Hasta oğlu ile 2 yıldır sokakta yaşıyor

Babasının iflas etmesi ile iki yıldır sokaklarda yaşayan Seval Taşkın ve ruhsal bozukluğu olan oğlu Batuhan, zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Taşkın, 'Oğlumun engelli maaşı da kesildi. Belediyeler de yardım etmiyor. Önceden durumumuz çok iyiydi. İyi bir yaşamdan sokağa düşünce Allah günah yazmasın, insanın çok zoruna gidiyor' dedi

Hasta oğlu ile 2 yıldır sokakta yaşıyor
31 Temmuz 2018 Salı 10:14

Şefika Bal- 63 yaşındaki anaokulu öğretmeni Seval Taşkın ve 1983 doğumlu ruhsal bozukluğu olan oğlu Batuhan Taşkın neredeyse iki yıldır sokaklarda yaşıyor. Babasının işini kaybetmesiyle hayatı alt üst olan anne Seval, oğlu Batuhan ile hayat mücadelelerini anlattı.

 

Babasının işlerinin kötüye gitmesinin ardından borçların altına girdiklerini ve babasının felç geçirerek vefat ettiğini söyleyen Seval Taşkın, "2 yıl önce annemin rahatsızlığı nedeniyle işi bırakmıştım. Ardından babam da rahatsızlanmıştı, felç geçirdi ve iflas ederek işini kaybetti. Balçova'da bir evimiz vardı, borçlarımızı ödemek için evi sattık. Evi alan bey, babamın birlikte iş yaptığı bir arkadaşıydı, bize paraya ihtiyacımız olduğu için evi aldığını ve bir yıl boyunca işimizi toparlayana kadar kira ödemeden kalabileceğimizi söyledi. Ardından 6 ay sonra evin başkasına kiraya verildiğini öğrendik ve çıkmamız gerektiği söylendi. Ayrıca oturduğumuz ayların da kirasını istediler. Paramız olmayınca da eşyalarımıza el koydular. İyi ki almış eşyalarımızı, yoksa biz nereye koyardık onca şeyi? Ardından annemde Alzheimer ortaya çıktı, onu huzur evine yatırdık. Ben oğlumla sokakta kaldım" dedi.

Oğlumun iş göremez raporu var

Oğlunun iş görmez raporu olduğunu anlatan Seval Taşkın, "Oğlum Batuhan 1983 doğumlu, 2003 yılında askere gitti. Askerliği sırasında yanındaki arkadaşları şehit olunca ruhsal bozukluk yaşamış. Askeriyede gerekli tedavisini yaptırmışlar ama bize söylemediler, askerden dönünce öğrendik. Burada biz de doktorlara götürdük, çalışamaz raporu verildi. 3 aydan 3 aya verilen sakatlık maaşına bağlandı" diye konuştu.
Oğlunun sakatlık maaşının kesildiğini belirten Taşkın şu sözleri kaydetti: Oğlum Batuhan'ı İzmir'de Ruh ve Sinir Hastalıkları misafirhanesine aldılar, beni de huzur evine gönderdiler. Çoçuğum orada kalırken maaşını da kestiler. Bir süre buralarda kaldıktan sonra paramız olmadığı gerekçesiyle onu misafirhaneden, beni huzurevinden çıkardılar. 2017 Nisan ayında İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali'ne geldik, orada kalıyorduk. Ancak zabıta ve polis bizi sürekli orada kalmamamız yönünde uyarıyordu. Kalacak yerimiz olmadığını söyledik ama yine de gidin diyorlardı. En son gelip yarına kadar boşaltmazsanız hakkınızda soruşturma başlatacağız dediler, sanki kaybedecek bir şeyimiz varmış gibi. Ne başlatırsanız başlatın dedim, burada açıkta duracağıma cezaevine girerim. Sonra üzgün üzgün oturup ne yapacağımızı düşünürken bir esnaf yanımıza gelip yardım etmek istedi.

Kışı bir kamyonun içinde geçirdik

"Otogar yakınlarında bir lastikçi dükkanı olduğunu ve bizi burada gördüğünü, yardım etmek istediğini söyledi. Bizi dükkanına aldı. Satılmayan bir kamyonu varmış, onun içinde kalabilirsiniz, en azından kışı burada geçirin dedi" diyerek yaşam şartlarını anlatan Taşkın, "Sürekli yemeğimizi verdi. Ardından Mayıs'a kadar orada kaldık, Mayıs'ta kamyon satıldı, yine sokakta kaldık. Şimdi de gördüğünüz gibi durakta kalıyoruz, gündüzleri parklarda geziyoruz, bahçelere sığınıyoruz. Her parkta bizim gibi evsizler var. Sayıları o kadar fazla ki, gittiğimiz her yerde 4-5 evsiz görüyoruz. Geçenlerde buradan otobüse binen bir kızcağız yardım etmek istediğini söyledi. Videomuzu çekti, Twitter'a koydu. Oradan birkaç yardım kuruluşuna ve AHBAP'a göndermiş. Onlar hemen geldiler, durumumu onlara da anlattım. İnşallah oradan bir yardım eli uzanır" diye konuştu.

'Belediyeler yardım etmiyor'

Belediyelerden gıda yardımı yapabiliriz cevabını alan ve "Evim mutfağım olmadıktan sonda gıda yardımını ne yapayım" şeklinde konuşan 63 yaşındakı Seval Taşkın, "Yeşilova muhtarlığına git diye bir öneride bulundular, gittik muhtarla görüştük. Bizim yanımızda telefonla görüştü, ertesi gün yardım geleceğini söyledi. Ertesi gün oldu, günler geçti haber yok. Kaç gün boyunca bekledik. Ne muhtarla görüşmemizi öneren kişiye ulaşabildik, ne muhtara. Bizden kaçar gibi bir halleri vardı, öyle olunca biz de saldık ipin ucunu. Oğlumun maaşının yeniden bağlanması için de doktora götürmem gerek, heyet raporunu yenilemek, mahkeme kararıyla maaşın yeniden bağlanmasını istemek gerek. Neredeyse bir yıllık süreç. Ben bir yıla ölür müyüm kalır mıyım belli değil" dedi.

'Bir göz odaya ihtiyacım var'

İş aradım ancak bu üstüm başımla kimse bana iş vermiyor diye konuşan Taşkın, "Zaten iş bulsam bile oğlumu bırakacak bir yerim yok. Ara ara kötüleşiyor, onu yalnız bırakmam mümkün değil. Ufacık bir evim olsa. Tam teşekküllü bir şey istemiyorum; ikimizin yaşayabileceği, yemeğimizi pişirebileceğimiz bir yer. Ben o zaman çocuğumu eve bırakır, gider çalışır geçinirim. Dört gün üst üste aç yattığımızı biliyorum. Ben sabah akşam duş alan kadındım; evimizde bakıcılarımız, yardımcılarımız vardı. Babamın işini kaybetmesiyle birlikte bu hallere düştük. Böyle yükseklerden buralara düşünce Allah günah yazmasın, insanın çok zoruna gidiyor. Burada insanlar yemek veriyor, para veriyor. İlk başlarda çok utanıyordum hep ağlıyordum.

 


Ülkede en az 70 bin evsiz var

Burcu Özkan- Sokaklarda, parklarda, yıkıntı köşelerinde, cami avlularında yaz kış gece gündüz demeden çok ağır şartlarda yaşam mücadelesi veren, şiddete, tacize, tecavüze maruz kalan, üşüyen, hastalanan, donarak ölen, aç biçare durumdaki barınmasız, evsiz insanlara İzmir'de de sıklıkla rastlanıyor.
Ara sokaklardaki metruk binalarda yaşamaya çalışan evsizlerin yaz aylarının gelmesiyle beraber rahat ettiklerini düşünmek hata olur. Şefkat Der gönüllülerinin 15 yıllık çalışmalarına dayanarak yaptıkları tahminlere göre Türkiye genelinde 70 binden fazla evsiz var. Maalesef yapılan çalışmalar ve alınan korumacı önlemler de bu sayıyı azaltamıyor.

Uzmanlar sorunun çözümü için şunları söylüyor: Sokakta yaşam savaşı veren, evsiz insanların önemli bir kısmının üstü başı perişan olduğundan dolayı lokanta, çay ocağı, kafeterya gibi mekanlara da genelde kabul edilmezler. Bankamatik kabinlerinden dahi çıkarılırlar, otogar, istasyon gibi mekanlarda hatta cami avlularında bile kalmalarına izin verilmez. Bu nedenle sorunun temelden çözümü için toplumsal bilinçlenme gerekiyor. Devlet kurumlarının, belediyeler ve valiliklerin yapacakları yanında toplumda da sağduyu gerekiyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.