Keneviri canı pahasına koruyor

Dr. Ulaş Oğrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 'kenevir yetiştireceğiz' açıklamasından sonra 3 dönüme kenevir dikti. İzinleri alan, ürünü yetiştiren Oğrak, ürünü hırsızlığa ve yanlış yönlendirmelere karşı canı pahasına koruyor.

Keneviri canı pahasına koruyor
14 Ekim 2019 Pazartesi 09:39

Halil Özcan - Dr. Ulaş Oğrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'kenevir yetiştireceğiz' açıklamasından sonra 3 dönüm kenevir dikti. Yaklaşık 2 haftada izin işlemini tamamlayan Oğrak, "Asıl iş tohum bulmada. Devlet izni veriyor piyasada garantili tohum yok. Tohum ithali yasak. Karaborsada 800 liraya tohum satmaya çalışanlar var. Yetiştirdik ama kim alacak belli değil. Devlet inovasyonun önünü açmalı. Kenevir, kağıt üretiminden tekstile, çimentodan madikale kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor. Türkiye geç kalmamalı" dedi.

Dünyanın tercihi

Amerika Birleşik Devletleri'nde yüksek lisans ve doktorasını tamamladıktan sonra bir süre de üniversitede çalışan Dr. Ulaş Oğrak, 20 yıl sonra İzmir'e döndü. Son yıllarda medikalden, inşaat sektörüne kadar kullanım yelpazesi geniş olan kenevir bitkisini araştıran Oğrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ocak ayındaki açıklamasının ardından hızlıca izin işlemlerini tamamlamış ve Menemen'de yaklaşık 3 dekarlık araziye kenevir ekmiş. Amerika'da kenevir bitkisinin ekonomiye nasıl etki ettiğini gördüğünü söyleyen Oğrak, "Bazı ülkelerde tamamen serbest, bazı ülkelerde içimi, satması ya da yetiştirmesi hafif suç kapsamında görülüyor. Kolaroda eyaletinde tamamıyla serbest. Kanada'da devlet tamamen destek veriyor. Ürüne alış garantisi veriyor. Tarım makinelerini veriyor, sadece ekip büyütmek kalıyor çiftçiye. Avrupa'da lider Fransa, dünyada Çin, Kanada, Rusya. Bursa'da bir ayakkabı üreticisi var. Kendir lifini yani kumaşı ithal ediyor ve burada ayakkabı üretiyor. İthal etmek zorunda. Bizi buldu geldi konuştuk. Tedarik zinciri oluşmamış henüz. Kenevir kumaşını üretime başlanırsa hızlı gelişir ve sanayiye girer" diye konuştu.

Önü açılmalı

Asıl alanının işletme, yönetim ve strateji olduğunu anlatan Oğrak, şöyle devam etti: "Stratejide bir iş kolonu ya da bir endüstriyi analiz edecekseniz yapmanız gereken bazı şeyler var. Önümüzdeki 10-15-20 yıl içerisinde neler olacak bunlara bakmanız gerekiyor. Bunları incelerken de politik, yasal, ekonomik, sosyal ve kültürel, teknolojik ve çevre trendlerine bakıyoruz. Hangi trende bakarsanız hepsinde kenevirin önünü açan gelişmeler var. Endüstriyel alanda, medikal alanda, kağıt gibi bir çok alanda kullanılabilir. İşlenmesi için çok ileri bir teknoloji gerekmiyor. 1941 yılından patentli makineleri var. Türkiye'de de makineler var ve şu anda geliştirmekte oldukları bir prototipi de var. Türkiye bu iş için biraz geç kaldı ama çok geç değil."  

Çitfçiye maliyeti düşük

Sadece tekstil penceresinden bakıldığında eşit alanda pamukta kullanılan suyun yüzde 30'unu harcadığını ifade eden Oğrak, "Çiftçi açısından maliyetiniz çok düşük. İlaç kullanılmadığı için yeraltı sularına kimyasal madde karışmıyor. Ben hiç ilaç kullanmadım. Sadece suladım. Boyu 3,5-4 metreye ulaştı. Bu bitkideki lif, pamuğun lifinden 10 kat daha güçlü. Pamukta çok fazla ilaç kullanılıyor. Bir süre sonra toprak artık ilaçsız verim vermez hale gelecek. Lif çok sağlam olduğu için esneme yapmıyor. Eskiden yelkenler bundan yapılıyormuş. Hayatımıza polyester girince her şey değişti. Bazı ünlü tekstil markaları organik üretim yaptıklarını söylüyorlar. Ama maalesef yalan. Geri dönüşen plastiklerden kullanıyorlar. Bu defa geri dönüştürülen plastik üreticileri daha fazla üretiyor. Göz boyama bunlar. Asıl organik kendir lifidir. Polyester giyiyoruz. Plastik ve çimentonun yerini alabilir. Ormanların kesilerek kağıt üretiminin önüne geçebilir çünkü içindeki sert madde kağıt üretimi için çok uygun" dedi.

Tüfekle nöbet tuttum

İzin almak için arazi nerdeyse oraya bakan kaymakamlık ya da valilik nezdinde bir başvuru yapıldığını aktaran Oğrak, şunları söyledi: "İlçe Tarım ya da il tarıma yönlendiriyorlar. Çiftçi kayıt sisteminde kayıtlı olmanız lazım. Sonra soruşturma yapılıyor. 2 hafta içinde izin çıktı. Ama sorun ondan sonra başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasından sonra başvuru yaptım. Nisan'da izin işlemi tamamlandı ama Mayıs'ta ancak ekebildim çünkü tohum bulamadım. Başvurular var şimdiden öğrendiğim. Bu gelecek sene daha da artacak. Sadece lif için hasat yapacaksanız 98 gününüzü alıyor. Ama tohum da alacaksanız 120 gün. İlk defa yapıyoruz. Kamera sistemi kurdum. Tel örgü çektim. Bunlar hep izin aşamasındaki taahhütnamede yazan şartlar. 7-8 madde var. Herhangi bir hırsızlık olayında bize de aynı muameleyi yapacaklar. Sabaha kadar bekliyoruz. Garantili alım yok şu anda. Garantili tohum da yok. Derdimiz aslında bu. Devlet bizim gibi girişimcilerin önünü açmalı. İnovasyon devlet kontrolünde olmaz. Önümüzü açsın yeterli. İzin veriyor, tohum bulamıyoruz, tohum ithalatı yasak."  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Oya - 1 ay önce
Bravo Ulaş’cığım,
Tebrikler. Gerçekten çok zor bir iş yapıyorsunuz.
Eskiden coğrafya kitaplarında hep keten , kenevirin faydaları, kullanıldığı alanlar öğretilirdi . İnşAllah yine o güzel günler gelir , kıymeti anlaşılır . Şimdi cesaret işi oldu artık bu yaptığın . Başarılarının devamını dilerim .