Zeytin Okulu'nun kapısı herkese açık

Karaburun'da Zeytin Okulu açıldı. Zeytince Derneği kurucu üyelerinden Prof. Dr. Barbaros okulu kurarken Doğa Okulu, Matematik Köyü, Taş Mektep ve Buğday Okulu gibi kuruluşlardan örnek aldıklarını söyleyerek, 'Yöreye bilgimizi, deneyimimizi ve ilişki ağlarımızı aktarırsak yörenin canlanmasını sağlayabileceğimizi düşündük. Biz yapmayacağız ama varlığımızla burada bir değişim başlatmak istedik. Tohum nasıl etrafı değiştiriyorsa, biz de buraya tohum olmak istedik. Buna inanarak bir araya geldik' dedi

Zeytin Okulu'nun kapısı herkese açık
28 Haziran 2017 Çarşamba 10:01

Ali Budak- İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle Zeytince Derneği tarafından Karaburun'a kurulan ve Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşıyan 'Zeytin Okulu' eğitime başladı. Okulda, yöredeki zeytin üreticilerine her türlü konuda eğitim verilecek. Okul; gelen bisikletçi, yürüyüşçü, üretici ya da tüketiciler için bir dinlenme veya durak noktası olacak. Herkes, zeytinle ilgili fikir edinebilecek. Okul, aslında tam bir akademi. Farklı düşünceler, farklı yöntemler hakkında ilham veren bir yer. Okul, yaratıcı ve yenilikçi alanların insanlara kendilerini ifade edebilecekleri ve ilham alabilecekleri bir yer yaratma isteğiyle yapıldı.
Zeytin Okulu'nun herkese açık olduğunu, önceliğin zeytin olduğunu ancak diğer alanlarda da çalışma yapılacağını belirten Zeytince Derneği kurucu üyelerinden Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. R. Funda Barbaros ile Zeytin Okulu'nun kuruluş sürecini, okulun yöre halkına kazandıracaklarını, yarımadada zeytin ve zeytinyağının gelişmesi için yapılacakları ve yarımadanın tarihinin turizme dönüştürülmesi amacıyla başlatılan rotaların en önemlisini oluşturan zeytin rotasını nasıl yaptıklarını konuştuk.

*Kurduğunuz dernek çatısı altında Zeytin Okulu'nu açtınız. Okul fikrinin nasıl ortaya çıktığını anlatır mısınız?

Ekolojik yaşamı destekleme amacıyla Zeytince Derneği'ni kurduk. Dernek üyelerinin hepsi akademisyen ya da doktorasını tamamlamış kişilerden oluşuyor. Kuruluş amacımız ise bunca yıllık birikimimizi ve deneyimimizi kurduğumuz sivil toplum hareketinin okulunda toplumla paylaşmaktır. Dernek olmak önemliydi. Birikimimizi nasıl aktarabileceğimizin üzerine düşünürken en iyi bildiğimiz şey olan eğitmenlik, öğretmenlik olduğu için okulla somutlaştırmak istedik. Okul da böyle ortaya çıktı. Projeyi tamamladıktan sonra bu fikrimizi İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne sunduk. Aziz Kocaoğlu başkanlığında da proje onaylandı ve belediye okulu inşa etti. Okulda eğitim, sanat, konser, doğa kampları, anne-baba-çocuk eğitimleri gibi birbirinden farklı çok sayıda etkinlik olacak. Çocuk doğadan kendi topladığı malzemelerle yemek yapacak. Yemek yapmayı öğrenecek. Böylelikle kendini daha rahat ifade edebilecek ve aile arasında ortaklaşa iş bölümü sağlanacak. Onun dışında yöredeki üreticilere yönelik de proje yürüteceğiz.


*Burada sadece zeytin, zeytinyağı vb. konularda mı eğitim verilecek? Yoksa ekolojik yaşamı destekleyen bütün konularda mı?

Bu derneği kurma amacımız uzun yıllardır süren akademik hayatımızın birikimini ve deneyimi toplumla paylaşmaktır. Bunun için yola çıktık. Adımız Zeytince Derneği ancak sadece zeytinle ilgili de değiliz. Zeytin üzerinden yöreye ilişkin, Türkiye'ye ilişkin, insana ilişkin kısacası dünyaya ilişkin her şeyi anlayalım, aktaralım ve paylaşalım istedik. Tabii sadece zeytine de indirgersek bölgede zeytin ve zeytin ürünlerinin son derece önemli olduğunu söylemek zorundayım. Burada zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere bütün tarım ürünleri konusunda kadınlara, gençlere ve çiftçilere bilgi vermek istiyoruz. Bunun da ötesinde felsefeden sanata, müzikten spora kadar bütün alanlarda eğitim, çalıştay, konferans ve seminerler düzenleyip, yöre halkı başta olmak üzere isteyen herkesin katılımını sağlayacağız. Zaten en önemli amacımız da bu. Bölgenin kalkınmasına katkıda bulunmak istiyoruz. Ancak kalkınma çok ekonomik bir terim olduğu için kullanmaktan da kaçınıyoruz. Temelinde bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik zenginliklerini ve varlıklarının artmasına katkıda bulunmak istiyoruz.

*Yöre halkının öncelikli olacağı bu eğitimler nelerden oluşacak?

Yöre halkına tabii ki öncelikli olarak eğitim ve kurslar verilecek. Ancak onun da ötesinde Ege Bölgesi'ne, Türkiye'ye hatta dünyaya açık bir alan olacak. Buradan bütün kuruluşlar yararlanabilecek. Bu güzel mekânı alan farkı olmaksızın herkes kullanabilecek. Çalıştay, eğitim, seminer, konferans düzenlemek isteyen herkese açık olacak. Tek başına yöreye ya da yöredeki insanlara sınırlı olmayacak. Bunun dışında da burada başta tarım olmak üzere çoğu konuda eğitimlerimiz olacak. Ekolojik tarımda üretimin nasıl yapılacağı, üretim sonrası süreçlerin nasıl olacağının yanı sıra edebiyat, sanat, felsefe, müzik, spor ve diğer alanlarda da eğitimlerimiz olacak. Ana eksenin zeytin olacağı ciddi bir kütüphane de olacak. Herkes buradan yararlanabilecek. Zeytin üzerinden dünyayı ve hayatı anlamak için yola çıktık. Bu anlamlandırma sürecinde de bütün bilgilerimizi paylaşmak istiyoruz.

*Yarımadanın yanı sıra özellikle bölgede, ülkede hatta dünyada zeytin çok önemli bir ürün. Ancak bu kadar önem taşıyan zeytin sürekli tehdit altında. Özellikle son dönemde çıkarılması istenen yasa, zeytinin sonu olarak nitelendirildi. Bu konu hakkında neler söyleyeceksiniz?

Zeytin kadim bir ağaç. Dediğiniz gibi olumsuz yasa teklifleri oldu. Ancak geri çekildi ve şu anda herhangi bir sorun yok. Bizler Egeliyiz. Oturduğumuz, yaşadığımız yerdeki kültürel, sosyal, tarihsel ve ekonomik değerlere sahip çıkmak zorundayız. Bizler burada olup; bu güzelliği yaşadığımız ve paylaştığımız sürece olumsuz girişimleri önlemek için de mücadelede bulunacağız. Buradayız ve yaşıyoruz. Burası evimiz ve sahip çıkacağız. Eğitimler vererek, insanları daha da bilinçlendirip zeytin gibi ne kadar önemli bir ürüne sahip olduklarını göstereceğiz. Birileri söylemedikçe ne kadar değerli şeylere sahip olduğumuzu fark edemiyoruz. Şu anda zeytin bizlere yeni bir hayat kattı. Çocuğunu, evini, yurdunu sahiplenmek, yetiştirmek, güzelleştirmek neyse zeytine de öyle yaklaşıyoruz. Böyle oldukça kimse ona zarar veremez.


Zeytin rotasının uğrak yeri dernek binası olacak


*Bu bina öncesinde metruk bir haldeydi. Girişimleriniz sonrasında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Karaburun Belediyesi'nden destek aldınız. Bu süreç hakkında bilgi verebilir misiniz?

Özellikle bina konusunda İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karaburun Belediyesi destek oldu. Sonrasında da desteklerini sürdürecekler. Büyükşehir Belediyesi, yarımadaya ilişkin bir kalkınma stratejisi hazırlamıştı. Bu okul da kalkınma projesinin bir parçasıdır. Zaten projemizi de o çerçevede sunduk. Sadece burayı içermiyor. Bütün bir yarımadayı, İzmir'i hatta kuzeye doğru büyütülmek istenen bir strateji. Bu projenin diğer sahipleri de belediyeler. Bu strateji planı içerisinde belediye rotalar da geliştirdi. Bisiklet rotası, zeytin rotası, deniz rotası, bağ rotası gibi çok sayıda rota var. Rotanın anlamı ise alanda yer alan bu güzelliklerin herkesle paylaşılması. Yani bisikletiyle ya da yaya olarak yola çıkan gruplar rotalarda; anıt ağaçları, güzelim koyları ve denizi, çok lezzetli üzümü olan bağları keşfedebilecek. Bu çok büyük ve önemli bir proje. Dernek olarak da zeytin rotasının ortaya çıkışında ve rotanın belirlenmesinde aktif rol aldık. Zaten burası da rotanın uğrak merkezi olacak. Ziyaretçiler, burada dinlenecek, bilgi alacak, etkinliklerden yararlanacaklar. Merkezin çevresiyle buluşması için yapılan bu stratejik plan kırsal alanların sosyal, kültürel ve ekonomik tanınması ve gelişmesinde de aktif rol oynayacak. 600 kilometrelik bir rotadan bahsediyoruz. Okul, buraya gelen bisikletçi, yürüyüşçü, üretici ya da tüketiciler için bir dinlenme veya durak noktası olacak. Buraya gelen herkesin zeytinle ilgili fikir edinmesini istiyoruz. Belediye bu fikri sevdi ve bina yapımını üstlendi. Burası aslında tam bir akademi ve farklı düşünceler, farklı yöntemler hakkında ilham veren bir yer. Okul, yaratıcı ve yenilikçi alanların insanlara kendilerini ifade edebilecekleri ve ilham alabilecekleri bir yer yaratma isteğiyle yapıldı.


*Büyükşehir, bu rotalarla ve projenin tamamıyla yarımadanın tarihini turizme dönüştürüyor.

Bu rotalar konusunda Büyükşehir Belediyesi çok ciddi çalışmalar yaptı. Şu anda rotayı ve rotanın içinde barındırdığı her şeyi internetten ulaşabilirsiniz. www.yarimadaizmir.com adresinden bütün rotaların ayrıntılı bilgilerini ve Yarımada İzmir Projesi hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Bu projenin çok sayıda yolu var ve biz sadece zeytin yoluyuz. Büyükşehir Belediyesi, bu projeyle yarımadanın tarihini sürdürülebilir turizme dönüştürdü. Kitle turizmini dışarıda bırakan Belediye tarihini, kimliğini, ekolojisini ve ekonomisini sürdürülebilir turizm hedefiyle birleştirdi. Misafirlerimizin keşif etmesini bekliyoruz. Bizleri zeytince.org adresimizden takip edebilirsiniz. Bütün bilgileri sitemizden detaylı olarak alabilirsiniz.

*Kurulan derneğin daha da büyümesi ve zeytincilik alanında ülke çapında yayılması yönünde çalışmalarınız var mı?

Dernek olarak büyüme derdimiz yok ama güçlü bir tohum olmak istiyoruz. Yani binlerce kişinin dernekte faaliyette bulunması gibi bir derdimiz yok. Burada yapılan işlerin başkalarına ilham vermesini ve bunun gibi başka çalışmalara zemin hazırlamasını istiyoruz. Bizim gibi çalışan ve ilham veren yerleri gezdik ve kendimizce yol bulup Zeytince Derneği'ni kurduk. Dünyaya, hayata ve hayatın gidişatına; gelecek kuşaklara neyi miras bırakacağımıza olan merakımız sonrasında herkesin bulunduğu yerdekine sahip çıkması gerektiği kararını aldık. Bulunduğumuz yere sahip çıkınca daha güçlü olacağımızı ama diğer grup ve bileşenlerle de aramızda network olmasını istedik. Bizim gibi çalışan gruplarla iletişim halindeyiz. Daha çok ekolojiye yatkın iktisatçı akademisyenleriz. İktisadın mevcut hayatı kavrama biçiminde sorun görüyoruz. Artı değer yaratılıyor ama eşit değiliz, büyüyoruz ama gelecek kuşağa bırakacak kaynağımız yok. O zaman bunu yeniden tanımlamak gerektiğini ortaya koyduk. Ekolojik İktisat denilen alt disipline inanan ve doğru olduğunu savunan bir grup akademisyen olarak da bu okulu kurmak ve yarımadayı, bölgeyi, şehri, ülkeyi hatta dünyayı ekolojik tarıma dönüştürmek için yola çıktık.  

*Dernek olarak her şeyi kendiniz belirliyorsunuz. Zeytin Okulu'nda nelerden etkilendiniz? Çünkü burada sadece eğitim verilmeyip, yörenin değişimi ve dönüşümü için ekolojik iktisatı temel aldığınızı söylediniz.

En iyi eğitim yapabileceğimizi düşündük. Çünkü en iyi onu biliyoruz. Çiftçilik yapamayız çünkü daha önce yapmadık. Eğitimden yola çıkarak, okul kurma fikrine ağırlık verdik. Sonrasında yer olarak da yaşadığımız yer olan yarımadada karar kıldık. Karaburun, İzmir'in ekolojik değere sahip olan ancak ekonomik zenginlik açısından da henüz iyi olmayan bir bölgesi. Buraya bilgimizi, deneyimimizi ve networkümüzü aktarırsak buranın canlanmasını sağlayabileceğimizi düşündük. Biz yapmayacağız ama varlığımızla burada bir değişim başlatmak istedik. Tohum nasıl etrafı değiştiriyorsa, biz de buraya tohum olmak istedik. Buna inanarak bir araya geldik. Doğa Okulu, Matematik Köyü, Taş Mektep, Buğday Okulu gibi kuruluşlardan örnek aldık. Burada metruk halde olan ilkokulu kiralayıp, tahsisinin aldık. Kimseden bağış almadan kira gideri ve diğer giderlerimizi üyelerimizle ortaklaşa karşılıyoruz. Projeye dönüştürdük. Zeytin yolu çalışmalarını da biz yaptığımız için 'Efes-Mimas Yürüyüş Yolu çalışmalarına Zeytin Yolu ekleyelim ve güzergahı da biz belirleyelim' teklifinde bulunduk ve kabul edildi. 6 ilçe ve 7 bölgede 6 ay saha çalışmasıyla rotanın merkezini de Zeytin Okulu olarak belirledik. Burası bilgi edinme ofisi işlevini de görecek.


Sineklere kitlesel tuzaklama yapılacak


*Son dönemlerde zeytin üreticilerinin sineklerle ilgili çok ciddi sorunları var. Bu konuda çalışma yapacak mısınız?

Akdeniz Havzası'nın çok ciddi bir sorunu olan zeytin sineği burada da verimliliği oldukça düşürüyor. Geçen sene üreticiler bu konuda çok fazla şikâyette bulundu. Zeytin sineğiyle baş edemediklerini ve ne yapmaları gerektiği hakkında bilgi almak istediler. Biz de ziraat hocalarımızla görüştük. Tamamen ekolojik olan bir tuzaklama önerisinde bulundular. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Daire Başkanlığı da bu konuda destek verdi. Eğlenhoca, İnecik ve Kösedere havzası pilot bölge ilan edildi. Şu an Türkiye'nin herhangi bir yerinde böyle bir çalışma hiç yapılmadı. Havzada yaklaşık 50 bin zeytin ağacı var. Bu havzada kitlesel tuzaklama için her şey tamamlandı. Şu anda sinekler bekleniyor. Tuzaklama sırasında bu süreç başından sonuna kadar takip edilecek ve buradan akademik bir çalışma çıkarılacak. Rapor yayınlamak dışında uluslararası alanda da çalışmayı yayınlayacağız.

*İlk aşamanız verimi arttırmak için sinekten kurtulma olacak. Sonraki süreçlerde yarımadanın lezzeti için markalaşma sürecine girecek misiniz?

Sinek sorununu çözdüğümüzde verimliliği de arttırmış olacağız. Sinek sorunu çözüme ulaştığında temiz ve organik bir ürün elimizde olacak. Eğer kaynak bulabilirsek de diğer zeytinlerle karışmadan sıkımını gerçekleştireceğiz. Bunun için de havzaya özel bir sıkım yapılacak. Havzanın zeytini diğer zeytinlerle karışmayacak. Örneğin, haftanın 3 günü sadece havzanın zeytini sıkılacak ve çelik tanklarda depolanacak. Depolama alanı için de bir kaynak yaratacağız. Sağlıklı depolanan bu zeytinyağını da piyasaya süreceğiz. Çünkü elimizde altın kıymetinde bir ürün olacak. Gelecek kuşaklara bırakacağımız, hastalığını önlediğimiz ağacımız ve insan sağlığına uygun üretilmiş olan bu ürünü isteyen herkese ulaştıracağız. Bu projeyi 3 yıl içinde tamamlamayı öngörüyoruz. İlk aşamamız sineği engellemek olacak. İlerleyen zamanlarda da ürünü havzanın önemli ve güçlü bir markası yaparak, internet üzerinden de pazarlamasını yapacağız.

*Zeytince Derneği'nin üye sayısı ve yönetimi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yaklaşık 30 kişiyiz. Yatay örgütlenme modelini benimsedik. İçimizde lider, şef, kurucu, fikir annesi ya da babası yok. Her sene bir kişi başkan olacak. Başkan olma nedeni ise dernek olduğumuz için yasal olarak bir başkan belirlemek zorundayız ve bürokratik işlemlerin halledilmesi için bu şart. Başkanlık sırf bu nedenle var. Aramızda ise başkan kimliğinde özel, ayrıcalıklı kimse yok. Kararlar ortak akılla alınıyor. Birinin hayır dediği işi yapmıyoruz. Zeytin Okulu ise sadece bize ait değil. Bizim gibi bakan herkes istediği gibi buradan yararlanabilir. Aynı değerlere sahip, bulunduğu alana aynı şekilde özen gösteren insanlara açığız. Binayı isteyen herkes kullanabiliyor. Burası sürekli açık ve kendince yayılıyor.


Zeytin rotası


Karaburun Yarımadası'nın en yoğun zeytinyağı işliklerinin bulunduğu bu rotada Eğlenhoca köyünde beş, Kösedere köyünde ise altı işliği ziyaret edebilirsiniz. Eğlenhoca'da dördü terk edilmiş, biri faal toplam beş kontinü sistem zeytinyağı işliği bulabilirsiniz. Köyün meydanındaki terk edilmiş işliklerden biri, köy tarihi hakkında görsel malzemenin toplandığı bir müze şeklinde düzenlenmiş ancak resmi olarak düzenli bir çalışma saati bulunmuyor. Terk edilmiş diğer üç işlikten biri dört taşlı, diğer ikisi ise iki taşlı sisteme sahip. Köyün içinden geçerek İnecik ve Kösedere köylerine doğru devam ederseniz sol tarafta kontinü sistem ile üretime devam eden bir yağ fabrikası göreceksiniz.

Kontinü sistem yağ fabrikasını geçtikten sonra sağda İnecik sapağı yer alıyor. İnecik köyü merkezinde caminin önünde zeytin ezme taşlarını görebilirsiniz. Caminin alt tarafında bulunan terk edilmiş ilkokulun bahçesinde ise bir zeytin presi halen duruyor. Köyde ayrıca Osmanlı döneminden kalma bir tarihi çeşme de var. Geldiğiniz yoldan İnecik sapağına geri dönüp sağa yönelerek Kösedere köyüne ulaşabilirsiniz. Yol boyunca yaşlı zeytin ağaçlarını görebilirsiniz.

Kösedere köyünün içinden aşağı devam ederseniz sağlı sollu terk edilmiş zeytinyağı işliklerinin arasından geçebilirsiniz. Sol taraftaki iki yağ fabrikası, yakın bir zamanda faaliyetlerini durdurmuş. Sağdakiler ise çatıları yıkılmış, iki ve dört taşlı sistemle çalışan zeytinyağı işlikleri. Yoldan devam ederseniz anayola çıkabilirsiniz, sağa Mordoğan yönüne saptığınızda yaklaşık 500 m sonra solda Boyabağ sapağını göreceksiniz. Yaklaşık 1 km sonra arabanızı bırakıp yürüyerek devam etmeniz gerekiyor. Sola devam ederseniz Yukarı Boyabağ, güzel koyu ve mağaraları ile görmeye değer bir yer. Sağa saptığınızda ise mağaralar ile Roma villaları olduğu düşünülen kalıntıların bulunduğu Aşağı Boyabağ Koyu'na gidebilirsiniz.

Anayola dönüp sola, Mordoğan yönüne dönün; Kösedere-Eğlenhoca- İnecik sapağından Mordoğan yönüne yaklaşık 1,5 kilometre ilerleyin. Soldaki Kaynarpınar sapağından içeri girdiğinizde Yarımada'da ender bulunan, buharla çalışan zeytinyağı fabrikasının günümüze kalmış tek parçası olan bacayı görebilirsiniz.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.