Eylül'de 35 kadın öldürüldü, uyanmanız için Ekim'de kaç kadın ölsün?

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun yayınladığı şiddet verilerine göre yalnızca Eylül ayında 35 kadın öldürüldü. 44 kadın cinsel şiddete maruz kaldı. 15 çocuk istismara uğradı. Cinayete kurban giden kadın sayısında da artış söz konusu. İzmir Kadın Emeği Platformu Sözcüsü Hazal Beytaş Eylül ayında 35 kadının öldürüldüğünü belirterek 'uyanmanız için bu ay kaç kadının öldürülmesi gerekiyor?' dedi

Eylül'de 35 kadın öldürüldü, uyanmanız için Ekim'de kaç kadın ölsün?
07 Ekim 2016 Cuma 09:37

Simge Özden-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun her ay gazete ve televizyonlarda çıkan haberlerin yanında kendilerine ulaşan mağdur ailelerden derledikleri istatistiki verilere göre yalnızca Eylül ayında 35 kadın öldürüldü. İzmir Kadın Emeği Platformu Yürütme Kurulu Sözcüsü Hazal Beytaş ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Sanem Deniz Kural son zamanlarda artan kadına yönelik şiddet ve nedenleri ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Kadının toplumda özgür olmadığına dikkat çeken İzmir Kadın Emeği Platformu Yürütme Kurulu Sözcüsü Hazal Beytaş, 'Kadınlarımız kendi haklarının bilincinde değil. Bu nedenle şiddet gördükleri çevreye karşı çok zayıf durumdalar. Toplumsal bir takım eğitimlerle bunun önüne geçilmeye çalışılabilir. Toplumu yönlendiren en önemli faktörlerden biri olan medyaya da çok önemli görevler düşüyor. Gerek yayınlanan dizilerle gerekse programlarla kadına şiddetin ve istismarın karşı tarafta bir hak olarak görülmemesi gerektiği mesajı verilmeli ki insanlar bunu kafalarından tamamen atabilsin. Ancak bu şekilde kadına şiddete karşı mücadelede yol alabiliriz. Yoksa üzülerek söylüyorum ki şiddet vakaları artaracak devam edecek. Biz soruyoruz; 'Eylül ayında 35 kadının öldürüldü. Uyanmanız ve bir şeyler yapmanız için bu ay kaç kadının öldürülmesi gerekiyor?' dedi.



Türkiye'de eğitim düzeyinin çok düşük olduğuna dikkat çeken Beytaş, 'Dolayısıyla belediyenin ya da yönetim kurumlarının desteklediği bir takım projelerle bunun önüne geçebiliriz. Kadın, dünyadaki ve toplumdaki yerini sorgulamalı. Erkeklerin kadın- erkek eşitliğininin bilincinde olması gerekir. Bunun için elimizde yeterli yasalar var, fakat toplumsal anlayış değişmediği sürece yasaların değişmesi de çok bir şey ifade etmiyor. Kadına bakış açısını, kadının toplumdaki yerini, kadının insan haklarını, sadece kendisinin değil toplumdaki her bireyin bilmesi gerekir. Toplumsal açıdan büyük bir hak bilgisi yoksunluğuna sahibiz' dedi.

Cinsiyetçi bakış açısı

Kadınların görülmeyen emekleri olduğunu belirten Hazal Beytaş, 'Kadın ev içerisinde bulaşık yıkıyor, hasta bakıyor, yemek yapıyor, ama bunları yapmak zorunda olduğu için yaptığını düşünüyor ve toplum da bu rolü onun üstüne yıkıyor' diye konuştu.
Kadına şiddeti meşrulaştıran en önemli faktörlerden birinin de devlet yöneticileri olduğunu belirten Beytaş, 'Kadın gülmez, kadının ne işi var evinde otursun', gibi sözleri sarf edenler olmuştu. Bu yüzden sorunun ortadan kalkması için en önemli nokta toplumdaki cinsiyetçi bakış açısının ortadan kalkması ve insanların kadın- erkek eşitliğine inanarak bu yolda ilerlemesi gerekir' dedi.



Kendi hayatını yaşamak isteyen kadın

Kadın Cinayetleri Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Sanem Deniz Kural platform olarak kadına şiddetin neden olduğuyla ilgili çeşitli veriler topladıklarını belirterek şunları kaydetti: 'Kadına şiddetle alakalı karşılaştığımız öncelikli neden kadının kendi hayatına dair bir karar vermek istemesi oluyor. Mutlu değilse boşanmak istemesi olabilir veya görüşmek istemediği birini reddetmesi olabiliyor. Bunların kadın cinayeti olarak bizim karşımıza çıkmasının en büyük gerekçesi, şu anda bizim yaşadığımız toplumda gerçekten kadına şiddeti ve kadın cinayetlerini durduracak önlemler alınmak yerine tam tersi uygulamalarla karşılaşıyoruz. Örneğin çok yakın zamanda yaşadık. İstanbul'da şort giyen bir kız kardeşimize yönelik saldırı gerçekleşti. Bunun arkasından, 'Hoşunuza gitmiyorsa mırıldanırsınız' diye bir açıklama yaptı Başbakan. Bu tür açıklamalarla biz çok sık karşılaşıyoruz. Bu açıklamalar tamamen, suçu işleyen failleri korumak, cesaretlendirmek anlamına geliyor. Son dönemde sürekli laikliğe yapılan saldırılar var. Bunlar toplumda çok ciddi anlamda karşılığını buluyor ve en çok kadınları etkilyen sonuçları oluyor. Sürekli çatışmanın olduğu bir ortamdayız. Savaş ortamı her zaman toplumsal şiddeti tetiklemiş durumda ve o şiddet de en çok kadınlara yöneliyor. Bu tür etkenlerin şiddetin artmasında çok etkili olduğunu düşünüyoruz. Tabi ki bunun dışında şu da var, bizim yıllardır çıkarmaya çalıştığımız bir Özgecan Yasamız var. Cinsel şiddete, kadına şiddete, çocuk istismarlarında ceza indirimlerinin uygulanmamasını sağlayacak bir yasa. Ceza indirimlerini engelleyecek şekilde yasal düzenleme yapılmaması çok ciddi bir etken.' 

Kolektif mücadele

Tüm bu olumsuzluklara rağmen kadınların kolektif olarak mücadeleye katılmak isteyişlerinde de büyük bir artış olduğunu söyleyen Deniz Kural, 'Kadınlar şiddete karşı seslerini yükselttikleri için de şiddete uğruyorlar. Aslında kadınlar modern haklarını ararken şiddetle tekrar karşı karşıya kalıyorlar. Platforma yapılan başvurular çok ciddi anlamda artmış durumda. Türkiye'nin neresinde olursa olsun kadınlarımız bize ulaşıyorlar ve 'Ben de burada mücadele etmek istiyorum' diyor. Bunu çok önemsiyoruz, çünkü bu toplumsal tepkinin de artmasının ötesinde örgütlü mücadeleye katılması anlamına geliyor. Bu durum bizlere umut veriyor' dedi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.