İzmirli depremzedeler isyan etti: Ayrımcılık yapılıyor!

30 Ekim Depremi Proje Alanı Mağdurları Platformu üyeleri, depremzedelerin proje alanı içi ve dışı diye ayrıldığını belirterek proje alanı dışında kalan depremzedelere tanınan hakların kendilerine de tanınmasını istedi

İzmirli depremzedeler isyan etti: Ayrımcılık yapılıyor!
17 Ağustos 2021 Salı 16:09

FATİH ÖZKILINÇ-30 Ekim Depremi Proje Alanı Mağdurları Platformu üyeleri 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden tam 22’inci yıldönümünde AFAD İzmir il binası önünde toplanarak basın açıklamasında bulundu. Platform adına basın açıklamasını okuyan Avukat Nilsu Karaman Aktarıcı, ülke olarak afetlere hazırlıklı olmadığımızı belirterek “AFAD İzmir il binası önünde toplanan bu depremzedeler 1819 bağımsız bölümü temsilen buradayız. İZDEDA derneği değiliz. Bizler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 7 adet proje alanına dahil edilerek Bayraklı’daki diğer depremzedelerden ayrıştırılan aslında en mağdur olan grubuz. Deprem sırasında yıkılan 7 adet bina ve 117 can kaybı proje alanına alınan bu grubun komşuları, yitip giden canlar bugün burada bulunan arkadaşlarımızın yakınlarıdır. Bir kısmımız da göçükler altından çıkarıldık pek çoğumuz da depremde binalarda olup son anlarda canımızı kurtardık. Fakat depremden kısa bir süre sonra unutulduk” dedi.

“Zorla senetlere imza attırıldık”


30 Ekim 2020 tarihinde kentte meydana gelen depremin ardından Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 7 adet proje alanına ayrılarak tapularına el konulduğunu ifade eden Aktarıcı, “Mülkiyetlerimiz bizlerin izni ve bilgisi dışında elimizden alındı, hazineye devroldu. 7 ayrı proje alanı, 7 ayrı firmaya bilmediğimiz şartlarda ihale edildi, katlarımız 8 den 5 e indirildi,  kat indiriminden kaynaklı m2 lerimiz yarıya düşürüldü, 120-130 m2 olan evlerimiz ofislerimiz 60-70 metrekare olarak yapılıyor. Üstüne bize satılıyor. Ziraat Bankasının boş borçlandırma senetlerine zorla imza attırıldık, atmazsak arsa paramızı alıp gideceğimiz söylendi. Enkaz haline gelen binalarda eşyalarımız, depremde yıkılan binalarda ziynetlerimiz kaldı, hiçbirini alamadık. Katlarımız 8 den 5 e düşüp konut eksiği ortaya çıkınca zeminlerdeki dükkanları da eve çevirdiler simdi kura ile geri vereceklermiş. 21. yüzyıl Türkiye'sinde böyle bir hizmet anlayışı olamaz. Bize mülkleriniz değerlendi eskiydi şimdi yenisini veriyoruz diyorlar. Biz depremzedeyiz, ticaret yapmıyoruz. Trilyon da olsa pul da olsa depremden önceki katlarımızı, metrekarelerimizi,  şerefiyelerimizi kısacası yaşam alanlarımızı aynen geri istiyoruz. Depremden önce burada yaşayan 4 kişilik 5 kişilik aileler şimdi 60-70 metrekarelere nasıl sığacaklar? Buralar bizlerin kendi mülklerimizdir. Devlete TOKİ’ye ait yerler değildir. Bu sebeple TOKİ’nin dar gelirli vatandaşlara kura ile yer tahsis ettiği gibi kuraya tabi olmamız mümkün olamaz” diye konuştu.

Kanuna aykırı işlemler yapılıyor


Proje alanlarına kuş uçuşu 50-100 metre mesafedeki gökdelenlere izin ve oturma ruhsatı verilirken depremzedelerin mülkiyetinin 8 kattan 5 kata indirilerek birçok mağduriyete sebebiyet verildiğini aktaran Aktarıcı, “Ben yaptım oldu mantığı ve bu keyfiyet kabul edilemez. İdari dava süreleri beklenmeden, imar plan değişiklikleri kesinleşmeden kanuna aykırı işler yapılmaktadır. 1999’dan beri toplanan deprem vergileri bizlere kullanılmamıştır. Özellikle binalardan eşyalarınızı almayın eşya bedelleriniz karşılanacak denilmesine rağmen söz verilen 30 bin TL eşya parası ve 13 bin TL taşınma yardımı dahi ben dahil pek çok arkadaşımıza yapılmamıştır. Bir kısmımız hala DASK paralarını alamadı. Hala konteynırlarda yaşayan, Büyükşehir belediyesinin tahsis ettiği evlerde yaşayan arkadaşlarımız var. Kiraya çıktık. Depremden önce bir emekli maaşı ile bir asgari ücretle geçinen ailelere ‘10 aydır kiranızı nasıl ödüyorsunuz, ne yiyip ne içiyorsunuz?’ diye sorulmadı. Proje alanları dışındaki depremzedeler depremden önceki belediye imarına tabi oluyorlar 8 katlarını koruyarak kendi yerlerini yapma imkânı tanındı. Aynı depremi yaşayan bizler Çevre ve Şehircilik Bakanlığının proje alanları içine dahil edilerek sözde hizmet diye mağdur edildik. Bakanlık tarafından gökdelenlere hala daha 30 – 40 kat izni verirken neden bizim katlarımız 8’den 5’e indirildi? Gökdelenler ile zemin etütlerimizi karşılaştırmalı görmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Para ödememek için bin bir dereden su getiriliyor”


Acilen bir afet bakanlığı kurulması gerektiğini dile getiren Aktarıcı, “Depremden sonra bizler 3 bakanlık arasında bürokrasiye boğulduk. Bakanlıklar birbirinden koordinesiz birbirinden habersiz. Dönüşüm hizmetleri TOKİ eliyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülüyor ki hiçbir şeyden haberimiz yok, uygulamalar tamamen bilgimiz ve isteğimiz dışında ve keyfi. DASK yani deprem sigorta ödemeleri Maliye Bakanlığı tarafından yürütülüyor ki orası tam bir fecaat. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının hasar tespit raporlarını kabul etmiyorlar. Para ödememek için bin bir dereden su getiriliyor. Arama kurtarma ve sosyal yardımlar İçişleri bakanlığına bağlı AFAD tarafından yürütülüyor ki deprem sonrasında arama kurtarma ekibi en başarılı ekip idi kendilerine teşekkür ediyoruz. Ancak AFAD arama kurtarma dışında, afet sonrası, 7269 sayılı afet kanunanlamında bir takım kamusal sorumlulukları olan bir devlet kurumudur” dedi.

Depremzedeler ayrıştırılamaz


Proje alanı dışında kalan depremzedelere tanınan hakların kendilerine de tanınmasını istediklerini belirten Aktarıcı,  “Depremzedeler proje alanı içi dışı, hak sahibi veya değil diye ayrışamaz. Bu anayasa önünde eşitlik ilkesine de aykırıdır. Proje alanı dışında kalan depremzedeler kendi yerlerini kendileri yaparken ve kentsel dönüşüm kredisinden yararlanırken aynı zamanda AFAD tarafından, şehir hastanesinin üstünde yapılmakta olan yerlerden de 7269 sayılı kanuna göre hak sahibi yapıldılar. Proje alanında kalan depremzedelerin yerlerini ise Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı, 6a şartlarına ve hesabına göre yapıyor. AFAD’a göstermelik bir hak sahipliği tanıtarak sadece geri ödemeleri 20 yıl yapacaklar. Adı size de AFAD yer yaptı olacak. Bu durumda proje alanları dışındaki depremzedelere hem kentsel dönüşüm kanunundan kendi yerlerini yapma hem de şehir hastanesinin üstüne yapılan 8 bin 500 konuttan AFAD‘dan yer alma şeklinde 2 hak tanınmış oluyor. Depremzedeler arasında proje alanı içi dışı diye böyle bir ayrım yapılamaz. Bizim suçumuz Çevre Ve Şehircilik Bakanlığının yerlerimize el koyması mıdır? Bizler kentsel dönüşümcü değiliz. 6306 sayılı kentsel dönüşüm kanununun ağır borçlandırma hesap ve geri ödeme şartlarına tabi olmamalıyız.7269 sayılı afet kanuna tabi olmalıyız. AFAD bize 7269 sayılı afet kanunun uyarınca yer yapmalı, bu kanuna göre hesap çıkarmalı, bu kanuna göre geri ödeme imkânı tanıyarak konut ve dükkân tahsis etmelidir. Çevre ve şehircilik bakanlığının 6a’ya göre bize yer yapması, hesabını 6a’ya göre çıkararak bize sunması sadece geri ödeme anlamında AFAD’ın 7269 sayılı kanununa tabi kılınmamız, AFAD’ın 7269 sayılı kanun anlamında kanunun emredici hükmü ile düzenlenmiş sosyal devlet ilkesi gereği bize yer yapma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bunu biz söylemiyoruz kanun söylüyor. Bu AFAD için, 7269 sayılı kanundan kaynaklı bir zorunluluk ve sorumluluktur. AFAD ise depremden beri aradan geçen 10 ayda kanunen proje alanları depremzedeleri için konut/dükkân tahsis etme sorumluluğunu yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Üstelik bizzat AFAD Başkanlığının 12.11.2020 tarihli Bayraklı ilçesini de kapsayan 30 Ekim 2020 İzmir depreminin genel hayata etkili afet olduğuna dair kendi kararı mevcuttur. Bu karar fiili durum itibariyle afet bölgesi anlamına gelmektedir. Zira ne afet kanununda ne de başka bir kanunda afet bölgesi tanımı ve kavramı yoktur. Uydurma kavramlarla daha önce Rize, Düzce , Artvin ve şimdi Kastamonu illerimizdeki haklı olarak afetzedelere tanınan bir takım ayrıcalık ve haklar 117 canını kaybetmiş İzmir’e tanınmamıştır. Oysa bu illerimiz gibi İzmir de AFAD Genel Müdürlüğü tarafından genel hayata etkili afet bölgesi kararı alınmış bir ildir. Diğer illerimiz gibi İzmir de kanunda olmadığına göre siyaseten ekstra yardım ve ayrıcalık yapılmak için kullanılan afet bölgesi tanımını sonuna kadar hak etmiştir. Afetler özellikle de deprem kuşağında olan ülkemizde depremler hepimizin karşılaşabileceği bir afettir. Bugün bizim başımıza gelen yarın herkesin başına gelebilir” açıklamasında bulundu.

Basın açıklamasının ardında 30 Ekim Depremi Proje Alanı Mağdurları, taleplerinin yer aldığı dilekçeleri AFAD İzmir İl Müdürlüğü’ne teslim etti.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bilal ÇATAL - 1 ay önce
Bizler ve proje alanları dışında her vatandaş Deprem mağduruyuz bu nedenle hahlar eşit olmalıydı. Hak kayıplarının karşılığı Rezerv alanından hak verilmesi.Kura değil kat hakkı tanınmalı.
Avatar
Fatma eroğlu - 1 ay önce
Proje alanı denen ilk yıkılan binalar.Hani 119 canın gittiği.Bizlere sormadan 6306/A ya göre arsamıza el kondu.Çev.şeh.bak.lığı kuş kafesi misali evler yapıyor bir de bunu bize tekrar satacak.müteahhite versek %35 kayıpla evlerimiz bedava olurdu.Birde yanımızda gökdelenler biz 5 kat.Adalet yok bu ülkede.