırlamak, yükseköğrenim kurumları için ülkelerin kalkınması ve gelişmesi için gerekli olan bilgiyi üretmek ve iş hayatına hazırlamaktır. Bu kurumlar, eğitim sisteminde yapılan plansız hareketler ve sık sık yapılan değişiklikler yüzünden etkili ve verimli olamamaktadır.
Hepimizin bildiği gibi yüz yılımızın son çeyreğinde, dünya çok önemli değişim ve dönüşümler yaşadı. Bu değişim ve dönüşümler çeşitli sosyo-ekonomik gelişmelerin yanı sıra bu zamana kadar görülmemiş hız ve kapsamda bilim ve teknoloji alanında oldu. Teknolojideki gelişmeler, insanlık tarihinde son 50-60 yılda bugüne kadar olan gelişmelerden daha fazla. Tabii bu muazzam hız hayatın her alanını çok etkiledi.
Eğitim sistemimizin zaten öteden beri süregelen ve bir türlü çözümlenemeyen çeşitli sorunları varken, bunlara bir de bilim ve teknolojide yaşanan hız sonucu ortaya çıkan yeni gereksinmeler ve küreselleşme olgusu eklenince, sistem daha da etkisiz ve verimsiz bir hale geldi.
Ülkemizde son yıllarda eğitim alanında çok önemli gelişmeler olmasına karşın bu çabalar sistemi arzu edilen düzeye getirmenin çok gerisinde kaldı.
Türk eğitim sisteminde çok ciddi nitelik sorunları yaşanmaktadır. Bunların başında eğitim fakültelerinde verilen eğitimin niteliğindeki sorunların öğretmen niteliğine yansımaları ve dolayısıyla da bunun eğitime yansımalarıdır. En basitinden eğitimde amaç bilgi yüklemek değil, bilgiye ulaşmanın yollarını ve kazanılan bilginin yaratıcı bir biçimde nasıl kullanılacağını öğretmek olması gerekirken eğitim sistemimizde ezberci bir anlayışın hakim olması bu sorunlardan sadece bir tanesidir.
Birçok Avrupa ülkesinde ilköğretim kademesinde zorunlu temel eğitim uygulaması yıllar önce başladı ve 12 yıl düzeyindedir. Yeterli bir süre olmamasına rağmen 1997 yılında sekiz yıllık eğitimin hayata geçirilmesi eğitim sistemimizin işleyişi için olumlu bir gelişme oldu. Fakat daha sonra bu karardan vazgeçerek 4+4+4 eğitim sistemine geçiş yapmamız pek çok temel sorunu da beraberinde getirdi.
Eğitim sistemimizin yaşadığı bu zorluklara bir de öğretmen yetiştiren kurumların yükseköğrenimimizdeki ile paralel nitelik sorunu da eklenince durum içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.
Tüm bu sorunlar ve tespitler toplumumuzun ilgili hemen her kesimince yapılmaktadır. Eğitim sistemleri uzun vadede ürün veren ama bir ülkenin sosyal ve ekonomik kalkınmasını sağlayan insan gücünü hazırlar. Öyleyse, tüm bu sorunların aşılabilmesi için eğitim sistemimizin her kademesinde nitelikli eğitim anlayışı ile yeni bazı düzenlemeler yapılması eğitime, bilime ve teknoloji üretimine her zaman olduğundan daha çok önem verilmesi gerekmektedir.
Son olarak da TEOG sisteminin kaldırılıp yerine konulan yeni sistemin karmaşası ve yarattığı sorunları şu an çok sıcak olarak yaşamaktayız. İlk yerleştirme sonucuna göre bulunduğu eğitim bölgesindeki okullara yerleşemeyen 200.000 öğrenci var. Bunları gözardı edemeyiz ve acilen bu sorunu çözecek adımlar atılmalıdır.
Bunun için de pek çok eğitim bilimci tarafından kabul edilen ve benim de inandığım görüş doğrultusunda, eğitim politikalarının ve politikalara kaynaklık eden eğitim felsefelerinin yeniden ele alınıp gözden geçirilmesi ve çağa uygun, mevcut sorunlara çözüm üretecek nitelikte ve pratik değer içeren politikalar ve felsefeler üretilmesi gerekliliğidir. Bunun için de eğitimin sistemimiz her türlü politikanın dışında tutularak, partiler üstü bir anlayış içerisinde yürütmek ve belli sınırlar dahilinde özerk bir yapıya kavuşturmak zorundayız.
Artan özel okul sayısı ile ilgili olarak da şunu söyleyebilirim. Son yıllarda İzmir'de artık sayısını bir kerede söyleyemeyeceğim pek çok özel okul açıldı. Olaya finansal açıdan bakan gruplar olduğunu biliyorum. İstanbul'daki pek çok okul zinciri İzmir'e yatırım yaptı. Bir de 3-5 arkadaşın bir araya gelip açtığı okullar var. Eğitim işi sadece fiziki imkanları albenili olan bir okul açmak ile sınırlı değil. Bu okullarda çok iyi fizibilite yapıldığını düşünmüyorum. Çünkü çok iyi fizibilite yapmadıysanız, eğitim felsefenizi ve misyonunuzu çok iyi oturtmadıysanız, bir süre sonra tıkanırsınız. Bu yüzden pek çok okulun birkaç yıl içinde faaliyetine devam edemeyeceğini tahmin ediyorum.

*Değişen eğitim sisteminin öğrenciler üzerindeki etkisi nedir? Olası psikolojik yıpranmalar öğrencilerin ileriki yaşamını nasıl etkiler?
Pek çok kamusal alanda olduğu gibi eğitimde de sistemin daha stabil, net ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bilinmezliklerin olması insanları özellikle de genç ve çocukları çok daha fazla etkiler. Bu bilinmezlikle baş etmek ve başarısız olmak korkusu ile çocuklar fizyolojik ve psikolojik olarak sorunlar yaşarlar. Bu nedenle bu değişimleri yaparken olası etkileri için neler yapılması gerektiği üzerine de düşünülmesi gerekmektedir. Bu değişiklerin çocukların sonraki yaşamlarında yapacağı etki de kişiden kişiye, ailenin ve ortamın yapıcı olmasına göre değişikli gösterebilir. Ama bir olumsuzluk yaratacağı kesin.  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.